{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/138 <br>KARAR NO: 2024/352<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/09/2020<br>NUMARASI: 2018/350 E. - 2020/333 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından 30/01/2018 tarihinde müvekkili ... aleyhine kambiyo senedinden kaynaklanan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas numarasıyla icra takibi başlatıldığını, takibe ilişkin ödeme emri 31/01/2018 tarihinde muhtara tebliğ suretiyle usulsüz şekilde tebliğ edildiğini, müvekkilinin her ne kadar yetkiye, imzaya ve borca itiraz etmişse de başına ilk kez böyle bir olay gelmesi sebebinin verdiği acemilikle yasal itiraz süresini kaçırdığını, ilgili mahkemece itirazın süreden reddine karar verildiğini, bunun üzerine müvekkilinin karara itiraz ederek bir üst mahkemeye gönderdiğini, henüz bir sonuç alınamadığını, bu süreçte ise alacaklı müvekkilin çalışmış olduğu işyerine maaş haczi gönderdiğini, malvarlığı sorgulaması sonucu müvekkili üzerine kayıtlı ev üzerine haciz şerhi koydurulduğunu, yapılan icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, zira müvekkilinin sözde alacaklıyı hiç tanımadığı gibi alacaklının borca konu ettiği bonodaki imzanın müvekkiline yani ...'e ait olmadığını, dosyanın bilirkişiye temini halinde borç iddiasının mesnetsizliği ve takibin tamamen kötü niyetle başlatıldığının ortaya çıkacağını, davayı kabul ettiği anlamına gelmese de hesaplamadaki yanlıştan ötürü takipten kaynaklanan işlemiş faize itiraz ettiklerini, sahte resmi belge düzenleme ve kullanma ile ilgili olarak Bursa'dan muhabere marifetiyle yetkili ve görevli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı makamına 12/04/2018 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğunu, bu nedenlerle öncelikle kötüniyetle açılan takibin daha fazla zarara yol açmaması için tedbiren durudulması ve akabinde iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalının başlattığı takiple tamamen kötüniyetli olmasından dolayı takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak suretiyle tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın müvekkiline olan borcundan dolayı 30.03.2005 tanzim,  10.10.2015 vade tarihli  8,800.00 USD tutarında bono düzenleyip verdiğini, söz konusu borcun vadesinde ödenmeyince müvekkilinin alacağından dolayı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından borçlu/davacı aleyhinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ olduğunu, bunun üzerine borçtan kurtulmak amacıyla huzurdaki haksız dava ikame edildiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü imzaya, borca ve tüm fer'ilerine ilişkin itirazlar borçtan kurtulma amacıyla yapılan aldatıcı ve geçersiz itirazlar olduğunu, davacı/borçlu davaya konu bonoyu borcuna karşılık müvekkile verdiğini, fakat buna rağmen borcunun olmadığını iddia ettiğini, bu durum açıkça davacı tarafın kötüniyetini gösterdiğini, süre kazanmak amacıyla icra takibine kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, basiretsiz davranarak borcu ödemediğini ve borcu inkâr yoluna giderek hem süre kazanmak hem de borcun ifasını geciktirmek adına kötüniyetli olarak huzurdaki davayı açtığını, davacının İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi  2018/132  Esas sayılı dosyasında, başlatılan icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapıldığından bahisle, takibe yetkili icra dairelerinin Bursa İcra daireleri olduğunu, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiğini, dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde davanın süre yönünden usulden reddine karar verildiğini, davacı tarafından istinafa başvuru talebinde bulunulmuş ise de, söz konusu dilekçede ileri sürülen iddialar İcra İflas Kanunu'nda belirtilen sebeplerden hiç birisine uymadığından İstinaf talebi de reddolunduğunu, davacı tarafın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 2018/84890 Soruşturma No'lu dosyasıyla suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturmadan da 2018/42040 Karar No'su ile  kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini, bu nedenlerle davanın reddi ile davacı borçlunun icra takibine ilişkin haksız itirazlarının iptaline, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulü ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine dayanak teşkil eden 30/03/2005 düzenleme tarihli, 10/10/2015 vade tarihli keşidecisi ..., lehdarı ... olan 8.800 USD bedelli bono nedeniyle ve ayrıca icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, 1.117,14 TL'nin yargılama sırasında cebren tahsil edildiği anlaşılmakla, bu miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İİK 72/5 maddesi uyarınca takipte haksız ve kötüniyetli olan davalı aleyhine asıl alacak 32.995,60 TL'nin %20'si oranında 6.599,12 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, yerel mahkeme tarafından aynı konuda yeni bir bilirkişiden görüş alınması halinde takip konusu bono üzerindeki imza ve yazıların davacıya ait olduğunun görüleceğini, ancak talepleri kabul edilmeyerek tek bir raporla yetinilmesinin hatalı olduğunu,Kötüniyet tazminatının da hatalı olarak hüküm altına alındığını, müvekkilinin, senetteki imzanın davacıya ait olmadığını bilebilecek durumda olmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.Davaya ve takibe konu bono; keşidecisi ..., lehtarı ... olan, 30/03/2005 düzenleme tarihli, 10/10/2015 vade tarihli, 8.800,00 USD bedelli bono olup, senetteki lehtarın davalı, düzenleyenin ise davacı olduğu, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla davacı hakkında yasal takibe başladığı, takibin 32.995,60 TL asıl alacak, 98,99 TL komisyon ve 7.725,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.819,63 TL üzerinden yapıldığı görülmüştür. Davacı keşideci senetteki imzanın imzanın kendisine ait olmadığını, sahte imza ile icra takibi yapıldığını, davalı lehtarın takipte açıkça kötü niyetli olduğunu ileri sürmüş ve imza inkarında bulunmuştur. Davalı lehtar ise, senedin kendi huzurunda bizzat davacı tarafından düzenlenip verildiğini, borca karşılık tanzim edildiğini, borcunu ödemek istemeyen davacının kötü niyetli olarak bu davayı açtığını savunmuştur. Dava ve takip konusu bonodaki imzanın inkâr edilmesi nedeniyle davacının toplanan imza örnekleri ile dava konusu bonodaki imzanın karşılaştırılması suretiyle hazırlanan bilirkişi raporunun bilimsel ve teknik yönden denetime elverişli olup, Yargıtay uygulamalarıyla örtüştüğü, yeterli miktarda samimi imzaları içeren belge asıllarının toplandığı, açıklanan nedenlerle raporun hükme esas alınabileceği, rapora göre; bonodaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, buna göre bonodaki imzanın davacı eli ürünü olmadığı sonucuna varılmıştır. Kambiyo senetlerinde imzada sahtecilik mutlak defilerden olup, borçlu olunmadığı iddiası bonoyu elinde bulunduran herkese karşı ileri sürülebileceğinden, çeki elinde bulunduranın iyiniyetli olması veya denetleme yükümlülüğünün olup olmamasının aranmayacağı kaldı ki, davaya konu bonoda lehtarın davalı, keşidecinin ise davacı olduğu, takibin de taraflar arasında gerçekleştiği, bu nedenle davalı lehtarın senetteki imzanın davacı keşideciye ait olmadığını bildiği veya bilecek durumda olduğu,  bunu bilerek icra takibine girişen davalı alacaklının davacı-borçlu aleyhine takip yapmakta kötü niyetli olduğu ve İİK'nın 72/5 maddesinde düzenlenen asıl alacak miktarı üzerinden kötü niyet tazminatından sorumlu tutulması gerektiği, dolayısıyla Mahkemece bu hususta verilen kararın da yerinde olduğu anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/09/2020 tarih ve 2018/350 E., 2020/333 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.788,38 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 697,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.091,29‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1307796742a0b004","SID":"4d351414b66863ac"}}