{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1888 Esas<br>KARAR NO: 2024/318 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/794 Esas - 2021/171 Karar<br>TARİHİ: 02/03/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalının müvekkili şirketten alacağı emtiaların teminatını teşkil etmek üzere ve müvekkili şirketin doğmuş ve doğacak alacaklarına karışılık ... maliki olduğu taşınmaz üzerinde ipotek senediyle müvekkili lehine 1. dereceden bedelle ipotek tesis edildiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında devam eden cari hesap ilişkisinde müvekkilinin aldığı 262.067,65 TL tutarında ki mal bedelini ödemediğini, iş bu tutarın ödenmesi için takip öncesinde ihtarname keşide edildiğini, borçluların itiraz etmediğini, müvekkilinin alacağı ihtara rağmen ipotek maliki ve borçlu tarafından ödenmediğinden borçlular aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, yapılan takibe ipotekli gayrimenkulün maliki tarafından itiraz edilmediğini davalı borçlu tarafından itiraz edildiğini, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını beyanla itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; icra takibine konu davacı taraf ve ipotek tesis eden borçlu ile akdedilen ipotek senedinde müvekkiline ait her hangi bir imzanın veya beyanının olmadığını, aralarında ilişkide üçüncü kişi olduğunu, müvekkilinin üçüncü kişi olması sebebi ile davacının örnek:9 olan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilgili ödeme emrinin gönderilmesinin İcra İflas Kanunu'nun amir hükümlerine aykırı olduğunu, ipotek senedi ile ilgilerinin olmadığını, davacı tarafın müvekkiline fatura kestiğini ve faturası kesilen malların müvekkiline teslim edildiğine dair irsaliye düzenlediğini, müvekkili ile davacı arasında böyle bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını, işyerinin müvekkiline deviredildiğini, fatura düzenlenip işyeri müvekkiline devredilmiş görünse de ... isimli şahsın işyerinin borçlarının olduğunu, borçlarını toparlamak ve işyerine haciz gelmesi halinde ödeyemeyeceğini söyleyerek iş yerini yine işlemek üzere müvekkiline devrettiğini beyanla davanın reddine, kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 02/03/2021 tarih ve 2019/794 Esas - 2021/171 Karar sayılı kararında; \"Dava; İİK.nun 67.maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır.Dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığın davacı şirket ile davalı arasındaki ilişki kapsamında davacı tarafın davalı davalı taraftan alacaklı olup olmadığı, davacı taraf alacaklı ise bu alacağın miktarının ne olduğu, alacağın takip tarihi itibari ile likit olup olmadığı, icra inkar tazminatı şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır. Yapılan yargılama, toplanan deliller, tarafların dilekçe ve beyanları ile duruşma esnasındaki sözlü açıklamaları, davalının icra dairesine sunduğu itiraz dilekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde davalının davacı ile ticari ilişkisinin bulunmadığı itirazında bulunması nedeniyle öncelikle bu hususun netleştirilmesi gerekmektedir. Davalı tarafça ısrarla davacı ile ticari ilişki bulunmadığı belirtilmekte ise de gerek davalının BA kayıtlarından gerekse davalı tarafça sunulan bonolardan taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu açıktır.TTK’nın 18. maddesinde tacir olmanın hükümleri arasında sayılan yükümlülüklerin biri de kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmaktır. Defter tutma yükümlülüğü Kanunun 64. maddesinde ayrıca düzenlenerek her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu belirtilmiştir.Takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamsız takip olması nedeniyle davalının ipotek senedinde belirtilen vekalet ücreti alacağına hak kazanıp kazanamayacağına değinmek gerekir. Öncelikle belirtmek gerekir ki anılan alacağın dayandığı ipotek senedinde davalının imza bulunmamaktadır. Gerçekten de ipotek senedinde bizzat ismen geçmiş ise de davalı ...'ın bu ipotek senedinde herhangi bir imzası bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ...'ın vekalet ücreti alacağı yönünden sorumlu tutulmasına imkan bulunmamaktadır.Her ne kadar ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmış ve alacak ipotekten elde edilecek, tarafların şahsi sorumluluklarına gidilmeyecek ise de Türk Medeni Kanunu'nun 884. Maddesi gereği \"Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. Alacak, borcu ödeyen malike geçer.\" Takip sonucunda ipoteğin paraya çevrilmesi halinde TTK'nın 884. Maddesi gereği alacak nispetinde ipotek veren alacaklı olacağından davalının imzasının bulunmadığı sözleşmede belirtilen vekalet ücretinden sorumlu olmayacağına dair  itirazı haklı olup davanın bu talep yönünden haksız olduğu kanaatine varılmıştır.Böylece davacının üzerine düşen ispat koşulunu ifa ettiği anlaşılmış, kendi lehine delil niteliği taşıyan ticari defterlerinde davacının alacağının kayıtlı olduğu görülmüş, usulüne uygun tebligata rağmen davalı tarafça ticari defterler sunulmadığından davacının defterlerine itibar edilerek davanın asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faiz yönünden kabulüne, ipotek senedinde geçen vekalet ücretine yönelik talep yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Mahkemece itirazın iptali kararı verilen alacak kalemleri yönünden oluşturulan hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu ancak ipotek akit tablosunda yer alan vekalet ücretinden davalının sorumlu olmadığından bahisle bu alacak kaleminin reddi usul ve yasaya aykırı olup kararı istinaf etme zarureti doğduğunu, Yerel mahkemenin kabul kararı verdiği alacak kalemleri yönünden kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, verilen kararda müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olduğu tespit edilerek alınan bilirkişi raporuyla müvekkilinin davalıdan 262.067,65 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, dosyaya sunulan her iki bilirkişi raporunda da; gerek BA-BS formları ve gerekse de ticari defter ve kayıtlarla müvekkilinin alacaklı olduğu tutar tespit edilmiş olup, bu tespitler ve nihayetinde anapara ve faiz yönünden Mahkemece kurulan hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu, Mahkeme kararının sonuç itibariyle doğru olduğunu, fakat alınan her iki bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere, müvekkilinin ticari defterlere göre davalıdan satış faturalarından kaynaklı alacağının 454.752,79 TL olduğunu, banka ödeme dekontlarından anlaşılacağı üzere, davalının cari hesaba istinaden müvekkiline 192.685 TL ödeme yaptığını böylelikle davalının 262.067,79 TL (talep 262.067,65-TL) borcunun kaldığını;Karar sonuç itibariyle doğru ise de, davalının ihtirazi kayıtsız olarak cari hesaba karşılık yaptığı ödemelerin de bir başına ticari ilişki ve müvekkilinin alacağını ispatladığına dikkat çekmek istediklerini, Yerel mahkemenin vekalet ücreti kalemi yönünden verdiği karar usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, dosyada mübrez 13.10.2016 tarihli ipotek resmi senedinde; \"...borçlunun borçlu olduğu miktarı ödeyeceğimi, aksi takdirde takipten itibaren %10,50 yıllık yasal faizi ve %10 avukatlık ücreti ödeyeceğimi ... kabul ederim.\" yönünde düzenleme bulunduğunu, Mahkemece, ipotek akit tablosunda yer alan bu düzenlemeye rağmen, vekalet ücreti yönünden davalının sorumluluğunun olmadığı belirtilerek, ipotek takibinden bu tutarı tahsil etmelerinin önüne geçildiğini, Mahkemenin gerekçesinde; ipotekli taşınmazın malikinin, yapılacak ödeme sonrasında ödediği tutar için alacağı takip hakkı doğacağını, bu durumda ipotek akit tablosunda imzası bulunmayan davalının vekalet ücretinden de sorumlu olacağını, açıkçası bu davayı hiç ilgilendirmeyen bir gerekçeyi yazmasının taraflarınca anlaşılamadığını, eldeki davanın ipotekli taşınmaz maliki ile davalı arasında, ipotekli taşınmaz malikinin zarar yahut ödediği meblağa ilişkin halefiyet esasına dayanan bir dava olmadığını, Mahkemece böyle bir davanın müstakbel yargılamasını da hesaba katar şekilde karar verilmesinin ve bu karar verilirken ipotek akit tablosunda yer alan bir alacağın üzerinin çizilmesinin hukuki olmadığını, davalı ile ipotekli taşınmaz maliki arasındaki müstakbel bir davada ileri sürülebilecek bir argümanın bu davada tartışılmasının, daha da önemlisinin bu taraflar arasında ileri sürülebilecek bir argümanın müvekkiline karşı bizzat mahkeme eliyle eldeki davada kullanılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu;İş sahipleri/müvekkilinin, alacak zamanında ve yasal yollara başvurulmadan ödenmediği takdirde, yasal takip için görevlendirdiği avukatına bir ücret ödemek durumunda kalacağını, TMK'nın 851. maddesi: \"Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması halinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir.\" ve TMK'nın 881.maddesi: \"Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir.\" hükümlerini amir olup, tarafların avukatlık ücreti faiz vs. gibi hususları ipoteğe eklemelerinde hukuki bir sorun olmadığını, ipotek resmi senedi incelendiğinde ipotek verenin, borcu yasal yollara başvuru gerekmeksizin ödemeyi yükümlendiğini ve ödeme yapılmaması ve yasal yollara başvuru halinde alacaklının doğabilecek muhtemel masraf ve zararlarını (faiz ve avukatlık ücreti gibi) ödemeyi de yükümlendiğinin görüldüğünü, gerek davalı/borçlu gerekse ipotekli taşınmazın maliki müvekkili yasal yollara başvurmak mecburiyetinde bırakmasa, müvekkilinin de bu iş için avukat görevlendirmesi ve bir ücret ödeme yükümü altına girmesinin gerekmeyeceğini, hal böyle iken müvekkilinin yasal takip yapmak zorunda kalmasının bir sonucu olan avukatlık ücretini ipotekle güvenceye almak istemesi ve nihayetinde yapmak zorunda kaldığı takipte bunu talep etmesinde hukuka aykırı bir yön olmadığı gibi gerek TMK madde 851-881 ve gerekse de sözleşme serbestisi karşısında yapılan bu düzenlemenin geçerliliği yönünden bir şüphe de bulunmadığını;İtirazın iptali davasına konu takibin, şahsi malvarlığını hedef alan genel haciz yoluyla yapılan bir takip olmadığını ve davalı ...'ın takipte yer alma nedeninin, yasal olarak ipotekli taşınmaz sahibiyle birlikte takibin kendisine yöneltilmesi zarureti olduğunu, dava dışı diğer borçlu ... takipte yer alma nedeninin de, şahsen borçtan sorumlu olması değil, borcun güvencesi olan ipotekli taşınmazın maliki olması olduğunu, malum olduğu üzere taşınmazın malikinin kim olduğundan bağımsız olarak borçtan sorumlu olan ipotek akdi çerçevesinde taşınmazın bizatihinin kendisi olduğunu, dolayısıyla yapılması gereken tespitin teminat ipoteğinin hangi alacak kalemlerini kapsadığından ibaret olması gerekirken, müvekkilini ilgilendirmeyen müstakbel dava ve talepler nazara alınarak karar verilmesinin doğru olmadığını, Mahkemece hükme esas alınan ve bu yönüyle itiraz ettikleri bilirkişi raporunda da sözleşmenin nisbiliğine atıf yapılarak bu alacak kalemi yönünden dava dışı ... sorumlu olduğu ve fakat davalının sorumlu olmadığı yönünde tespitte bulunulduğunu, alacak kalemleri yönünden asıl sorumlu olanın ipotekli taşınmazın kendisi olup, reddedilen vekalet ücreti kalemi yönünden de ipotekli taşınmazın teminat oluşturduğunu beyanla tehiri icra kararı verilmesini, Yerel mahkemece verilen kararda müvekkil aleyhine olan kısımların kaldırılarak reddedilen vekalet ücreti alacağının kabulü yönünde yeni bir hüküm tesis edilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu ve bu ticari ilişkiden doğmuş/doğacak alacaklarını teminat altına almak üzere dava dışı ... maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde lehine ipotek tesis edildiğini, davalı ve malike yapılan ihtara rağmen borcun ödenmediğini, bu nedenle ipoteğin paraya çevrilmesi için takip başlatıldığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, ipotek senedinde imzasının olmadığını, üzerine kayıtlı işyerinin sahibinin esasen kendisi değil dava dışı ...  olduğunu ve ticari ilişkinin de adı geçen ile yürütüldüğünü beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece icra takip talebinde  yer alan asıl alacağın %10'u oranında avukatlık ücretine yönelik alacak kalemi yönünden verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ilamsız icra takibi olduğu ve alacağın taşınmazın satış bedeli üzerinden tahsil edileceği, davalının bu takibe asıl borçlu olması sebebiyle taraf olduğu, davalıya karşı başlatılmış bir ilamsız icra takibinin bulunmadığı, bu nedenle davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacı tarafından davalı ve dava dışı ... aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takipte 262.067,65 TL asıl alacak, 26.206 TL ipotek senedinde yer alan avukatlık ücreti, 2.412,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 290.686,11 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, dava dışı ... tarafından maliki bulunduğu ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı ...'ın, davacı ... Limited Şirketi'nden satın almış olduğu veya alacağı malların bedeli veya tazmin, tevdi veya ciro ettiği veya edeceği kambiyo senetlerinden veya sair bilimum nedenlerle davalı ...'ın davacı ... Limited Şirketi'ne karşı doğmuş ve doğacak borçları, bunların vade farkları, pul bedelleri, takip giderleri, sair tüm borçlarına teminat olmak üzere davacı lehine birinci derecede serbest dereceden istifade etmek üzere ve alacaklı şirket tarafından fekki bildirilinceye kadar 2.800.000 TL bedelle ipotek tesis edildiği, dava dışı malikin ipotek senedinde ayrıca; alacaklının talebi halinde evvelce TMK'nın 887. maddesindeki ihtara ve başkaca hiçbir ihtar ve kanuni merasime hacet kalmaksızın borçlunun borçlu olduğu miktarı ödemeyi, aksi takdirde takipten itibaren %10,50 yıllık yasal faizi ve %10 avukatlık ücreti ödemeyi, rehin açığı belgesi alınmasına gerek kalmaksızın hakkında haciz veya iflas yolu ile takip de yapılabilmesini kabul ve taahhüt ettiği anlaşılmıştır. Her ne kadar Mahkemece TMK'nın 884. maddesi uyarınca ipoteğin paraya çevrilmesi ve borcun ödenmesi halinde dava dışı ... alacaklı yerine geçerek davalıya rücu edilebileceği ve davalının taahhüt etmediği vekalet ücretinden sorumluluğunun doğabileceği gerekçe gösterilerek, takipte yer alan %10 vekalet ücreti kalemi yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; az yukarıda yer verilen ve dava dışı ...  tarafından imzalanan ipotek senedinde yer alan açıklama ve taahhüde göre, dava dışı ... TBK'nın 201. maddesi uyarınca davalının, davacıya karşı olan borçlarına katıldığı ve bu şekilde borçtan davalı ile birlikte müteselsilen sorumlu hale geldiği, söz konusu ipotek münhasıran davalı için verilmediği, borç için verildiğinden dava dışı ... yönünden de ipotek tesis edildiğinin kabulünün gerektiği, dava dışı ... tarafından borcun herhangi bir ihtar yapılmaksızın ödeneceği kabul edilmiş ve davacının 11.03.2019 tarihli ihtarnamesine rağmen borç ödenmemiş olduğundan, dava dışı ... ipotek senedinde yer alan ve hakkında takip yapılması halinde (yapılacak takibin türü yönünden bir ayrım yapılmamıştır) %10 avukatlık ücreti ödeyeceğine dair taahhüdü uyarınca davacının, adı geçen aleyhine girişeceği ilamsız icra takibi ya da ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte, alacak miktarı üzerinden %10 oranında avukatlık ücreti ödenmesini talep edebileceği, davacı tarafından başlatılan dava konusu icra takibinin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi olduğu, takipte davalının asıl borçlu, dava dışı ...'ın ise ipotek maliki ve müteselsil borçlu olarak yer aldığı, taşınmazın paraya çevrilmesi halinde alacağın satış bedeli üzerinden ödeneceği, yalnızca davalıya karşı başlatılmış ve davalının şahsi malvarlığına yönelik bir ilamsız icra takibinin söz konusu olmadığı, taşınmazın satış bedeli üzerinden dava dışı ... katılmış ve ayrıca taahhüt etmiş olduğu borçların tahsil edilebileceği, ... borçtan müteselsilen de sorumlu olduğundan borcun taşınmazın satış bedelinden tahsili halinde TMK'nın 884. maddesi uyarınca alacaklı yerine geçip geçemeyeceği, davalıya rücu edip edemeyeceği, davacıya rücu etmesi halinde ödemiş olduğu avukatlık ücretini talep edip edemeyeceğinin bu davanın konusu olmadığı, bu minvalde Mahkemece davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından  HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE;İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2021 tarih ve 2019/794 Esas - 2021/171 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-Davanın KABULÜ ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın İPTALİNE, takibin talep edildiği şekil ve şartlarla devamına, 3-İtiraz haksız ve alacak likit olduğundan kabul edilen alacağın %20 nispetinde hesaplanan  58.137,22 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden davalıdan alınması gereken 19.856,76 TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 3.510,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.345,99‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 3.510,77 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 3.555,17‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 132,2‬0 TL tebligat/posta gideri, 1.400,00 TL (700,00 TL+700,00 TL) bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 1.532,2‬0 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,9-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 45.602,92 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN:11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 12-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 31,50 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 193,6‬0 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 14-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26dd99b5583dcf32","SID":"cbd424da27949bee"}}