{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/62 <br>KARAR NO: 2024/115<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20.10.2020<br>NUMARASI: 2019/680 E. - 2020/509 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı,  davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Bankanın müvekkili şirketin kullandığı krediyi Kahramanmaraş ... Noterliğinin 19.01.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle 18.01.2018 tarihi itibariyle 127.235.51 TL üzerinden kat ettiğini, kat edilen borcun faizi ile birlikte toplam 162.548.20 TL olduğu ve bu bedelin de aylık 6.773.83 TL olarak 26.02.2018 tarihinden 27.01.2020 tarihine kadar 24 eşit taksit halinde  ödenmesi hususunda Ticari Kredi Ödeme planı yaptıklarını, müvekkilin ilk taksiti 26.02.2018 tarihinden itibaren 15.ci taksidi ise 28.06.2019 tarihine kadar toplam 104.626.67 TL olarak ödediğini, bu ödemeleri dikkate almayan davalı bankanın İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1110 D.İş  dosyası ile ihtarname ile hesabı  kat ettiğini 127.235.51 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı aldığını ve yine ihtarname ile kat edilen bedele yapılan ödemeleri hiçbir şekilde nazara almadan  59.958,46 TL faiz işletilmek suretiyle müvekkilleri aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas dosyasında  191.460,79 TL üzerinden icra takibi başlattığını, gıda sektöründe faaliyet gösteren müvekkillerinin iflasa sürüklendiğini, taşıt araçlarına haciz konulduğunu iddia ederek, icra dosyasında şimdilik 120.000 TL borçlu olmadığının tespiti ile araçları üzerindeki haczin kaldırılmasını  davalı bankanın % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Huzurdaki menfi tespit davasının kısmı olarak açıldığını, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, menfi tespit davasının kısmi olarak açılamayacağından davanın reddi gerektiğini, davanın şimdilik 120.000 TL üzerinden açıldığını, davacıların bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacı borçluların borcu ikrar ettiklerini, sonradan imzalanan ödeme planındaki vadelere  uyulmadığının dava dilekçesinde ikrar edildiğini, alacağın  varlığının bilirkişi incelemesi ile açıklığa kavuşacağını, talep edilen temerrüt faizinin sözleşmeye uygun olduğunu, delil listesinde gösterilen tanık dinletilmesi ve yemin teklifi hususuna muvafakatlarının olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.Davacılar vekilinin cevaba cevap  dilekçesinde özetle; Davalının davanın usulden reddi talebinin hukuki dayanağının olmadığını, müvekkilinin yaptığı ödeme ile söz konusu ödemeye rağmen işletilen faizin bilirkişilerce hesaplandıktan sonra varsa eksik harcın ikmal edileceğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi çektiği, ödemekte zorlandığı bu nedenle 18.01.2018 tarihinde 127.235,51 TL üzerinde borcu kat edildiğini, daha sonra tarafların faizi ile birlikte toplam 162.548,20 TL borcu aylık 6.773,83  TL üzerinden 26.02.2018/27.01.2020 tarihleri arasında 24 eşit taksit ödemeli Ticari Kredi Ödeme Planı kabul edildiğini, müvekkilinin 26.02.2018-28.06.2019 tarihleri arası 104.626,67 TL 15 taksit ödediğini, müvekkilin ödemesini dikkate almayan davalının İstanbul12.Asliye Ticaret Mahkemesinde 127.235,51 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı aldığını, yine ihtarname ile kat edilen bedele yapılan ödemeler nazara alınmadan davalının 59.958.46 TL faiz işletmek suretiyle müvekkiller hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünde toplam 191.460,79 TL üzerinden icra takibine geçildiğini, müvekkilinin hukuki yararının  yararının bulunduğunu, davalının borçluların borcu ikrar ettiği şeklindeki iddiasının tamamen hayal ürünü olduğunu, müvekkilinin icra takibine konu 191.460,79 TL tutar üzerinden  dava tarihi itibariyle davalıya asgari 120.000 TL yönünden borçlu olmadığını, bilirkişiler tarafından yapılacak hesaplama ile net şekilde belirleneceğini, davalının kusurlu ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin doğmuş ve doğması muhtemel maddi ve manevi zararlarının mevcut olduğunu, davalının % 20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi ile davalının kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle;  Kısmi olarak menfi tespit davası açılamayacağını, huzurdaki davanın kısmı olarak açıldığını ve usulden reddinin gerektiğini, dosyaya sunulan yargıtay yerleşik içtihatlarına bakıldığında menfi tespit davasının kısmi şekilde açılmayacağının görüldüğünü, sonradan imzalanan ödeme planındaki vadelere uyulmadığını, dava dilekçesinde ikrar edildiğini, hal böyleyken imzalanan ödeme planındaki  vadelere uyulmaması sebebiyle ödeme planının geçersiz hale geldiğini,  borcun tamamının muaccel olduğunu, davacının bu davayı ikame etmekte hukuki menfaatinin bulunmadığını, alacaklarının varlığının bilirkişi inceleme ile açıklığa kavuşacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Bankacı bilirkişiden alınan  rapora göre; \"14/04/2017 tarihinde davalı banka Ümraniye şubesince 200.000,00 TL tutarlı düzenlenen sözleşmeyi davacı asıl borçlu ... Tic Ltd Şti'nin borçlu sıfatıyla, davacı kefiller ... ile ... müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı,  davalı banka tarafından Kahramanmaraş ... Noterliğinden 19/01/2018 tarihli ... yevmiye sayılı kat ihtarnamesi gönderildiği, davacıların tebliğ edilen ihtarnameye göre 26/01/2018 tarihinde temerrüde düştükleri, davacılar ile davalı banka arasında varılan mutabakatla borcun yeniden yapılandırıldığı ve borçluların kat tarihinde 127.235, 51 TL olan borç tutarını kabul ettikleri, davalı banka tarafından 26/01/2018 tarihinde 128.500,00 TL ana para üzerinden yıllık %22.20 faiz oranına göre 6.772,83 TL aylık eşit taksitli 24 ay vadeli kredi açılmasının kabul edildiği, davacı şirkete açılan kredide 26/02/2018-28/06/2019 tarihleri arasında toplam 104.626,67 TL ödeme yapıldığı, taksitler ödendikten sonra kalan ana paranın 55.331,20 TL olduğu, davacı şirketin yaptığı 104.676,67 TL ödeme dikkate alınarak ve faizlendirme işlemi de yapılmak suretiyle takip tarihine göre yapılan hesaplamada davacı şirketin borcunun 69.640,74 TL olarak hesaplandığı, bu şekilde davalı bankanın takipte 121.820,05 TL fazla talepte bulunduğu, davacı şirketin dava tarihinden sonra 24/10/2019 tarihinde toplam 57.921,53 TL ödeme yaptığı, davacı şirketin davalı bankaya 14.936,61 TL asıl alacak, 1.165,73 TL işlemiş faiz ve 58,29 TL gider vergisi olmak üzere toplam 16.160,63 TL borcunun bulunduğu, bu asıl alacağa %24.00 ve değişen oranlarda TCMB tarafından tespit edilen kredili mevduat faiz oranları üzerinden faiz ve faizin % 5 gider vergisi yürütebileceği, davacıların %20'den aşağı olmamak üzere tazminat talebinin Mahkemenin takdirinde olduğu \" şeklinde rapor düzenlenmiştir.Davalı taraf her ne kadar menfi tespit davasının kısmi olarak açılamayacağı yönünde itirazda bulunmuşlarsa da takip tarihinden önce yapılan ödemeler dikkate alınarak davacıların menfi tespit davasını kısmi olarak açmasında hukuki yararı mevcut olduğundan itirazların reddine karar verilmiştir.Toplanan deliller, icra dosyası, genel kredi sözleşmesi, ihtarname, ödeme planı, yapılan ödemeler  ve düzenlenen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde;14/04/2017 tarihinde davalı banka Ümraniye şubesince 200.000,00 TL tutarlı düzenlenen sözleşmeyi davacı asıl borçlu ...Tic Ltd Şti'nin borçlu sıfatıyla, davacı kefiller ... ile ... müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kat ihtarnamesinin tebliğinden sonra borcun yeniden yapılandırıldığı ve 104.626,67 TL ödemenin davacı borçlular tarafından takip tarihinden önce yapıldığı, düzenlenen bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların  dosya kapsamına ve denetime elverişli olduğu, davacı borçluların davalı bankaya takip tarihi itibariyle 121.820,05 TL borçlu olmadığı  anlaşılmakla; taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takibine konu borçtan dolayı dava değeri olan 120.000,00 TL üzerinden  İİK 72. Maddesi uyarınca davacıların borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafından yapılan icra takibinden önce davacı tarafından davalıya 104.626,67  TL ödeme yapıldığı, buna rağmen bu miktar icra takibinde düşülmeksizin takibe geçilmesinde davalı kötüniyetli olduğundan 104.626,67  TL'nin %20'si olan 20.925,33 TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine dair...  \" gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takibine konu borçtan dolayı dava değeri olan 120.000,00 TL üzerinden  İİK 72. Maddesi uyarınca  borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyetli talepte bulunduğu 104.626,67 TL'nin %20'si olan 20.925,33 TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin harçtan muaf olduğunu, temlik eden ... AŞ'nin davacı borçlulardan olan alacağının 23.10.2020 tarihli temlik sözleşmesi ile alındığını, davacının müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyasında itirazda bulunduğunu ayrıca kısmi menfi tespit davası açtıklarını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, menfi tespit davasının kısmi şekilde açılamayacağını, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, ayrıca davacıların menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, icra dosyasına süresi içerisinde borcun tamamına itiraz ettiklerini, icra dosyasında herhangi bir haciz işleminin bulunmadığını, dava açılması için borçlunun hukuki yararının bulunması gerektiğini, takibe itiraz ile takibin durduğunu , borçlu olmadığının hemen tespitinde hukuki yararının olmadığını, davacıların menfi tespit davasından sonra dahi temlik eden bankaya bir kısım ödemelerde bulunduğunu, dosya kapsamından anlaşıldığını, davacının beyanlarının birbiriyle çeliştiğini, kötü niyetli olduğunu, temlik eden bankadan adeta kar elde etme çabası ile hareket edildiğine kanaat edildiğini, itiraz tarihinden sonra ödeme yapan davacıların genel kredi sözleşmeleri borç yapılandırma protokolü ile davacıların borçlu olduklarının sabit olduğunu, dava dışı şirket tarafından imzalanan genel kredi sözleşmesinin müşterek ve müteselsil kefilleri olduklarını, borçlu tarafından sadece iki taksitin ödeme planına uygun yapıldığını, takip eden 12 taksite ödeme planına uyulmadığına, bilirkişinin bu hususu dikkate almayarak ihlalin 15.taksitte gerçekleştiğini kabul ederek faiz ve ana para hesabını yaptığını, bilirkişinin takip sonrası faiz hesaplamasının hatalı olduğu gibi takip öncesi döneme ilişkin hesaplamanında hatalı olduğunu, taleple düzenlenen yapılandırmaya aykırı davranıldığının bizzat davacıların beyanı ile sabit olduğunu, kısmi itiraz imkanı varken borcun tamamına itiraz ettiklerini, kararın usul ve yasaya olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava dışı temlik veren ... AŞ ile davacı  ... şirketi arasında genel kredi sözleşmesinin gerçekleştirildiği, davalı gerçek kişilerin kredi sözleşmesinin müştereken ve müteselsilen kefilleri oldukları, kredi sözleşmesine dair alacağın dava dışı banka tarafından davacı şirkete temlik edilmiş olduğu konularda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacıların menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunup bulunmadığı ayrıca kısmi dava şeklinde iş bu davanın açılıp açılamayacağı, bilirkişi raporunun ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı ... Tic. Ltd şirketi ile dava dışı temlik veren ... Bankasının Ümraniye Şubesi arasında 200.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davacı gerçek kişilerin genel kredi sözleşmesini müştereken ve müteselsilen imzalamış oldukları, sözleşme tarihinin 14.04.2017 olduğu, dava dışı banka tarafından Kahramanmaraş ... Noterliğinde 19.01.2018 tarihinde keşide edilen ihtarname ile dava dışı kredi müşterisi ve davacı kefillerden sözleşme gereği hesap kat tarihi itibariyle 127.235,51 TL nakdi kredi alacaklarının bulunduğu belirtilerek söz konusu alacağın tebliğ tarihinden itibaren 24 saat içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarname ekindeki hesap özetinde ana para tutarının 120.854,09 TL olarak belirtildiği, bakiyesinin ise ferilere ilişkin olduğu, dava dışı ... AŞ tarafından kredi sözleşmesini imzalayan kredi müşterisi ve davacı kefiller aleyhine İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1110 Değişik İş sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinde bulunduğu, 31.07.2019 tarihli karar ile ihtiyati haciz talebinin kabul edildiği, davacılar  hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, icra takibi başlatıldığı, davacılar ve dava dışı şirket tarafından takibe karşı 16.08.2019 tarihli dilekçe ile itiraz ettikleri, itirazlarında, bankadan kullanılan ticari kredinin 26.02.2018 tarihinde 27.01.2020 tarihine kadar 24 eşit taksit halinde ödeme planı yapıldığı, muaccel hale gelen taksitlerin ödendiği, vadesi gelmeyen taksitlerin ise vadelerinde ödeneceğinin belirtilerek takip konusu alacakla ilgili olarak borcun bulunmadığının ifade edildiği ve davacılar tarafından 02.10.2019 tarihinde iş bu menfi tespit davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. 24.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin davalı Banka ile imzaladığı 200.000 TL.lık Genel Kredi sözleşmesi kapsamında Kredili Mevduat hesabı açıldığı ve 18.01.2018 tarihinde 127.235.51 TL. asıl alacağın ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından borcun kat edildiği, davacı tarafın gönderilen kat ihtarına herhangi bir itirazının olmadığının tespit edildiği, söz konusu krediyi davacı ... ve  ...’nun müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmeleri imzaladıkları, davacı şirketin 26.01.2018 tarihinde temerrüde  düştüğü, bu tarihte davalı Banka tarafından davacı şirkete 128.500,00 TL tutar üzerinden aylık 6.772,83 TL eşit taksitli 24 ay vadeli yapılandırma işlemi yapılarak borcun ödeme planına bağlandığı, davacı şirket tarafından  söz konusu ... no.lu kredi için 15 taksitte toplam 104.676.67 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, davacı tarafın  26.04.2019 tarihinden sonraki taksitlerin ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından davacı şirket ve davalı kefilleri hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... esas dosya üzerinden 06.08.2019 tarihinde toplam 191.460,79 TL üzerinden takibe geçildiğinin tespit edildiği, davacının yaptığı itiraz sonucu icra dosyasında alınan İhtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiği, davacı şirketin yaptığı 104.676,67 TL ödemenin dikkate alınarak ve faizlendirme işlemi de yapılmak suretiyle takip tarihine göre yapılan hesaplamada, davacı şirketin borcunun 69.640,74 TL olarak hesaplandığı, bu şekilde davalı bankanın takipte 121.820,05 TL fazla talepte bulunduğunun anlaşıldığı,  diğer taraftan davacı şirketin 24.10.2019 tarihinde toplam 57.921,53 TL ödeme yaptığının tespit edilmiş olduğu, bu tarihe göre önceki bölümde yapılan inceleme sonucu, davacı şirketin davalı bankaya  14.936,61 TL asıl alacak,  1.165,73 TL işlemiş faiz ve 58,29 TL Gider vergisi olmak üzere toplam 16.160,63 TL borcunun olduğunun hesaplanmış olduğu,  davacı asıl borçlu ve davacı kefillerin İstanbul ... İcra Müdürlüğü  ... Esas dosyasında takip tarihine göre  121.820,05 TL fazla talepte bulunulduğu, bu tarihte davacı şirketin davalı bankaya  toplam 69.640,74 TL borçlu olduğunun hesaplandığı, davacıların takip  ve dava tarihi sonrası 24.10.2019 tarihinde 57.921.63 TL ödeme yaptığı, bu tutarın takip tarihindeki borçtan düşülmesi ve faiz yürütülmesi sonucu, davacı şirketin davalı bankaya  14.936,61 TL asıl alacak,  1.165,73 TL işlemiş faiz ve 58.29 TL gider vergisi olmak üzere toplam 16.160.63 TL borcunun olduğunun hesaplandığı, asıl alacağa %  24.00 ve değişen oranlarda TCMB tarafından tespit edilen kredili mevduat faiz oranları üzerinden faiz ve faizin % 5 gider vergisi yürütülebileceği belirtilmiştir. Davacılar vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, müvekkillerinin davadaki talepleri yönünden borçlu olmadıklarının sabit olduğunu, raporun hukuka uygun bulunduğunu, müvekkilinin borcu olarak tespit edilen 16.160,63 TL'nin davanın konusu olmadığını, davalının müvekkillerinin ticarette kullandığı ve değerleri gerçek borçtan fazla olan iki aracını trafikten men ederek otoparka çektirdiğini, müvekkillerinin haksız ve hukuka aykırı fahiş ve ihtiyati haciz talebi nedeniyle iki iskender kebap dükkanı işleten müvekkillerinin mağdur olduğunu, adeta iflasa sürüklendiklerini, borcundan çok daha fazla şekilde dükkanlarında kullanılan pos makinelerinin bağlı bulunduğu bankalara ihtiyati haciz yazısı gönderilmek suretiyle pos cihazında biriken bedellerin müvekkillerine ödenmesini engelleyen davalının haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek, davanın kabulü ile tazminata karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı vekili, bilirkişi raporuyla davalıların bankaya borçlu olduklarının tespit edildiğini, kısmi dava açılamayacağını, hukuki menfaatlerinin bulunmadığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne karar verilmiştir. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.  Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Açıklanan nedenlerle, davacıların icra takibine itirazı sonrasında menfi tespit davası açmalarında hukuki yararlarının mevcut olduğu tartışmasızdır.HMK 109 maddesin de, kısmi dava düzenlenmiştir.HMK 109/1 fıkrada, talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmında dava yolu ile ileri sürülebileceği belirtilmiştir. Somut olayda, talep konusu niteliği itibariyle bölünebilirdir.  Davacıların borçlu olmadıklarını iddia ettikleri miktarı belirtmek suretiyle kısmi dava açmalarında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu sebeple de davalı vekilinin buna dair iddiaları yerinde görülmemiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporundan, temlik veren kredi kullandıran dava dışı banka tarafından  borçlu şirket ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin yeniden yapılandırılması anlaşmasına ve yapılan ödemelere rağmen alacağın tümden takibe konu edildiği ve bu şekilde davacıların borçlu olmadıkları miktar yönünden icra takibi ile karşıya karşıya kaldıkları anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu, dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçelidir.  Mahkemece, bilirkişi raporuna göre verilen kararda usul ve yasaya aykırılık tespit edilmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 6.147,90 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"08da5ed9d4c33d72","SID":"9d1b500dd4e28a9a"}}