{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1503 <br>KARAR NO: 2024/330<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/04/2023<br>NUMARASI: 2022/936 Esas - 2023/368 Karar<br>DAVA: Tanıma ve Tenfiz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; Davalının satın alma sözleşmesine istinaden yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle açılan davada Çek Cumhuriyeti Prag 6 Bölge Mahkemesi'nin 03.12.2020 tarih ve ... sayılı kararı ile; 19.000-Euro ve feriler ödeme davasında, davalıların bu karar kesinleştikten sonra üç gün içinde davacıya 19.000-kuron ödemekle yükümlü olduğu, davalının bu karar kesinleştikten sonra üç gün içinde, davacının vekiline ... çek korunası tutarınca yargılama gideri ödemekle yükümlü olduğu hüküm altına alındığını,bu karara karşı tebliğden itibaren 15 gün içerisinde; yargılama şartlarının sağlanmadığı, konularda yetkili olmayan asliye mahkemesinin karar verdiği, kararın dava dışı bırakılan hakim tarafından verildiği, mahkeme heyetinin usulüne uygun olmayan şekilde atandığı gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere temyiz yolu açık bırakılmış olup, mahkeme kararı kesinleşme şerhinde görüleceği üzere 30.09.2021 tarihinde kesinleştiğini,yabancı mahkeme kararı ile müvekkili lehine 15.000-Euro asıl alacak ile 63.102-çek korunası yargılama gideri ödeme yükümlülüğü getirildiğini,yabancı mahkeme kararının Türkiye'de tanınması ve hükmedilen alacaklara ilişkin kısmın cebri icraya konulabilmesi için tenziline karar verilmesi gerektiğinden işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu beyan ederek yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türkiye'de de geçerli olabilmesi için mahkeme tarafından tenfiz ve tanınması ile yargı giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; tenfizi istenen karar, Çek Cumhuriyeti Prag 6. Bölge Mahkemesi'nin  03/12/2020 tarihli ve ... sayılı kararı olduğu, kararın incelenmesinde; davacının başvurusu üzerine mahkemece davalıya cevap dilekçesi vermesi, bu çağrıya uymamanın sonuçları  hususunda ihtar tebliğ edildiği, ihtardaki süreye rağmen cevap verilmemesi üzerine tenfize konu işbu kararın verildiği, karar Çek Cumhuriyetinde hukukunda ihtarlı basit dava olarak adlandırılan, Türk hukukunda karşılığı bulunmayan, hakim tarafından verilmiş bir hüküm  içermeyen ancak  ilamsız icra takibine benzeyen  icrai bir karar niteliğinde olduğu,Yargıtay 19 HD nin 2012/2857 esas 2012/11052 karar sayılı ve 4.7.2012 tarihli ilamında uyuşmazlık konusuna emsal olabilecek bir davada konu incelenmiş \"MÖHUK'un 50’nci maddesine göre, “Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.” Bu nedenle tenfiz kararı verilebilmesi için öncelikle yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin verilen kesinleşmiş bir ilamın bulunması gerekir. Somut olayda ise tenfiz isteyen tarafça Padova Asliye Hukuk Mahkemesine alacağın varlığını gösteren belgelerle başvurulmuş, mahkeme hâkimi tarafından davalıya ödeme emri çıkarılarak 60 gün içinde itirazda bulunmaması hâlinde ödeme emrinin sonuç kısmında belirtilen alacak miktarı ve yargılama giderleri ile sair ferilerinin kesin olarak cebri icraya konulacağı ihtar edilmiştir. Tenfiz istemi de ödeme emrine rağmen 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle hakimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleştiği iddiasına dayanmaktadır. Açıklanan bu usul çerçevesinde Padova Asliye Hukuk Mahkemesince çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olması, bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil bir karar olarak nitelendirmeye yeterli değildir. Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.\"denildiği, Bu niteliği itibariyle söz konusu karar, yargılama sonucu verilmiş bir ilam niteliğinde olmadığından, tenfizi kabil bulunmadığından davacının tanıma ve tenfiz isteminin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; “Yabancı devletin usul hukukuna tabii olarak verilmiş bir mahkeme kararının, mahkeme ilâmı niteliğinde olup olmadığı ve kesinleşme şartları, hiç şüphesiz ki münhasıran kararın verildiği ülkenin usul hukuka göre tayin ve tesbit olunacaktır. Bu durum gerek milletlerarası alanda gerekse Türk Mahkeme uygulanmasında kabul edilmiş olan, usul hukukundaki lex fori prensibinin, diğer bir ifadeyle mahkemenin kendi usul hukukuna tabii olması prensibinin bir gereğidir.” İstanbul Üniversitesi Yayınevi Public and Private International Law Bulletin 39(2): 609–643-syf 636 Çek Cumhuriyeti hukukunda olan bir kurumun Türk Hukukunda olmaması, ilgili kararın kesinleşmiş bir mahkeme kararı olduğu gerçeğini değiştirmediğini, tenfizi için başvurulan karar \"ilamsız icra takibine benzeyen icrai bir karar\" değil, mahkeme nezdinde görülen bir davaya ilişkin verilmiş ve kesinleşmiş bir karar olduğunu, huzurdaki davada ilam niteliğinde belge değil, mahkemece yapılan bir yargılama ve bu doğrultuda verilen ve kesinleşen bir karar söz konusu olduğu, temyiz yolu açık olarak verilen karar, karşı tarafın temyiz yoluna başvurmaması neticesinde kesinleştiğini, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık konusu tenfizi istenilen kararın ilam nitelinde   mahkeme kararı olup olmadığı noktasındadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.02.2012 tarih, 2010/1 E. ve 2012/1 K. sayılı kararı “Yabancı devletin usul hukukuna tabii olarak verilmiş olan bir mahkeme kararının, mahkeme ilamı niteliğinde olup olmadığı ve kesinleşme şartları, hiç şüphesiz ki münhasıran kararın verildiği ülkenin usul hukuka göre tayin ve tesbit olunur. Bu durum, bilindiği üzere milletlerarası alanda gerekse Türk Mahkeme uygulanmasında kabul edilmiş bulunan, usul hukukunda lex fori prensibinin, diğer bir deyişle mahkemenin kendi usul hukukuna tabii olması prensibinin bir gereğidir.Nasıl ki, Türk Mahkemesinden verilmiş bir “mahkeme ilamını” yabancı bir devletin kendi usul hukuku kurallarına göre bir icra emri veya emirname olarak nitelemesi düşünülemez ise, aynı şekilde yabancı bir mahkeme kararının mahkeme ilamı niteliğinin Türk usul hukuku hükümlerine göre belirlenmesi de söz konusu olamaz. Nitekim, 5718 sayılı Kanunda tenfiz için 54 üncü maddede öngörülen usul hukukuna ilişkin şartlardan, kararı veren mahkemenin tabii olduğu usul hukukuna göre değerlendirilebileceği ilkesinden hareket edildiği açıktır. Bu bakımdan kendi usul hukuku hükümlerine göre “ ilam” niteliğinde kabul edilen bir mahkeme kararını Türk İcra Hukukunda yer alan bir düzenlemeye benzeterek, belirli bir miktar paranın ödenmesi ihtarını içeren emirname veya “ödeme emri” olarak nitelemek imkansızdır. Öyleyse, tenfize uygun yabancı bir mahkeme ilamının, 5718 sayılı Kanunda sınırlı olarak sayılan şartları taşıması halinde tenfize karar verilmesi gerekir.” şeklindedir.İlk derece mahkemesinin  gerekçeli kararında atıf yaptığı Yargıtay 19 HD nin anılan ilamı  mevcut olduğu gibi, farklı yönde de  yargı kararları mevcuttur. Örneğin Yargıtay 11 HD nin  2021/8698 esas, 2023/2536 karar sayılı 27.4.2023 tarihli ilamında da \" 5718 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında “… o devlet kurumlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların…” denilmesinin yanı sıra 53 üncü maddede de “a) Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi b) İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.” düzenlemesi bulunduğu,kanun koyucu tenfize konu ilamdan bahsederken kesinleşme hususunda ısrarla o ülke iç hukukuna atıfta bulunmasına göre, Türk usul hükümlerine göre bir kesinlik denetimi yapmanın mümkün olmadığını, İçtihadı Birleştirme Kararı ile vurgulandığı üzere Alman usul hukukuna tâbi olarak verilmiş olan bir mahkeme kararının, mahkeme ilamı niteliğinde olup olmadığının münhasıran Alman usul hukukuna göre tayin ve tespit olunacağı,  davaya konu kararın kesinleşmiş mahkeme kararı statüsüne sahip olduğu, 5718 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki koşulların oluştuğu ve aynı maddenin (c) ve (ç) fıkrasındaki olumsuz koşulların da bulunmadığı dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 11 HD nin  2021/8698 esas, 2023/2536 karar 27.04.2023 tarihli ilamı ) denilmiştir.Açıklanan nedenlerle tenfizi istenilen kararın ülkemiz kanunlarında bir karşılığı olmadığı belirlenmekte ise de  \"tenfizi istenilen kararın verildiği ülke kanunlarına göre  ilam niteliğinde mahkeme kararı olup olmadığının tesbiti gerekmektedir. Bu nedenle, Üniversitelerin Milletlerarası Özel Hukuk Kürsülerinden seçilecek uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak kararın verildiği ülkede ilam niteliğinde olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu alınarak  sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde olduğundan kararın kaldırılmasına, bu belirleme yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/936 Esas - 2023/368 Karar sayılı 11/04/2023 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;\"Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\"Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3b0c0215c0b4048","SID":"3c4870ecf883385e"}}