{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2336 <br>KARAR NO: 2024/542<br>KARAR TARİHİ: 12/02/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/05/2023<br>NUMARASI: 2022/351 2023/411<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki davada Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ile  İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik  kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, \"...Davanın Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Gaziosmanpaşa Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığı, uyuşmazlığın tacir olan tarafların ticari ilişkisinden kaynaklandığı ve takip dayanağı belgenin fatura olduğu anlaşılmakla 6102 sayılı Kanun'un 5. Maddesi uyarınca; davaya bakmaya Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu ...\" gerekçesiyle görevsizlik  kararı verilmiştir. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, \"..., taraflar arasında olduğu iddia edilen ilişkiye dayalı olarak alacak talebinde bulunmuş olup  dosya kapsamına, ticaret sicil müdürlüğü ve vergi dairesinin yazı cevaplarına göre davalının tacir sıfatının bulunmadığı,  taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı...\" gerekçesiyle görevsizlik  yönünde karar vermiştir.6100 sayılı HMK'nın 2/1. maddesinde “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” hükmüne yer verilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır.  Aynı Kanun'un TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise  ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Somut olayda, uyuşmazlık, taraflar arasında münakid olan yetkili servis-bayilik  sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Dosyaya gelen yazı cevaplarına göre davalının esnaflık ve gerçek kişi tacir kaydının bulunmamaktadır. Davalı taraf her ne kadar işletme esasına göre defter tutmakta ise de, hasılatının, Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşıp aşmadığı anlaşılamamaktadır. Dosya kapsamında tamir-bakım servisi olarak faaliyet gösterilen iş yerinin, esnaf işletmesi mi yoksa tacir sıfatının kabulünü gerektirir nitelikte ticari işletmeye mi ait olduğuna dair bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Bilirkişi incelemesi sadece davacı defterleri üzerinden yapılmış olup davalı tarafça tacir olduğunun gösterir şekilde ibraz edilmiş bir ticari defter bulunmamaktadır. Takibe konu edilen miktar cüzi bir miktar olup davalı bakımından mutlak surette ticari işletmeden kaynaklı bir işe ait olduğuna dair karine teşkil eder nitelikte değildir. Davalı, cevabında, davacı  ile yaptığı anlaşma uyarınca tamir bakım servisi olarak çalıştığını, müşterilerden talep geldiğinde gerekli parçayı davacı şirketten temin ederek tamirat işini yaptığını ve sonrasında davacı ...Şirketi ile hesaplaştıklarını ifade etmiştir. Dosya kapsamında bunlardan başka bir bilgi bulunmamaktadır. İşbu sayılan bilgiler ise bedeni çalışmaya dayalı faaliyette bulunan davalının tacir sayılması için yeterli değildir.Dolayısıyla, davanın, HMK. 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinin görevi kapsamında kaldığı kanaatine varmak gerekmiştir.<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 12/02/2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ed4509e90047644","SID":"00ac9a3f2a153843"}}