{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/309 <br>KARAR NO\t\t: 2024/387<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/12/2023 (Ara Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2023/293 Esas (Derdest Dosya)<br>DAVA             \t\t: Tazminat <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 07/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/03/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2023/293 Esas sayılı dosyasından verilen 05.12.2023 tarihli ara kararın incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>TALEP:  İhtiyati haciz talep edenler vekili talep dilekçesinde özetle; İzmir İli, Çiğli İlçesi İzkent Mahallesinde 13/09/2022 günü davalı ...’a ait olan ve davalı ... yönetimindeki ... plakalı otobüs ile ... İzkent yönünden 8841 sokağı takiben gelerek bahsi geçen yokuş yukarısında bulunan ... isimli işyerinin ön kısmına aracını park ettiğini, park ederken kontak anahtarını aracın üzerinde bıraktığını, aracını terk ederek ... dükkanına giriş yaptığını, ... tarafından park edilen otobüs aşağı meyilli yolda seyir aldığını, karşı yönden gelen şerit bölümüne girdiğini, 8838 Sokak kesişiminde ön kısımlarıyla 8841 sokağı takiben geldiğini, İzkent istikametine seyreden ... plakalı ticari minibüse ön kısımlarıyla çarptığını, ... plakalı minibüsün Çiğli Merkez yönünden 8841 Sokağı takiben gelerek olay mahalinde yolcularını indirdiği sırada gerçekleştiğini, çarpışma öncesi müvekkilinin oğlu ...'ın ... plakalı minibüsten indiğini, ... plakalı araç kendisini tekerleklerinin altına alarak sürüklediğini, ...'ın olay yerinde hayatını kaybettiğini, olay yerine ambulans polisi memurları intikal ettiğini,  kaza tespit tutanağı tutulduğunu, kaza tespit tutanağında da ... plakalı araç sürücüsü ...’ın Karayolları Trafik Mevzuatı gereği asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin oğlu ...’ın ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini, dava konusu kazanın, davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın gerekli emniyet tedbirleri alınmaksızın uygun olmayan bir alana park etmesi neticesinde gerçekleştiğini, toplanan delillere göre  bilirkişilerden rapor alındıktan sonra sürücü ...’ın %100 kusurlu şekilde kazaya sebebiyet verdiğinin tespit edileceğini, meydana gelen kaza neticesinde ... hakkında birden fazla kişinin taksirle ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçuyla kamu davası açıldığını, davanın Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2022/474 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, davalı ... yönetimindeki ... plakalı aracın KTK hükümlerine aykırı olarak park edildiğini, ...’ın ölümüne neden olduğu kazada ...'ın %100 kusurlu olup özel hukuk açısından da sorumluluğunun söz konusu olduğunu, davalı ...'un ise kazaya sebebiyet veren aracın ruhsat sahibi ve davalı sürücü ...’ın işvereni olduğunu, kazaya karışan ... plakalı araç kaza tarihinde ... Sigorta Şirketi tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu,   dava açılmadan önce davalı ... Sigorta Şirketi’ne 11/10/2022 tarihinde yazılı dilekçeler ile başvuru yapıldığını, ancak ilgili sigorta şirketi işbu hususta müvekkiline cevap dahi vermediğini, davalı sigorta şirketi aleyhine 2022/142886  arabuluculuk numarası ile dava şartı arabuluculuk başvurusu yapıldığını, anlaşma sağlanamadığını, sigorta şirketi tarafından yapılan herhangi bir ödeme söz konusu  olmadığını, müvekkillerinin uğradığı maddi ve manevi zararlar nedeniyle sorumluluğu bulunan davalılardan zararların tazmin edilmesinin gerektiğini, ...'ın vefat ettiğinde 37 yaşında olduğunu, annesi ...’ın bakımını üstlendiğini, ...’ın vefatı sebebiyle geriye annesi mirasçı olarak kaldığını, ...’ın eşi ya da çocukları bulunmadığını, ... hayatta olsa idi annesinin bakımını üstlenmeye devam edeceğini, ... vefat etmeden yaklaşık 3 ay önce İzmir Çiğli Belediyesi’nde çalışmaya başladığını,  ortalama aylık kazancı net 15.000,00 TL civarında olduğunu, daha önce Türk Silahlı Kuvvetlerinde uzman çavuş olarak hizmet verdiğini, bu nedenle Ordu Yardımlaşma Kurumu’ndan da aylık olarak bir ödeme yapıldığını, desteğin mevcut geliri belirlenirken ...’tan aldığı ödemelerin de hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, müvekkili ..., oğlunun ve hemen akabinde eşinin vefatı neticesinde hayattaki tüm desteklerini yitirdiğini, müvekkilinin ayrıca %80 oranında engelli oğlu ...’ın bakımını da tek başına gerçekleştirdiğini, maddi olarak oldukça sıkıntı içerisinde olduğunu, mahkemece müvekkilinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar göz önüne alınarak ve vefat eden ...’ın kazada kusurunun bulunmadığını da gözeterek müvekkiline geçici ödeme yapılmasının gerektiğini, ...'ın müvekkili ...’ın en küçük çocuğu olduğunu, yıllarca ülkenin farklı yerlerinde hizmet verdiğini, bu nedenle müvekkilleri yıllarca kendisine hasret kaldığını, nitekim oğlunun vefatına dayanamayan babasının da yalnızca oğlunun vefatından yaklaşık iki ay sonrasında hayatını kaybettiğini, müvekkilleri yaşanan kaza neticesinde bir değil iki kayıp yaşamış olduğunu,\tmahkemece takdir edilecek tutar müvekkillerinin yaşadığı acının bir karşılığı olmadığını, ancak müvekkillerinin yaşamış olduğu bu durum nedeniyle bir nebze dahi olsa mağduriyetlerini giderebileceğini, ...'ın hiç bir kusurlu hareketi olmamasına rağmen salt kurallara aykırı olarak park edilen aracın altında kalarak vefat ettiğini, bu kaza neticesinde vefat eden tek kişi de kendisi olmadığını, kazada ...'ın da hayatını kaybettiğini, yaklaşık 10 kişinin ise yaralandığını, müvekkili ...'ın oğlunu diğer müvekkillerinin ise kardeşlerini kaybettiklerini, müvekkili ...'ın oğlunun vefatı hemen akabinde de bu acıyı kaldıramayan eşinin vefatı neticesinde maddi desteğini de kaybettiğini, engelli oğlunun bakımını tek başına üstlenmeye çalıştığını, ... ile birlikte yaşayan müvekkili ... yaşanan kazanın hemen akabinde kaza mahaline gidip kardeşinin naaşı ile karşılaştığını, bu yüzden şoka girdiğini, müvekkili kardeşini kaybettikten sonra birlikte yaşadıkları eve girmeye dahi zorlandığını, hem maddi hem de manevi olarak kendisinin zorladığını, müvekkillerinin maddi durumu, yaşanan olayda vefat eden ...’ın hiçbir kusuru olmadığı hususları da gözetilerek caydırıcı nitelikte ve paranın alım gücüne uygun düşecek tutarda manevi tazminata hükmedilerek, müvekkili ...'a geçici avans mahiyetinde ödeme yapılmasını  ve davalıların her birinden gayrimenkul, araç ve banka hesapları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın KTK m.85 uyarıca müvekkilini araç işleten sıfatıyla meydana gelen kazadan müteselsilen müşterek olarak sorumlu olduğunu iddia ettiğini ve talep ettiği tazminatların tahsili isteminde bulunduğunu, müvekkilinin her ne kadar kazaya karışan araçlardan ... plakalı aracın işleteni konumunda olsa da vuku bulan kazada kendisine isnat edilecek bir sebep olmayıp davacının talep ettiği tazminatlardan dolayı kendisinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin işleteni olduğu ... plakalı aracın ... Anonim Şirketinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) yaptırmış olup bu şekilde aracını sigorta ettirmesinin ardından yine ... Sigorta Şirketi aracılığı ile genişletilmiş kasko sigortası yaptırmış olup, bu sigorta poliçesinin muhteviyatında yer alan değer ve şartlar incelendiğinde görüleceği üzere mevcut kaza açısından talep edilen değerler bakımından ... Sigorta Şirketi'nin sorumluluğunun bulunduğunu, davacı tarafça beyan edilen bu ifadelerin çelişki içermekle birlikte destekten yoksun kalma tazminatı için öngörülen zorunlu unsurları muhteviyatında da barındırmadığını, bu bakımdan müteveffanın, ...'ın bakımını üstlendiği süre, çalışmaya başladığı süre esas alınmak suretiyle kabul edildiğinde, desteğin maddi ve manevi olarak eylemli ve sürekli olmadığının aleniyet taşıdığını, ayrıca davacı yanın destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında müteveffanın ...'da yer alan ödemelerinin ve meblağlarının da dahil edilmesi gerektiğini kural olarak tazminatın belirlenmesinde esas alınan kazancın, ölen desteğin kaza anında kazanılacağı kabul edilen kazancı olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatında, ölen desteğin gerçek kazancının herhangi bir varsayıma dayanmayan kaza anında sahip olduğu gelirler vasıtasıyla ispat edilmesi gerektiğini, destek tazminatının talep eden davacı tarafın, ölenin kaza anındaki kazancını ispat ile yükümlü olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı durumlarda esas alınan gelirlerin aktif dönem gelirlerinden oluştuğunu, kazanç tespiti yapılırken kişinin aktif çalışmasının esas alındığını, kişinin ancak aktif olarak çalıştığı ve bu çalışmasının karşılığı olarak elde ettiği kazanç destekten yoksun kalma tazminatına temel alınabileceğini, ... bir yatırım fonu olup burada yer alan yatırımın nemalandırılmasıyla birlikte gelir sağlandığını, bir sosyal ödeme veyahut maaş olmadığını, ... mensupları vefat ettiğinde nemalandırılarak ona gelir sağlayan ana parasının mirasçılarına nakit olarak ödendiğini, davacı yanın manevi tazminat taleplerinin eksik ve yanlış değerlendirmeler içermesi sebebiyle hukuka aykırılık taşıdığını, davacı tarafın manevi tazminata ilişkin iddialarının soyut nitelikte olduğunu, müteveffanın ölümü sonrasında babanın da vefat etmesi neticesi arasında net bir şekilde hukuki olarak ispatlanmış nedensellik bağı bulunmayıp bu şekilde müvekkiline kusur isnat edilerek manevi tazminata hükmedilmesi isteminin yanlış ve hata içerdiğini, bu nedenle manevi tazminat miktarı belirlenirken; kaza tarihi, olayın meydana geliş şekli, kusur durumu ve kazaya karışan tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafın herhangi bir gerekçe sunmadan dava konusu kazaya karışan aracın ticari amaçla kullanıldığını ve bu bakımdan yapılan işin ticari iş olduğunu dolayısıyla talep edilen destekten yoksun kalma tazminatına avans faizinin uygulanması gerektiğini ifade ettiğini, ancak dava konusu kazaya karışan aracın ticari araç olmadığı ve bu bakımdan yapılan işin ticari iş olduğunu kanıtlanmadığını, bu sebeple geçici ödeme talebinin de reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde açıkça davasının belirsiz alacak davası olduğunu belirtmiş öte yandan beyan dilekçesinde de belirsiz alacak yönünden ihtiyati haciz talep ettiğini açıkladığını, bilineceği üzere belirsiz alacaklar için ihtiyati haciz talep edilemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ve Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin meydana gelen zarardan dolayı sorumluluğu bulunduğuna kanaat getirilmesi halinde müvekkili şirketin söz konusu zarardan ancak poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları kabul etmediklerini, zorunlu dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip getirilmediğinin ispat edilmesi gerektiğini, 2918 sayılı KTK'nın 100. maddesinde; aynı kanunun 97. maddesinde düzenlenen ve ZMMS sigortacısına zorunlu başvuru şartını düzenleyen maddenin ihtiyari mali sorumluluk sigortalarında da uygulanacağının açık olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu gereğince davacı usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulen reddi gerektiğini, Poliçe Genel Şartlarında, başvuru sırasında ibrazı zorunlu olan evraklar açıkça sayıldığını, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve TTK’nın ilgili maddeleri gereğince Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan talep ve dava hakları 2 yılda müruru zamana uğradığını, işbu nedenle 2 yıllık dava açma süresi geçmiş ise davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, soruşturma ya da ceza davasında uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat, eski halin iadesi veya diğer bir tazminat davası açılamayacağını, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayıldığını, davada alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinden reddi gerektiğini, huzurdaki davaya ilişkin davacı talepleri sulh ile sonuçlandırılmış ise sulh ve feragat nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini,  müvekkili şirketin maddi tazminat talepleri bakımından sorumluluğu ancak ZMMS teminatlarının tüketilmesi halinde başlayacağını, ZMMS teminat limitleri tüketilmeden müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarında sigortacının sorumlu olmadığı hususlar tek tek sayıldığını, huzurdaki davada bu bentte sayılan durumlardan birinin varlığının tespiti halinde davanın reddi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 05/12/2023 TARİHLİ ARA KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"....1-Davalı ... vekilinin ihtiyati haciz kararına  itirazın REDDİNE, <br>2-Davacı ...'ın geçici ödeme yapılmasına ilişkin talebinin REDDİNE,<br>3-Maddi tazminata ilişkin davacı ...'ın ihtiyati haciz talebinin dava dilekçesinde bildirilmiş olan, 500,00 TL ÜZERİNDEN KABULÜNE, 500,00 TL üzerinden  karşı taraf  davalıların  haczi caiz taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının kanun sınırları dahilinde borca yeter miktarının İİK nun 257/1 maddesi uyarınca İHTİYATEN HACZİNE, karşı tarafların ve üçüncü şahısların muhtemel zararlarına karşılık olarak takdir olunan (75,00) TL nakit veya müddetsiz bir banka (kesin) teminat mektubunun ibrazında kararın bir örneğinin talep eden vekiline  tebliğine,<br>4-Manevi tazminata ilişkin ihtiyati haciz talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 160.000,00-TL'nin %15'i tutarındaki 24.000,00-TL nakdi teminat yatırılmasına veya bu miktara denk gelen tutarda kesin ve süresiz teminat mektubunun mahkememiz veznesine depo edilmesi halinde davalılar  ... ve ...'ın borca yetecek miktarda menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına....\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>DAVACILAR VEKİLİ TARAFINDAN; \"....Müvekkili ...’ın oğlu diğer müvekkillerin ise kardeşleri ...’ın ölümüne neden olan bir kazada kusurlarının bulunduğu açık olan ... ve ... aleyhine davanın manevi tazminata ilişkin bölümü dahi 700.000,00 TL iken 160.500,00 TL’lik ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili ...’ın oğlunu diğer müvekkillerinin ise kardeşlerini kaybettiklerini, özellikle müvekkili ... oğlunun vefatı hemen akabinde de bu acıyı kaldıramayan eşinin vefatı neticesinde maddi desteğini de kaybettiğini, engelli oğlunun bakımını tek başına üstlenmeye çalıştığını, diğer müvekkillerinin ise yaşanan kayıpların ardından adeta yıkıldıklarını, özellikle ... ile birlikte yaşayan müvekkili ...’ın yaşanan kazanın hemen akabinde kaza muhaline gidip kardeşinin naaşı ile karşılaştığını ve adeta şoka girdiğini, müvekkili ...’ın kardeşini kaybettikten sonra birlikte yaşadıkları eve girmeye dahi zorlandığını, hükmedilen haciz miktarı ile alacak miktarının orantılı olması gerektiğini, dava da aynı zamanda suç da teşkil eden bir haksız fiile dayanmakta olup ihtiyati haczin koşullarının gerçekleştiğini, ancak somut olayda verilen ihtiyati haciz kararında alacak miktarına göre hükmedilen haciz tutarının oldukça düşük olduğunu, nitekim, müvekkillerinin tümü yönünden manevi tazminat talepleri bulunduğunu ve anılı talebe göre huzurdaki incelemeye konu davada müvekkili ... lehine 300.000,00 TL, diğer müvekkilleri yönünden ise 100.000,00’er TL toplamda 700.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu gibi HMK’nın 107. maddesi uyarınca maddi tazminat yönünden ise belirsiz alacak davası ikame edildiğini, dolayısıyla işbu maddi tazminat talebinin de arttırılacağı ve somut olay incelendiğinde müvekkili ...’ın açıkça destekten yoksun kaldığının ortada olduğunu,  yaşanan kaza neticesinde müvekkillerinin maddi-manevi büyük sarsıntılara uğradıklarını ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinin huzurdaki manevi tazminat miktarlarının dahi 700.000,00 TL olduğu değerlendirilmeksizin mahkemece hükmedilen ihtiyati haciz tutarının maddi tazminat talebi için 500,00 TL manevi tazminat talebi için 160.000,00 TL olarak belirlemesinin hakkaniyete ve hukukun amacına aykırı olduğunu....\" beyanla mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DAVALI ... VEKİLİ TARAFINDAN; \"....Mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati haciz müessesesinin davacıların dava sonucu hükmedilecek tazminatlarının riske girmemesi ve güvence altına alınmasını amaçladığını, ancak somut olay incelendiğinde davacılar lehine hükmedilecek tazminatların güvence altına alınması gereğinin bulunmadığını, çünkü diğer davalı ... vekilinin ve tarafın sunduğu poliçelerden görüleceği üzere kazaya karışan aracın artan mali mesuliyet sigortası yani İMM sigortası bulunmakla davacıların talep ettikleri maddi bedeni tazminatı sınırsız şekilde teminat altına aldığını, işbu klozun açık bir şekilde dava sonucunda hükmedilecek destekten yoksun kalma tazminatını karşılayacağını, poliçede yine 2.500.000 TL manevi tazminat klozu bulunduğunu, bu sebeple davacıların manevi tazminat taleplerinin de genişletilmiş kasko poliçesi ile güvence altında olduğunu, ancak mahkemenin bu hususu göz önüne bulundurmayarak itiraza konu ihtiyati haciz kararını verdiğini, bu sebeple işbu karar itirazen kaldırılması gerektiğini, davacı tarafın ihtiyati haciz talebinde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığını, dosya kapsamında davacının ihtiyati haciz talebinin kabul edilmesinde hiçbir hukuki yarar bulunmadığını, mahkemece her ne kadar yaklaşık ispat araçları yeterli olduğu ifade edilse de işbu alacak bakımından müvekkilinin malvarlıklarına ihtiyati haciz konulması müvekkilinin malvarlığı durumu ve uyuşmazlığa konu olduğu iddia edilen olay bakımından tutumları incelendiğinde ihtiyati haciz kararı verilmesini gerekli kılmadığını, mahkemece ifade edilen zararlar müvekkilinin malvarlığına ihtiyaten haciz konulması için tek başına yeterli bir sebep teşkil etmediğini, bu nedenle hakkaniyete uygun olmayacak şekilde mahkemece hükmedilen ihtiyati haczin kısmen kabulü kararının kaldırılması gerektiğini, mahkemece hükmedilen ihtiyati haciz kararının somut ve açık olarak gerekçelendirilmediğini, müvekkili aleyhine hükmedilen ihtiyati haciz kararının açık, net ve gerekçeli olmadığını, açık ve somut olacak şekilde bir gerekçelendirme olmaksızın müvekkilin borcuna yetecek miktarda menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki alacakları üzerine haciz konulması halinin müvekkilinin hak kaybına uğramasına sebebiyet vereceğini, araca yaptırılmış genişletilmiş kasko poliçesinin içeriğinde yer alan sınırsız artan mali sorumluluk klozunun ve artan manevi tazminat klozunun 2.500.000 TL olarak teminat altına alındığı ve davalı müvekkili alacakların tahsilini imkansız hale getirmek için bir işlem yapsa da dava sonucunda hükmedilecek tazminatın bu teminat kapsamında güvence altında olması sebebiyle davacının söz konusu ihtiyati haciz bakımından hukuki yarar bulunmadığını, davacıların maddi ve manevi tazminat yönünden, davalıların malvarlıkların ihtiyati haciz konulmasında hukuki yararları olmaksızın davalı müvekkilinin malvarlıklarına ihtiyati haciz konulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu....\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DAVALI ... SİGORTA ŞİRKETİ VEKİLİ TARAFINDAN; \"....İhtiyati haczin, borçlunun borcunu alacaklıya zamanında ödemesini garanti altına almak için borçlunun mallarına mahkeme kararıyla önceden el konulması olduğunu, ihtiyati haczin kural olarak vadesi gelmiş olan alacaklarda istenebileceğini, alacaklı, rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş bir alacağının ödenmediğini ortaya koyarak ihtiyati haciz talebinde bulunabileceğini, vadesi gelmemiş alacağı için ihtiyati haciz talebinde bulunacak borçlunun yerleşim yerinin bulunmamasını veya kaçma ya da mal kaçırma amacıyla hareket ettiğini ortaya koyması gerektiğini, dosyada henüz vadesi gelmiş bir alacak mevcut olmayıp müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun dahi tespit edilmediğini, bununla birlikte müvekkili sigorta şirketinin mal kaçırma veyahut yerleşim yerinin bulunmaması durumunun da söz konusu olmadığını, bu nedenle hüküm altına alınan ihtiyati haciz kararının kabulünün mümkün olmadığını, ihtiyati haciz talebine konu edilen dosyanın derdest halde olduğunu, kesinleşmiş olmayan işbu karara istinaden usule ve esasa aykırı bir yol ile ihtiyati haciz talebinde bulunulmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, alacaklı vekilinin kötü niyetli davrandığının açık ve net olduğunu, ihtiyati haciz kararının hukuki mahiyeti dışında kullanıldığını, kural olarak alacağın vadesinin gelmiş olması ve haczin yapılmasını haklı gösterecek delillerin bulunması gerektiğini, fakat huzurdaki davada davacı tarafın taleplerine karşı müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğunun olup olmadığı ve davacının taleplerinin yerinde olup olmadığı bile tespit edilmemişken hiçbir dayanağı olmayan ihtiyati haciz kararı verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, bununla beraber alacağa ilişkin ve ihtiyati haczin yapılmasını haklı gösterecek bir husus da bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, vadesi gelmemiş olan alacaklar için ihtiyati haciz kararı verilirken bile irdelenmesi gereken hususlar bulunduğunu, müvekkili şirketin Türkiye'de faaliyet gösteren sigorta şirketi olmasından ötürü mallarını gizleme kaçırma ihtimalinin bulunmadığını, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın vadesinin gelmiş olması gerektiğini, mevcut durumda ise İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen karara istinaden müvekkili sigorta şirketine tebliğ edilmediğini ve istinaf sürelerinin başlamadığını, müvekkili sigorta şirketinin anonim şirket olması ve ihtiyati haciz talebinin hukuka aykırı olması nedeniyle ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, mevcut ihtiyati haciz kararına taraf olan müvekkili sigorta şirketi bir anonim şirket olduğunu, ihtiyati haciz kararı borçlunun mevcut borcuna denk gelen mallarını gayri resmi şekilde elden çıkartmasına engel olmak ve alacaklının mevcut alacağına denk gelen tutar kadar borçlunun mallarına tedbir koyulması olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin mal kaçırmak gibi bir yol izlemesinin mümkün olmadığı herkes tarafından kabul edilebilecek bir gerçek olduğunu, sigorta şirketleri tarafından risk hesaplaması yapılarak ödenecek tazminat tutarı ödeme yapılıncaya kadar ayrıldığını, bu durumda da herhangi bir sigorta şirketinin iflası durumunda dahi ödenecek tazminatların şirket bünyesinde tutulduğunu, zarara uğrayanların alacağına kavuşmama ihtimalinin ortadan kaldırıldığını, ihtiyati haciz kararı için gerekli hiçbir şartı taşımayan huzurdaki talebin kabulünün anlaşılır olmadığını....\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; ölümlü trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Talep ise; ihtiyati hacze itiraz istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin önceki 19/06/2023 tarihli ara kararının istinaf incelemesi sonucu Dairemizin 12/10/2023 tarihli ve 2023/1914 esas - 2023/1515 karar sayılı kaldırma kararı ile; <br>\"....1-Davalı-karşı taraf ... vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Dosyanın incelenmesinde; ilk derece mahkemesince 19/06/2023 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz kararı verildiği ve ihtiyati haciz kararının doğrudan istinaf edildiği anlaşılmıştır. <br>HMK'nın 341. maddesinde ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar istinaf edilebilmektedir. Her ne kadar davalı yan doğrudan kararı istinaf etmiş ise de, istinaf dilekçesi, itiraz dilekçesi olarak değerlendirilerek itiraz üzerine duruşma açılıp değerlendirilip, olumlu olumsuz karara bağlandıktan sonra istinaf hakkı doğacak olup, mahkemece bu yönde işlem yapılmadan dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşıldığından itiraz prosedürünün işletilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.   <br>2-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi sonucunda;<br>a-TBK 76. maddesi uyarınca davacılar vekilinin tedbiren geçici ödeme talebi üzerine mahkemece ara karar ile geçici ödeme talebinin reddine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Uyuşmazlığa ilişkin olan yasal düzenlemeler incelendiğinde;<br>6100 sayılı HMK İhtiyati tedbirin şartları Madde 389- (17) \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.\"<br>6098 Sayılı TBK II. Geçici ödemeler Madde 76: “Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir.<br>Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir.\" hükmünü içermektedir. |<br>6100 Sayılı HMK Madde 341: (1) (Değişik:22/7/2020-7251/34 md.) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir:<br>a) Nihai kararlar.<br>b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.<br>(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md. ) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (1)<br>(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (1)<br>(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (1)<br>(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında  Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.<br>Diğer geçici hukuki korumalar 6100 Sayılı HMK Madde 406: “Mahkemece, gerekli hâllerde, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme işleminin yapılmasına karar verilebilir.<br>(2) İhtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yeralan özel hükümler saklıdır.” hükümlerini içermektedir.<br>Dosya kapsamı ve yukarıdaki yasal düzenlemeler değerlendirildiğinde; TBK 76. maddesinde düzenlenen geçici ödeme ile, HMK 389 ve devamında düzenlenen ihtiyati tedbir arasında, talep şekli ve zamanı, teminat hususu ve itiraz hususlarının farklı şekilde düzenlendiği, HMK 406/2. madde düzenlemesi de dikkate alırıdığında, TBK 76. maddesinde düzenlenen geçici ödemelerin geçici hukuki koruma niteliğindeki ön ödeme olduğu, zira geçici ödeme için ihtiyati tedbir gibi teminat hususunun düzenlenmediği, ihtiyati tedbirin dava dışı da talep edilebileceği, dava dışı talep edilmiş ise 2 hafta içinde asıl davanın açılması gerektiği, oysa ki geçici ödemenin ancak dava açıldıktan sonra bir yan talep olarak ileri sürülebileceği, ihtiyati tedbirin belirli bir süre içinde uygulanması aksi taktirde kendiliğinden kalkacağı, oysa ki geçici nitelikteki ödemenin asıl dava kesinleşinceye kadar ileri sürülebileceği, geçici ödemeye hükmedilmiş ise bu ödemenin 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde talep edilebileceği, ihtiyati tedbir kararına karşı kanun yollarına başvurulabilir iken sadece geçici ödemeye ilişkin karar ara karar olduğundan ancak esas hüküm ile birlikte Kanun yoluna başvurulabileceği, ayrıca ihtiyati tedbir kararına uymayan kişiye disiplin cezası öngörülmüş iken geçici ödeme kararına uymayan tarafa karşı sadece ilamlı icra takibinde bulunulabileceği, HMK 396. maddeye göre şartların değişmesi halinde ihtiyati tedbir kararı kaldırılırken TBK 76. maddede düzenlenen geçici ödemeler bakımından böyle bir düzenlemeye yer verilmemiş olması gibi farklı yasal düzenlemeler nedeniyle, geçici ödeme avans niteliğinde olup, tazminata mahsuben yapıldığı,davada haksız çıkılması halinde faizi ile birlikte iadesinin gerektiği, bu niteliği itibariyle, ihtiyati tedbir olarak nitelendirilemeyeceği, HMK 341. Maddesinde istinaf kanun yoluna başvurulabilecek kararların sınırlı olarak sayıldığı, yorum ile genişletilemeyeceği, ara karar niteliğindeki geçici ödemeye yönelik ancak nihai karar ile birlikte kanun yoluna başvurulabileceği anlaşılmaktadır.<br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; TBK'nın 76. Maddesinde düzenlenen tedbiren geçici ödeme talebine ilişkin mahkemece verilen geçici ödeme talebinin reddine dair kararın ara karar niteliğinde olduğu, bu kararlara karşı ancak esas hüküm ile birlikte kanun yoluna başvurulabileceği anlaşıldığından, davacılar vekilinin tedbiren geçici ödeme talebinin reddi kararına karşı istinaf başvurusunun HMK'nın 341/1. maddesi Uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>b-Maddi ve manevi tazminata ilişkin ihtiyati haciz talebi yönünden yapılan incelemede;<br>2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\" düzenlemesi muaccel, bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise; \"Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:<br>1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; <br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;<br>Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.\" şeklinde düzenleme yapılmıştır.<br>İİK'nun 257/1.maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borçlarının alacaklısının ihtiyati haciz talep edebileceği belirtilmiştir.<br>Bu açıklamalara göre ihtiyatı haciz “Alacaklının, bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence (garanti) altına almak için, mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulması'dır.<br>Somut olayda davacılar vekili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı anne ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 200.000,00 manevi tazminatın, diğer davacılar için ise ayrı ayrı 100.000,00 ' er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep edilmiştir.<br>Davacı tarafın, davalılar aleyhinde ölümle sonuçlanan trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının ve manevi tazminatın tahsili istemi ile iş bu davayı açtıkları, davaya konu kazanın gerçekleştiği, olayla ilgili kaza tespit tutanağı düzenlendiği,  davacıların murisi ...' ın kaza sonucu vefat ettiği, zararın varlığının muhtemel bulunduğu, olayla ilili Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı, davacı tarafın dava açmakta haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati haciz için davaya ilişkin tüm koşulların gerçekleşmesinin beklenmesinin dava ile elde edilecek sonuçların alınamamasına yol açabileceği, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazmin yükümlülüğünün olay tarihi itibariyle muaccel hale geldiği, trafik kazası tespit tutanağının dahi, HMK'nun 390. maddesi kapsamında yaklaşık ispat koşulunu sağlayan belge niteliğinde olduğu, geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiş olup, ekli belgelere göre bir miktar tazminat alacağının doğduğunu kabul ihtimal ve ispat dahilinde olduğu açıktır.<br> Bu nedenlerle, maddi tazminat yönünden ihtiyati haciz talebinin reddi doğru olmamıştır. Manevi tazminat yönünden ise, kesin ve net miktar ileride yapılacak yargılama sonucunda tesit edilecek olmakla birlikte davacıların talebinin bu aşamada her bir davacı için 10.000,00 TL gibi çok düşük bir miktarla sınırlandırılması kazanın meydana geliş şekli, kusur durumları ve dosya kapsamına göre uygun düşmemiştir.....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesi tarafından istinafa konu 05/12/2023 tarihli ara kararı verilmiş olup, bu ara kararına karşı davacılar vekili, davalı-karşı taraf ... vekili ve davalı - karşı taraf ... Sigorta Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>1-Davalı-karşı taraf ... vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; <br>2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\" düzenlemesi muaccel, bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise; \"Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:<br>1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; <br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;<br>Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.\" şeklinde düzenleme yapılmıştır.<br>İİK'nun 257/1.maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borçlarının alacaklısının ihtiyati haciz talep edebileceği belirtilmiştir.<br>Bu açıklamalara göre ihtiyatı haciz “Alacaklının, bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence (garanti) altına almak için, mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulması'dır.<br>Somut olayda davacılar vekili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı anne ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 200.000,00 manevi tazminatın, diğer davacılar için ise ayrı ayrı 100.000,00 ' er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep edilmiştir.<br>Davacı tarafın, davalılar aleyhinde ölümle sonuçlanan trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının ve manevi tazminatın tahsili istemi ile iş bu davayı açtıkları, davaya konu kazanın gerçekleştiği, olayla ilgili kaza tespit tutanağı düzenlendiği,  davacıların murisi ...' ın kaza sonucu vefat ettiği, zararın varlığının muhtemel bulunduğu, olayla ilili Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı, davacı tarafın dava açmakta haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati haciz için davaya ilişkin tüm koşulların gerçekleşmesinin beklenmesinin dava ile elde edilecek sonuçların alınamamasına yol açabileceği, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazmin yükümlülüğünün olay tarihi itibariyle muaccel hale geldiği, trafik kazası tespit tutanağının dahi, HMK'nun 390. maddesi kapsamında yaklaşık ispat koşulunu sağlayan belge niteliğinde olduğu, geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiş olup, ekli belgelere göre bir miktar tazminat alacağının doğduğunu kabul ihtimal ve ispat dahilinde olduğu açıktır.<br>Bu açıklamalara göre; davalı ... yönünden ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>2-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;  <br>Somut olayda davacılar vekili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı anne ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 200.000,00 manevi tazminatın, diğer davacılar için ise ayrı ayrı 100.000,00 ' er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep edilmiştir.<br>Manevi tazminatın kesin miktarı yapılacak yargılama neticesinde mahkemece, hak ve nefaset kurallarına, kusur durumuna ve olayın niteliğine göre belirlenecektir. Davacılar vekilinin toplam manevi tazminat talebinin 700.000,00 TL olduğu, mahkemece ihtiyati haciz kararı verilen manevi tazminat tutarının ise 160.000,00 TL olduğu anlaşılmakla,  bu aşamada ihtiyati haciz kararı için belirlenen tutarın yeterli olduğu değerlendirilmekle, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>3-Davalı-karşı taraf ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; <br>Davalı sigorta şirketi yönünden kabul edilen ihtiyati haciz tutarı 500,00 TL maddi tazminat miktarına ilişkindir.<br>Davalı sigorta şirketinin anonim şirket olarak faaliyet gösterdiği, faaliyetlerinin halen kısıtlanmadığı, tasfiye süreci gibi bir durumun söz konusu olmadığı, söz konusu şirketin yetkili devlet kurumları tarafından ve vergi müfettişleri tarafından düzenli olarak denetiminin sağlandığı, sigorta şirketinin bir güven kuruluşu niteliğinde olduğu, bu kapsamda davalı sigorta şirketinin mal kaçırma, mallarını gizleme, hileli işlemde bulunma gibi ihtimalinin bulunmadığı dikkate alındığında davalı sigorta şirketi aleyhine 500,00 TL gibi çok düşük bir tutar için ihtiyati haciz kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle, davalı sigorta şirketi hakkında verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı-karşı taraf ... vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda (1) nolu bentte açıklanan gerekçelerle esastan reddine; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda (2) nolu bentte açıklanan gerekçelerle esastan reddine; davalı-karşı taraf sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda (3) nolu bentte açıklanan gerekçelerle esastan kabulüne ve kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından  ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından dairemizce sigorta şirketi yönünden davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.  <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>I-Davacılar vekilinin ve davalı-karşı taraf ... vekilinin istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçelerle HMK 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>II-Davalı-karşı taraf ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2023/293 Esas sayılı dosyasından verilen 05.12.2023 tarihli ara kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"1-Davalı ... vekilinin ihtiyati haciz kararına  itirazının REDDİNE,<br>2-Davacı ...'ın geçici ödeme yapılmasına ilişkin talebinin REDDİNE,<br>3-Maddi tazminata ilişkin davacı ...'ın ihtiyati haciz talebinin dava dilekçesinde bildirilmiş olan, 500,00 TL ÜZERİNDEN KABULÜNE, 500,00 TL üzerinden  karşı taraf/davalılar ...'un ve ...'ın haczi caiz taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının kanun sınırları dahilinde borca yeter miktarının İİK nun 257/1 maddesi uyarınca İHTİYATEN HACZİNE, karşı tarafların ve üçüncü şahısların muhtemel zararlarına karşılık olarak takdir olunan (75,00) TL nakit veya müddetsiz bir banka (kesin) teminat mektubunun ibrazında kararın bir örneğinin talep eden vekiline  tebliğine,<br>Davalı ... Sigorta Şirketi yönünden ihtiyati haciz talebinin reddine,<br>4-Manevi tazminata ilişkin ihtiyati haciz talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 160.000,00-TL'nin %15'i tutarındaki 24.000,00-TL nakdi teminat yatırılmasına veya bu miktara denk gelen tutarda kesin ve süresiz teminat mektubunun mahkememiz veznesine depo edilmesi halinde davalılar ... ve ...'ın borca yetecek miktarda menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına\",<br>ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>III-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>a-Davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL istinaf karar harcının davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>b-Davalı ...'tan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL istinaf karar harcının anılan davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>c-Davalı ... Sigorta Şirketi tarafından karşılanan 269,85 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, <br>IV-İstinaf yargılama giderleri bakımından;<br>a-Davacılar tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>b-Davalı ... tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>c-Davalı ... Sigorta Şirketi tarafından karşılanan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin istinaf yargılama giderinin davacılardan tahsili ile bu davalıya verilmesine, <br>V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>VI-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  07/03/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aad6b479648eec93","SID":"18c75a3e50eefe53"}}