{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/93 <br>KARAR NO: 2024/354<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/09/2020<br>NUMARASI: 2020/220 E. - 2020/534 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı alacaklı müvekkili ...'nun 28/04/2011 tarihli temlik ve ibra sözleşmesinden dolayı davalı borçlu ... Paz. ve Tic. Ltd. Şirketine karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalı borçlu tarafın takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş olup takibi durdurduğunu, takibe konu 28/04/2011 tarihli temlik ve ibra sözleşmesinin davacı müvekkilinin dava dışı ... A.Ş'den olan alacaklarının davalı şirket tarafından üstlenilmesine dair olduğunu davalı şirketin sözleşmenin imzalandığı tarihteki ünvanının \"...İç ve Dış Tic. Ltd. Şti\" olduğunu, davalı şirketin sözleşmenin imzalanmasından sonra davalı sıfatıyla yazılan ... Paz. Ve Tic. Ltd. Şti ünvanını aldığını, İstanbul Ticaret Sİcil Müdürlüğüne kayıtlı yeni ünvan  adresine yapılan tebligat sonucunun davalı şirket vekiline 07/02/2020 tarihinde takibe haksız ve kötü niyetli itiraz ettiğini, davalı şirketin 28/04/2011 tarihli sözleşmenin taksit kısmında yazılı taksitleri zamanında ödemediğini, taksit tarihlerini atlatmaya çalıştığını, davalı şirketin ünvan değişikliğinden sonra şirketin yeni ünvanı adına kayıtlı ... isimli banka hesabından davacı müvekkilinin ... hesabına düzensiz ve çerez parası mahiyetinde kısmi ödemeler yaptığını, ancak 28/04/2011 tarihli sözleşme gereği davalı şirketin toplamda 6.071 USD'yi 18 taksitte ödemesi gerekirken takip tarihine kadar toplam 1350 USD'yi kısım kısım ve ödene tarihlerindeki USD'nin TL karşılığını davacı müvekkilinin ... hesabına taksit tarihlerinden bağımsız olarak yatırdığını, davacı müvekkilinin kalan 4.721 USD'yi davalı şirketten almak için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ancak davalı şirketin 07/02/2020 tarihinde hiçbir borcunun olmadığı yönünde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli itirazı sonucunda itirazın iptali davasının dava şartı olan arabuluculuk başvurusunun 24/0/2020 tarihinde yapıldığını, 06/03/2020 tarihinde arabuluculuk son oturum tutanağının davalı şirketin olumsuz görüş belirtmesi sonucu anlaşamama ile sonuçlandığını, karşı tarafın sorumluluktan kaçma amacıyla yapmış olduğu söz konusu itirazların haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen takibi durdurmaya yönelik olup bu nedenle itirazının iptalini, karşı tarafın icra takibine vaki haksız itirazının reddi ile icranın devamını, haksız itirazdan ötürü %20 inkar tazminatına, yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 4667 sayılı kanunla değişik 164/ son fıkrası uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin Avukat olarak taraflarına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu icra takip dayanağı sözleşmenin tümüyle değerlendirildiğinde her ne kadar sözleşme başlığında \"Alacağın Temliki\" denilsede alacaklının değişmemesi, tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle alacağın temliki değil borcun naklinin söz konusu olduğunun sabit olduğunu, iş bu davanın zamansız açılmış bir dava olduğunu, borcun naklinin yapıldığı zaman borç ne durumda ise, yeni borçlu müvekkilinin kural olarak o durumu ile borcu üstlenmiş olacağını, bu çerçevede borcun naklinin yapıldığı sözleşme sırasında borcun alacağın muaccel olmadığını, sözleşmeye konu borcun tasfiyeye tabi olduğunu ve dolayısıyla alacağın muaccel olmadığını, bu sebeplerle yasa ve emsal içtihat uyarınca dava konusu sözleşmede belirtilen hesabın bulunduğu ... A.Ş'nin tasfiye halinde olup sonuçlanıp kar ve zarar durumu belirginleşmeden davacını hak talep edebilmesinin mümkün olmadığını, tasfiyenin sonuçlanmadığını ve dava tarihi itibariyle alacağın muaccel hale gelmemiş olduğundan dava konusu alacağın takip ve dava tarihi itibariyle talep edilebilir olmadığını, dava konusu icra takibiyle talep edilen yıllık %9 faiz oranının da yasal dayanağı olmadığını, icra takibinin USD üzerinden açıldığını ve 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı halde, yabancı para borcunun faizinde devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağını, davacı tarafın icra takibiyle talep ettiği %9 faiz oranının Türk Lirasına uygulanacak yasal faiz oranı olduğunu, bu nedenle icra takibiyle talep edilen faiz oranını kabul etmediklerini ve davacının sözleşmeye aykırı iş bu talebinin reddine karar verilmesini, davanın bu yönüyle reddini, müvekkili şirketin temerrüdünün gerçekleşmemiş olması nedeniyle takip öncesi işlemiş faiz talebinin de dayanağı olmadığını, yanı sıra bir an için müvekkili şirketin temerrüde düştüğü varsayılsa dahi icra takibiyle talep edilen USD'nin işlemiş faizin nasıl ve neye göre hesaplandığının belli olmayıp son derece fahiş olduğunu, bu nedenlerle iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2- Karar kanun yoluna başvurulmadan kesinleşir ise kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİNE gönderilmesine,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece  görevsizlikle dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, kararının eksik incelemeye dayalı ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu , iş bu davada görevli mahkemenin  asliye ticaret mahkemesi olduğunu,  müvekkili şirket ile davacı taraf arasında yapılan sözleşmeden kaynaklanan itirazın iptali  davasında ihtilaf konusunun sözleşme ve iş bu sözleşmenin ifasının  tacir olan müvekkilinin  ticari işletmesi ile ilgili ticari iş niteliğinde kaldığını, bu çerçevede; TTK.nın 19. maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan bir iş/sözleşme diğer taraf için de ticari iş sayılacağından, iş bu uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkeme, TTK.nun 4. ve 5. maddeleri gereğince ticaret mahkemesi olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın dava dışı tasfiye halinde ihlâs finans kurumu a.ş. nezdindeki davacı hesabının müvekkil şirkete temlikine ilişkin sözleşmeden doğduğunu, bu nedenle dava konusu işin  niteliği itibarıyla TTK.nın 4/1-f bendi kapsamında kaldığını beyanla kararın kaldırılmasını  İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap:Davacı vekili  istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava,  İİK'nın 67.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından,  mahkemenin görevsizliği nedeniyle, dava dilekçesinin  görev yönünden usulden reddine talep halinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Adliyesi Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine  gönderilmesine karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından  istinaf edilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nun 3.maddesinde \"bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu\" belirtilmiş, aynı Kanun'un 4.maddesinde ise ticari dava ve işler sayılmıştır. Davalı vekili dava konusu uyuşmazlığın  ticari nitelikte olduğunu ileri sürmüşse de, ... Finans Kurumu bu davada taraf olmadığı gibi uyuşmazlık taraflar arasındaki  temlik sözleşmesinde davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediği iddiasından kaynaklandığından Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir, (Aynı yönde; Yargıtay 11.HD'sinin 2015/14950 Esas, 2016/3539 Karar; 2017/1069 Esas, 2018/5194 Karar ve Yargıtay 13.HD'sinin 2015/15096 Esas, 2017/2181 Karar; 2017/8010 Esas, 2017/9945 Karar; 2015/39733 Esas, 2018/4765 Karar sayılı ilamları.) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/11-2630 E,- 2019/328 K sayılı 21/03/2019 tarihli benzer bir uyuşmazlığa konu  kararında; \"davacının temlik sözleşmesine konu yaptığı alacağın borçlusu durumundaki ... A.Ş'nin bu davada taraf olmadığı gibi uyuşmazlık konusu alacağın da doğrudan  davalının ticari işletmesi ile ilgili olmadığı, davacının da tacir olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde 6098 sayılı TBK'nun 183. vd. maddeleri hükümlerinin uygulanacağı, dava konusu uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığına\" karar verildiği de dikkate alındığında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir. Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2020  tarih ve 2020/222 E.,2020/534 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2020 tarih ve 2020/220 E., 2020/534 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9375ef3808f92dd0","SID":"22a0980ddde4cfbd"}}