{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1840 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/250 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t: 2020/604 Esas - 2021/655 Karar<br>TARİH: 23/06/2021<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan<br>KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  müvekkili şirketin davalı şirketten zaman zaman palet satın aldığını, bu satın alma işlemlerinin sipariş üzerine gerçekleştiğini ve satın alınan ürünlerin bedellerinin fatura karşılığında ödenmekte olduğunu, ancak davalı tarafça, müvekkili tarafından sipariş verilmeyen ve teslim alınmayan malların bedeline ilişkin fatura düzenlenerek müvekkili şirkete gönderildiğini, müvekkili tarafından da bu faturaların ihtarname ile birlikte iade edildiğini, akabinde bu faturalar yönünden müvekkili aleyhine Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını belirterek, bu takip yönünden borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesin talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  davacı tarafın arabuluculuk dava şartını yerine getirmeden dava açtığını, müvekkili ile davacı arasında palet satın alma şeklinde ticari bir ilişki bulunduğunu, davacının son 2-3 aylık dönemde satın aldığı paletlerin bedelini ödemediğini ve müvekkile covid-19 salgını nedeniyle ekonomik durumunun iyi olmadığını belirterek kesinti yaparak ödeme yapacağını ileten davacının talebinin kabul edilmeyince tüm faturaların iade edildiğini, davacının Büyükçekmece .... Noterliği'nin ihtarnamesi ile kendisine kesilen faturaların 69.336,80 TL'lik kısmına itiraz ettiğini, itiraz etmeyerek kabul ettiği tutarı da ödemediğini, yasal itiraz süresi geçirilmesi nedeniyle müvekkilinin tüm alacağı için icra takibi girişildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/06/2021 tarih 2020/604 Esas 2021/655 Karar sayılı kararında; \"....İhtilafa konu davalı faturalarının içeriği olan malların teslimine ilişkin irsaliyeler incelendiğinde, iade faturası düzenlenen 24 adet faturanın 1 adedinde ... , 3 adedinde ... ve 20 adedinde de .... isim ve imzasının mevcut olduğu görülmüştür. İhtarname ile iade faturası kesilmeksizin iade edilen 6 adet faturaya ilişkin irsaliyelerin ise 5 adedinde ... , 1 adedinde ...  isim ve imzasının olduğu görülmüş olup, davacı, bu malların alınmadığını ve irsaliyelerdeki imzanın sahte olduğunu ileri sürerek itirazda bulunduğundan sahtecilik iddiası yönünden imza incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, bu hususta aldırılan 17/05/2021 tarihli Grafoloji uzmanı bilirkişisi raporunda; sevk irsaliyelerindeki imzaların  ...  el ürünü olmadığının bildirildiği anlaşıldığından, davalı, takibe dayanak yapılan faturalara konu mal teslimini ispat edemediğinden davacının, ihtarname ile iade konusu yaptığı 24 adet  davalı faturası ile ihtarname ile defterlere kaydedilmeksizin iade edilen 6 adet fatura bedeli yönünden davacının, davasının kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar kısa kararda kısmen kabul olarak belirtilmiş ise de, harca esas değerin 373.660,00 TL olduğu ve mahkememizdeki talebin de icra dosyasındaki talep değil,  davacı tarafından belirtilen ve yatırılan harca esas değer üzerinden dikkate alınması gerektiği, bu nedenle davacının davasının miktar itibariyle kabulü gerekmesine rağmen sehven kısmen kabul olarak geçtiği, bu hususun gerekçeli karar yazım aşamasında farkedilmesi nedeniyle henüz karar taraflara tebliğ edilmediğinden HMK 304.maddesi gereğince hüküm tashihen düzeltilmesi gerekmiş ve davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\"gerekçesi ile, Davanın kabulü ile 373.660,00 TL yönünden davacının Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına konu asıl alacak yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine,Yasal şartları oluşmadığından kötüniyet tazminat taleplerinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilinin alacağı davacı borçlu şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu, bu husus bilirkişi incelemesi ile de sabit olduğu halde yerel mahkeme borçlunun tek taraflı olarak düzenlediği bir kısım iade faturaları ile  süre geçtikten sonra faturaların bir kısmına yapmış olduğu itiraz üzerine bazı irsaliyelerde borçlu şirket çalışanları tarafından atılan imzaların ismi yazan kişilere ait olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verdiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi yok sayıp müvekkilinin tüm ticaretini ve alacağını sadece uyuşmazlık konusu bazı irsaliyelerdeki imzalara indirgeyerek eksik ve hatalı karar verdiğini,Müvekkilinin alacağının davacı tarafın da kabul ve beyan ettiği ticari ilişkiye dayalı gerçek bir alacak olduğunu, TTK hükümlerine göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin çekişmesiz olduğu durumlarda itiraz edilmeyen faturalar malım teslim edildiğine karine teşkil ettiğini, yerel mahkeme taraflar arasında ticari ilişkinin varlığını gözardı ederek TTK. M.21/2 deki karinenin aksine karar verdiğini,Fatura ile birleşik olmayan sevk irsaliyesi, kesin delil niteliğinde olan fatura, ticari defter ve kayıtlar ile BA/BS formlarının aksi ispatlayacak kudrette kesin belge niteliğinde olmadığını, irsaliye taraflar arasında değil taraflardan biri ile taşıyıcı arasında düzenlenen bir yan belge olduğunu, yerel mahkeme sevk irsaliyelerinin delil olma kabiliyeti hakkında hatalı kabulde bulunduğunu, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2015/16107 K. 2016/4919 T. 21.3.2016 Tarihli kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2015/4268 K. 2016/948 T. 27.1.2016Tarihli kararı Davacı tarafın, çelişkili beyanlarda bulunduğunu, yerel mahkeme ise davacı tarafın çelişik iddialarına göre hareket ettiğinden imzasına itiraz edilen, edilmeyen irsaliyeleri ve bunlarla bağlantılı faturaları karıştırdığını, karışıklığın içinden çıkamayınca da üst mahkeme işi çözer mantığı ile toptan bir karar verdiğini, Yerel mahkeme davacı tarafın iddiaları ile yazılı belgeler arasındaki çelişkiyi ispatlayan mali bilirkişi raporunu inceleyip değerlendirmeden karar verdiğini,Yerel mahkeme, kesin nitelikteki ticari defter kayıtları ve BA/BS formalarına rağmen irsaliyelerin delil kabiliyetinin olmadığı dolayısıyla imza incelemesi yapılamayacağı yönündeki itirazlara rağmen borçlunun talebi doğrultusunda imza incelemesi yaptığını ancak mahkemenin dava sonunda verdiği karar imza bilirkişisinin raporu ile de uyuşmadığını, İlk derece mahkemesi davacının imza incelemesine sunduğundan daha fazla irsaliyenin geçersiz olduğuna karar verdiğini,Mahkeme gerekçeli kararının 2/3 sayfasının 5. Paragrafında davacı borçlunun 24 adet faturaya iade faturası düzenlediği, 6 adet faturaya ise itiraz ettiğini belirterek, güya bilirkişi raporunda bu faturalara ait toplam 30 adet irsaliyedeki imzaların davacı çalışanlarına ait olmadığının tespit edildiğini ileri sürdüğünü, oysa davacının delil listesi ekinde sunduğu irsaliye sayısının  sadece 21 olduğunu, bilirkişinin de imza incelemesi yaptığı irsaliye sayısının 21 olduğunu, Mahkeme hem davacının sunduğundan hem de adli bilirkişinin imza incelemesi yaptığından daha fazla irsaliyenin geçersiz olduğuna karar verdiğini, davacının imza incelemesine hiç sunmadığı ... adlı çalışanın imzasını taşıyan irsaliyeyi de geçersiz sayarak hata yaptığını, imza incelemesi yapılmasına ve dosyaya sunulan imza bilirkişi raporuna da itiraz edildiğini,Davacının iddialarının ticari hayatın gerçekleri, basiretli tacir olmanın gerekleri ve Medeni Kanun'un dürüslük ilkeleri ile bağdaşmadığını, yerel mahkeme gerçek durumun araştırılması yönündeki taleplerinin reddedildiğini,Bir tacirin hiç sipariş etmediği veya teslim almadığı mallara ait faturaları aylarca itiraz etmeden kabul etmesi, ticari defterlerine işlemesi, BA/BS formlarında beyan etmesinin basiretli tacir ilkesine aykırı olduğunu Davalı borçlu müvekkilinden aldığı malların faturalarına itiraz etmediğini, malların teslim alınmasında görevlendirilen kişi veya kişiler davalı- borçlunun çalışanları olup, bu kişilerin yetkili olup olmaması davalının iç işleyişi ile ilgili bir husus olduğunu, A.Ş olan davalının çalıştırdığı kişilerden hangisini mal teslimi sırasında imza atmakla görevlendirmiş olduğu malları teslim eden nakliyeciler tarafından kontrol edilebilecek bir konu olmadığını, davalının gerçekten mal teslimi konusunda bir itirazı var idi ise teslim aşamasında veya en geç faturanın kendisine ulaştığı sırada bu durumu müvekkiline bildirmesi gerektiğini, Yerel mahkeme davacı borçlunun mal teslim prosedürünü tespit etmediğini, davaya konu  olayda taşıyıcı konumda olan tanığı dinlemediğini, adil ve hukuka uygun bir yargılamada gerçek durumun araştırılması ve tespiti gerektiğini, Davacı tarafın iddialarını ispatlayamadığını, dava konusu ürünleri almadığına delil olarak somut bir ispatta bulunamadığı için, siparişe ilişkin sipariş formu bulunmadığını ileri sürerek paletlerin hiç sipariş edilmediği gibi afaki bir iddiada bulunduğunu, böyle bir iddiaya değer verilebilmesi için davacı borçlunun iddiasına konu ettiği sipariş formunun bir örneğini sunması gerektiğini,  davacı borçlu, gerek önceki yıllar ve gerekse 2020 yılı içerisinde satın aldığı ve bedelini ödediği, itiraz ve dava konusu etmediği mal alımlarına ilişkin herhangi bir form sunamadığını, davacı borçlu, müvekkilinden fatura konusu malları alıp almadığının şüpheli olduğunu ileri sürerken  itiraz ettiği faturaların ait olduğu dönemde faaliyetini durdurduğu ya da paletleri müvekkilinden başka bir firmadan satın aldığına dair herhangi bir belge veya delil de sunmadığını,TBK ve TTK'da borcu sona erdiren nedenler sayıldığını, itirazlar süreye bağlı tutulduğu gibi kaydi olarak düzenlenen iade faturası borcu sona erdirmeyeceğini, davalının sırf borçtan kurtulmak için iade fatura düzenlemiş olması davalıyı borçtan kurtarmayacağını bu sadece kaydi bir işlem yapıldığını, zira davalı borçlunun iade faturası düzenlemeden önce bir ayıp veya eksik bildirimi ve düzenlerken de gerçekte iade ettiği bir mal bulunmadığını, bu iade faturalarına da müvekkili tarafça süresinde itiraz edildiğini, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2004/2189 -K. 2004/11141 -T. 11.11.2004), ”(Yargıtay19. Hukuk Dairesi E. 2009/5122 -K. 2010/2130 -T. 1.3.2010.) ”(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E. 2014/3309 -K. 2015/127 -T. 13.1.2015.)”(Yargıtay 15. H D 2016/3888 E. 2017/2954 K. 12.09.2017 T.) İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davanın reddine, takibin tedbiren durdurulduğu için davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı tarafından davacı aleyhine açık hesap alacağının tahsili talebiyle Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takipten kaynaklı davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemi ile İİK. 72 Maddesi uyarınca açılan menfi tesbit davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.   6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir.Somut olayda davacı tarafça, Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takipten kaynaklı davalıya borçlu olunmadığının tespitinin talep edilip  dava değerinin 373.660,00 TL. Gösterildiği,  mahkemece yapılan yargılama sonucunda 23/06/2021 tarihli duruşmada; Davanın kısmen kabulü ile 373.660,00 TL yönünden davacının Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu asıl alacak yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verildiği halde gerekçeli kararın yazımında hüküm fıkrasında hata yapıldığı ve HMK. 304 Madde uyarınca tashihen düzeltildiği belirtilerek ;Davanın kabulü ile 373.660,00 TL yönünden davacının Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu asıl alacak yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, şeklinde karar verildiği, mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK.'nın 298/2 maddesine aykırı olduğu  görülmüştür.Mahkemece davaya konu icra dosyasının getirtilmediği, uyap sistemine kaydedilmediği görülmekle; Dairemizce icra dosyası uyap sisteminden kaydedilip incelendiğinde; Davalı  tarafından davacı aleyhine 02/09/2020 tarihinde ticari hesap alacağından kaynaklı 385.460,00 TL. Ticari hesap alacağı, 835,16 TL. İşlemiş faiz olmak üzere toplam: 386.295,16 TL. Alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibinde bulunulduğu,  davacı taraf dava dilekçesi ile, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takipten kaynaklı davalıya borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği halde  dava değerinin 373.660,00 TL. Gösterildiği, mahkemece, icra takibinin tamamı üzerinden mi yoksa dava değeri olarak gösterilen 373.660,00 TL. Üzerinden mi davanın açıldığı yönünde davacı tarafa beyanda bulunmak üzere süre verilip verilen beyan doğrultusunda dava değerinin tesbit edilip beyana göre gerektiğinde eksik harcında tamamlatılmak suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekirken davacı tarafın dava değeri konusunda beyanı alınmadan 16/09/2020 tarihli tensip tutanağı ile takibe konu alacağın tamamı üzerinden İİK. 72/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verildiği, ön inceleme duruşmasında da uyuşmazlığı; Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına konu cari hesap alacağından dolayı borçlu olunup olunmadığının tespiti noktasında toplanmış olduğu şeklinde icra takibi ile talep edilen alacağın tamamının dava konusu olduğu şeklinde uyuşmazlık tesbit edildiği halde dava değeri olarak gösterilen miktar yönünden hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.Mahkemece, irsaliyerde teslim alan kişiler adına atılan imzaların davalı şirket çalışanlarına ait olup olmadığı yönünde grafoloğ bilirkişiden rapor alındığı, grafolog bilirkişi raporu incelendiğinde; bilirkişinin ... tarafından teslim alındığı belirtilen 3 adet irsaliye, ...  tarafından teslim alındığı belirtilen 1 adet irsaliye, ...  tarafından teslim alındığı belirtilen 16 adet irsaliyelerdeki teslim alan imzalarının  ... eli ürünü olup olmadığı konusunda inceleme yapıldığının belirtildiği, dava konusu  ihtilaflı  irsaliyelerin toplam 30 tane olduğu halde grafolog bilirkişi tarafından 20 adet irsaliye üzerinde inceleme yapıldığı, ihtilaflı 10 adet irsaliyelerdeki imzaların teslim alan kişilere ait olup olmadığı konusunda inceleme yapılmadığı halde mahkemece verilen hüküm gerekçesinde tüm irsaliyelerdeki imzaların incelendiği ve ilgili kişilere ait olmadığı şeklinde tesbit yapılıp yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Davacı vekili irsaliyelerdeki imzaların şirket çalışanlarına ait olmadığı, sahte imza atıldığı ile ilgili şikayette bulunduklarını, 25/01/2021 tarihinde gönderdiği dilekçe ile; soruşturmanın Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/42889 Hazırlık numarası ile devam ettiği belirtildiği halde mahkemece,  bu dosyanın akıbetinin sorulmak suretiyle getirtilip incelenmemesi yerinde görülmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, dava değeri konusunda beyanda bulunmak üzere davacı vekiline kesin süre verilip sonucuna göre harç eksikliği bulunduğu taktirde tamamlatılmak suretiyle yargılamaya devam edilerek, TBK’nın 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince saptanacak maddi vakıalar hukuk hakimini de bağlayacağından, davacı vekilinin bildirdiği Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/42889 Hazırlık numaralı dosyasının akıbetinin sorulup bu dosyanın getirtilip incelenmek suretiyle bekletici mesele yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi ve davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olup BA Formu ile vergi dairesine bildirdiği ve sonradan iade faturası düzenlenmek suretiyle davalıya gönderilen 24 adet fatura ile ilgili davacının vergi dairesine verilen beyanname kayıtlarının düzeltme nedeniyle iptal edilip edilmediği, düzeltilmişse ne şekilde ve ne zaman düzeltildiğinin ilgili vergi dairesinden sorulup buna dair belgelerin getirtilip dosya arasına konulması, ispat yükünün kimde olduğunun doğru şekilde tesbit edilip mahkemece gerekli görüldüğü taktirde imza incelemesi yaptırılmayan irsaliyeler yönünden de imza incelemesi yaptırılıp bu yönde rapor alınarak, gerektiğinde taraflara yemin delilleri de hatırlatılarak varılacak kanaate göre karar verilmesi gerekmektedir.( Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2014/3309E.- 2015/127 K. ve  19. H.D.2017/511 Esas - 2018/6434 Karar ) Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin mahkemesince değerlendirilmesi gerekmektedir. HMK.nın (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine  karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2021 tarih ve 2020/604 Esas - 2021/655 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının (nispi+maktu) talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/02/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4fd521ae02578b44","SID":"226b71cecdd5a748"}}