{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/1105 <br>KARAR NO: 2024/149<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 06/04/2023<br>NUMARASI: 2022/126 Esas, 2023/316 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 13/02/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı borçlu şirketten olan faturalı ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 362 sıra nolu genel tebliği kapsamında davalı şirketçe kaşelenip ve imzalanmış olan 01/11/2017 tarihli BA- BS mutabakat formu ile kabul edilen alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, davanın kabulü ile davalı/borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalı süresinde cevap vermemiştir. Mahkemece, davanın taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına ilişkin itirazın iptali davası olduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2022 tarih 2019/636 Esas ve 2022/71 Karar sayılı ilamı ile de kabul edildiği ve kesinleştiği üzere taraflar arasında hukuki ilişkinin bulunduğu ve dava konusu faturanın her iki tarafça da kabul edildiği, uyuşmazlığın faturaya konu bedelin ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, ödemenin ifa olarak kabul edilebilmesi ve borcu sona erdirebilmesi için bizzat alacaklıya (davacı şirketin kendisine) veya alacaklının borçlar hukukuna göre yetkili temsilcisine (şirketin yetkilendirmiş olduğu şirket adına hukuki işlem yapma yetkisi olan temsilcisine) yapılması, yine ödemenin dava konusu faturaya ilişkin olması gerektiği, bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, ödemelerin davacı şirketin ticaret hukukuna göre yetkili temsilcisine (müdürüne) yapıldığı, şirketin bu gerçek kişiden ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunduğu, ödemenin alacaklı şirkete yapıldığının kabul edilemeyeceği, yine ödemeyi alan şahsın şirket adına borçlar hukukunun temsil kurallarına göre hukuki işlem yapma yetkisi olan kişi olduğunu gösterir bir delil bulunmadığı, bu hususta ispat külfetinin davalı üzerinde olduğu, yani ödemeyi bizzat alacaklıya veya alacaklının borçlar hukukunun temsil kurallarına göre alacaklı temsilcisine yaptığı hususunu davalının ispatlaması gerektiği, bu yönde bir delil bulunmadığı, davacı şirketin ödemeleri kabul etmediği ve defterlerine de işlemediği, bu sebeple ödemelerin dava konusu borcun ifası olarak kabul edilemeyeceği, borcun sona ermediği, yine bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davaya konu faturanın düzenlenmesine kadar tarafların aralarındaki iş ilişkisini açık hesap olarak yürüttükleri, davalının ödemeleri aksatması sonucu davacının kalan işler ile ilgili 34.810,00 TL tutarında fatura düzenlediği, davalı tarafından yapıldığı ileri sürülen ödemerin \"cari hesaba\", \"cari hesaba mahsuben\" açıklamaları ile ödendiği, eldeki davanın cari hesaba dayalı değil belli bir faturaya dayanması nedeniyle de bu ödemelerin eldeki davaya konu faturaya ilişkin olduğunun kabul edilemeyeceği, yine basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken davalının girmiş olduğu hukuki ilişkilerde ödemeyi bizzat alacaklıya ya da temsilcisine, ödemenin konusu hususunda tereddüte yol açmadan yapması gerektiği gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile, davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibine yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin DEVAMINA, Takip konusu alacağın (34.810,00 TL) yüzde 20'sine karşılık gelen 6.962,00 TL icra ve inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, müvekkili ile davacı arasında bina temeli kazı ve beton kırım işleri için bir sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre davacının müvekkili şirketin projesi kapsamındaki bazı taşınmazlar için bina temeli kazı ve beton kırım işleri yapacağını, müvekkilinin de bu iş karşılığında davacıya işin bedeline ilişkin 96.052,00 TL ödeyeceğini, davacının 21/04/2017 tarihinde çalışmaya başlayıp 22/06/2017 tarihinde tamamladığını,  müvekkilinin de davacı yetkilisiyle anlaşmış olduğu gibi işin bedeline ilişkin tüm ücreti davacı yetkilisinin hesabına ödediğini, davacının belli bir çalışma sistemi olmadığından müvekkilinin de herhangi bir problem çıkmaması adına davacı yetkilisiyle yapmış olduğu anlaşmaya uyarak kendisinin hesap numarasına ödemeleri yaptığını, müvekkilinin işin bedeline ilişkin yapmış olduğu tüm ödemeleri davacı yetkilisine yaptığını ve karşı tarafın yalnızca belli bir kısım için takip başlattığını, mahkemenin karşı tarafın yalnızca bir kısım için takip başlatması üzerinde durmayıp, müvekkilinin, şirketin yetkilisinin hesabına ödeme yapmasını hukuka aykırı bularak davanın kabulüne karar verdiğini, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu tüm ödemelere rağmen müvekkilden daha fazla para almak adına BA-BS formuna dayanarak takip başlattığını, ancak müvekkilinin işin bedeli olan ücreti davacı tarafa ödediğini, davacı tarafça düzenlenen faturanın gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin karşı tarafa düzenlenen faturanın hatalı olduğunu, tüm ödemelerin yapıldığını buna rağmen eksik bir şekilde fatura düzenlenmesinin hatalı olduğunu ve bu yanlıştan dönülmesi gerektiğini iletmişse de karşı tarafın, müvekkilinin tüm bu çağrılarına karşılık vermediğini ve faturayı düzeltmediğini, BA-BS formunun vergi dairelerini bilgilendirmek amacıyla yapılan bildirim olduğunu, bu bildirime dayanılarak bir takibin başlatılması ve ardından açılan itirazın iptali davasının kabul olmasının hatalı olduğunu, bu formun güncel bir borcun varlığını göstermediğini, BA- BS formu ile müvekkili ile davacı arasında böyle bir ilişkinin varlığının gösterildiğini, sundukları dekontların  incelenmesinde müvekkilinin, davacıya borcunun olmadığının anlaşılacağını, mahkemece sundukları delil ve itirazları dikkate alınmadan davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek  istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dava, taraflar arasında eser sözleşmesine dayalı düzenlenen fatura bedelinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında ...Grup Apt. deprem yalıtımı ile güçlendirme projesi beton kırımı ve temel kazım işine dair sözlü eser sözleşmesi imzalandığı uyuşmazlık konusu değildir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşme kapsamında davacı tarafça yapılan işe ilişkin düzenlenen fatura bedelinin ödenip ödenmediğinden kaynaklanmaktadır. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen  27/12/2018 tarih, 2018/254 Esas, 2018/1304 Karar davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine, İstanbul BAM 15 HD'nin  18/01/2022 tarih, 2019/636 E., 2022/71 K. Sayılı kararı ile \"Davacı tarafından dosyaya sunulan BA-BS mutabakatı, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı borç- alacak mutabakatı olmayıp sadece davaya ve takibe konu fatura konusunda mutabakattır. Bu mutabakat ile faturanın davalı tarafça kabul edildiği ve her iki tarafın faturayı BA-BS formları ile bağlı oldukları vergi dairesine bildirdikleri anlaşılmaktadır. Davaya ve takibe konu faturanın davalı tarafça kabul edildiği sabit olduğundan bedelinin ödendiğini ispat külfeti davalı taraftadır. Ödemeye ilişkin savunma her aşamada ileri sürülebileceğinden, istinaf aşamasında ödemeye ilişkin belgeler sunulduğundan bunların araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece taraflara ticari defter ve belgelerini, davalıya ödemeye dair belgelerini sunması için süre verilerek sunmaları halinde ticari defterler ve sunulan belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur.\" gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a6 maddesi ile kaldırılmasına karar verilmiştir. Davalı taraf ödemeye ilişkin bir takım banka dekontları sunmuş ise de bu dekontlarda takip konusu fatura borcuna mahsuben ödeme yapıldığına ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi  ilişkisi bulunduğundan ve takip faturaya dayandığından faturanın da prosedür gereği işin ifasına yönelik düzenlendiği kabul edilmelidir. Bu nedenle takip konusu fatura bedelinden fazla ödeme olduğu kabul edilse dahi bunun önceden yapılıp tamamlanan işlere karşılık olduğunun kabulü gerekeceğinden davalı tarafından takip dayanağı faturaya mahsuben ödeme yapıldığının ispatlanamamış olması karşısında mahkemece verilen karar yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 06/04/2023 tarih ve 2022/126 Esas, 2023/316 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Alınması gereken 2.377,87 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan (maktu+nispi) 593,57‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 1.783,43‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 13/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46e7ce3eb506f7e4","SID":"2dbb7d849bf3052e"}}