{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1842 Esas<br>KARAR NO: 2024/358 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t: 2014/544 Esas - 2019/1122 Karar <br>TARİHİ: 04/11/2019<br>DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin ...  markasıyla, çeşitli boy, ebat ve niteliklerde, radyatör tasarım, üretimi ile bu ürünlerin toptan ve perakende dağıtım ve pazarlamasını yapan ülke içinde ve yurtışında  gerçekleştirdiği endüstriyel tasarım ürünlerini, Dünya Patent Ofisi Wipo Patent belgesiyle  tescillendiğini ve 01.10.2010 tarihinde Tpe Endüstriyel Tasarım Bülteninde yayınlanan ürünlerin tesciline sahip bir şirket olduğunu, davalı şirketin daha önce müvekkili şirketten fason malzeme alan firma olduğunu, davalının daha sonra müvekkili şirkete ait ... ve ... isimli tescilli ürünlerini aynen taklit ederek kendisine ait  ... ve ... adı vererek  ürünleri üreterek  müvekkili şirketten satın almak yerine,  kendi logosuyla üretip pazarlamaya başladığını, haksız rekabetin tespiti için Bakırköy 2. Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesinin 2013/339 Esas sayılı dosyasıyla  açılan davada,  görevsizlik kararı üzerine dosyanın Bakırköy 10.  Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/117 Esas sayılı dosyasına kayıt edildiğini, bu mahkemece davalı şirketin haksız rekabetinin tespitine, ilgili ürünlerin men'ine, bu ürünlerin tasarım ve üretiminin engellenmesine, üretilen ürünlere el konulmasına karar verildiğini, davalı şirketin müvekkili şirkete ait ürünleri taklit yoluyla üretip sattığı mahkeme kararıyla sabit olduğundan zararların tazmini için tedbiren şimdilik 30.000-TL teminat vermesine, maddi zararlarının tespiti ile haksız rekabetten dolayı  son 5 seneye dönük yoksun kalınan kazançtan dolayı şimdilik 1.000.-TL maddi tazminatın  ticari faiziyle birlikte müvekkilinin pahalı ürün sattığı, müşterilerini zarara soktuğu gibi bir kanaat oluşması ve müşteri kaybına sebebiyet vermesi vs hususlar gözönüne alındığında 50.000.00-TL manevi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, kararın ilan edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının Türkiye de  tescilli bir sinai hakka dayanmaması nedeniyle bir tecavüzden söz edilemeyeceğini, teyit ile görevsizlik kararı verildiğini, kararın kesinleştiğini, davacının daha sonra Bakırköy 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/117 Esas sayılı dosyasında dava açtığını, bu dava da mahkemenin Fikri Sinai Haklar Mahkemesinin red gerekçesini dikkate almadan, yeni delil toplamadan ve taleplerini dinlemeden tek celsede davacı taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiğini  eksik yargılamaya dayalı bu kararın gerekçeli metninin kendilerine tebliğ edilmediğini,bu dosyanın kesinleşmediğini,  bir ürünün taklit olup olmadığının bakışla, nazarla, fotoğrafla tespit olunmayacağını, teknik teday ve ölçümlerin önemli olduğunu, benzerliğin bu ürünleri üreten firmaların tüm ürünlerinde olduğu değerlendirildiğinde teknik teday  taklit  iddiasını çözümleyecek tek yol olduğunu, müvekkili şirketin ilk dava tarihinden itibaren stoklarında bulunan dava konusu ürünleri  ürün zincirinden tamamen çıkarttığını ve aslı olsun olmasın şirket itibarına zede vuracak bir iddianın gerçekleşmesini ortadan kaldırdığını, derdestlik itirazlarının kabulüne, ürün taklidi veya  tescilli ürüne tecavüzü  sübuta erdirecek bir kesinleşmiş karar olmadığının ve tazminatı gerektirecek bir yasal gerekçesinin bulunmadığının tespitine, karşı delil haklarının ve ek  savunma gerekçe haklarının saklı tutulmasına, haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili 13/03/2019 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin netice-i talebini 22.125,72-TL'ye yükseltmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 04/11/2019 tarih 2014/544 Esas - 2019/1122 Karar sayılı kararında; \"Dava, haksız rekabet nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ile tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; davanın açıldığı tarih ve haksız rekabet teşkil ettiği iddia olunan eylemlerin vuku bulduğu tarihler itibariyle somut olaya 6762 sayılı TTK'nun 56 ve devamı maddeleri uygulanmalıdır. TTK 56. maddesi haksız rekabeti, \"aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali\" olarak tanımlamıştır. Haksız rekabet hükümlerinin dayandığı temel ilke, \"emek ilkesi\"dir. Bu ilke, herkesin dürüstlük ve ahlak kurallarına uygun olarak kendi emeği oranında davranışlarının sonucunu elde etmesini ifade eder. Kanunun 57. maddesinde haksız rekabet teşkil edecek eylemler örnek niteliğinde sıralanmış olup, sınırlı sayıda değildir. Bu nedenle bu örneklerden birini teşkil etmese de, aldatıcı hareket veya dürüstlük kurallarına aykırı şekilde iktisadi rekabetin suistimali, haksız rekabet oluşturacaktır. Somut olayda, Mahkememizce bekletici mesele yapılan Bakırköy 10 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/117 Esas-2014/223 Karar sayılı ilamında \"Dava TTK'nun 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespiti, üretimin engellenmesi, üretimde kullanılan makine, kalıp, cihaz ve ürünlere el konulması taleplerinden ibaret olup, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, kataloglar, tarafların ürünleriyle ilgili olarak ibraz edilen görseller ve özellikle mahkemece verilen göreve uygun, denetime elverişli ve yeterli görülen bilirkişi öğretim görevlisi Dr. ...'ın 28/10/2013 tarihli raporuna binaen; davacıya ait WIPO nezdinde 10/06/2010 tescil tarihli ve ... ve 15 tescil numaralı ... isimli model ile davalı tarafa ait \"...\" isimli ürünün tasarım ve birimlerinin birbirinin aynısı olduğu, davacı tarafa ait ... isimli ürünün üst kısmında iki adet ortasında iki ahşap profil bulunan birim kullanılmışken davalı tarafa ait ... isimli üründe ürünün üst kısmında üzerinde bir adet ahşap profil bulunan iki adet birim kullanıldığı, alt kısımda kullanılan birimlerin tasarımlarında benzerlik bulunurken tekrar sayılarının farklı olduğu, bunun da radyatör tasarımdaki ürünün üretim aşamasında nihai kullanım yeri ve kullanıcının istediği ısı değerine göre dilim sayılarında farklılık göstermesinin doğal olduğu, bununla beraber hem davalı hem de davacı taraf ürünlerinde kullanılan ve tasarımın ana öğesini oluşturan seçici algının oluştuğu birimlerin (dilimlerin) tasarımlarının birbirine ayniyet derecesinde benzer olduğu ve sonuç itibariyle davacı tarafa ait tasarımlar ile davalı tarafa ait ... ve ... isimli tasarımların birbirleriyle iltibas yaratacak kadar benzer olduğu, bu durumun TTK'nun 54 ve 55/1-4 maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğu anlaşılmakla bu durumun tespiti ve men'i ile haksız rekabet teşkil eden tasarıma yönelik üretim yapılmasının engellenmesine, bu surette üretilen ürünlere el konulmasına yönelik istemlerin kabulü ile üretimde kullanılan makine ve cihazların başka üretimlerde de kullanılması söz konusu olabileceğinden bu yöndeki el koyma talebinin ise reddine karar verilmesi gerektiği vicdani kanaat ve sonucuna varılmıştır. \" hükmünün verildiği ve Yargıtay incelemesinden geçerek hükmün onandığı, ardından alınan bilirkişi raporları ve itirazlar üzerine alınan ek raporlar ile ek raporlar arasında meydana gelen çelişkilerin giderilmesi için alınan 3. Ek raporda ayrıntılı olarak davacının zararının hesaplandığı, davalının 2013 yılı gelir tablosundaki dönem ket Kar'ı/Net Satışlar oranının %0,70 olduğunu ve 2. ek rapordaki hesaplamadaki %7 oranının maddi hata sonucu kullanılmış olduğunu, davalının \"tazminat hesabında sadece .../... açıklamalı ürünlerin davaya konu olması gerektiği\" yönündeki savunmasınnı kabulü halinde\" davalının haksız rekabet yoluyla elde ettiği kazanç 384,94-TL olarak, davalının bu savunmasını uygun görmemesi halinde davalının haksız rekabet yoluyla elde ettiği kazancın 2.212,57 TL olarak hesaplandığını beyan ettikleri görülmekle, davanın ıslah edilmiş haliyle Kısmen Kabulüne, takdir olunan 2.212,57-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen maddi tazminatın 2.000-TL'sine dava tarihinden itibaren, ıslahla talep edilen 212,57-TL'sine ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına,Davalının haksız rekabet teşkil eden fiilleri haksız eylem niteliğinde olduğundan manevi tazminat koşullarının oluştuğu, eylemlerin gerçekleşme şekli, emek ilkesinin ihlali, davacının zedelenen ticari itibarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, hak ve nesafet ilkesi gözetildiğinde davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının davalıdan olan fazla maddi ve manevi tazminat isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, davanın ıslah edilmiş haliyle kısmen kabulüne, takdir olunan 2.212,57-TL maddi ve 5.000-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen maddi tazminatın 2.000-TL'sine dava tarihinden itibaren, ıslahla talep edilen 212,57-TL'sine ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine, karar verilmiş,  karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin kısmen kabul kararının dayanağını çelişkili bilirkişi raporu olması nedeni ile karara karşı istinaf taleplerini sunma zaruretinin hasıl olduğunu,  Yüksek Mahkeme, dosya kapsamında alınan raporların aşağıdaki gibi olduğunu,  19.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda; “TTK,56/1rnci madde (d) ve (e) bentleri kapsamında yapılan çalışmada, davalının haksız rekabet suretiyle fazladan 256.313,12 TL ciro ve bu miktar üzerinden mali tablolarındaki veriler çerçevesinde 17.937,09 TL kazanç elde etmiş olabileceğinin hesaplandığını, davacının manevi tazminat talebi takdirinin mahkemenin takdirinde olduğu, …” yönünde görüş ve kanaat bildirildiğini, Aynı heyetin 09.05.2018 tarihli ek raporda ise; “davacıda ..., Davalıda ... - ... olarak isimlendirilen ürünlere ilişkin olarak dava dilekçesinde; kök rapora yapılan itirazlar üzerine davacının ciro düşüklüğüne maruz kalıp kalmadığı davacı ciroları kapsamında değerlendirildiğini ve alternatifli hesaplamaların mahkemeye arz edildiği, 2011 ve 2012 yılında davacının ...  markalı tüm satışları 156.747,60 TL ve 162.320,97 TL olduğu,  bu miktarın içinde davalıya satılan kısım 40.305,00 TL ve 80.180,46 TL olduğu, Davacının, davalının almadığı dönemde tüm satışı 2013 yılında 43.961,06 TL, 2014 yılında ise 84.083,40 TL olduğu, Ciro düşüşünün bu şekilde olduğu, davalıda ise davacıdan alım yaptığı dönemde; havlupan grubuna ilişkin 2011 -2012 yılında satışları; 2011 yılında 40.305 TL'lik davacıdan alım yapmış olduğu tutara karşılık satışı 333.159,11 TL olduğu, 2012 yılında 80.180,46 TL'lık davacıdan alım yapmış olduğu tutara karşılık satışı 422.676, 50 TL olduğu,  2013 yılında davacıdan alım yapmadığını ve satışı tüm ürün grubu için 409.023,13 TL olduğu,  2014 yılında tüm ürün grubu satışının 32.839,95 TL olduğu, yukarıda davacının bildirdiği itirazlar kapsamında 2013 yılı ve 2014 yılı ... ve ...  markalı ürünlere ilişkin sunulan davalı satış faturaları üzerinden davalı satışlarının tutarı 2013 yılında toplam 313.544,39 TL ve 2014 yılında 2.537,28 TL olarak tespit edildiği, davalının bildirdiği mükerrer yazılan ... nolu fatura tutarının bu defa düşüldüğü, söz konusu 316.081,67 TL'lik satıştan davalının kazancı, mali tablolarındaki net kar oranlarına göre 2.151,30 TL olduğu, söz konusu 316.081,67 TL'lik satıştan davacının kazancı mali tablolarındaki net kar oranlarına göre 20.123,55 TL olduğu, sunulmadığı bildirilen tüm faturaların dava konusu ürün ile ilgili olduğu değerlendirmesine gelince; davalının Havlupan ürün grubundaki satış miktarlarının tamamına göre davalıda gerçekleşmesi muhtemel kazanç hesap l'de, bu kazancın davacı bünyesinde gerçekleşmesi varsayımına dayalı hesaplama ise Hesap 3'te gösterildiği, …” yönünde görüş ve kanaat açıkladığını, Aynı heyet tarafından tanzim edilmiş olan 03.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda ise; “davalının, \"tazminat hesabında sadece .../... açıklamalı ürünlerin davaya konu olması gerektiği\" yönündeki savunmasının kabulü halinde' davalının haksız rekabet yoluyla elde ettiği kazanç 3.849,41 TL olarak, davalının bu savunmasını uygun halinde davalının haksız rekabet yoluyla elde ettiği 22.125,72 TL olarak hesaplandığı” yönünde görüş ve kanaat açıklanmıştır. Mahkemece, 3 farklı görüş bildirilmiş olan bu heyetten çelişkilerin giderilmesi için alınan 3. ek raporda ise bilirkişilerce; “davalının 2013 yılı gelir tablosundaki dönem ket Kar'ı/Net Satışlar oranının %0,70 olduğunu ve 2.ek rapordaki hesaplamadaki %7 oranının maddi hata sonucu kullanılmış olduğunu, davalının \"tazminat hesabında sadece .../...açıkalamalı ürünlerin davaya konu olması gerektiği\" yönündeki savunmasınnı kabulü halinde\" davalının haksız rekabet yoluyla elde ettiği kazanç 384,94 TL olarak, davalının bu savunmasını uygun görmemesi halinde davalının haksız rekabet yoluyla elde ettiği kazancın 2.212,57 TL olarak hesaplandığını” yönünde görüş ve kanaat açıklandığını, Yüksek Mahkeme'nin, bilirkişilerden raporlardaki çelişkilerin giderilmesi istenmesine rağmen, Bilirkişilerce önceki 3 rapordan farklı görüşlere yer verildiğini ve çelişkili bir raporun daha dosyaya ibraz edildiğini,  yukarıda kısaca yer verilen bilirkişi raporları ile 4 farklı görüş bildirilmiş olup, bu raporlara dayanarak hüküm kurulmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu;  Tazminat talepleri bakımından hatalı kanaatler ile eksik hesaplama neticesinde karar verilmiş olmasının kabul edilemeyeceğini; bu bakımdan ıslah talepleri gibi karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü ile ıslah edilen tutardan daha az bir tutar üzerinden davanın kabul edilmiş olması, bu kararın dayanağının da denetime ve hüküm kurmaya elverişsiz bilirkişi raporu olmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yukarıda ayrıntısı ile arz ve izah etmiş oldukları nedenlerle istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesi ile davanın ıslah etmiş oldukları bedel üzerinden tüm talepleri bakımından kabulüne karar verilmesini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu; bu noktada 03.01.2019 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasını talep ettiklerini, İleri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davalarının ıslah etmiş oldukları tutar üzerinden tüm talepleri bakımından kabulüne, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararı ile davanın ıslah edilmiş haliyle kısmen kabulüne; 2.212,57-TL maddi ve 5.000-TL manevi tazminatın müvekkili davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini; müvekkili aleyhine kurulan hükmün usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu Mahkeme kararına dayanak gösterilen Bakırköy 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/117 E. 2014/223 K. sayılı dosyasından yapılan incelemenin yeterli olmadığını, ürünler üzerinde gerekli teknik incelemenin yapılmadığını, ürünlerin fiili olarak incelenmediğini, fotoğraf üzerinden yapılan inceleme neticesinde yetersiz bir bilirkişi raporu hazırlandığını ve bu rapora göre hüküm kurulduğunu; müvekkili şirketin haksız rekabet teşkil edecek herhangi bir eyleminin olmadığını; bu nedenle müvekkili aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, Dosyada mübrez son iki bilirkişi raporunda seçenekli hesaplama yapıldığını; dava konusu ürünlerin sadece ... ve ... modeldeki ürünlerin alt modelleri olan ... ve ... modelindeki ürünler olduğunu; davayı kabul ve aleyhe kabul anlamına gelmemek  kaydıyla; ... ve ... modeldeki ürünlerin alt modelleri olan ... ve ... ahşap içerir havlupan modelleri olup, diğer ... ve ... modellerinin  tüm piyasada bulunan ve üretilen, özelliği olmayan, paslanmaz çelik havlupan modeller olduğunu; yine aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının benzerliğini iddia ettiği ... ve ... modeller ahşap kullanılan modeller olup; davacının, müvekkile ait benzerliğini iddia ettiği ürünlerin ... ve ... modellerinin ahşap kullanılan ... ... alt modelleri olduğunu; Iroko'nun bir ahşap türü olup, ahşap kullanılan ... ve ... modellerine bu nedenle bu isim verildiğini; aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafından dosyaya delil olarak sunulan Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2013/339 E. Sayılı dosyasından hazırlanan bilirkişi raporunda yer alan görsellerde ve katalog açıklamasında açıkça davacıya ait ... ve ... modellerin ahşap içerir modeller olduğunu; yine aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla; Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2013/339 E. Sayılı dosyasında bulunan ve bilirkişi incelemesinde bahsi geçen  müvekkile ait kataloglarda ve ürünlere ait Mahkemeye sunulan faturlarda da  \"...\"- \"...\", \"...\"-\".... \" ayrımı olduğunu; Yerel Mahkemeye sunulmuş olan delil listelerinin 5. Maddesinde ürün benzerliklerinin veya fiili taklit durumunun olup olmadığının tespiti amaçlı bilirkişi incelemesine dayanıldığını; fakat yerel mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi taleplerinin gözönüne alınmadığını, talep edilen hususlarda bilirkişi incelemesi yapılmadığını; hükme esas alınan son bilirkişi raporunda, 1. seçenekte\" ...\" ve \"...\" modellerin tamamı açısından hesaplama yapıldığını, ikinci seçenekte ise  \"...\" ayrımı yapılarak sadece \"...\" ve \"...\" modelleri açısından hesaplama yapıldığını; davayı kabul ve aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla; yerel mahkemenin \"...\" ayrımı olmaksızın  \"...\" ve \"...\" modelleri için hesaplama yapılan  1. seçenek olan 2.215,57-TL  üzerinden hüküm kurmasının usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu; ayrıca müvekkili aleyhine hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu; müvekkilinin haksız rekabet teşkil edecek herhangi bir eyleminin bulunmamakta olup, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını; aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla; manevi tazminat koşullarının oluştuğu kabul edilse dahi hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş  olduğunu, Yerel Mahkemece hükmedilen maddi tazminata avans faizi uygulanmasına karar verildiğini; hükmedilen faiz oranının fahiş olup, yasal faiz uygulanması gerektiğini, Açıklanan ve Mahkemece resen göz önüne alınacak nedenlerle; istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın ve davacının tüm taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan, davalının, davacı şirketin ... ve ... isimli havlupan modellerine iltibas yaratacak düzeyde benzer ... ve ... modeli havlupanları üretip datarak haksız rekabete neden olduğunu haksız rekabetin tespiti ve men'i için açılan Bakırköy 10 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan davanın kabul edildiğini ileri sürerek bu eylem nedeniyle şirketin uğradığı maddi ve manevi zararın tahsilini talep etmiş; davalı yan, Bakırköy 10 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdindeki davada yeterli teknik inceleme yapılmadan düzenlenen rapor dayalı karar verildiğini, bu kararın iş bu davada delil olamayacağını, davalının haksız rekabet teşkil eden bir üretiminin olmadığını, davalı tarafından dava tarihinden itibaren stoklarında bulunan ve haksız rekabet teşkil ettiği iddia olunan ürünlerin,  ürün zincirinden çıkartıldığını, davalı şirketin itibarına zedeleyecek bir iddianın ileri sürülmesinin engellendiğini, haksız rekabet eylemi bulunmadığından tazminat taleplerinin de reddi gerektiğini savunmuştur.  İlk derece mahkemesi tarafından taraf delilleri toplanmış, Bakırköy 10 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/117 esas, 2014/223 karar sayılı dosyası örneği dosya arasına alınarak kesinleşmesi beklenilmiş, Büyükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/871 esas 2015/510 karar sayılı dosyası dosya arasına alınmış,  taraf defterleri üzerinde mali müşavir, endüstriyel tasarım uzmanı ve haksız rekabet uzmanı bilirkişilerden oluşan heyet marifetiyle kök rapor alınmış, kök raporda, davacının defter ibraz etmeyip yalnızca ciro kaybına ilişkin tablo sunmuş olması ve bu tablodaki verilerin defterlerle teyit edilememesi nedeniyle takdir mahkemeye bırakılarak, davalı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı belirtilmiş, taraf itirazları üzerine davacı defterlerinin ve eksik olduğu ileri sürülen tüm faturalar da incelenerek ihtimalli hesaplamaları içeren birinci ve ikinci ek raporlar alınmış, ikinci ek rapordan sonra davacı tarafından maddi tazminat istemi 22.125,72-TL olarak ıslah edilmiş,  iki ek rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla yine ihtimalli hesaplama içeren üçüncü ek rapor alınmış, mahkemece üçüncü ek raporda tespit edilen seçenekli maddi tazminat tutarlarından  2.215,57-TL kabul edilerek, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, yine dava dilekçesi ile istenen 50.000,00-TL manevi tazminat isteminin de kısmen kabulü ile davalı aleyhine 5.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece alınan bir kök ve üç ek rapor arasında çelişki bulunduğu, alınan son ek raporun bu çelişkiyi gidermediği, mahkemenin, maddi tazminat taleplerini,  03/01/2019 tarihli raporda yer alan zarar hesabına göre yapılan ıslah üzerinden kabul etmesi gerektiği, mahkemece tüm taleplerinin tamamının kabul edilmesi gerektiği; davalı yan tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri haksız rekabet teşkil eden bir eylem bulunmadığı, mahkemenin eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna göre verilmiş  Bakırköy 10 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/117 esas, 2014/223 karar sayılı kararını hükme esas alamayacağı, zarar hesabında yalnızca ... ve ... modellerinin ıkoro başlıklı alt modellerinin satışlarının esas alınması gerektiği, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğu, manevi tazminata avans faizi işletilemeyeceği yönündedir. Davalı yanın maddi tazminata ilişkin istinaf  başvurusu bakımından yapılan incelemede, mahkemece kabul edilen tutarın 2.215,57-TL olduğu, 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 maddesi uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalarda verilen kararların kesin olduğu, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2019 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırının 4.400,00-TL olduğu, buna göre davalının  istinaf konusu ettiği 2.215,57-TL maddi tazminata ilişkin mahkeme kararının kesin olduğu anlaşılmış, davalı yanın maddi tazminat kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve  352/1. maddeleri gereğince usulden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Davacı yanın, maddi tazminat talebinin ıslah dilekçesindeki tutar üzerinden ve 03/01/2019 tarihli rapor esas alınarak kabul edilmesi gerektiği, zira raporlar arasındaki çelişki olduğu yönündeki istinaf sebebi değerlendirildiğinde, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kök raporda davacı defterlerinin incelenmemiş olduğu, birinci ek raporda davacı defterleri ile bir kısım faturanın da incelemeye esas alındığı, ikinci ek raporda mahkeme istemi ve davalı itirazları üzerine ihtimalli hesaplama yapıldığı, ikinci ek raporda davalının 2013 ve 2014 yıllarında haksız rekabete konu ürün gamının satışlarından %0,70 oranında kar elde ettiğinin, davalı itirazlarına göre yalnızca .../... ve .../... ürünlerinin satışlarının(54.991,57-TL) esas alınması halinde  davalının haksız rekabet sonucu elde etmiş olabileceği kar tutarının 3.849,41-TL, ıroko alt ayrımı olmaksızın tüm ... ve ... satışlarının(316.081,67-TL) esas alınması halinde ise  davalının haksız rekabet sonucu elde etmiş olabileceği kar tutarının 22.125,72-TL  olabileceğinin tespit edildiği, üçüncü ek raporda ise bir önceki raporda %0,70 olarak tespit edilen kar oranının satışlara sehven %7 olarak uygulanması nedeniyle hesap hatası yapılığı açıklanarak, davalı itirazlarına göre yalnızca .../... ve .../... ürünlerinin satışlarının esas alınması halinde  davalının haksız rekabet sonucu elde etmiş olabileceği kar tutarının 384,94-TL, ıroko alt ayrımı olmaksızın tüm ... ve ... satışlarının esas alınması halinde ise  davalının haksız rekabet sonucu elde etmiş olabileceği kar tutarının 2.212,57-TL  olabileceğinin tespit edildiği, davacı itirazının aksine, davacı tarafından dayanılan 03/01/2019 tarihli ikinci ek rapordaki hesaplama hatasının üçüncü ve hükme esas alınan son raporda giderilmesinin, raporlar arasında çelişki bulunduğu yönünde değerlendirilemeyeceği, nitekim ikinci ek rapordaki hesaplama hatasının, üçüncü ek rapor alınmasa idi dahi mahkeme denetimi ile tespit edilebilecek basit hesap hatası olduğu, yine dosyaya mübrez kök ve birinci ek raporlarda incelemeye esas alınan delil ve verilerin farklı olması nedeniyle, bu raporların diğer raporlarla çeliştiği yönündeki davacı itirazının yerinde olmadığı, mahkemece ikinci bilirkişi ek raporundaki değer üzerinden ıslah edilen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde  usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı yanın manevi tazminata yönelik istinaf sebebi değerlendirildiğinde;  Bakırköy 10 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/117 esas, 2014/223 karar sayılı kararı ile,  davacıya ait WIPO nezdinde 10/06/2010 tescil tarihli ve ... ve 15 tescil numaralı tasarımlar ile davalıya ait \"...\" ve \"...\" isimli tasarımlar birbirleriyle irtibas yaratacak kadar benzer olduğundan haksız rekabetin tespiti ve men'ine karar verilmiş olup, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2015/2418 esas, 2015/7600 karar sayılı 03/06/2015 tarihli ilamı ile reddedildiği ve hükmün onandığı, onama kararına karşı yapılan karar düzeltme başvurusunun yine  Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2015/12798 esas, 2016/8952 karar sayılı 17/11/2016 tarihli ilamı reddedildiği ve hükmün bu tarihte kesinleştiği, bu kararın, davalının  tazminat istemlerinin dayanağını teşkil eden haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiği hususunda kesin delil teşkil ettiği, davalının haksız rekabet yönünden bu davada ayrı bir inceleme yapılması gerektiğine, haksız rekabet teşkil eden bir eylem bulunmadığına, kesinleşen dosyada eksik inceleme yapıldığına yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davacının tasarımını yaptığı ve önceki dönemlerde davalının davacıdan satın aldığı ürünlerin tasarımlarının, davalı tarafından iltibas yaratacak ve haksız rekabet teşkil edecek biçimde üretilip satılmasının davacının ticari itibarını zedeleyecek nitelikte olduğu, TTK'nun 56/1-e bendi atfı ile TBK'nun 58 maddesinde düzenlenen kişilik hakkının zedelenmesine dayalı manevi tazminat koşullarının oluştuğu, tarafların tacir olması karşısında manevi tazminata avans faizi işletilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı yanın, istinaf dilekçesinde tüm taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, mahkemenin manevi tazminat talebini kısmen kabul etmiş olması karşısında, bu istinaf başvurusunun manevi tazimatın tutarını da kapsadığı değerlendirilmiş olup, davalının da hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğuna yönelik istinaf sebebi mevcut olduğundan, manevi tazminatın tutarına yönelik yapılan inceleme neticesinde;  davacının 50.000,00-TL manevi tazminat talep ettiği, mahkemece 5.000,00-TL tazminata hükmedildiği, manevi tazminatın bir ceza aracı olamayacağı, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinemeyeceği ve zenginleşme aracı olamayacağı ilkeleri ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluş biçimi,  ihlal edilen hakkın niteliği, zararın ağırlık derecesi nazara alındığında, mahkemece hükmedilen tazminat tutarının hak ve nesafet kurallarına göre makul olduğu, tarafların aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; davalının aleyhine hükmedilen maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve  352/1. maddeleri gereğince usulden reddine,   ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olması, kamu düzenine aykırılık da saptanmamış bulunması karşısında, davalının manevi tazminata, davacının hükmün tamamına yönelik istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının  aleyhine hükmedilen maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341, 352/1 maddeleri  gereğince USULDEN REDDİNE,  2-Davalının aleyhine hükmedilen manevi tazminata, davacının hükmün tamamına yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 123,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,1‬0-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a64c3bc6c22118e","SID":"e31fc2f118b832d0"}}