{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/1310 - Karar No:2024/109<br>                       <br>                      T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        27. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t: 2023/1310 <br>KARAR NO\t: 2024/109<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/09/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/555 E-2023/491 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 14/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/03/2024<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı hakkında açılan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; taraflar arası anlaşmayı içeren ve dilekçe ekinde sunulan sözleşme ve davacı müvekkili tarafından kesilmiş fatura uyarınca,  davalı-borçlu aleyhine Ankara 26. İcra Dairesi’nin 2022/12823 Esas sayılı dosyası ile 102.698,15 TL tutarında genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalının 12/08/2022 tarihli dilekçesi ile icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itiraz ettiğini, HMK uyarınca davalının yerleşim yeri genel yetkili mahkeme sayılmış olsa da taraflar arası alacak-borç ilişkisi sözleşmeye dayandığından HMK madde 10 uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemelerinin de yetkili kılındığını, aynı şekilde TBK madde 89 uyarınca aksine bir sözleşme yoksa para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğini, dilekçe ekinde sunulan fatura, sözleşme ve hakediş raporundan görüleceği üzere davacı müvekkilinin alacağı, para alacağı olmakla birlikte sözleşmeye dayandığını, davalı ile  müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde  düzenlenen sözleşmeye ve faturaya konu borcun, 28/01/2022 tarihinde davalı tarafça ödenmesi gerekirken bugüne kadar ödenmediğini, bunun üzerine, Ankara 26. İcra Müdürlüğü’nün 2022/12823 Esas sayılı dosyasıyla açık faturaya dayalı olarak bakiye 94.400,00 TL asıl alacak ve 8.298,15 TL  işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının borca ve fer'ilerine haksız olarak itiraz ettiğini  belirterek; borçlunun itirazının iptalini, takibin devamını, takip konusu alacağın % 20’sindan az olmamak üzere icra inkâr tazminatı takdirini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili 03/11/2022 tarihli dilekçesinde; davalının Karayolları Genel Müdürlüğü 7. Bölge Müdürlüğü'nün 2016/261963 İhale Kayıt Numaralı Amasya-Turhal Devlet Yolunun Km: 11+814-63+420 Arası Kavşak Tanzimi, Toprak İşleri, Tünel, Sanat Yapıları, Üsyapı BSK Yol Yapım İşi İkmal İnşaatının yapımını üstlendiğini, davalı yüklenici tarafından Aydınca Varyantı kesiminde yapılması planlanan proje değişikliklerinin davacı müvekkiline hazırlatılması ve bu hususta olur verilmesi için Karayolları Genel Müdürlüğü 7.  Bölge Müdürlüğü Kontrol Şefliği'ne talepte bulunulduğunu, davalının talebinin uygun bulunduğunu, ilgili alan için hazırlanacak proje değişikliklerinin davacı müvekkili tarafından yapılmasının Karayolları genel Müdürlüğü 7. Bölge Müdürlüğü tarafından uygun bulunması sonucu söz konusu alana ait proje değişikliklerinin müvekkili tarafından hazırlanarak teslim edildiğini ve onaylatıldığını beyan etmiştir.<br>\tDavalı vekili; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. maddesine göre, genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, müvekkili şirkete ait ticaret odası ile ticaret sicil kayıtları incelendiğinde anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin adresinin “...” olduğunu, yetkili icra müdürlüğünün de İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri olduğunu, huzurdaki davanın ve davaya konu icra takibinin yetkisiz yerde açıldığını, somut olayda, davalı borçlunun merkez adresinin İstanbul olduğunu, davacı tarafından Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün  2022/12823 Esas sayılı  dosyasının 94.400,00 TL'lik asıl alacak üzerinden açıldığını, dava dilekçesinde 102.698,15 TL yönünden talepte bulunularak, Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2022/12823 Esas sayılı takip dosyasında takibin devamına karar verilmesinin talep edildiğini, buna karşılık dava tevzi formuna göre 94.400,00 TL yönünden harç yatırıldığını, alacağı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; yargılama neticesinde takibin devamına karar verilmesi halinde davacının faiz talebi yönünden harç ödememiş olması bir yana faiz talebini saklı dahi tutmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkiline verdiğini iddia ettiği hizmet neticesinde ödenmesi gereken 94.400,00 TL'nin  ödenmediğini iddia ettiğini, davacının işbu alacak iddiasına konu faturada belirtilen hizmetlere ilişkin müvekkili şirket yetkilisi ile yapmış olduğu bir sözleşme olup olmadığını, iddia ettiği hizmeti gerçekleştirip gerçekleştirmediğini ispat etmesi gerektiğini, davacının dosya kapsamında sözleşme sunmamakla birlikte, sözleşme olduğunu iddia ettiği müvekkili şirket yetkilisinin kaşe ve imzası bulunmayan \"Taşeron Hakediş Raporu\"nu taraflar arasında usulüne uygun şekilde akdedilmiş bir sözleşmeymiş gibi sunduğunu, davacının taleplerinin ispata muhtaç olduğunu, davacı ile müvekkili şirket yetkilisi arasında akdedilmiş herhangi bir yazılı ve sözlü sözleşme bulunmadığını, davacının alacaklı olduğunu kabul anlamına gelmemek üzere davacı ile müvekkili şirket arasında yapılan sözlü/yazılı bir sözleşme var ise bu sözleşmenin müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler ile yapılmadığını, bununla birlikte dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan \"Hakediş Raporu\"nun ise müvekkili şirketin kaşe ve imzasını içermediği de gözetildiğinde, davacının iddiasını ispata elverişli hiçbir delil sunamadığını,  icra takibinde alacağa uygulanan faiz oranının geçersiz ve fahiş olduğunu, bunun yanı sıra asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin talep edilmiş olmasının haksız ve kabulü mümkün olmadığını, ayrıca, taraflarına tebliğ edilmiş herhangi bir fatura olmadığını, davacının alacağına dayanak herhangi bir fatura varsa dahi davacı tarafından müvekkili firma adına fatura düzenlenmiş olmasının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ispatlamak için yeterli olmadığını, davacının dava dilekçesinde taraflar arasında ticari hizmet ilişkisi olduğunu iddia ettiğini ancak nasıl bir ticari hizmet ilişkisi olduğuna, hizmetin kapsamına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için böyle bir ticari ilişkinin varlığı düşünülse bile davacının iddia ettiği ticari ilişkiye konu hizmetin müvekkiline usulüne uygun eksiksiz ve tam şekilde ifa edildiğini de ispat etmediğini belirterek; yetki itirazının  kabulü ile  mahkemenin ve icra dairesinin yetkisizliğinin tespitini ve yetkili yerin İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğunun tespitini, davanın usulden reddini, Mahkeme aksi kanaatteyse, haksız ve mesnetsiz olarak ikame edilen davanın esastan reddini, kötü niyetli alacaklı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı takdirini savunmuştur.<br>\tMahkemece; davanın, davacının taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlediği faturaların tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, Mahkemenin yetkisine itiraz edildiği, davalı vekilinin icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine dair itirazlarının bilirkişi raporu ile teyit edildiği üzere taraflar arasındaki ticari ilişkinin mevcut olduğu dikkate alınmakla TBK'nun 89. maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine karar verildiği, toplanan delillere, tarafların ticari defter ve kayıtları, gerekçeli bilirkişi raporları, tarafların beyan ve itirazları ile takibe konu faturalara göre; taraflar arasında ticari ilişkinin sabit olup, faturanın tarafların ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu ve defter ve kayıtların birbirleri ile uyumlu olduğu üzere davalının, davacıya 94.400,00 TL borçlu olduğu, davacı alacağının bu kısmının tahsilini talep edebileceği, davalı tarafından, icra takibine takip tarihi itibariyle davacıya borcunun bulunmadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı ve davacının faturaya konu edimi yerine getirdiğinin ispat edilemediği iddia edilmişse de, davaya konu faturanın davalının defterlerinde yer aldığı, iade faturanın düzenlenmemiş olduğu dikkate alınınca, davalının savunmasının ispat edilemediği, ayrıca davacı her ne kadar faiz talebi yönünden takibe geçmiş ise de davalıyı temerrüde düşürdüğünün ispat edilmediği, alacağının asıl fatura bedelinden ibaret olduğu, davacının toplam 94.400,00 TL alacaklı olduğu, alınan bilirkişi raporları, tarafların birbirleri ile uyumlu ticari defter ve kayıtları ve davacı vekilinin sunmuş olduğu alacağa konu fatura sureti ile doğrulandığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 26. İcra Müdürlüğü’nün 2022/12823 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 94.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren, %17,65  faiz oranını geçmemek üzere ticari faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı takibe haksız olarak itiraz etmekle takibin devamına karar verilen alacağın %20'si oranında olmak üzere 18.800,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvurusunda; Mahkemece yetki itirazlarına yönelik yapılan değerlendirmenin haksız olduğunu, davaya konu icra takibinin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatılarak aynı şekilde huzurdaki davanın da yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. maddesine göre, genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, HMK’daki yetki kurallarının ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanacağını, müvekkili şirkete ait ticaret odası ile ticaret sicil kayıtları incelendiğinde anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin adresinin “...” olup; yetkili icra müdürlüğünün İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri olduğunu, davacı tarafından yetkili icra dairesinde icra takibi yapılmadan itirazın iptali davası açıldığından, ortada geçerli ve yetkili yer icra dairesince yapılmış bir icra takibi bulunmadığından, koşulları oluşmayan \"icra takibine itirazın iptali\" davasının reddine karar verilmesi gerekmekteyken mahkemece yanılgılı değerlendirme yapılarak yetki itirazlarının reddine karar verilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, yalnızca fatura düzenlenmiş olmasının, fatura konusu hizmetin ifa edildiği anlamına gelmeyeceğini, hizmetin ifa edildiği hususu ispat edilmediğinden Mahkeme kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından sözleşme sunulmadığını, bununla birlikte, sözleşme olduğunu iddia ettiği müvekkili şirket yetkilisinin kaşe ve imzası bulunmayan \"Taşeron Hakediş Raporu\"nu taraflar arasında usulüne uygun şekilde akdedilmiş bir sözleşmeymiş gibi sunduğunu, davacının taleplerini müvekkili şirketin kaşe ve imzası olmayan, kesinliği belirsiz bir hakediş raporuna ve teklif formuna dayandırdığını, davacı ile müvekkili şirket arasında dava konusu faturalara ilişkin akdedilmiş herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığını, kaldı ki davacının alacaklı olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı ile müvekkili şirket arasında yapılan sözlü/yazılı bir sözleşme var ise bu sözleşmenin müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler ile yapılmadığını, henüz taraflar arasında bir borç ilişkisinin mevcut olup olmadığı değerlendirilmemişken, davacı alacağını ispat edememişken alınan bilirkişi rapordaki ne kadar borcun bulunduğuna yönelik yapılan hesabın kabulünün mümkün olmadığını, dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine taraflar arasında bir alacak/borç durumu, söz konusu ve iddia edildiği gibi borcun var olduğunu kabul eder/ispatlar mutabakat da bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı düşünülse bile davacının iddia ettiği hizmeti ifa ettiğini de ispat etmediğini, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, itiraza konu alacak likit olmamakla birlikte yargılamayı gerektirdiğini belirterek; mahkeme kararının itirazlarına konu kısımlarının kaldırılmasını, davanın tüm talepler yönünden reddine ve kötüniyet tazminatı takdirine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararına karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİtirazın iptâli davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen imkân bulunmamaktadır. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde bu itiraz incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. Nitekim; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/11/2013 Tarih, 2013/10-395 Esas ve 2013/1568 Karar sayılı ilâmında da aynı kurallar gösterilmiştir. <br>\tDavalı vekilince gerek icra takibinde, gerekse açılan itirazın iptali davasına cevap dilekçesinde hem icra müdürlüğünün hem de mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş, davalının ikamet adresinin bağlı olduğu İstanbul Anadolu  icra müdürlüğü ve mahkemelerinin yetkili olduğu ileri sürülmüş, Mahkemece, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu gerekçesiyle TBK'nın 89.maddesi uyarınca icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkisine itirazın reddine karar verilmiştir.<br>\tMahkemenin de kabulünde olduğu üzere taraflar arasında akdi ilişki kurulmuş olup, bu akdi ilişkinin proje yapımını konu alan eser sözleşmesi ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığından,  bu türden uyuşmazlıklarda, HMK'nın 6. maddesi genel yetki kuralı uyarınca  davalının yerleşim yeri mahkemesi (takip yönünden ise icra dairesi), aynı zamanda HMK'nın 10. maddesi özel yetki kuralı uyarınca sözleşmenin ifa yeri mahkemesi  (icra dairesi) yetkili olacaktır.  Bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulanması imkânı yoktur. TBK'nın 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde davaya konu olması sonucu doğar ki, bu da; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa, TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle Mahkemece, eser sözleşmesinden kaynaklanan bir alacakta yetkili icra müdürlüğü ve mahkemenin tayininde TBK'nın 89. maddesi hükümlerinin uygulanması doğru olmamıştır.<br>\tBu durumda Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan ilke ve kanun maddeleri kapsamında tarafların sözleşmenin ifa yeri konusunda beyanları da alınarak icra takibinin yetkili icra müdürlüğünde yapılıp yapılmadığının tespiti ile bu tespitin sonucuna göre karar verilmesidir.<br>\tAçıklanan nedenlerle; davalı vekilinin diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>    <br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br><br>\t2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  22/09/2023 tarih ve 2022/555 Esas 2023/491 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, <br>\t3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın   ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t<br>\t4-Davalı tarafından yatırılan 269,85 TL + 1.335,44 TL olmak üzere toplam 1.605,29‬  TL istinaf karar harcının  talep halinde kendisine iadesine, <br>\t5-Davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 14/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.     \t\t<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br> e-imzalıdır <br><br><br><br><br> <br><br> <br>   <br> <br> \t<br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ec957aeb0b08123","SID":"762fee75cb57c302"}}