{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/11 <br>KARAR NO: 2024/116<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22.10.2020<br>NUMARASI: 2020/276 E. -  2020/587 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tapu iptali ve tescil (Şirket ortaklığından kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı,  davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının kardeş olup aynı zamanda diğer kardeş dava dışı ... ile birlikte ... Ltd. Şti.’nin üç eşit oranda hissedarlarından olduğunu, şirketin akdedilen kat karşılığı arsa paylı inşaat sözleşmesi gereğince tapuda ... ili, ... ilçesi ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde inşaat yapımını üstlendiğini, karşılığında tapunun %50 karşılığı ... arsa payının yüklenici firma olan ... Ltd. Şti.’ne devredildiğini, daha sonradan şirket tarafından gerekli faturalandırma yapılmak suretiyle şirket ortaklarına inşaat hisse karşılığı çıkış yapıldığını, buna göre şirket adına olan ... hissenin, ... hisse olmak üzere iki eşit oranda dava dışı diğer ortak ... ile davalı ortağa devredildiğini, şirketin diğer ortağı olan müvekkili adına herhangi bir hisse devrinin yapılmadığını, müvekkilinin şirketin diğer ortağı olan kardeşi dava dışı ...’dan kendi payına düşen hisseyi 17.04.2012 tarihinde devraldığını, buna karşın davalının kendi üzerinde olan müvekkiline ait hisseyi devretmediğini, bu konuda davalıya keşide edilen ihtarnameden de sonuç alınamadığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki binaya ilişkin yapımından bugüne kadar tüm gelir ve giderlerin üç kardeş ortak arasında eşit olarak bölüşüldüğünü, davalı uhdesinde bulunan müvekkiline ait ... oranındaki taşınmaz hissenin bugüne kadar devrinin gerçekleştirilmediğini ileri sürerek ... ili, ... ilçesi, ... ada, ... parsel nolu taşınmazda davalıya ait ... hissenin, ... hissesinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, şirkete ait taşınmaz hissesinin 13.12.1994 tarihli şirket ortaklar kurulu kararı ile müvekkili tarafından satın alındığını ve aynı tarihte şirket hissesinin tamamını davacıya devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, davacı adına düzenlenmiş inşaat hissesi içerikli faturanın sahte olduğunu, müvekkilinin şehir dışında yaşadığından taşınmazın kirası ile ilgili işleri kardeşlerine bırakmasının ve kira gelirine ortak etmesinin taşınmaz hissesinin de davacıya devredeceği anlamına gelmediğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/9 Esas, 2017/33 Karar ve 24.01.2017 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizin 2017/577 Esas, 217/638 Karar ve 12.10.2017 tarihli kararı ile görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/12 Esas, 2018/717 Karar ve 05.07.2018 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin 2018/1736 Esas, 2020/262 Karar ve 09.03.2020 tarihli karar ile yeterli inceleme yapılmadan karar verildiği gerekçesiyle, HMK 'nm 353/1 .a.6. maddesi uyarınca, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir. Eldeki istinaf incelemesine konu karar, anılan kaldırma kararı sonrasında  verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... dava konusu taşınmazın tarafların ortak oldukları şirketten intikal etmiş olması, tarafların şirketteki hisselerinin eşit olması,  dava dışı ortak ...'ın dava konusu taşınmazdaki hissesinin bir kısmını davacıya devretmiş olması,  davacı tarafından dosyaya sunulan ve deliller kısmında ayrıntılı olarak bahsedilen tutanak ve belgelerden şirketten intikal eden taşınmazın giderlerine şirket ortaklarının eşit bir şekilde katlandıkları, yazılı delil başlangıcı niteliğindeki mesaj ve mail yazışmalarının da bu hususu desteklediği, ayrıca dinlenen tanık beyanlarının da aynı şekilde bu hususu doğruladıkları anlaşılmakla davacı tarafın davasının kabulü ile, ... ili ... İlçesi ... Ada, ... nolu parselde davalı ... adına kayıtlı ... hissenin 1/3'üne tekabul eden ... miktarlık kısmının kaydının iptali ile davacı ... adına tapu kayıt ve tesciline karar verilerek... \"   gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ili ... İlçesi ... Ada, ... nolu parselde davalı ... adına kayıtlı ... hissenin 1/3'üne tekabul eden ... miktarlık kısmının kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Varisleri  ..., ... ve ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 7 yıllık yargılama süreci sonucunda davanın kabul edildiğini, davanın hukuki niteliği itibariyle inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğunu, davacının davalı ve dava dışı kardeşiyle birlikte ortağı olduğu şirkete ait taşınmazın  hisseleri oranında ortaklara devrinin kararlaştırıldığını ancak davacının özel durumu nedeniyle davacıya ait payın davalıya ve diğer kardeşe devredildiğinin görüldüğünü, dava dışı kardeşin davacıya ait taşınmaz payını iade ettiğini buna rağmen davalının hisse devrini yapmaktan kaçındığını iddia ederek Bağcılar ilçesindeki davalı adına kayıtlı hissenin 1/3 ne tekabül eden ... miktar kısmının iptali ile adına tesciline dair  dava açtığını, asliye hukuk mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiğini, dosyanın görev nedeniyle asliye ticaret mahkemesine gönderildiğini, asliye ticaret mahkemesi tarafından yine ret kararı verildiğini, ret kararının yeniden kaldırılması neticesinde mahkemenin davayı reddetmiş olduğunu, ilk derece mahkemesinin önceki kararından bozma karşısında hiçbir hukuki dayanağı olmadan döndüğünü, mahkemenin hukuki dayanaktan yoksun zoraki yazılı delil başlangıcı sayılan evraklara tanık beyanlarını destek sayarak vahamet olacak şekilde davanın kabulüne karar verdiğini, delilsiz ve nedeni anlaşılmayan hüküm kurulduğunu, bir  ticaret şirketinin bünyesindeki gayrimenkulun hissedara devrederek pay devri yapıldığını, ticari defterleri, sahte faturaları, faturalar arasındaki oransızlıkları, Kilyos ve Yeşilköy gayrimenkullari için yapılan yazışmaları kiraya toplayan davacının şehir dışında yaşayan abisine parayı gönderdiğini, yani evrakları düzenleyenin davacı olduğunu unuttuğunu, başka mülklerle ilgili işlerin dikkate alınmadığını, kiradan pay almanın mülkiyet karinesi ve inanç sözleşmesi delili olmasının hukuken mümkün olmadığını, davalının davacının kiradan yaptığı kesintinin emeğine karşılık olduğunu ve bir kısmını geri alabilmek için dava açtığınında sabit olduğunu, tarafların kardeş olduğunu, davalının yıllardır Milas'ta yaşıyor olması nedeniyle tüm gayrimenkullerin idaresi konusunda kardeşlerine güvendiğini, yaptığı işe karşılık ve ailevi nedenlerle bir kısım kiranın kardeşine kalmasına ses çıkarmadığını, kesinti yapılan kiraların eksik ödenmesi nedeniyle davacı aleyhine 2013/123 Esas sayılı dosyasıyla Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, davada tanığın olmadığını bu nedenle yazılı delil başlangıcı değil kesin yazılı delil ile hüküm kurulması gerektiğini ancak hükümde tanıklardan birinin beyanından döndüğü, diğerinin ise zaten olaya hatırlamadığından hiç bahsedilmediğini, hangi tanığın hangi beyanına dayanıldığının açıklanmadığını, çünkü ortada hükme dayanak olacak beyanın olmadığını, tanıklardan birinin beyanından döndüğünü, diğer tanığın ise Demans sorunu yaşadığının açık olduğunu, davacı tanığının 18.08.2014 havale tarihli dilekçesiyle gerçekte ...'ın şirket sermayesinin hiçbir ilgisinin olmadığını ve diğer beyanlarda bulunduğunu, 18.08.2014 havale tarihli ...'ın dilekçesinin dosyada mevcut olduğunu ancak hükümde hiç bahsedilmediğini, yalan söylediğini itiraf eden tanığın beyanını gerekçe yapmanın hukuka aykırı olduğunu, Demans hastası olan akıl sağlığı yerinde olmayan tanığın beyanının gerekçe yapılmasının mümkün olmadığını, gerekçede davalı tarafından davacıya gönderilen 16.04.2012 18.04.2012 ve 24.04.2012 tarihli e-posta yazışmaları ve telefon mesajlarında da dava konusu taşınmaz üzerinde davacının hissesinin bulunduğunu, davalı tarafından tevil yollu kabul edildiğinin anlaşıldığının belirtildiğini, hukuk yargılamasına tevil yollu kabul kavramının girdiğini, müvekkilinin hiçbir şeyi ikrar etmediğini, Kilyos ve Yeşilköyü verirsen sana Han'da 1/5 pay veririm demiştir dediğini, bu neyin ikrarı olduğunu, takas talebinin nasıl bir ikrar olduğunu, ticari davalarda tevilli ikrar olmayıp kabul olacağını, mahkemenin kararı karşısında vatandaşın kardeşine bedelsiz olarak evinde oturmaya izin vermesi halinde evin oturan kardeşe ait olabileceğini, ihtiyacı olan kardeşine kirayı al senin olsun demenin mülkün kirayı alana ait olduğuna dair mutlak delil olduğunu, mahkemenin istinaf taleplerini incelerken dikkate almasını talep ettiklerini çünkü ...  arasında 10-15 adet ceza - hukuk- miras davasının mevcut olduğunu, taraflardan basiretli tacir gibi davranmaları gerektiğini, mahkemenin gerekçesiz ve delilsiz hüküm kurduğu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçenin ekinde, tanık ... imzalı, 18.08.2014 havale tarihli, konu olarak bilinmeyen fatura ibrazı ve yanlış yere şahit olduğunu hissetme başlığı ile ifade örneğinin ibraz edilmiş olduğu görülmüştür.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, şirket ortaklığına dayalı inançlı işlem nedeniyle tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında,  kardeş olmaları, gerek hukuk, gerek ceza ve  miras ile ilgili olarak birden fazla uyuşmazlığın mevcut olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, mahkeme kararının gerekçesinin dosya kapsamına uyup uymadığı, gerekçede yer verilen tanık ifadelerinin dosya kapsamındaki ifadelerle uygun olup olmadığı ve kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, ... ili ... ilçesindeki ... ada, ... nolu parseldeki 945 m2 yüz ölçümündeki tarla vasfındaki taşınmazın 372/1856  hissesinin ...'a ... hissesinin ...'a ait olduğu, taşınmazın tescil tarihinin 17.04.2012 olduğu, davacı ... tarafından 04.01.2013 tarihinde iş bu tapu iptal ve tescil davasının açıldığı, dava dışı tarafların ortağı olduğu ... Ltd Şirketi ile dava dışı mal sahipleri arasında Bakırköy .... Noterliğinde düzenlenen 16.07.1991 tarihli düzenleme kat karşılığı (arsa paylı) inşaat sözleşmesi imzalandığı, sözleşme konusu taşınmazın %50 nin müteahhit firmaya bırakıldığı, taksimat neticesinde söz konusu arsa payının yüklenici şirkete tapudan devrinin yapılmış olduğu, 894 ada 6 parselde kayıtlı olan tarla vasfındaki taşınmazın tapu kaydında 13.12.1994 edinme sebebi olarak ...'ın ... hisse payına karşılık 234,21 m2 mülkiyet hakkının olduğu, ...'ın ... hisse payına karşılık 189,92 m2 alana sahip olduğu, edinme sebebinin 17.04.2012 tarihindeki satış olduğu, ...'ın ise taşınmazın 95/1856 hissesi karşılığında 48,37 m2 sine 17.04.2012 tarihinde satış ile hissedar olduğu, dava dışı ... Ltd  Şirketi tarafından davacı ... adına 31.12.1994 tarihli 115.000.000 TL karşılığında inşaat hissesi açıklaması ile fatura düzenlenmiş olduğu, dava dışı... Ltd şirketinin 23.01.2012 tarihli ortaklar kurulu kararında tasfiyenin sonuçlandığı belirtilerek şirketin 07.12.2010 tarihinde tasfiyeye girdiği ve tasfiyenin sonuçlandığı hususuna yer verildiği, ortak olarak ... ve ...'ın imzasının yer aldığı, tasfiye memurunun ... olduğu, bu hususun 30.01.2012 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmiş olduğu, şirketin kuruluşunda şirket hissedarlarından ...'ın şirketti mevcut 336 adet hisse karşılığı sermayesini Bakırköy .... Noterliğinden ...'a devir ettiği, 09.12.1994 tarihli hisse devir temlik sözleşmesinin yer aldığı, ... ili ... ilçesindeki ... ada ... nolu parselin 460/1850 hissesinin ... Ltd Şirketine kayıtlı iken 13.12.1994 tarihinde ... adına tapuda tescil edilmiş olduğu, şirketin 14.12.1994 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirkete ait ... ili ... ilçesindeki arsanın ... hissesinin ...'a satılmasına dair karar alındığı, karar sonrasında tapudaki devir işleminin gerçekleştirilmiş olduğu, taşınmazla ilgili olarak ticari risk poliçesinin davacı ... tarafından sigorta ettirildiği, sigortalı olarak ise poliçede ... - ...'ın gösterilmiş olduğu, sigorta pirimini ödeyenin ... olduğu, buna ilişkin dekont örneklerinin mevcut olduğu, taraflar arasında mail yoluyla ile gönderilen dekont örneklerinin mevcut olduğu, davalı ... tarafından 04.10.2012 tarihli adi yazılı yetki belgesi ile ... nolu tapuda ... hisse ile adına kayıtlı olan adresteki iş merkezindeki sahip olduğu 234,21 m2 alanda ... ve ... tarafından tahsil edilen  kiraların hissesine düşen miktarını almaya Av. ...  yetkilendirildiği, Av. ... yetkisinin kaldırıldığının belirtildiği, ... imzalı 01.08.2012 tarihli talimat başlıklı yazı ile kira bedellerini tahsil etmeye ve teslim etmeye avukatın yetkilendirilmiş olduğu, Av. ... ve ödeme yapan ... imzalı 23 Ekim 2012 tarihli adi yazılı ve el ile yazılmış olan  belgede ... iş merkezinin Ekim 2012'de toplanan kira bedellerinin toplam 24.100,00 TL olduğu, ..., ..., ...a hisseleri oranında 8.000,35 TL genel giderler düşülerek ... tarafından kendilerinin vekillerine verildiğine dair ifadelerin ve  imzaların yer aldığı, aynı şekilde Eylül 2012 hesabı ve diğer aylara ilişkin olarak hesaplarla yapılan masraflara dair tutanakların olduğu, 13.06.2012 tarihinde taraflar ve dava dışı ... tarafından Bağcılar Belediye Başkanlığına hitaben dilekçe  yazıldığı, yazıda malik oldukları ... ada ... parselde bulunan arsa üzerindeki binanın 2013 yılı itibariyle emlak vergisi ödemelerinin müştereken onayladıkları birimlerin metre karelerine göre her bir mükellefe göre taksim edilmesinin talep edildiği, dilekçe ekinde, bina ruhsat fotokopisi, ...'a ait tapu fotokopisi ve müşterek onaylı birim taksim planının mevcut olduğunun belirtildiği, dava dışı ... Ltd Şirketinin 16.12.1988 tarihli ana sözleşmesinde, şirket kurucularının 335 hisseye karşılık ..., ... ve ... hisseye karşılık ... olduğu, 16.12.1986 tarihinde noterde tasdik etmiş olduğu, davacı tarafça 31.08.2012 tarihinde Bakırköy .... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin davalı adına keşide edildiği, ihtarnamede 09.01.2012 tarihi itibariyle ortağı oldukları ... Şirketinin tasfiye olarak kapandığı ancak ... tarafından şirket adına kat karşılığı olarak alınıp inşaatı yapılan ... ili ... ilçesi ... ada ve ... parselde bulunan ... geçen taşınmazın 1994 yılında inşaatının bitiminden sonra ...'ın kendisine şirket ortakları kararı ile 13.12.1994 tarihli belgelerle biten inşaatın tamamının adlarına faturalandırıldığını, tarafına düşen tapu hissesinin şirket adına ... tarafından kendisine bilahare devredildiği, buna ilişkin süre verildiğini, şirketin tasfie olmasına rağmen kendisine düşen taşınmaza ait tapu hissesinin defalarca talep etmesine rağmen bahanelerle halen devredilmediğini belirttiği, davalı ... tarafından davacıya Gaziosmanpaşa .... Noterliğinde 19.09.2012 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği, ihtarnamede muhatabın 31.08.2012 ihtarnamesini kabul etmediğini, ihtarnamede bahsedilen gayrimenkulun %50 hissesinin tarafına ait olduğu, tapu kayıtları incelendiğinde bu hususun açıkça görüleceğini, herhangi  bir devir borcunun olmadığı gibi aralarında konuya ilişkin yazılı veya sözlü satım veya hisse devrine ilişkin herhangi bir sözleşmenin olmadığını, iddiaların gerçekten uzak haksız ve mesnetsiz olduğunu, ... Ltd Şirketinden 16.12.1994 tarihinde hesaplarını yaparak borçsuz bir şekilde ayrıldığını beyan ettiği,  Bakırköy ... Noterliğinde 31.10.2012 tarihli davacı tarafça düzenlenen ihtarnamede muhatabın davalı olduğu, ihtarname içerisinde muhatabın göndermiş olduğu 10.09.2012 günlü yazıda bahsedilen gayrimenkul ile İstanbul Yeşilköy ve Bağcılar/Çiftlikteki gayrimenkullerin kendisine verilecek hisselerini şirket ortaklarından ...'ın verdiği 16 Aralık 1994 tarihinde şirketten ayrılıp sonradan geri geldiğinden tapuların emaneten verildiği, diğer ortak ...'ın kendi hissesine düşen miktarı verdiği bildirilmiş olan faturaların şirket gayrimenkullerinin devrinde kime tapu verilecekse ona kesildiği ayrıca Milas ilçesi Güllük bölgesindeki binanında kendisine devredileceğini, gayrimenkullerin satılması halinde dava açacağını, aralarındaki olayların şahitlerinin ise kendileri ile ...  aile fertleri ile anneleri ... olduğunu belirttiği ve davacının 22.01.2013 tarihinde iş bu davayı açmış olduğu, dava tarihinden sonra davalı tarafça Gaziosmanpaşa ... Noterliğinde 07.02.2013 tarihli davacı ve dava dışı ... adına ihtarnamenin keşide edildiği, ihtarnamede, muhataplar tarafından kiraya verilmek üzere  tahsil edilen aylık net 24.100,00 TL olduğu ifade edilen kiralardan hissesine düşen toplam kiraların 1/2'sinin ayrıca eksik ödenen ve hiç ödemeyen kiraların gönderilmeyen kontratların tarafına veya vekiline gönderilmesinin talep edildiği, 29.01.2013 tarihli dilekçenin davalı ... tarafından Bağcılar Belediye Başkanlığına sunulduğu, dilekçede ... ada 6 nolu arsa üzerindeki binasına diğer hissedarların sahte imzasını kullanarak 13.06.2012 tarihinde diğer maliklerle birlikte bilgisi dışında numara taksim konusunda bilgi verildiğini, dilekçeyi kabul etmediğini, sahte dilekçenin eline geçtiğini belirttiği, 02.11.2012 tarihli davalı tarafça dava dışı ... adına gönderilen ihtarnamede kiracısı oldukları iş merkezi adresindeki iş yerinin 1/2 maliki olduğunu, kardeşleri ... veya ... ile 1/2 şahsına ait iş yerinin kiralanması hususunda kira sözleşmesinin akdedildiği, şahsi ile hukuki işlemlerde herhangi bir işlem yapmaya yetkilerinin olmadığının ihtaren bildirildiği, dava dışı ... davalı tarafça ile gönderilen ihtarnamede de benzer ifadelere yer verildiği yine dava dışı başkaca kiracılara da aynı tarihli ihtarnamelerin gönderildiği ve ayrıca davalı ... tarafından davacı ve dava dışı ... hakkında 07.12.2012 tarihinde 109.235,00 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibinin başlatılmış olduğu, 23.10.2012 tarihli ihtarnamede ise müşterek hisseli oldukları iş merkezinde muhataplar tarafından kiraya verilmek suretiyle tahsil edilen kiralardan 1/2 ve ayrıca eksik ödenenlerin ödenmesinin davacı ve dava dışı ...'dan talep edildiği, taraflar arasında çok sayıda ihtarnamelerin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece taraf delilleri dosyaya ibraz ve celp edildikten sonra tanıklar dinlenerek bilirkişi raporları alınmıştır. Davacı tanığı ... 16.09.2014 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; beş çocuğu olduğunu, ... isimli üç oğlunun olduğunu ,bunların çocukluktan beri birlikte çalıştıklarını, nalburiye üzerine babaları ile birlikte çalıştıklarını, Bağcılar'da arsaları olduğunu, üzerindeki evde kendisi ve çocuklarının oturduklarını, iş yerinin Sultanahmet'te olduğunu, Bağcılar'da oturdukları evin altında dükkan olduğunu, babalarının zamanında çocukların beraber çalıştıklarını, kazançlarının ortak olduğunu, fazlaca bir şeylerinin olmadığını, babaları ölmeden önce bir iş hanının olduğunu, herhangi bir kavgalarının olup olmadığını bilmediğini, hepsinin aynı yerde oturduklarını beyan etmiştir. Davacı tanığı ... 06.05.2014 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; babalarının sağlığında birlikte beş katlı bir binada oturduklarını, dört katını ayrı ayrı kullandıklarını ,birinci katını mutfak şeklinde birlikte kullandıklarını hatta yedikleri yemeğin bile aynı tencerede piştiğini, ayrıca kardeşleri ve babasının birlikte ticaret yaptıklarını, 1987 yılında babasının ayrıldığını ve emekli olduğunu, daha sonra üç kardeşin şirket kurduklarını, çocuklar büyüdükten sonra ayrılma kararı verdiklerini, hep birlikte oturdukları beş katlı binanın davalı ile kendisinin üzerine müşterek tapulu olduğunu, davalının kendi hissesini başka birine sattığını, daha sonra sattığı kişinin tahliye davası açtığını ve izale-i şuyu davası açtıklarını, 1994 senesinde inşaat yaptıklarını, arsa sahibi ile yapmış oldukları anlaşmaya göre kalan tapunun yarısını kendisinin aldığını, yarısının da davalıya şirket üzerinden devrettiğini, şirketin üstünde herhangi bir şey kalmadığını, seneler geçtikten sonra davacının kendisine düşen hissesini istediğini, paylaşma sırasında davacının bir takım evlenme/boşanma gibi ailevi nedenler ile diğer taraftan da devir sırasında stopaj ve hesap işlemlerindeki karmaşadan dolayı davacıya herhangi bir şey vermediklerini, kendisinin ...'in hissesini devir ettiğini, davalının başka bir yerden davacıya vereceği hisseye karşılık iki daireyi sattığını ancak parasını ne yaptığını bilmediğini, 2012 yılında davalının birden eşyalarını toplayarak kaçtığını, Milas ilçesine gittiğini,  zamanında hepsinin malı olmasına rağmen tapunun davalı üzerine olduğunu, onları devir ettiğini, satışa çıkarmış olduğunu gördüğünü, davacının davaya konu yerde hakkının bulunduğunu, kira gelirlerinden herkesin payına düşeni aldığını, faturalandırmanın ise şirketteki paylara göre yapıldığını, Tanık ...'ın dosyaya ibraz etmiş olduğu 18.08.2014 havale tarihli dilekçesinde; kendisinin şahit olarak yanıldığını, mahkeme sırasında  davacı avukatı tarafından faturadan bahsedildiğini konuyu anlamadığını, 2008 yılında emekli olduğunu ve şirketten ayrıldığını, şirket kapandıktan sonra içinden gelerek davacıya gayrimenkul vermek istediğini, davalının karşı çıkmasına rağmen kendisinin hisseyi  vererek vicdanen rahatladığını,  gerçekten davacının şirket sermayesi ile hiçbir alakasının bulunmadığını, bu faturayı sorduğu zaman davacı ve eşinin merdiven altında ararken bulduk dediklerini, bunun kendisi açısından inandırıcı olmadığını, bu aşamadan sonra konunun kendisini ilgilendirmediğini beyan etmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davacı tarafça dava dışı tanık ...'a Bakırköy ...Noterliğince düzenlenen 04.08.2014 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği, ihtarnamede annelerinin Temmuz 2012 tarihinden beri 15 gün arayla dönüşümlü olarak kendilerinde kaldığını, 09.05.2014 günü yapılan görüşmede annenin sağlık sorunlarının bahane edilerek huzur evine verilmesinin önerildiğini, bu isteğin kendileri tarafından kabul edilmediğini, bu süreç sonrasında kendi evinde annesinin sürekli kalacağının ifade edildiği ve bir kısım beyan ve iddialarda bulunulduğu, ihtarname tarihinden sonra tanık ...'ın tanıklıkla ilgili beyanına  dair açıklamayı içerir dilekçesini ibraz ettiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça, davacı hakkında sahte özel belgeyi bilerek kullanma, özel belgede sahtecilik iddiası ile şikayette bulunulmuş ve Bakırköy 25.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/67 Esas, 2015/277 Karar ve 28.05.2015 tarihli kararı ile tarafların öz kardeş oldukları ve ... Ltd. Şti. İsimli firmada hissedar olup faaliyette bulundukları, fiilen firmanın sanık ... tarafından yönetildiği, şikayetçi olan ... adına sahte imza atarak firmayı tasfiye ettiği belirtilerek iddia edilmiş ise de alınan bilirkişi raporunda sonuç itibariyle ortaklar kurulu karar metinlerinden taraflara ait imzalar ile mevcut imzaların aynı elden çıkmış olduklarını gösterir nitelikte grafolojik ilişki kurulamadığı, gerekçeleriyle beraat kararı verilmiştir. Beraat kararı temyiz edilmeksizin, 15.06.2015 tarihinde kesinleşmiştir. 08.10.2013 tarihli teknik bilirkişi raporunda; dava konusu ... ili, ... İlçesi, ... ada, ... nolu parsel, ... İlçesi, ... mahallesi, No:... Bağcılar / İstanbul adresinde bulunduğu,  parselin Bağcılar caddesine cepheli olduğu, parsel üzerinde 6 katlı ... İş Merkezi adı ile kullanılmakta olan binanın mevcut olduğu, dava konusu olan ... ili, ... İlçesi, ... ada, ... nolu parsel, ... ilçesi, ... mahallesi, No:.. Bağcılar / İstanbul adresinde bulunduğu, davalı ...'ın, dava konusu ... Ada, ... Nolu parsele 460/1856 hisse oranı ile sahip bulunduğu belirtilmiştir.25.12.2013 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Dava konusu ...,...,... Caddesi,No:... adresinde yer alan,tapuda ... ada, ... parselde kayıtlı butunan ... İş Merkezi'inde ve dosyada yapılan inceleme neticesinde tespit edilen hususlar yukarıda belirtilmiş,karar doğrultusunda, taşınmazın dava tarihi olan 04.01.2013 tarihinde tamamının değeri 7.668.880,78TL olarak, tapu kayıtları esas alınarak davalıya ait hisse bedetinin 1.990.692,43TL olarak hesap ve tespit  edildiği belirtilmiştir.  05.09.2015 tarihli bilirkişi raporunda; İnançlı İşlem nedeniyle tapu iptali ve tescil talebiyle açılan davanın HMK, Borçlar Kanunu ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararı çerçevesinde değerlendirildiğinde, dosyanın incelenmesinde, taraflar arasında yazılı bir inanç sözleşmesi olmadığının görüldüğünü, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 1945/20 E., 1947/6K. Sayılı 05.02.1947 tarihli kararıyla “Sonuçta oylara başvurularak yukarıdaki sebeplere binaen namı müstear davalarının mesmu ve yazılı delil ile ispatı caiz olduğuna” karar verilmiş olduğu,  bugüne kadar Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da inançlı sözleşmenin varlığının yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, Yargıtay'ın, temel ilişkinin varlığına delalet eden bir yazılı delil başlangıcının varlığı halinde, dava konusunun ispatı için tanık dinlenebileceği şeklindeki kararlarının istikrar kazandığı, emsal Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2008/3953E, 2008/4904K sayılı ilamında, “05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona ( inanana ) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kamıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre taraflar kardeş olsalar dahi iddianın tanık sözleriyle kanmıtlanma  olanağı yoktur. Fakat; yazılı bir delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.” şeklindeki gerekçesiyle, bahsi geçen İçtihadı Birleştirme kararının istisnasını açıkça ortaya koyduğu, dosyaya suret olarak ibraz edilen kroki, paylaşım planı altındaki imzaya itiraz edilmediği anlaşılmakla, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2011/ 15421FE, 2012/512K. Sayılı “..«İnanılan kişi olan davalı, arsada 4/160 hissenin .... mirasçıları olan davacılara ait olduğunu kabul etmiştir 29.11.1995 tarihli mukavele başlıklı belge sözü edilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge niteliğindedir. ... Mirasçılarının imzasının bulunmaması, taraflar arasında inanç ilişkisinin var olmadığını göstermez. Davalı taraf belge altında imzayı da inkar etmemiştir. İnanılanın imzasını taşıyan ve imzası inkar edilmeyen fotokopi belge yazılı senet olarak kabul edilmelidir. Bu durum karşısında taraflar arasında inanç ilişkisinin varlığının kabulü....” ilamı ile kabul edildiği şekliyle, aynı nitelikte ve kuvvette delil olarak değerlendirmek hususunda takdirin  mahkemede olduğu, yine aynı belgenin, tanzim tarihinin yerleşik Yargıtay - İçtihatlarında inanç sözleşmesi'nin en geç devir tarihinde yapılmış olması gerektiği yönündeki görüşü göz önüne alınarak araştırılması gerekece/ği/)“, davalı tarafça, davanın zamanaşımına uğradığı itirazında bulunulmuş ise de, dava konusu inançlı işlemler konusunda istisnai bir düzenleme bulunmadığından, B.K. md 146 gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımının Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2003/5267 E, 2003/8127 K sayılı ilamında da açıklandığı üzere “.. 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcının, dava konusu taşınmazın davalı tarafından kendisine verileceği ümit ve inancının sona erdiği tarihten itibaren hesaplanması gerekir...” bu nedenle, huzurdaki davaya konu  olayda, zamanaşımının davalının Gaziosmanpaşa ... Noterliği'nin 19,09.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini tebliğ edildiği tarihte, taşınmazın kendisine verileceği inancının sona erdiğinin kabul edilebileceği, dosyaya ibraz edilmiş olan ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin yapılmamış olduğu dikkate alınarak, 1994 yılında 6762 sayılı Türk ticaret Kanunu'nun yürürlükte olduğu, 6762 sayılı TTK 69/2 maddesi delaletiyle defteri tutan lehine delil olamayacağı belirtilmiş olup, dosyaya ibraz edilen ticari defterlerdeki faturalardan birinin davacı ... adına, diğerinin davalı ... adına kesilmiş olduğu, ticari defterlerin birbirlerini teyit ettikleri, faturaların her iki taraf lehine delil oluşturdukları, avalı tarafından sahte imza nedeniyle yapılmış olan şikayetlerin, HMK 214. Maddesinde “Belgenin sahte olmadığına dair hukuk mahkemesince verilen karar kesinleştikten sonra, söz konusu belge hakkında ceza mahkemesinde de sahtelik iddiası dinlenmez. Ceza mahkemesince belgeyi düzenleyen hakkında ceza verilmesine yer olmadığı ya da beraat kararı verilmiş olması, hukuk mahkemesinin belgenin sahteliğini incelemesini engellemez.” şeklindeki hüküm gereğince, sahteliği iddia olunan belgeler hakkında ceza mahkemelerince verilmiş kararların celbedilerek, huzurdaki davaya delil olarak bildirilmiş ve bir ihtimal hükme esas alınacak belgelerin akıbetinin tespit değerlendirilmesinin uygun olacağı, yukarıda arz ve izah edilenler çerçevesinde, huzurda açılmış olan tapu iptali ve tescil davasında, dava konusu taşınmaz hakkında taraflar arasında sözlü inanç sözleşmesinin varlığının kabul edilebileceği, davanın konusu itibariyle 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımının başlangıcının davalının hisse devri yapmayacağını beyan ettiği Gaziosmanpaşa ... Noterliği'nin 19.09.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin tebliği olarak kabul edilebileceği, bu inanç sözleşmesinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre dosyaya ibraz edilmiş kroki ile delil başlarıgıcı şeklindeki belge ispat edildiğinin kabul edilebileceği, bu belgeye yönelik münferit olarak sahtelik iddiasında bulunulmadığı, ancak mahkemece aksi yönde bir değerlendirme yapıldığı takdirde, HMK 211 ve 214. Maddeleri çerçevesinde gerekli araştırmalar yapılarak, kroki olarak tanzim edilmiş belgenin delil niteliği takdirinin mahkemeye ait olduğu, mahkemece varılacak sonuca göre, dinlenmiş olan tanık ...'ın beyanlarının delil başlangıcını (kroki) tamamlayıcı nitelikte olduğu, sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 16.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda; ... Limited Şirketinin davalı ... adına tanzim ettiği 13.12.1994 tarih ve ... Sayılı faturasının ... İli ... İlçesi,... köyünde bulunan, Tapuya ... pafta,... Ada... Pasel numarası,... hisse ile ... Limited Şirketinin adına kayıtlı tarlanın satışı ile ilgili olduğu, yevmiye defterine hasılat olarak kaydedildiği, hasılat bedelinin raporumun hesap incelemesi  bölümünün mükellefin KDV. beyanı bölümünde özeti belirtilen Aralık 1994 dönemi Katma Değer Vergisi beyanının matrahına dahil edildiği nedeniyle eleştiri konusu yapılacak bir durumunun olmadığı, ... Limited Şirketinin davacı ... adına tanzim ettiği 31.12.1994 tarih ve 904064 Sayılı faturası her ne kadar raporumun yukarıdaki bölümlerinde belirtildiği üzere yasal defterlerine kaydedildiği,üzerinde yazı bedeli ... Limited Şirketinin Aralık 1994 dönemi Katma Değer Vergisi  Matrah beyanına dahil edilmiş ise de,raporumun yukarıdaki bölümlerinde ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere karşılığında herhangi bir taşınmaz hissesi devri söz konusu olmadığından sahte belge olarak değerlendirmek gerektiği, ancak raporun 3.B-3 kısmında izah edilen nedenlerle muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olarak değerlendirilmesi, gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçeye istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.Bilindiği gibi, inanç sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iradelerine uygun bulunduğu için, onlara karşılıklı borç yükleyen ve alacak hakkı veren geçerli sözleşmelerdir. Anılan sözleşmelerde, taraflar, sözleşmenin kendilerine yüklediği hak ve borçları belirlerken, inançlı işlemin sona erme sebeplerini; devredilen hakkın inanılan tarafından inanana iade şartlarını, bu arada tabii ki süresini de belirleyebilirler. Bunun dışında, akde aykırı davranışın yaptırımına da sözleşmelerinde yer verebilirler. Buna dair akit hükümleri de Borçlar Kanununa aykırılık teşkil etmediği sürece geçerli sayılır.İnanç sözleşmesine ve buna bağlı işlemle alacaklı olan taraf, ödeme günü gelince alacağını elde etmek için dilerse; teminat için temlik edilen şeyi \" ifa uğruna edim \" olarak kendisinde alıkoyabileceği gibi; o şeyi, açık artırma yoluyla veya serbestçe satıp satış bedelinden alma yoluna da başvurabilir. Bu sonuçlar kendine özgü bu akdin tabiatında mevcuttur. Sözleşme ile öngörülen ifa süresi içerisinde, sırf sözleşmeyi imkansız kılmak amacıyla muvazaalı olarak yapılan temliklerin yasal koruma altında tutulamıyacağı izahtan varestedir. Meri hukuk sistemimizde her hangi bir düzenleme olmamasına karşın; inanç sözleşmelerinin, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde uygulama yeri bulan kendine özgü bir müessese olduğu, Öğreti ve uygulamada kabul edilegelen bir olgudur. İnanç sözleşmelerinin tarafları arasında, onların gerçek iradelerini ve akitten amaçladıklarını yansıtması bakımından geçerli olduğu; taraflarına Borçlar Kanunu çerçevesinde nisbi haklarını talep etme olanağını verdiği tartışmasızdır. Burada üzerinde durulması gereken husus, taşınmaz mallar yada şekle bağlı akitlerde, inanç sözleşmelerinin ne gibi hukuki sonuç doğuracağıdır. Diğer bir anlatımla, sözleşmede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde, taşınmaz mülkiyetinin naklinin sebebini oluşturup oluşturmayacağıdır. Bilindiği üzere; uygulamada mesele, 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir.  İçtihadı Birleştirme kararının sonuç bölümünde ifade olunduğu üzere, inançlı işleme dayalı olup dinlenilirliği kabul edilen iddiaların isbatı, şekle bağlı olmayan yazılı delildir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan bu belgenin sözleşmeye taraf olanların imzasını içermesi ve en geç sözleşme konusu işlem tarihinde düzenlenmiş olması gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme kararının kapsamının genişletilmesi, hem de taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz. Belirtilen bu düşünceler Dairenin yerleşik uygulamasına yansıdığı gibi Hukuk Genel Kurulunca da benimsenmiştir. (HGK.28.12.2005 tarih 2005/14-677-774) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2007/1-756 Esas, 2007/848 Karar ve 14.11.2007 tarihli ilamı)Somut olaya gelince; çekişme konusu ... parsel sayılı taşınmazın % 50  payının tarafların ortağı olduğu dava dışı ... Ltd. Şti. ile dava dışı gerçek kişiler arasında düzenlenen, düzenleme kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, dava dışı, sonradan tasfiye sonucunda terkin edilen ... Ltd. Şti. Adına ... hisse olarak tescil edildiği, 13.12.1994 tarihinde ise davalı ... adına satış yoluyla ... hissesinin ve dava dışı ...'a 460/1850  hissesinin tescil edilmiş olduğu, dava dışı ... tarafından kendisine intikal eden hissenin davacının olduğunu kabul ettiği, ... oranındaki hisseyi dava tarihinden önce 17.04.2012 tarihinde davacı adına tapuda devir ettiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı tarafça imza inkarında bulunulmuşsa da 13.06.2012 tarihli  tarafların ve dava dışı ...'ın imzasını taşıyan, Bağcılar Belediye Başkanlığına hitaben düzenlenen belge 13.06.2012 tarihinde taşınmazın tapudaki devir tarihinden sonra düzenlenmiştir. Diğer taraftan, tarafların ortağı olup tasfiye sonucunda terkin edilen dava dışı limited şirkete ait yevmiye defteri ve ilgili belge fotokopilerinden ve ayrıca taşınmazın tapuya tescili ile ilgili olarak hissedarlar tarafından dava dışı şirket için inşaat hissesine dair ödenen 31.12.1994 tarihli fatura örneklerinden, tarafları arasındaki mail yazışmalarından, tanık beyanlarından, şirket ortaklar kurulu kararlarından, dava tarihine kadar dava konusu parsel üzerine yapılan ve taraflarca da kullanıldığı anlaşılan ve kısmen kiraya verilen taşınmaz kiralarının alımı ve paylaşımı ile ilgili olarak davacı ve ödemeyi alan davalı avukatı arasında gerçekleştirilen el yazılı   tutanaklar  ve tüm dosya kapsamından, içtihadı birleştirme kararı ve emsal Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, dava konusu taşınmaz hissesinin davalı tarafa inançlı işlem sonucu  tescil edilmiş olduğu, taraflar arasında sözlü inanç sözleşmesinin gerçekleştirilmiş olduğu, dosya içerisindeki taraf imzalarını taşıyan belge örnekleri ve tanık beyanlarından ispat edilmiş olduğu kanaatiyle, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı mirasçıları vekili tarafından tanık ...'ın beyanından döndüğü ve gerekçede bu hususa yer verilmediği belirtilmiş ise de yukarıda ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere, adı geçen tanığın önceki beyanı sonrasında, dava dışında düzenlenerek dosyaya ibraz edilmiş olan yazılı beyanının sonuca etkili olmayacağı kanaatine varıldığından, aksine iddialar yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı mirasçılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı mirasçılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 32.429,70 TL nispi istinaf karar harcının davalı mirasçılardan tahsiline,3-Davalı mirasçılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.01.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76dcf33201a69c0a","SID":"505077da004dd729"}}