{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1742 <br>KARAR NO: 2024/374<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/07/2021<br>NUMARASI: 2018/744 Esas - 2021/705 Karar<br>DAVA: Tespit<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ... vekili tarafından  istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davalı ... 'in müdürü ve ortağı olduğu dava dışı ... San. Ve Tic ltd. Şti. 'nin  davacı şirkete muhtelif zamanlarda çekler keşide ettiğini, ödeme tarihlerinde karşılığının çıkmadığını, icra takipleri ile karşılıksız çek keşide etmekten ... aleyhine davalar açıldığını, ...'in müdürü ve tek ortağı olduğu dönemde toplamda 3.000.000-TL ye varan çeklerin keşide edildiğini, davalının ... tekstil adına keşide ettiği çekleri aval olarak da imzaladığını, karşılıksız çekler yönünden yasal sorumluluktan kurtulmak amacıyla 13.4.2018 tarihinde  şirkette sahip olduğu 120.000 adet hissesini 3.000.000-TL karşılığında diğer davalı ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, müdürlük görevinin de ...'e geçtiğini,  fiili ödeme tarihleri 13.4.2018 tarihinden sonra olan  karşılıksız  çeklerden açılacak takipleri sonuçsuz bırakıp  cezalardan kurtulmayı amaçladığını, davalılar arasında yapılan  hisse devir işleminin muvazaalı olduğunu, böyle bir para transferinin hiç yapılmadığını, ... 'in tekstil sektöründe hiçbir tecrübe ve deneyimi olmadığını,  işlem sonrası ortadan kaybolduğunu,  13.4.2018 tarihli hisse devir sözleşmesinin  muvazaalı olduğunun  tespitine karar verilmesini,davanın tesbit davası olarak görülmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili, eda davası açılabilecekken tespit davası açılamayacağını davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının satış ve devrin tarafı olmadığını davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davalının zaten çok sayıda çekten yargılanıp tüm menkul ve gayrımenkullerinin haczedildiğini, ticari hayatının fiilen sona erdiğini, davacının ileriye dönük ödenip ödenmeyeceği belli olmayan çekler için hisse devrine itiraz etmesinin hukuka uygun olmadığını, davacının icra ceza mahkemesine sunacak delile sahip olmak için dava açtığını, işlerinin kötü gitmesi nedeniyle hisselerini satıp ticari hayattan çekildiğini,satış bedelinin sermaye miktarı dikkate alındığında noter tarafından matbu olarak yazılmış olabileceğini,  devralanın şirketin itibarından yararlanabilmek amacıyla çok uygun fiyata sattığını, ancak satış bedelini hatırlayamadığını, paranın eline geçmeden doğrudan alacaklılardan birine ödendiğini, muhasebe kayıtlarına ulaşıldığında bildirileceğini, ...'in tacir olup mücadele ederek şirketi kurtarabileceğini ifade ettiğini,kanunun hükmünü kötüye kullanmak fiili için şirketin faaliyetine devam etmesi, arka planda gizli bir ortak tarafından yönetilmesi ya da gerçekte borca batık olmamasının gerektiğini ancak davacının kendisinin şirketin borca batık olduğunu beyan ettiğini, çek davalarından ceza alması için davayı açmalarının haksız ve kötüniyetli olduğunun savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davalı ... yönünden taraf tacir olmasına rağmen hisse devir sözleşmesinden elde edilen hisse devir bedelinin doğrudan bir başka alacaklıya ödendiği iddia edilmiş ise de, bu meblağın hangi borçtan ötürü hangi alacaklıya ödendiği hususunda  bilgi ve belge verilmediğini, hisse devrinden yaklaşık 3 ay sonra şirketin tasfiyeye girdiğini, bunun hisse devrinden sonra faaliyette bulunma amacının kalmadığını gösterdiğini,hisse devir sözleşmesinin geçerliliği için TTK’nın 595. maddesinde öngörülen şekil şartı göz önüne alındığında davalılar arasında yapılan hisse devrine ilişkin sözleşmenin geçersiz olduğu kanaatine varılarak, yargılama sırasında vefat eden ... mirasçılarının davaya dahil edildiğine ilişkin dilekçenin davacı vekilince dosyaya ibraz edilmemiş olması nedeniyle ... hakkında açılan dava hakkında karar verilmediği, davanın kabulü ile; davalı ... tarafından diğer davalı ...'e Bakırköy ... Noterliğinin 12/04/2018 tarih ... yevmiye numaralı senet ile ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 120.000 adet hissenin devrine ilişkin sözleşmenin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespitine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, HMKnın 105 maddesinde eda davasının tanımlandığını, 106/1 de tespit davasının tanımı yapılarak, 106/2 de kanunlarda belirtilen istisnalar dışında, hukuken korunmaya değer güncel bir yararın bulunmasını, tespit davasının şartı olarak ifade ettiğini,107/3 de ise, kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir diyerek tespit davasının açılabildiği halleri sınırladığını, dolayısıyla tespit davası açma şartının bulunmadığını, tespiti istenen hususta, bir iptal telebinin bulunmaması da, manidar ve düşündürücü olmakla birlikte, dava açma şartına engel teşkil ettiğini, eda davası açılabilecekken tespit davası açılamayacağını, hak sahibi olduğunu iddia eden kişinin hakkın varlığından şüphesi yok ise, hakkın verilmesi yerine tespitini talep etmesi korunacak bir hukuki yararın bulunmadığını gösterdiğini, satış ve devrin, usulüne uygun ve gerçek olduğunu, devir bedelinin davanın esası ile ilgisi bulunmadığını, dava konusu satış ve devrin muvazaalı olduğu tespiti gerçeği yansıtmadığını, devredilen hisseler için sermaye miktarı olarak öngörülen nominal değer üzerinden hesaplama yapılarak satışın gerçekleşmesi, anılan işlemi geçersiz, muvazaalı bir işlem haline getirmeyeceğini, davacının içinde bulunduğu durum dolayısıyla sahip olduğu hisseleri satış yoluyla devretmesinin anlaşılamaz bir tarafı olmadığını, herkes tarafından bilinen bu durumun sanki bir muvazaa gibi kabul edilmesinin soyut tahminler ve yeterli araştırmanın yapılmamasından kaynaklandığını, yasal olarak, ispat yükü iddia sahibi davacıda olmasına rağmen, diğer davalının, devir işleminden 3 ay sonra tasfiye işlemlerini başlattığı tespitinin doğru olmadığını, tasfiye  işlemlerinin 7 ay sonra başlatıldığını, satış ve devrin tarafı olmayan davacının, huzurdaki davayı açmakta menfaati bulunmadığını, davalının zaten çok sayıda çekten dolayı sanık sıfatıyla yargılanmış, tüm menkul ve gayrimenkulleri haczedilmiş, ticari hayatı fiilen sona erdirildiğini, vadesi gelmeyen ve ödenip ödenmeyeceği belli olmayan bir alacak için talepte bulunamayacağını,sadece çek davalarından ceza almasını sağlamak amacıyla mezkur davayı ikame ettiklerini  kabul etmesi karşısında kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davalı şirket ortağı ...'in diğer davalıya yaptığı limited şirket hisse devrinin muvazalı olduğunun tesbitine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 106. maddesinde tespit davasıyla ilgili olarak \"Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.\" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Tespit davasında, sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir. Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir. Hukuki yarar ise, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması anlamına gelir. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan, korunan, bir yararı olmalı; hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. Eda davalarında ve inşai davalarda davacının hukuki yararının mevcudiyeti asıl iken, tespit davalarında böyle bir ön kabul söz konusu olmayıp, davacı tespit davası açmakta hukuki yararı olduğunu iddia ve ispat etmekle yükümlüdür. Dolayısıyla tespit davalarında her olayın özelliğine göre davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli, özellikle eda davası açılması mümkün olan hallerde olumlu tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmelidir. Hukuki yarar HMK'nın 114. maddesi gereği dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. (Yargıtay kapatılan 17 HD nin 2016-14242 esas,2019/4305 karar sayılı  08.04.2019 tarihli ilamı) Görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek konular için ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur.Somut olayda; davacı tarafından, dava dışı şirkette sahip olduğu hisselerini muvazalı olarak davalı ...'e devir ettiğinin tesbiti,davanın da tesbit davası olarak görülmesi istenilmiştir. Koşulları mevcut olduğunda; davacının İİK nın 277.maddesi uyarınca tasarrufun iptali, ayrıca muvazaa nedeniyle iptal davası açma hakkı var devir işleminin muvazalı olduğunun tesbiti için  tesbit davası açılmasında ve işlemin muvazalı olduğunun tespitinde güncel hukuki yararı bulunmamaktadır. Davacı tarafından açılan ceza davaları nedeniyle hukuki yararı bulunduğu kabul edilemez. Davacının istemi, ancak bir eda davasında ileri sürülebilecek niteliktedir. Davacının davalıya başvuracağı hukuki yollar, eda ve inşai dava açma hakkı var iken tesbit davası açmakta hukuki yararı olmadığından davanın reddi gerekirken, davalı ...  yönünden kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Öte yandan işlemin iki tarafı bulunduğundan ,bir işlemin muvazalı olduğunun tesbiti kararı işlemin diğer tarafı içinde kabul edildiği halde ,mirasçıları davaya katılmadan kabul kararı verilmesi doğru değildir.Ne var ki davalı mirasçısı tarafından karar istinaf edilmediğinden bu hususa değinilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle, muvazaalı olduğu ileri sürülen işlemin diğer tarafı olan davalılar zorunlu dava arkadaşı durumunda olduklarından davalının istinafı kabul edildiğinden diğer davalı mirasçıya da sirayet edeceği,istinaf nedeni yerinde görülen  davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına yapılan hata eksiklik yeniden yargılama gerektirmediğinden yeniden karar verilerek ; hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2021 Tarih 2018/744 Esas - 2021/705 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;  \"Davanın  hukuki yarar yokluğundan reddine\"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; \"Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 35,90‬-TL peşin harçın mahsubu ile kalan ‬391,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı ... vekili için takdir olunan 17.900-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ...'e ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine\" Davalı ... tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf  yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı ... tarafından yapılan 50-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e7edbd38e49c6d54","SID":"bbe86ce03352858a"}}