{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/311 <br>KARAR NO\t\t: 2024/265<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/12/2023 (Talep) - 07/12/2023 (Ara Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2023/985 Esas (Derdest Dosya) <br>DAVA\t\t: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>TALEP\t\t: İhtiyati Tedbir<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 15/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2023 ara karar tarihli ve 2023/985 Esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı dava dilekçesinde özetle; Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/79 Esas sayılı dava dosyasında “Uyuşturucu Madde İthal Etmek” suçundan sübut bulan eylemi sonucunda davalının 16 yıl 8 ay hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, müdürlük görevine devam ettiği esnada ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi halinde dava dışı şirketin ciddi zararlara uğrayacağını; dava dışı şirkete karşı şirket müdürü olan davalının babası ve şirketin eski ortağ ... tarafından dava açıldığını, bu davada şirket aleyhine tavır sergilendiğini, davalının bu davada cevap ve delil dilekçesi vermek gibi işlemleri sürüncemede bıraktığını, ayrıca davalının şirketi temsilen 22/11/2023 tarihli duruşmaya katılmadığını, söz konusu davada şirketin sadece kendisi tarafından temsil edildiğini; dava dışı ... ve davalı ... aleyhine, davalının babası olan (şirket eski ortağdı) ... tarafından genel kurul kararının butlanı/iptali ile hisse devri işleminin iptaline, ...'ın dava dışı şirketin ortağı olduğunun tespitine ilişkin dava açıldığını, söz konusu dava dilekçesine karşı şirket adına cevap dilekçesi verilmesi, beyanda bulunulması, delillerini bildirebilmesi için şirketi temsilen şirketin avukatı olan Avukat ...'e bildirimde bulunulduğunu ancak davalı ... tarafından Avukat ...'in temsil etmesine “çıkar çatışması” bulunduğu gerekçesiyle muvafakat edilmediğini, davalı tarafından avukata muvafakat verilmediğini,  davaya karşı cevap dilekçesinin hazırlanması aşamasında hiçbir çaba gösterilmediğini hatta cevap dilekçesi ve delillerin bildirilebilmesi aşamasında dosyanın sürüncemede bırakıldığını; davalı tarafından şirket adına kayıtlı kredi kartlarından şahsi harcamalar yapıldığını, davalı tarafından bu kredi kartlarının kart borçlarının ödenmediğini ve bu nedenle bankalar tarafından şirket ile iletişime geçildiğini, dolayısıyla şirket kredi notunun ve bankalar nezdindeki kredi güvenilirliğinin olumsuz etkilenmemesi adına davalının kullanmış olduğu kredi kartlarının ödemesinin şirket kasasından yapıldığını, şirketin yarı oranında ortağı ve müşterek yetkili müdürü olan davalıya şirket ile ilgili önemli konularda evraklara yahut belgelere imzasını atması için dahi zar zor ulaşıldığını, bu durumun halihazırda devam ettiğini; davalının, ... Bankası tarafından, tarafına ve kendisine verilmiş olan ve dava dışı ... adına kayıtlı kredi kartlarından yüklü miktarlarda şahsi harcamalar yaptığını ve bu kredi kartlarının borcunu ödemediğini; yetkilisi olduğu dava dışı ... adına davalı ile müşterek imzaları sonucunda iki ayrı vekaletname ile birden fazla avukatın şirketi vekaleten temsili için yetkilendirildiğini, bu vekaletmalerden İzmir 23. Noterliği’nin 18/07/2018 tarihli ve 18517 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile Avukat ... ve Avukat ...’ın vekil tayin edildiğini, diğer İzmir 23.Noterliği’nin 13/12/2019 tarihli ve 36572 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile ise Avukat ..., Avukat ..., Avukat ... ve Avukat ...’in vekil tayin edildiğini, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/776 Esas sayılı dosyasında ise yetkilisi olduğu dava dışı ... adına yetkilendirilen Avukat ..., Avukat ..., Avukat... ve Avukat ... tarafından şirket aleyhine dava açıldığını, aynı vekillerin bir dosyada hem davacıyı hem de davalıyı temsili mümkün olamayacağından söz konusu davada davalı durumda olan şirketi temsil etmesi ve tarafına bilgi vermesi için daha önce şirket vekili olarak tayin edilmiş Avukat ...'e dosya hakkında sözlü olarak bildirim yapıldığını ve kendisinden hukuki bilgi almak üzere toplantı istendiğini, ...nin ortaklık sıfatına binaen aynı şirketin diğer ortağı ve müdürü olan davalı ...'ın 6102 sayılı TTK’nın 630/2. maddesi uyarınca şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin (müdürlük hak ve yetkisinin) kaldırılmasına, kendisinin tek yetkili müdür olarak tespit edilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise davalı ...'ın  şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin (müdürlük hak ve yetkisinin) sınırlandırılmasına/kısıtlanmasına, davalının müdürlük hak ve yetkisini kullanması şirketin ekonomik ve hukuki bakımdan mahvına sebep olacak sonuçlar doğurabileceğinden telafisi güç ve imkânsız zararlarla karşılaşılmaması bakımından bu dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren davalının müdürlük hak ve yetkisinin teminat aranmaksızın kaldırılmasına yahut sınırlandırılmasına/ kısıtlanmasına ve bu durumun Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini istemişir. <br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının haksız davasını; müvekkiline yöneltmesi sebebiyle , müdürlüğün şirketin bir organı olması dolayısıyla doğrudan şirketin menfaati söz konusu olduğundan öncelikle usulden reddine, müvekkilinin şirket aleyhine borçlandırıcı işlemlerinin bulunmaması, müvekkili hakkında verilen ceza mahkumiyeti kararının kesinleşmemesi, müvekkilinin müdür olduğu tarihten bu yana  TTK 630. maddesinde yer alan haklı sebep sayılabilecek herhangi bir eyleminin mevcut olmadığı ve davacı tarafından da ispat edilemediği, davacının dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kendi kişisel husumeti nedeniyle işbu davayı ikame ettiği göz önünde bulundurularak esastan reddine, yargılama giderlerleri, masrafları ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, 07/12/2023 tarihli ara karar ile ''... davacı taraf davalının müdürlükten azli isteği ile ilgili olarak öncelikle davalının yargılandığı ceza davasında hakkında verilen mahkumiyet cezasının kesinleşme ihtimaline, diğer yandan davalının \"şirket işlerini sürüncemede bıraktığı, müdürlük görevini yerine ve şirketin yönetimli ie ilgili özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, çalışan personele karşı  çalışma huzur ve barışını bozan davranışlar sergilediği vs\" iddialarına dayanmıştır. İleri sürülen ceza davasında verilen kararın henüz kesinleşmemiş olması, karar kesinleşecek olduğunda mevcut duruma göre yeniden değerlendirme yapılabilecek olması ve davacı tarafın diğer iddialarının ise \"haklı sebebin bulunup bulunmadığı\" noktasında karşılıklı olarak sunulacak ve toplanacak deliller ile ortaya konulabilecek olması, yani yargılamayı gerektirmesi...'' gerekçesiyle; ''...Davacının  dava dilekçesi ile ileri sürdüğü tüm ihtiyati tedbir isteğinin REDDİNE...'' karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirket diğer müdürü ... hakkında \"Uyuşturucu Madde İthal Etmek\" suçundan Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2016/79 Esas sayılı dosyası 04/07/2023 tarihinde ...'ın “Uyuşturucu Madde İthal Etmek\" suçundan sübut bulan eylemi neticesinde 16 yıl 8 ay hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, davalı ... hakkında yapılmış olan yukarıda bahsi geçen yargılama ve yargılanmış olduğu suçun nitelikleri göz önünde bulundurulduğunda, ortağı ve yetkilisi bulunduğu şirkette davalının da yetkili konumunda bulunmasının hem şirketin ticari itibarını zedelediğini hem de ticaret yaptıkları şirketler nezdinde endişe yaratıp gerek müşteriler gerek ise tedarikçilerinin ticari faaliyetlerinin devamı konusunda tereddüte düştüğünü, davalı ... hakkında verilmiş olan işbu karar neticesinde davalının cezasının infazı için cezaevine gireceği ve müşterek yetkili olması sebebiyle şirket iş ve işlemlerinin kendisi açısından telafisi mümkün olmayan zararlar ortaya çıkaracağını, hali hazırda dahi şirket ile ilgili karar alınması yahut işlem gerçekleştirilmesi gerektiğinde dahi zar zor davalıya ulaşılmakta iken davalının cezaevine girmesi halinde bu durumun daha da güçleşeceğini, kaldı ki davalının almış olduğu hapis cezasının kesinleşmesi halinde davalının hükümlü konumuna geleceğini ve limited şirket müdürü olması için gerekli özellikleri yitireceğini, dolayısıyla ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde, davalının müdürlük görevine devam ettiği esnada cezaevine girmesi ihtimaline binaen dava dışı şirkette müşterek yetki bulunması sebebiyle şirket iş ve işlemlerinde karar alınamayacak olup bu durumda şirketin ciddi zararlara uğrayacağını, ancak yerel mahkemece davalı hakkında ceza tesis edilmiş olması ve işbu cezanın kesinleşmesi halinde davalının ceza infaz kurumuna gireceği gerçeği göz ardı edilerek; \"ileri sürülen ceza davasında verilen kararın henüz kesinleşmemiş - olması, karar kesinleşecek olduğunda mevcut duruma göre yeniden değerlendirme yapılabilecek olması\" gerekçesi ile ilk olarak bu yönden ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğini, dava dilekçesinin dava dışı şirkete 11/10/2023 tarihinde tebliğ edildiğini ve ilk duruşmanın 22/11/2023 tarihinde görüldüğünü, yetkilisi olduğu dava dışı ... adına davalı ile müşterek imzaları neticesinde iki ayrı vekaletname ile birden fazla avukatın şirketi vekaleten temsil için yetkilendirildiğini, işbu vekaletlerden biri; İzmir 23. Noterliği, 18/07/2018 tarihli ve 18517 Yevmiye numaralı vekaletnamesi olup söz konusu vekaletname ile Avukat ... ve Avukat ...'ın vekil tayin edildiğini, diğer vekaletnamenin ise İzmir 23.Noterliği, 13/12/2019 tarihli ve 36572 Yevmiye numaralı vekaletnamesi olup işbu vekaletname ile de Avukat ..., Avukat ..., Avukat ... ve Avukat ...'in vekil tayin edildiğini, söz konusu İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/776 esas sayılı dosyasında ise yetkilisi olduğu dava dışı ... adına İzmir 23.Noterliği, 13/12/2019 tarihli ve 36572 Yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil tayin edilmiş olan avukatlar Avukat ..., Avukat ..., Avukat ... ve Avukat ... tarafından, şirket aleyhine dava açıldığını, aynı vekillerin bir dosyada hem davacıyı hem de davalıyı temsilinin mümkün olamayacağı açık olup bu sebeple söz konusu davada davalı durumda olan şirketi temsil etmesi ve taraflarına bilgi vermesi üzere yukarıda da bahsedildiği gibi daha önce şirket vekili olarak tayin edilmiş Avukat ...'e dosya hakkında sözlü olarak bildirim yapıldığını ve kendisinden hukuki bilgi alınmak üzere toplantı talep edildiğini, ancak davalı ... tarafından Avukat ...'e mesaj atıldığını ve söz konusu mesajda; \"İyi günler dilerim. ... ben ... dayanıklı madeni eşya. Davada tarafım da davalı. O yüzden şirketi temsilde müşterek yetkimiz olduğundan mesleki sorumluluğunuz kapsamında çıkar çatışması olacaktır. Davaya şirketimizi temsilen katılmanıza muvafakatim bulunmamaktadır. Bilginize sunarım\" şeklinde mesaj atıp çıkar çatışması olacağından bahisle temsil etmesine muvafakat etmediğini bildirdiğini, oysa ki davalı ...'ın da söz konusu davada yetkilisi ve ortağı olduğu şirket ile aynı şekilde davalı konumunda bulunmakta olup şirket ile arasında ne gibi bir çıkar çatışması olacağı yahut şirketle menfaatlerinin hangi ölçüde uyuşmayacağının anlaşılamadığını, söz konusu dava, davalının babası ve şirket eski ortağı selamikurucan tarafından açılmış olup ... tarafından, davalı ...'a hisse devrettiğinden dahi haberdar olmadığını, okuma yazma bilmemesi sebebiyle hisse devrinin iptal edilmesi gerektiğinin iddia edildiğini, davalının söz konusu davada, şirket ile menfaat çatışması yaşayacağı iddiası ile davaya cevap verilmesini adeta engelleme boyutuna gelen davranışları birlikte değerlendirildiğinde babası tarafından açılmış davanın mahkemece kabulünün sağlanması yönünde bir gayesinin olabileceğini, şirket işleriyle ilgilenmediğini, şirketin yarı oranında ortağı ve müşterek yetkili müdürü olan davalıya, şirket ile ilgili önemli konularda evraklara yahut belgelere imzasını atması için dahi tarafınca zar zor ulaşılmış olup bu durumun halihazırda devam ettiğini, davalının müdür olması sebebiyle kendisine verilmiş ve şirket adına kayıtlı bulunan kredi kartlarından daha fazla harca yapmasının ve şirketi ekonomik olarak zarara sokmasının önüne geçilmesi ve şirketin telafisi güç veya imkansız zararlarla karşılaşmaması<br>bakımından da ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, ancak yerel mahkemece işbu beyanları da dikkate alınmayarak müşterek imzaya haiz bir şirkette müdürlerden birinin görevlerini yerine getirmemesinin, diğer müdür olan tarafının onayını almadan iş ve işlem yapmış olmasının ortaya çıkaracağı karmaşa ve gerek ekonomik gerek ise itibari kayıp yok sayıldığını, davalının söz konusu eylemlerine<br>devam edebilmesine müsaade edildiğini ayrıca davalı ...'ın kardeşinin kurucusu olarak gözüktüğü ... adına da tedarikçileri ile görüştüğü, fiyat aldığı, şirket bağlantılarını kullandığı ve şirketi zarara uğrattığını belirterek İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/985 Esas sayılı dosyasında 07/12/2023 tarihli \"Davacının dava dilekçesi ile ileri sürdüğü tüm ihtiyati tedbir isteğinin reddine\" şeklindeki ara kararının kaldırılmasına, davalının müdürlük hak ve yetkisini kullanması şirketin ekonomik ve hukuki bakımdan mahvına sebep olacak sonuçlar doğurabileceğinden telafisi güç ve imkânsız zararlarla hak ve yetkisinin teminat aranmaksızın kaldırılmasına yahut sınırlandırılmasına/kısıtlanmasına ve bu durumun Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, dava dışı ...nin ortağı ve müdürü olan davalı ...'ın 6102 sayılı TTK’nın 630/2. maddesi uyarınca şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, kendisinin tek yetkili müdür olarak tespit edilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise davalı ...'ın  şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin (müdürlük hak ve yetkisinin) sınırlandırılmasına/kısıtlanması istemine ilişkindir. <br>Talep;<br> davalının müdürlük hak ve yetkisini kullanması şirketin ekonomik ve hukuki bakımdan mahvına sebep olacak sonuçlar doğurabileceğinden telafisi güç ve imkânsız zararlar doğuracağı iddiasına dayalı olarak, dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren davalının müdürlük hak ve yetkisinin teminat aranmaksızın kaldırılmasına yahut sınırlandırılmasına/ kısıtlanmasına ve bu durumun Ticaret Sicil Gazetesinde ilanı yönünde tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Makemece,  07/12/2023 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,  talebe konu bir kısım hususların yargılamayı gerektirdiği, sunulan delillere göre yaklaşık ispat koşulunun sağlanmamış olması  nazara alınarak; ihtiyati tedbir isteyen ( davacı) vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin  İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/12/2023 tarihli ve 2023/985 Esas sayılı ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9256918fa5961efc","SID":"7729ad3b3858d7af"}}