{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO : 2021/1902 Esas <br>KARAR NO: 2024/364 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/960 Esas - 2021/661 Karar <br>TARİHİ: 02/07/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin, davalı şirketle 2012-2013 yılları arasında düzenli olarak ticari ilişkide bulunmuş olduğunu, takibe dayanak olarak sunulan cari hesap ekstresi ve 05/03/2013 tarihli davalı yetkilisince imzalanmış borç kabulünü içeren mutabakat mektubuna göre ödenmemiş fatura alacakları ve cari hesap bakiyesi için 21.586,92 TL asıl alacağa TTK m. 1530/7 hükmüne göre faiz işletilerek Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davalı yanın yapılan bu takibe hiçbir borcu olmadığını ileri sürerek 28.11.2018 tarihinde itiraz ettiğini, TTK m 5-A gereğince 22.04.2019 tarihinde 2019/2032 Büro Dosya numarası ile arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak şirket yetkilisinin arabuluculuk toplantısına icabet etmemesi sebebiyle anlaşma sağlanamadığını, esasen şirket yetkilisince imzalanan 05/02/2013 tarihli mutabakat mektubunda da borcun varlığının ikrar edildiğini beyanla itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı borçlunun %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 02/07/2021 tarih 2019/960 Esas - 2021/661 Karar sayılı kararında;\"Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususların ilişkin olduğu anlaşıldı.Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine cari hesap ekstresine dayalı olarak toplamda 35.521,27 TL üzerinden takibe geçildiği, davalı borçlu tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi raporunda özetle;  dava konusunun  davacının, davalı ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğunu, davacı tarafından sunulan 2012 yılı ticari defterlerinin T.T.K ve V.U.K hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğunu, takibe ve davaya konu edilen cari hesap özetinde kayıtlı faturaların ve ödeme belgelerinin davacı defterlerinde kayıtlı olduğunu, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle (15.11.2018) davalıdan 21.586,92 TL alacaklı olduğunu, davalı yan tarafından ticari defter ve belgeler incelemeye sunulmadığı için sahibi lehine delil niteliği konusunda değerlendirme yapılamadığını, cari mutabakat mektubundan anlaşılacağı üzere davacının 2012 yılında düzenlemiş olduğu faturalar ile davacının takip konusu alacağına konu faturaların davalının kabulünde olduğunu, davacının davasında haklı görülmesi ve takibin devamına takdir edilmesi halinde davacının takip tarihi itibariyle davalıdan olan asıl alacağına faiz talep edebileceğini, incelenen ticari defterler, davalı tarafından imzalanan mutabakat mektubu, faturalar ve tüm dosya içeriği çerçevesinde takip tarihi itibari ile davacının taleple bağlılık ilkesi gereği 21.086,92 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.Davalı usulune uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış olup ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine kati delil teşkil ettiği, 05/03/2013 tarihli mutabakat mektubunda davalı tarafın 21.586,92 TL yönünden mutabık olduğunun ve mutabakat mektubunun davalı şirket kaşesi vurularak imzalandığının görüldüğü, taraflara ait BA-BS formlarının adet ve miktar yönünden birbiri ile uyumlu olduğu, her iki tarafça bildirimin 7 adet faturaya dayalı KDV hariç 80.907,00 TL üzerinden yapıldığı, buna göre davacının takip tarihi itibariyle 21.586,92 TL alacaklı olduğu, ancak takip talebi ile 21.086,92 TL asıl alacak üzerinden talepte bulunulduğu, bu nedenle taleple bağlılık ilkesi gereği davacının takip tarihi itibariyle 21.086,92 TL alacaklı olduğunu kabul etmek gerektiği, davalı tarafça ödeme yapıldığının iddia ve ispat edilmediği anlaşılmakla icra takibine konu alacağın davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtları ile ispatlandığı, hüküm vermeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi tarafından sunulan rapor da dikkate alınarak davanın kabulü ile, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından 21.086,92 TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin 21.086,92 TL asıl alacak üzerinden devamına, davalının takip öncesinde temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından işlemiş faiz talebinin reddine, alacak likit olmakla icra inkar tazminatına ilişkin talebin kabulüne dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, \"AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, -Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından 21.086,92 TL asıl alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 21.086,92 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine, -Asıl alacak olan 21.086,92 TL'nin %40'ı üzerinden hesaplanan 4.217,38 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,\" karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/960 E. Sayılı dosyasında 02.08.2021 tarihli kararını süresi içerisinde istinaf ettiklerini, Müvekkili şirket, davalı şirketle 2012-2013 yılları arasında düzenli olarak ticari ilişkide bulunmuş olup takibe dayanak olarak sundukları aralarındaki cari hesap ekstresi ve 05/03/2013 tarihli davalı yetkilisince imzalanmış borç kabulünü içeren mutabakat mektubuna göre ödenmemiş fatura alacakları ve cari hesap bakiyesi için 21.586,92-TL asıl alacağa TTK m.1530/7 hükmüne göre faiz işletilerek taraflarından Bakırköy ...İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyası ile davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığını, Davalı, herhangi bir borcu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini; itiraz doğrultusunda takibin durdurulması nedeniyle - davalının arabuluculuk görüşmelerine katılmaması nedeniyle anlaşmaya varılamadığını- taraflarınca Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde itirazın iptali davası açıldığını, Davalı taraf dava dilekçesinin tebliğ olmasına rağmen cevap dilekçesi sunmadığını; mahkemece, ticari defterlerin incelenmesi amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi olduğunu; tanzim edilen bilirkişi raporunda, takip taleplerinde haklı oldukları ve davalı şirketin taraflarına asıl alacak kadar borçlu olduğunun tespit edildiğini; Bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de sundukları gibi, her ne kadar asıl alacakları yönünden değerlendirme yapılmış olsa da, takip öncesi uygulanacak faiz yönünden bir hesaplama yapılmadığı görüldüğünden, faiz hesabının da yapılarak  ek raporun tanzim edilmesi talep edildiğini,  Takip talebinde taraflarından 09.02.2013 tarihinden takip tarihi 16.11.2018'e kadar kademeli olarak TTK m.1530/7 uyarınca 14.434.35-TL işlemiş ticari temerrüt faizi talep edildiğini; dolayısıyla 16.11.2018 tarihi itibariyle takip çıkış tutarının 21.086,92-TL asıl alacak ve 14.434,35-TL işlemiş faiz ile toplam 35.521,27-TL olduğunu; dava dilekçelerindeki harca esas değerin de bu tutarda  olduğunu; Bilirkişi raporunda 16.11.2018 tarihi itibariyle taraflarının 21.586,92-TL alacaklı olduğunu ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince 21.086,92-TL alacaklı olduğu tespiti yapıldığını, takip tarihinden itibaren faiz talep edebileceğinin iddia edildiğini; oysa 21.586,92-TL alacağın 05.02.2013 tarihli cari mutabakat mektubu ve 2012 ticari defterlerine göre 31.12.2012 tarihindeki alacak tutarı olduğunu, Ek bilirkişi raporu alınması taleplerinin kabul edilmediğini ve söz konusu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu; 02.08.2021 tarihli gerekçeli kararda \" Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından 21.086,92 TL asıl alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 21.086,92 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine... \" kararı verildiğini; mahkemenin verdiği, işlemiş faiz yönünden red kararının hukuka aykırı olduğunu, TTK m.1530/4 maddesi uyarınca, sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlunun aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılacağını ve alacaklının faize hak kazandığını, bu sürelerin;a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. c) Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesliminden önce almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda.d) Kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya gözden geçirme usulünün öngörüldüğü hâllerde, borçlu, faturayı veya eş değer ödeme talebini, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha önce almışsa, bu tarihten sonraki otuz günlük sürenin sonunda; şu kadar ki, kabul veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen sürenin, mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum alacaklının aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul veya gözden geçirme süresinin mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz gün olarak kabul edileceğini, TTK m. 1530/4-a fıkrasında da ödeme günü veya süresi belirlenmeyen durumlarda, faturanın veya eşdeğer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayıldığını ve alacaklının faize hak kazandığını; icra takibine dayanak yapılan fatura ve mutabakat mektubu göz önüne alındığında,  05.02.2013 tarihli mutabakat mektubunda borçlunun borcunu ikrar ettiği dolayısıyla faturaları teslim aldığını kabul ettiğinin görüldüğünü; işbu nedenle faturaların kabul tarihinden itibaren, TTK m.1530/4-a gereği, borçlu mütemerrit sayılarak temerrüt faizi uygulanmasının hukuka uygun olduğunu; dolayısıyla 16.11.2018 tarihi itibariyle takip çıkış tutarı 21.086,92-TL asıl alacak ve 14.434,35-TL işlemiş faiz ile toplam 35.521,27-TL olduğunu; takibin asıl alacak miktarı üzerinden değil, faiz alacağı ile birlikte devamına karar verilmesi gerektiğini, İleri sürerek, mutabakat mektubu ve faturalar göz önünde tutularak, TTK m. 1530/4-a gereği davalının mütemerrit sayılıp, takibin toplam asıl alacak ve faiz tutarı üzerinden devamına karar verilmesi taleplerinin kabulü ile dosya üzerinden inceleme yapılarak Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.08.2021 tarih ve 2019/960 E. 2021/661 K.  sayılı ilamının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış ilişkisinden doğan bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine, üç adet faturaya dayalı olarak 21.086,92-TL asıl alacak, her bir fatura için TTK 1530 maddesine dayalı ayrı ayrı işletilmiş toplam 14.434,35-TL işlemiş faizin tahsili istemi ile takip başlattığı, davalının takibe ve borca yasal sürece vaki itirazı sonucu takibin durduğu ve bir yıllık hak düşürücü süre içinde iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece takip dayanağı  faturaların da yer aldığı açık hesap dökümü, mutabakat metni, ba-bs formları celbedilerek taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, davalınınmeşruhatlı tebligata rağmen defter sunmadığı, davacı defterleri ile dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim edilen raporda, takip ve dava konusu faturalar ile açık hesaba konu faturaların her iki tarafça vergi dairesine beyan edilmiş oldukları, davacının kendi defterlerine göre davalıdan 21.586,92-TL bakiye fatura alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, davacının takipte 21.086,92-TL asıl alacak talep etmiş olması nedeniyle, talebi aşmayarak asıl alacak yönünden yapılan itirazın iptaline, davalının takipten önce temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle işlemiş faize yönelik istemin reddine karar vermiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi, davalının 05/02/2013 tarihli mutabakat mektubunda borcunu ikrar ettiği ve faturaları teslim aldığını kabul ettiği, TTK'nun 1530/4-a maddesi uyarınca  faturaların kabul tarihinden itibaren faiz işletilebileceği, mahkemenin işlemiş faiz talebini reddetmesinin hukuka aykırı olduğu yönündedir.  6102 Sayılı TTK'nun 1530. maddesinin, gerekçesinde de belirtildiği üzere, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, bu nedenle tacirler arası satım sözleşmelerine uygulanamayacağı, taraflar arasında tacirler arası satış ilişkisi mevcut olduğu, davacının davalıya sattığı ve takip dayanağı faturaların konusunu teşkil eden ürünlerin bedelini talep ettiği, bu nedenle TTK 1530 maddesi kapsamında faiz talep edemeyeceği,  taraflar arasında ödemelerin vadesinin kararlaştırılmadığı, TBK'nun 207/2 fıkrası uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça,  satış sözleşmesinde tarafların borçlarını aynı anda ifa ile yükümlü oldukları, buna göre davacının faturaların konusu teşkil eden ürünleri davalıya teslim ettiği anda semen borcunun da muaccel hale geleceği, ne varki muacceliyet ile temerrüt farklı kavramlar olup,  iki tarafa borç yükleyen eldeki sözleşme uyarınca temerrüt için davalıya ihtar çekilmesinin zorunlu olduğu, davalıyı takipten önce temerrüde düşürmeyen davacının genel hükümlere göre de temerrüt faizi talep edemeyeceği, mahkemece işlemiş faiz talebinin reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı,  davacının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk decere mahkemesi karar ve gerekçesinde, usul, yasa ve kamu düzenine aykırılık saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"97327664d0092a3e","SID":"d1b914dcbaad0753"}}