{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/2195 - 2024/313<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2195 <br>KARAR NO\t: 2024/313<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/383 Esas 2021/719 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br><br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 07/03/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin oğlu olan ...'ın 03/03/2006 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile gerçekleşen tek taraflı trafik kazasında yaralandığını, sonrasında ise hayatını kaybettiğini kazaya karışan ... plaka sayılı araç, kaza tarihi itibariyle Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Poliçesi uyarınca ... Sigorta A.Ş.'nin sigorta teminatı kapsamında olduğundan, 03.03.2006 tarihli trafik kazasında hayatını kaybeden ...’ın desteğinden yoksun kalan babası ... nezdinde doğan destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesi talebiyle ... adına vekaleten davalı şirkete bilgi ve belgelerle 25/02/2021 tarihinde başvuru yapıldığını, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda müvekkilinin hak kazandığı destekten yoksun kalma tazminatı için şirket nezdinde hasar dosyası kapsamında 21.500,00 TL asıl alacak, 4.080,00-TL vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin 1.000,00-TL'sinin şirket tarafından, kalan kısım olan 534,80-TL'nin başvurucu ... tarafından ödendiğini, davalı şirket tarafından yapılan ödemeden sonra müvekkilinin hak kazandığı tazminat tutarında hataya düşüldüğünün şirkete bildirildiğini, ancak talebin şirket tarafından kabul görmediğini belirterek, davalı ... Sigorta A.Ş. ile davacı ... arasında imzalanan arabuluculuk tutanağı sözleşmenin feshi ile tutanakların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br> Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının aynı davada hem maddi tazminat talep etmesi ve aynı zamanda iptal talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, iptali istenen arabuluculuk faaliyetinin kanuna ve yönetmeliğe uygun olarak yürütüldüğünü, geçerli olduğunu, arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaya varılması halinde üzerinde anlaşılan hususlarda taraflarca dava açılamayacağını, davacının, hata ile tutanakları imzalandığını öne sürerek anlaşma belgesinin iptalini talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, kabul edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davacı ... vekili ile davalı ... Sigorta arasında, ...'ın 03/03/2006 tarihinde, ... plakalı araç ile seyir halindeyken meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde vefat etmesi olayı nedeniyle dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk görüşmeleri yürütüldüğü, görüşmeler neticesinde arabuluculuk faaliyetinin  olumlu sonuçlandığı, 25/03/2021 tarih ve 2021/29172 dosya numaralı arabuluculuk son tutanağına göre başvuran ...'a 21.500.00 TL asıl alacak ve 4.080,00 vekalet ücreti ödenmesinin kararlaştırıldığını, eldeki davada davacı vekilinin; müvekkilinin ölen oğlu nedeniyle hak kazandığı destekten yoksun kalma tazminatının hesabında hataya düşürüldüğünü, tazminat miktarının 21.500,00 TL değil 45.000,00 TL olması gerektiğini, görüşmeler sonunda sözleşme kurulurken ivazda yanılarak iradesinin fesada uğradığını, bu nedenle son tutanağının iptalinin gerektiğini iddia ettiği, somut olayda; yapılan yargılama ve  arabuluculuk görüşme ve anlaşma tutanaklarının incelenmesinde, davacının arabuluculuk faaliyeti sırasında avukat olan vekili ile temsil edildiği, davacı vekilinin arabuluculuk görüşmesinde talep ettiği toplam miktarın 25.580,00 TL olduğu ve bu talebin davalı sigorta şirketince arabuluculuk faaliyeti neticesinde kabul edildiği, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği miktarda tazminat için dışarıya yansıyan bir iradesinin olmadığı, arabuluculuk tutanaklarına yansıyan ifadelerden iç irade ile açıklanan irade arasında herhangi bir uyumsuzluk ve dolayısı ile herhangi bir hatanın söz konusu olmadığı belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine  karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; arabuluculuk sürecinin gizliliğinin esas olduğunu, iptali istenen arabuluculuk tutanaklarının  mevzuat hükümlerine aykırı şekilde tanzim edildiğini, Arabuluculuk Kanunu'nda: “MADDE 4 – (1) Taraflarca aksi  kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya  diğer bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgeler  ile diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür. <br>(2) Aksi kararlaştırılmadıkça taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler de bu konudaki gizliliğe uymak zorundadırlar. MADDE 5 – (1) Taraflar, arabulucu veya  arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası  açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil  olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık  yapamaz: <br>a) Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği.<br> b) Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri  sürülen görüşler ve teklifler...\" denildiğini, tutanakların tanziminde gizlilik ilkesi ve ilgili kanun hükümlerinin ihlal edildiğini, müvekkilin hak kazandığı tazminat tutarının hesabı özel uzmanlık gerektiren bir alan olduğunu, davacının kendini vekille temsil etmesinin söz konusu tazminat tutarının hesabında hataya düşülemeyeceği sonucunu göstermeyeceğini, Yargıtay’ın yakın tarihli içtihatlarında; desteğin veya hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin hesaplanmasında PMF 1931 cetvellerinin ülke gerçeklerine uygun olmadığından, daha özgü ve güncel verileri esas alan TRH-2010 tablosunun esas alınması gerektiğine hükmedildiğini, dolayısıyla davacı kendini vekil ile temsil ettirse bile, çözümü için böylesi teknik bilgi isteyen bir alanda hataya düşülmesinin muhtemel olduğunu, yerel mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm tesis edildiğini, hatanın tüm unsurlarının somut olayda mevcut olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>Dava, arabuluculuk tutanağının iptali istemine ilişkindir.<br>6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/2. maddesinde; \"Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Bu şerhi içeren anlaşma ilam niteliğinde belge sayılır\". denilmiştir.<br>Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında imzalanan Arabuluculuk Son Tutanağının ilam niteliğinde belge niteliğinde olduğu, ilam niteliğindeki belge için TBK'daki iradeyi fesada uğratan hallere dayanılarak iptal talep edilemeyeceği gibi arabuluculuk sürecinin iki(2) oturumda  ve iki (2) aylık süre zarfında tamamlandığı, ödeme miktarının yanlış teklif edildiğinin davacı tarafça bu süre zarfında fark edilmesi gerektiği, hata iddiasının ispata muhtaç olduğu, davacının basiretli davranma yükümlülüğünün bulunduğu, sözleşmenin sözleşme yapma özgürlüğü çerçevesinde yapılmış olduğu, davacının zarara uğradığından söz edilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davacı tarafça yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>6-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d7845e41fc97f8d8","SID":"beadc53ce5bb9613"}}