{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1905 Esas <br>KARAR NO: 2024/365 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/144 Esas -  2021/230 Karar <br>TARİHİ:12/03/2021<br>DAVA: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil şirkete ait ... plakalı aracın davalı şirket valesine 27/07/2017 tarihinde teslim edildiğini, teslimin ardından şiddetli fırtına meydana gelmesi ve ardından dolu yağması sonrasında müvekkilinin aracının hasara uğradığını, davalı şirket görevlillerinin gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek, kendilerine teslim edilen aracı kapalı otoparka almadıklarını ve araçta maddi hasar oluşumuna sebebiyet verdiklerini, davalı şirketin meydana gelen hasarın kendi ihmal ve dikkatsizliklerinden kaynaklandığını kabul ettiğini, müvekkil şirkete ait ... plakalı araçta meydana gelen değer kaybı zararı olan 18.750,00 TL ile hasarın giderilmesi için gerekli tamirat ve işçilik bedeli olan 43.7500,00TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirketten tahsiline ayrıca yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, işbu davada davacının, 27.07.2017 tarihinde müvekkil Otel'in valesine teslim etmiş olduğu aracının, söz konusu tarihte yaşanan dolu yağışından hasara uğradığını belirterek, söz konusu doğal afet hasarından, \"aracı kapalı otoparka almayan\" Otel'in sorumlu olduğundan bahisle, ileri sürdüğü hasar bedelinin karşılanmasını talep ettiğini, müvekkilin, resmi olarak \"doğal Afet\" İlan Edilmiş 27.07.2017 tarihinde yaşanan dolu yağışı sonucu oluşan zarardan herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, öncelikle 27.07.2017 tarihinde meydana gelen dolu yağışının doğal bir afet olup, söz konusu afet nedeniyle davacının arabasına vale hizmeti veren müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, keza bahsi geçen aracın gerek davacının uhdesinde gerekse davalı müvekkilinin uhdesinde olmasının fark etmeksizin söz konusu önceden öngörülemeyen doğal afet nedeniyle ileri sürülen hasarlara uğrayacağını, bu konuda genel afet olmasına rağmen, sayın mahkemece gerekli görülmesi halinde Meteoroloji Müdürlüğü’nden anılan tarihte İstanbul'da dolu yağışı olup, olmadığına dair bilgi istenebileceğini, bununla birlikte müvekkili Otel'in, otel önünde vale alanı olarak kullanılan bir açık otopark alanı ve misafirlerin araçlarını kendilerinin park ettiğini bir de kapalı otopark alanı mevcut olup, müvekkili Otel valesine teslim edilen araçların genel olarak açık alanda tutulduğunu, davacının aracını valeye teslim ettiği sırada aracın kapalı otoparka alınacağı şeklinde kendisine herhangi bir taahhütte bulunulmadığını,  davacının da bu yönde özel bir isteği olmadığını, bu kapsamda davacı tarafından müvekkili şirkete atfedilen kusurun \"yağış sırasında aracı kapalı otoparka almamak\" şeklinde açıklanmakla birlikte, önceden öngörülemeyen, aniden başlayan ve kısa bir süre oldukça yoğun bir şekilde devam eden söz konusu afet sırasında Otel'in vale görevlilerinin kendilerini dışarı atarak, aracı kapalı otoparka çekmelerini beklemesinin doğru bir yaklaşım olmadığını, aksi bir düşüncede aracı kapalı otoparka almaya çalışan otelin vale personelinin can güvenliğini tehlikeye düşürmek anlamına geldiğini, böyle bir düşüncenin hukuken itibar görmesinin mümkün olmadığını, dolasıyla müvekkili  otelin aracı kapalı otoparka almak gibi bir mecburiyeti olmadığı gibi, önceden öngörülemeyen söz konusu doğal afet nedeniyle kendisine bu yönde bir kusur yüklenebilmesinin mümkün olmadığını, şirket yetkilisi olmayan bir garaj personeli tarafından imzalanan belgenin hiçbir hukuki geçerliliği ve müvekkili şirketi bağlayıcı yanı bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan ve meydana gelen hasarın müvekkili otel tarafından karşılanacağının taahhüt edildiği belgenin altında müvekkil  otelin ... adlı bir garaj personelini imzası bulunmakta olup, hiçbir suretle oteli temsil ve imza yetkisi bulunmayan, söz konusu işçinin oteli bağlayıcı, sorumluluk, taahhüt ve/veya borç altına sokan nitelikte işlem yapabilmesinin mümkün olmadığını, bu kapsamda söz konusu işçinin otel adına hareket etmesinin mümkün olmayıp, yapmış olduğu işlemin ve imzalamış olduğu belgenin otel açısından herhangi bir hukuki bağlayıcılığı bulunmadığını, müvekkili otelin lüks hizmet standartlarına sahip, uluslararası beş yıldızlı bir otel olup, olayın hemen akabinde söz konusu personelin iradesinin sakatlanması suretiyle kendisinden oldu bittiyle alınan belge ile davacının kendisine otel tarafından taahhütte bulunulduğunu ileri sürmesinin oldukça yersiz ve mesnetsiz bulunduğunu, bu bağlamda yetkisiz bir garaj işçisi tarafından imzalanmış olan belgeyi tanımadıklarını ve izacet vermediklerini, zararın tazmini ile ilgili gerekli kurumlara başvuruların yapılmadığını, 27.07.2017 tarihinde meydana gelen dolu yağışında sigorta rakamlarına göre toplamda 180 bin araç etkilemiş olup, kasko sigortası olanların sigorta şirketlerine başvurup, hasarsızlık indirimleri dahi bozulmadan ödemelerini aldığını, sigortası olmayanların ise itfaiye müdürlüğünde hasar tespiti yaptırıp, kaymakamlıktaki \"Afet Bürosu\"ndan mevcut zararlarını tam ve eksiksiz olarak tazmin ettiklerini, davacının ise mevcut hasarını tazmin etmek adına ne gibi girişimlerde bulunduğu bilinmemekte olup, dava dilekçesinden anlaşıldığı kadarıyla bir itfaiye tutanağı tutulmadığını ve konuyla ilgili gerekli kamu ve özel birimlere başvuru yapılmadığını,  İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı itfaiye ekiplerinin 27.07.2017 tarihinde yaşanan  dolu felaketinden dolayı zarar gören araçlar için hasar tespit tutanakları tuttuğunu ve dolu zararlarının itfaiyede tutulan zabıtların ardından devlet tarafından karşılandığını, dolayısıyla davacının sırf resmi kayıtlarda aracın hasarlı gözükmemesi adına resmi makamlardan gerekli tutanakları tutturmadığını ve hasarınının kaymakamlık kanalıyla tazmininin mümkün iken bunun son derece kolay ve basit yola dahi başvurmayarak zararının karşılanmasını sağlamadığını, somut olayda ise davacı zararının karşılanması için ne sigortaya ne de afet bürosuna başvuru yapmadığını, bunun yerine yaşanan doğal afetten, aracın kapalı otoparka çekilmesinin sanki zorunluymuşcasına, vale hizmeti aldığı müvekkili şirketi sorumlu tutmaya çalıştığını, bu durumun, araç kiralama şirketi olan davacının, araç hasarının resmi kayıtlarda gözükmesini istememesinden kaynaklandığı düşünülmekte olup, bu nedenle aracın tramer kayıtlarının Türkiye Sigortalar Birliği ile Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden celbiyle aracın, hasar tarihinde kasko ve trafik poliçesi olup, olmadığı, varsa dolu hasarının söz konusu poliçelere göre karşılanıp, karşılanmadığı, 27.07.2017 tarihinde yaşanan dolu felaketine dair hasar kaydı bulunup, bulunmadığı ve aracın hasar tarihindeki ile hasar sonrası kasko değerinin sorulmasını, bu kapsamda eğer ki dava konusu aracın kaydında dava konusu olaya dair hasar kaydı bulunmuyor ise aracın değer kaybından bahsedilmesinin  mümkün olmayacağını, bununla birlikte Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Tescil Şubesinden, araç kaydının çıkartılarak aracın halen davacıya ait olup, olmadığının sorulmasını ve satışı söz konusu Noterler Birliği'nden satış bedelinin sorulmasını, ayrıca, İstanbul İtfaiye Müdürlüğü'nden dava konusu araçla ilgili olarak herhangi bir hasar tespiti yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise İstanbul Kaymakamlığı \"Afet Bürosu\"ndan davacının mevcut zararlarının tazmini ile ilgili olarak kendilerine herhangi bir başvuru yapılıp, yapılmadığı yapılmış ise ödeme olup, olmadığının sorulmasını , davacının, İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/41 D.İş. dosyasından almış olduğu 04.10.2017 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarını söz konusu dosyaya süresi içinde sunmuş bulunduklarını, bu kapsamda tekrara mahal vermemek adına söz konusu rapora karşı sunmuş oldukları itirazların huzurdaki dava dosyasına sunmak suretiyle, burada sadece ana başlıklarıyla tekrar ettiklerini, ancak  söz konusu raporun objektif ve denetlenebilirlikten uzak olduğu ve makine mühendisi bilirkişinin sanki davacı vekili gibi hareket ederek ve aynen davacı vekilinin cümleleriyle görev sınırları dışında bir takım yersiz ve mesnetsiz hukuki yorumlarda bulunduğunu, HMK’nun 403. maddesinde sadece acele hallerde tespit durumunda karşı tarafa tebligat yapılmaksızın ve karşı tarafın yokluğunda tespit yapılabileceğinin öngörüldüğünü, müvekkiline tebligat yapılmaksızın ve müvekkili davet edilmeden yapılan tespitin geçerli olmadığını, bilirkişi raporunda, sadece bazı rakamlara yer verilmiş olup, bu rakamlara nasıl ulaşıldığı hakkında en ufak bir neden belirtilme gereği duyulmadığını, bilirkişi raporunda ise hem göçüklerin vakumla düzeltilmesi hem de boya için ayrı ayrı fiyat belirlenmiş olması anlaşılamamıştır. Bir an için aracın başka yerlerinde boya hasarı olduğu düşünülebilir ise de bu konuda da raporda hiçbir açıklayıcı bilgiye yer verilmediğini, bilirkişi raporunda, tespit konusu araçta meydana gelen hasarlardan dolayı uğradığı değer kaybının 18.750-TL olduğu belirtilmekle birlikte, bunun oldukça fahiş rakama nasıl ulaşıldığına dair hiç bir denetlenebilir açıklama yapılmadığını, aracın 0 km değerinin (sigorta yada fatura) ne kadar olduğu bilinmediği gibi rayiç 2. el değeri hakkında da herhangi bir bilgi yer almadığını, yani bilirkişi değerinin belli olmayan bir araca - yine belli olmayan bir yöntemle - değer kaybı taktir etmiş durumda olduğnu, dışarıdan dolu zararına maruz kalan bir aracın, iç-ön gösterge panelinin neden bozuk olabileceği, bu hasarın doludan kaynaklanıp kaynaklanmadığı tarafından anlaşılamadığını, bilirkişinin, aracının 10.000-Km'de olduğunu neye göre nasıl taktir etmiş olduğu da merak konusu olduğunu, bilirkişi raporunda aracın kime ait olduğu, ruhsatı, herhangi bir sigortası olup, olmadığı vb. bilgilere de yer verilmediğini, kiralama şirketine ait bir aracın sigortasının bulunmamasının hayatın olağan akışına aykırı bir durum olmakla birlikte aracın neden bir yetkili servise değil de\"Ft tuning\" olarak adlandırılmış bir yerde tamir edilmeden bekletildiğinin taraflarından anlaşılamadığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya, ortada kesilmiş bir fatura bulunmazken KDV eklenmiş olmasının son derece yersiz ve mesnetsiz olduğunu,  bu  nedenlerle; doğal afet sonucu oluşan hasarını kaymakamlık ve sigorta kanalıyla karşılayabilecek olan davacının \"aracı kapalı otoparka almadığından\" bahisle sorumlu tutarak müvekkili otele karşı açmış olduğu davanın reddi ile yargılama masraflarının ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 12/03/2021 tarih 2019/144 Esas -  2021/230 Karar sayılı kararında;\"Dava; garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin saklama sözleşmesi kapsamındaki sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Somut olayda; davacıya ait araç, davalının işlettiği otoparka bırakılmış, meydana gelen dolu yağışı sebebi ile zarara uğramıştır. Taraflar arasındaki hukuki ilişki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 561. ve devamındaki maddelerde düzenlenen saklama sözleşmesi kapsamındadır. TBK 561.maddesinde tanımlanan saklama sözleşmesi ile saklayan, kendisine bırakılan taşınırı güvenli bir yerde koruma borcu altına girmeyi üstlenmiştir. TBK 579. Maddesinde 'Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler, kendilerine bırakılan veya çalışanlarınca kabul edilen hayvan, at arabası, bunlara ait koşum ve benzeri eşya ile motorlu taşıt ve eklentilerinin yok olmasından, zarara uğramasından veya çalınmasından sorumludurlar. Ancak işletenler, zararın saklatan veya ziyaretçisi ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmekle, bu sorumluktan kurtulurlar.'' hükmü düzenlenmiştir.Davacı, davalının sözleşmenin kendisine yüklediği güven ve özenle koruma borcuna aykırı davranması sebebiyle oluşan zararını  talep etmiştir.  Davalı, üzerine düşen tüm dikkat ve itinayı gösterse dahi bu hasarın meydana geleceğini ispat etmediği taktirde meydana gelen zarardan  sorumludur. Davalı, zararın mücbir sebepten ileri geldiğini ispat ederse, kusuru bulunmadığını ispat etmiş olur ve hasardan sorumlu tutulamaz.Mücbir sebep, kaçınılması veya bertaraf edilmesi objektif olarak imkansız bulunan bir olayı ifade eder. Öyle ki olay meydana geliş tarzı bakımından karşı konulmaz bir şiddet ile vukuu bulmuş ve ifayı mutlak olarak imkansız kılmıştır. Mücbir sebep daima harici bir kuvvetin eseridir.Somut olayda, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ...Bölge Müdürlüğü'nün İstanbul geneli için hazırladığı 27/07/2017 tarihine ait Fevk (Olağanüstü Olay) Raporu'na göre; bu tarihte meydana gelen olayın şiddeti çok kuvvetli olup pek çok zarar meydana gelmiştir. Toplanan delillerden; 27/07/2017 tarihinde meydana gelen kuvvetli dolu yağışı, genel hayata etkili afet olarak nitelendirildiğinden ve mücbir sebep olduğundan; davacının aracının davalının işlettiği otoparkta dolu yağışı sebebi ile hasara uğramasından, davalı tarafın sorumlu olmayacağı kanaatine varılarak; davalı hakkında açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile,  davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle,  hukuka ve hakkaniyete aykırı olan yerel mahkeme kararını istinaf ettiklerini,  Mücbir sebebin, öngörülemez ve kaçınılmaz olan haricî bir olay olduğunu; Türk hukukunda mücbir sebebin tanımının açıkça yapılmamış olup bir olayın mücbir sebep olup olmadığının mevcut şartlar dikkate alınarak belirlendiğini; mücbir sebebin mutlak değil, nispî bir kavram olduğunu; aynı olayın, meydana geliş şekline ve sonuçlarına göre mücbir sebep veya beklenmeyen hâl olarak nitelendirilebileğini; bir olayın mücbir sebep olarak değerlendirilebilmesi için kaçınılmaz ve öngörülemez olması gerektiğini,  Somut olay incelendiğinde; 27/07/2017 tarihinde şiddetli yağmur yağmasının başlı başına mücbir sebep olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını; 18.07.2017 tarihinde İstanbul ilinde daha kuvvetli bir dolu yağışı meydana gelmiş olup Meteoroloji uzmanları tarafından yapılan uyarıda hava muhalefetinin devam edeceği belirtildiğini; yine benzer şekilde dava konusu olayın yaşandığı gün ile alakalı olarak 26.07.2017 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) yaptığı hava durumu açıklamasında 27.07.2017 ve 28.07.2017 tarihlerinde Kuvvetli Sağanak Yağmur beklendiğini yönünde açıklama yaptığını; söz konusu açıklamanın Ek-1 olarak işbu dilekçe ekinde yer aldığını; 26.07.2017 tarihinde Metoroloji Genel Müdürlüğünün basına yansıyan açıklamalarında ülke genelinde 17 ilde kuvvetli yağış beklendiği ve vatandaşların gerekli tedbirleri alması yönünde uyarıları olduğunu; konuya ilişkin emsal nitelikte haber yayınının Ek-2 olarak işbu dilekçe ekinde olduğunu,  Yerel Mahkemece, davaya konu zararın meydana gelmesine neden olan dolu yağışının mücbir sebep olarak değerlendirilmesini kabul etmediklerini; asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla şayet mücbir sebep olarak öngörülse dahi mücbir sebebin;  kural olarak, sorumlu şahsın kusurunu bertaraf etmekte olduğunu; kusurun başladığı yerde mücbir sebep, mücbir sebebin başladığı yerde kusurun sona erdiğini; kusur kavramıyla mücbir sebebin iki önemli unsuru olan haricilik ve kaçınılmazlık (karşı konulmazlık) unsurlarının bağdaşamayacağını; örneğin; şayet  zarar veren, -meselâ işveren- mücbir sebep teşkil eden olaya, -işçiyi- kendi kusuruyla maruz bırakmışsa, mücbir sebepten yararlanması mümkün olmadığını; işyerine yıldırım düşmesi sonucu yaralanan işçiyi ve işyerini yıldırıma karşı koruyucu tedbir almak üzere, işverenin paratoner kurmak zorunda olduğunun kabul edilmekte olduğunu; paratoner olmaması sebebiyle düşen yıldırımın, işyerinde yangına sebebiyet verdiğini ve bunun sonucu işçi ölmüşse, artık ortada mücbir sebep olduğundan bahsedilemeyeceğini; işverenin gerekli tedbirleri almadığı için sorumlu olacağı örneğinden hareketle; üstelik kaçınılmaz ve öngörülemeyen nitelikte olmayan, beklendiği yönünde meteoroloji uzmanları tarafından bilgi verilmiş olan dolu yağışına karşı gerekli önlemleri almayan davalı şirketin ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulması gerektiğini, Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin de 18.10.2010 tarihli ve E. 2009/8727 K. 2010/101 sayılı kararında mücbir sebebi, \"borcun ifasına engel olan ve herhangi bir kimse tarafından alınacak tedbirlere rağmen önüne geçilmesine imkân olmayan olay\" olarak tanımladığını; somut olay bakımından dolu yağışının mücbir sebep kapsamında yer almadığını; dolu yağışı durumunda alınacak tedbirlerle zararın önüne geçilebileceğini; davalı şirketin, müvekkili şirket aracında meydana gelen maddi hasarın kendi ihmal ve dikkatsizliklerinden kaynaklandığını ve söz konusu hasarın giderilmesi ile ilgili oluşacak tamir ve işçilik masraflarının kendi sorumluluklarında olması sebebiyle masrafların şirketleri tarafından karşılanacağına dair 27.07.2017 tarihli, davalı şirkete ait kaşeli ve imzalı yazı, dava dilekçelerinin ekinde dosya münderecatına sunulduğunu; davalı şirketin, gerekli önlemleri almadığını ve kusurlu olduğunu kabul ettiğine ilişkin şirketin kaşeli ve imzalı yazıya rağmen davalı şirketin sırf, sorumluluktan kurtulmak amacıyla müvekkili şirkete ait aracın tüm tedbirlere rağmen zarar göreceğine ilişkin iddialarda bulunmasının kabul edilemez olup, bu asılsız ve mesnetsiz iddiaların dikkate alınmaması gerektiğini belirtmek istediklerini; ilaveten davalı şirketin, gereken tedbirlerin alınmasına rağmen, müvekkili şirkete ait aracın zarar göreceğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığını; üstelik; davalı şirkete ait otopark sıradan bir otopark olmayıp, İstanbulun en lüks ve beş yıldızlı otellerinden birine ait bir otopark alanı olduğunu; hem otopark hem de vale ücreti olarak İstanbul standartlarının çok üstünde bir fiyat politikası izleyen davalı şirketin göstermesi gereken özen ve dikkatin de sıradan bir mahalle arası otoparkından  daha yüksek olması gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, Yargıtay'ın, garaj veya otopark işleten ile motorlu taşıtını bırakan arasındaki sözleşmenin niteliğini, TBK m.561 ve devamında düzenlenmiş bulunan genel saklama sözleşmesi (adi vedia akti) olarak kabul ettiğini; bu sözleşme ile saklayıcının, saklatana kendisine bırakılan taşınır bir malı kabul etme ve onu güvenli bir yerde koruma borcu altına girdiğini; bu bağlamda davalı tarafın müşterilerini her türlü tehlikeye karşı korumak üzere gerekli önlemleri almak zorunda olup, bunu yapmadığı takdirde meydana gelen zararlardan sorumlu olacağını; oysa somut uyuşmazlıkta; taraflar arasındaki saklama sözleşmesi gereğince davalı tarafa teslim edilen aracın, davalı tarafça güvenli bir yerde korunması gerekirken davalı şirket çalışanlarının ihmalkâr ve özensiz davranışları sebebiyle araçta hasar meydana geldiğini; dolayısıyla araçta meydana gelen zarardan davalı tarafın sorumluluğunun aşikâr olduğunu,   Araçta meydana gelen hasarın, davalı şirket çalışanlarının ihmal ve dikkatsizliğinden kaynaklandığı, ortaya çıkan hasarın davalı şirket tarafından karşılanacağına dair 27/07/2017 tarihli, davalı şirket çalışanınca imzalanan ve kaşelenen yazının dosyada mübrez olduğunu; TBK m.66 ve devamındaki \"Adam Çalıştıranın Sorumluluğu\" hükümleri gereğince davalı tarafın ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu,  Mahkemeye belirtmek istedikleri önemli hususlardan bir başkasının da; kusursuz sorumluluk ilkelerinden birini oluşturan hakkaniyet ilkesine göre hakkaniyet gerektiriyorsa zarar veren kusurlu olmasa bile sebep olduğu zararı tazmin etmek ile yükümlü olacağını; somut olayda, davalı şirketin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olup, davacı şirkete ait aracın hasar görmesine sebebiyet veren dolu olayının gerçekleştiği esnada davalı şirket tarafından alınması gereken tedbirlerin alınmaması sonucu ortaya çıkan zararların hakkaniyet ilkesi gereği davalı şirket tarafından giderilmesi gerektiğini, Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerden ötürü; Yargıtay'ın emsal nitelikteki kararlarında, somut olay doğrultusunda kimi zaman deprem gibi bir doğal afetin dahi mücbir sebep olarak kabul edilmez iken Yerel Mahkemece öncesinde günler öncesinden uyarı yapılan bir dolu yağışının mücbir sebep kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu; yine dosya kapsamındaki deliller göz önünde bulundurulduğunda; davalı şirketin gerekli ve acele hiçbir tedbir almadığı, adeta müvekkili şirkete ait aracın zarar görmesine göz yumduğunun izahtan vareste olduğunu; bu doğrultuda haksız ve hukuka aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan nedenler ile mahkemenizin resen gözeteceği sebepler doğrultusunda haksız ve hukuka aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının  istinaf taleplerinin kabul edilmesi doğrultusunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine dair karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacıya ait olan ve davalı tarafından işletilen otelin valesine teslim edilen, vale tarafından açık otoparka bırakılan aracın dolu yağışı nedeniyle hasar gördüğü iddiasına dayalı olup, hasar bedeli ile araçta oluşan değer kaybının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Talebin hukuki dayanağını, TBK'nun 561 ila 580 maddeleri arasında düzenlenen saklama sözleşmeleri oluşturmaktadır. Dava konusu aracın otelin konaklama hizmeti kapsamında ücretsiz olarak mı otel otoparkına bırakıldığı, yoksa otel otoparkının ayrı bir işletmesi bulunması nedeniyle ücret mukabilinde ayrı bir sözleşme mi yapıldığı belirsiz olup, ne davacı ne de davalı tarafından dosyaya bu konuda delil sunulmuş değildir. Ne varki, davacının aracın otel çalışanı olan valeye teslim edildiği, vale hizmetinin ücret mukabilinde verildiği ileri sürülmüş, davalı tarafından da bu iddia inkar edilmemiş, davacıya vale hizmeti verildiği belirtilmiş olup, tarafların konaklama hizmeti dışında ayrıca ücretli otopoark hizmeti konusunda anlaştıkları, bu nedenle uyuşmazlıkta uygulanacak hükmün konaklama yeri işletenlerin sorumluluğuna ilişkin TBK'nun 576 maddesi değil; garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğuna ilişkin  TBK'nun 579 maddesi olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmış,  Meteoroloji Genel Müdürlüğü ...Bölge Müdürlüğü'nün İstanbul geneli için hazırladığı 27/07/2017 tarihine ait Fevk (Olağanüstü Olay) Raporu'na göre; bu tarihte meydana gelen olayın şiddetinin çok kuvvetli olduğu, pek çok zarar meydana geldiği, 27/07/2017 tarihinde meydana gelen kuvvetli dolu yağışının, genel hayata etkili afet olarak nitelendirildiği ve mücbir sebep olduğu; aracın davalının işlettiği otoparkta dolu yağışı sebebi ile hasara uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.  TBK'nun   579/1 maddesi uyarınca,  göre  garaj otopark veya benzeri yerleri işletenler kendilerine bırakılan motorlu taşıt ve  eklentilerinin yok olması, zarara uğraması veya çalınmasından sorumlu olup, sorumluluğun türü kusursuzdur. Bu sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluktur. Nitekim hükmün üçüncü fıkrasında işletenin bu sorumluluğu üstlenmediğini, yahut şarta bağladığını ilan etmiş olmasının onu sorumluluktan kurtarmayacağı düzenlenmiştir. İşleten ancak; zararın, saklatan veya ziyaretçisi veya beraberinde ya da hizmetinde bulunan kişiye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Mücbir sebep, borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında  meydana gelen, genel bir davranış normunun ya da borcun ihlaline, kaçınılmaz ve mutlak  şekilde neden olan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir hal olarak tanımlanmaktadır. Zararla, hukuka yahut sözleşmeye aykırı eylem arasındaki illiyet bağını keserek, hem kusur sorumluluğunu hem olağan sebep sorumluluğunu hem de tehlike sorumluluğunu ortadan kaldıran mücbir sebebin unsurları; zarar verenin faaliyet ve işletmesi dışında kalan  doğal, sosyal, hukuki yahut insana bağlı bir olayın varlığı, bu olay nedeniyle bir davranış normunun yahut sözleşmesel yükümlülüğün ihlali, mücbir sebep teşkil eden olayın kaçınılmaz ve önlenemez şekilde davranış normunun yahut sözleşmenin ihlaline yol açmış olması,  bu olayın doğuracağı sonuçların önceden öngörülemez olması olarak özetlenebilir (bkz. Eren, Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınevi, 8.Bası, Ankara, 2003, s.518 ve devamı)Somut olayda; 27/07/2017 tarihinde davacıya ait olan 2017 model Mercedes marka aracın davalının işlettiği otel valesine teslim edildiği, aracın otelin açık otoparkına parkedildiği, aynı tarihte meydana gelen dolu yağışı nedeniyle araçta hasar meydana geldiği sabittir. Davacı tarafından, aracın zarar görememesi için gerekli önlemleri almayan, fırtına ve yağış esnasında aracın kapalı otoparka götürülmesini temin etmeyen davalının hasardan ve değer kaybından sorumlu olduğu, davalının şirket çalışanı tarafından şirket kaşesi altına atılan imza ile sorumluluğun kabul edildiğine dair belge bulunduğu ileri sürülmüş, davalı tarafından hasarın doğal adet niteliğindeki mücbir sebep kapsamında meydana geldiği, otelin kapalı ve açık otopark alanı bulunduğu, kapalı otoparka misafirlerin araçlarını kendilerinin park ettikleri, açık alanda ise valeye teslim edilen araçların parkedildiği vale alanı bulunduğu, davacının aracı kapalı otoparka parketmediği, valeye teslim ettiği aracın kapalı otoparka konulmasına ilişkin özel bir talebinin bulunmadığı,  davalının da aracın kapalı otoparka park edileceğine dair bir taahhütte bulunulmadığı, şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan çalışan tarafından imzalanan belgenin şirketi bağlamayacağı savunularak davanın reddi talep edilmiştir.  İstanbul Valiliği İl Afet Müdürlüğü tarafından 27/07/2017 tarihinde meydana gelen dolu yağışı ile ilgili olarak, genel hayata etkililik oluru yahut afete maruz bölge kararı alınmadığının bildirildiği, Meteoroloji Genel Müdürlüğü Birinci Bölge Müdürlüğü tarafından bu tarihte meydana gelen kuvvetli fırtına ve dolu yağışı için olağanüstü olay raporu düzenlendiği anlaşılmıştır. Mücbir Sebebe ilişkin yukarıda verilen bilgilere göre, hasara neden olan dolu yağışının davalı işletmesinden kaynaklanmayan harici bir doğal olay olması, yağışın sorumluluğu ortadan kaldıracak türden bir mücbir sebep olarak kabulüne yeterli değildir. Diğer ifade ile davalı, tüm önlemleri almasına rağmen, kaçınılmaz ve önlenemez şekilde dolu yağışının aracın hasarlanmasına sebep olduğunu ispatla yükümlüdür. Bu çerçevede davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin yalnızca otel bahçesindeki açık otopark alanını kapsadığına yönelik savunmayı ispat yükü de TMK 6 maddesi uyarınca davalı üzerindedir. Davacının meteoroloji genel müdürlüğü tarafından 26/07/2017 tarihinde kuvvetli sağanak ve fırtına uyarısında bulunulduğuna yönelik beyanı, aracın kuvvetli fırtına ve dolu yağışının meydana geldiği 27/07/2017 tarihinde otel valesine teslim edildiği, yağışın 16:00 ila 20:00 saatleri arasında etkili olduğu,  hususları da nazara alındığında, mahkemece fırtına ve kuvvetli yağış yahut dolu yağışı ile ilgili İl Afet Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından bir önceki gün uyarı yapılıp yapılmadığının ilgili müdürlüklerden sorulması, aracın hangi saat aralığında valeye  teslim edildiğinin taraflara açıklattırılması, buna göre davalının valeye teslim edilen araçların açık alana değil de kapalı alana parkedilmelerini sağlamasının gerekip gerekmediğinin, diğer ifade ile kaçınılmazlık ve önlenemezlik unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi yerinde görülmemiş davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Kabule göre de; davalının dosyaya sunduğu terfi belgesinden olay tarihinde davalı şirkette \"garage supervisor\" olarak çalıştığı anlaşılan ...'nun , dolu hadisesi cereyan edip gelip hasar meydana geldikten sonra,  şirket kaşesi vurarak imzaladığı ve davacıya ait aracın 27/07/2017 tarihinde otel bahçesinde davalı sorumluluğunda dış kaputu ile camlarının hasar gördüğüne, hasardan kaynaklanan tamir ve işçilik masraflarının davalıya fatura edileceğine, gerekli tutarın ödeneceğine dair beyanı içeren belgenin davalıyı bağladığı yönündeki davacı iddiasının mahkemece tartışılıp değerlendirilmesi, terfi belgesinde, çalışanın görev tanımı belgesinin terfi belgesi eki olduğu belirtilmesine rağmen, dosyaya sunulmayan görev tanımı belgesinin de davalıdan celbi sağlanarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, davacının bu iddiası hakkında olumlu olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmaması isabetsiz olmuş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde bulunmuştur. Yine kabule göre; davacı tarafından dosyaya mübrez araç satış belgesinden, hasarlanan aracın dava tarihinden önce üçüncü kişiye satıldığı, davacının hem hasarın giderilmesi için yapılması gereken tamir masraflarını hem de aracın değer kaybını talep ettiği, ancak dosyaya araçtaki hasarın davacı tarafından giderildiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmış olup, şayet araç tamir edilmeksizin üçüncü kişiye satılmış ise davacının hasarın giderilmesi için gereken  masraflar bakımından aktif husumetinin bulunup bulunmadığı yönünden değerlendirme yapılmamış olması yerinde olmamış, husumet def'i değil itiraz mahiyetinde bulunup yargılamanın her aşamasında nazara alınacağından,  bu noksanlık dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın  bu doğrultuda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2021 tarih ve  2019/144 Esas -  2021/230 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b285a8ec2a385983","SID":"dd1a48e291235147"}}