{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/4 <br>KARAR NO: 2024/207<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/542 Esas<br>KARAR NO: 2020/43<br>DAVA: İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 14/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalı kooperatifin, davacı üst birliğin üyesi olduğunu, davacı üst birliğin 2015 ve 2016 dönemlerine ait alınan genel kurul  kararı ile aidat olarak  aylık 300 TL ayrıca kooperatif üyeleri başına 1,5 TL alınmasına oy birliği ile karar verildiğini, davalı kooperatif üye sayısının ise 3.136 olduğunu, bu nedenle aylık ödemesi gereken aidat bedelinin 5.004,00 TL olduğunu, davalı hakkında ödenmeyen 2015 yılının tamamı ile 2016 yılı ocak, şubat ve mart aylarına ait aidat bedellerinin  tahsili  amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu davanın kabulü ile %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile ;  Müvekkili Kooperatif 22.02.2014 tarihli Genel Kurul Kararı ile davacı ...ten ayrılmış olup, bu tarihten sonraki aidatlardan sorumlu  olmadığını Bu nedenle müvekkilinin üyelikten ayrılma tarihinden itibaren müvekkiline aidat bedeli tahakkuk ettirilemeyeceğini,Taraflar arasındaki alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini yargılama harç ve giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda  davalının kooperatif üyeliği devam ettiğinden kooperatifler kanunu gereğince ortaklıktan ayrılması kesinleşinceye kadar ki borçlarını davacı üst birliğe ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 87.406,87-TL'nin takipten itibaren asıl alacağa işleyecek aylık %1 gecikme faizi ve takip giderleri ile birlikte tahsiline imkan verecek tarzda davalının Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına itirazın iptali ile takibin bu miktarlar yönünden devamına, alacak likit olduğundan İİK 67/2 uyarınca asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;İlk derece Mahkemesince kurulan hükmün gerekçesinde; müvekkil kooperatifin üst birlik üyeliğinden ayrılma kararı aldığı, fakat müvekkil Kooperatifin çıkma talebini yerine getirmekten kaçınan davacı üst birliğe noter eliyle istifa talebinin gönderilmesi gerektiği buna ait ihtarnamenin de dosyaya sunulmamış olduğu ifade edilse de   istifa iradesi tek taraflı bir irade beyanı olup, şekle tabi olmadığını, bu nedenle ... noter aracılığıyla bildirimde bulunulması beklenemeyeceği gibi müvekkilin halihazırda halen davacı üstbirliğin üyesi olduğunun kabulü de mümkün olmadığını, istifa bildiriminin noter aracılığıyla yapılmasına ilişkin şekil şartı ispat açısından gerekli olup istifa bildiriminin davacı yanca öğrenildiği açıkça dava dilekçesi ve davacının diğer dilekçeleri içeriğinden de anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen karar hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davalı kooperatif davacı üst birlikten ayrılmış olup, bu tarihten sonraki icra takip konusu dönem aidatlarından sorumlu tutulamayacağını, ayrıca  davacı üst birliğin muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını, davacı üst birliğin incelenen 2013-2014-2015 yıllarına ait ticari defterlerinde davalı adına tahakkuk etmiş herhangi bir borç bulunmadığını, davacının tahakkukları defterine geç kaydedildiği bilirkişi raporu ile saptandığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, kooperatif aidat alacağının ve gecikme faizini tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki kısmı itirazın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı kooperatifin davalı aleyhine 2015 Ocak-Aralık ile 2016 Ocak-Mart dönemine ait aidat bedeline ( aylık 5.004,00 TL)  istinaden 75.060,00 TL asıl alacak, 12.346,87 TL olmak üzere toplam 87.406,87 TL alacağın takip tarihinden itibaren aylık %1 gecikme faizi ile birlikte tahsili için  ilamsız icra takibine geçtiği, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda uyuşmazlık, davacı kooperatifin, davalı üst birlik kooperatif üyeliği devam edip edip etmediği,  takibe dayanak yapılan dönemlere ilişkin davalı üst birliğe aidat ödeme yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, varsa aidat alacağın hesaplanmasına ilişkindir. Dosya kapsamına göre; Davalı kooperatifin, 20/02/1992 tarihinde davacı kooperatif birliğine 17 kayıt numarası ile üye olduğu, davalı kooperatifin, davacı üst birliğe hitaben 17/02/2014 tarih 148 sayılı birlik üyeliğinden ayrılma konulu dilekçesi ile \" 22/02/2014 tarihinde yapılan mali kongremizde alınan Genel Kurul Kararı gereği ... İşyeri Yapı Koop.'den ayrıldığımızı telefon ile bildirmiştik. Gereğinin bilgilerinize rica ederiz\" şeklinde yazısı ile davacıya bildirildiği, her ne kadar talebin, davacı üst birliğe tebliğine ilişkin bir belge dosyaya sunulmamış ise de davacı üst birliğin 05/03/2015 tarih cevabı yazısı ile \" ilgi yazınız ekindeki genel kurul kararı, üst birlikten ayrılma karar yetkisinin Yönetim Kurulunuza verildiği görülmekte olup, bu hususta alınmış yönetim kurulu kararının gönderilmesi, üst birlik ortaklığından ayrılma işleminize bundan sonra başlanabileceğinin \" bildirilmesi üzerine davalı kooperatifin, davacı üst birliğin cevabı yazısına karşı 21/03/2015 tarihli yazısı ile \" ilgi yazınızda talep etmiş olduğunuz Yönetim Kurulu Kararı  ve Genel Kurul Kararları ekte sunulmuştur. Gereğini rica ederiz\" şeklindeki cevabı yazısı ile 28/10/2015 tarih istifa kararının bildirimi konulu dilekçesinde  \"... İstifamızın daha önce tarafımıza yapılan istifa bildirimine cevap verdiğiniz 05/03/2012 tarihinden itibaren kabul edilmesini ve işbu tarih itibariyle hesap mutabakatının yapılmasını\" talep ettiği ancak söz konusu dilekçelerin üst birliğe tebliğine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı görülmüştür. Kooperatifler Kanunu 10. maddesinde; her ortağın kooperatiften çıkma hakkı olduğu, 11. maddesinde; kooperatiften çıkma hakkının kullanılması, ana sözleşme ile en çok 5 yıl için sınırlandırılabileceği, haklı ve önemli sebeplerle bu süreden evvel çıkabileceği hususunda ana sözleşmeye hüküm konulabileceği, bir ortağın hiç bir suretle kooperatiften çıkamayacağına dair bağlamlar hükümsüz olduğu, 13. maddesinde; ortağın anasözleşmeye uygun olarak  istifa etmesine rağmen kooperatifin istifayı kabulden kaçınması halinde ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde çıkmanın gerçekleşeceği düzenlenmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 21/12/2015 tarih 2015/2279 E. 2017/8309 K. Sayılı ilamında ifade edildiği şekilde ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur. Yukarıda anılan 13. maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünü gerekli kıldığı izlenimi yaratmakla beraber noter aracılığı ile yapılan bildirime özel önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa  iradesi  olarak noter vasıtasıyla kooperatife tebliğ etmesi ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir.  Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davalı kooperatifçe  noter aracılığı ile yapılan bir bildirim bulunmadığından istifa istemenin usulüne uygun yerine getirilmemesi nedeniyle davalı kooperatifin, davacı üst birlikteki kooperatif üyeliğinin devam ettiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı üst birliğin 31.01.2015 tarihli Olağan Genel Kurulunda alınan 11 nolu gündem maddesinde,  Birlik Bütçesi olarak, kooperatif bazında aylık 300,00 TI ve gerçek kişi ortak başına aylık 1,50 TL, gecikme faizi aylık %1 olarak, 14/04/2016 tarihli  Olağan Genel Kurulunda alınan 11 nolu gündem maddesinde,  Kooperatigin 2016 tahmini bütçesinin, kooperatif bazında aylık 300,00 TI ve gerçek kişi ortak başına aylık 1,50 TL, gecikme faizi aylık %1 olarak oy birliği ile kabul edildiği görülmüştür. Emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği gibi  genel kurulca alınan aidat kararlarının bütün ortakları bağlayıcı nitelikte olup bu kararların iptalinin söz konusu olmadığı sürece takibe konu dönemlere ilişkin aidatların TBK'nın 120. maddesine göre belirlenen yasal faiz oranlarını geçmemek şartıyla talep edilmesinde hukuki engel bulunmaktadır. Dosya kapsamına göre söz konusu kararların iptaline ilişkin somut delil sunulmadığı, genel kurulda alınan gecikime faizinin, TBK'nın 120. maddesine göre belirlenen temerrüt faiz oranını aşmadığı anlaşılmakla davacı üst birliğin, davalı kooperatif için belirlenen, 2015 ve 2016 yılı için aylık 300,00 TL + 3.136 x 1,5 = 5.004,00 TL aidat bedel olmak üzere 15 ay için tespit edilen 75.060,00 TL aidat bedeli ile hesaplanan 12.346,87 TL gecikme faizini talep etme hakkı bulunmaktadır. Davalı vekili her ne kadar davacı kayıtların usulüne uygun tutulmadığını, davacı üst birliğin incelenen 2013-2014-2015 yıllarına ait ticari defterlerinde davalı adına tahakkuk etmiş herhangi bir borç bulunmadığını, davacının tahakkukları defterine geç kaydedildiği bilirkişi raporu ile saptandığını ileri sürmüş ise de alınan bilirkişi raporunda ifade edildiği gibi davacı tarafın 2015 yılı için tahakkuklarını 2016 yılında yapmasının sebebinin 2015 yılı Genel Kurul Kararının, 2016 yılında yapılmasından kaynaklandığı, geriye dönük biten hesap yılı tahakkuk yapılamayacağından kayıtlamanın normal olduğu, kaldı ki davacı, alacağını deftere kaydetmemiş olsa bile davalının kooperatifin  aidat borcuna ilişkin sorumluluğu ortadan kalkmayacağından davalının söz konusu dönemlere ilişkin aidat borcunu ödediğini ispatlaması gerekmektedir. Davalının, ilgili dönemlere ait aidat borcunu ödediğine ilişkin bir savunması bulunmadığı gibi buna ilişkin dosyaya sunulmuş  somut delil bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun   esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-HMK' nın  353/1.b.1 Maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf maktu karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.492,69 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.065,09 TL' nin istemi halinde davalıya iadesine, 4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, 5- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi..14/02/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06cab70187283699","SID":"8e9ad09fb0c3c4ac"}}