{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1952 Esas <br>KARAR NO: 2024/368 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/79 Esas -  2021/304 Karar <br>TARİHİ: 26/04/2021<br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının borcunu ödemediğini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının itiraz ederek haksız olarak takibi durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının müvekkiline fatura konusu ürünleri teslim ettiğini, faturayı teslim/tebliğ ettiğini ispat etmek zorunda olduğunu, davacının, müvekkilinin müşterilerine doğrudan mal satarak müvekkilinin müşterilerini ayartmakta, müvekkile sattığı fiyattan daha düşük fiyat ile ürün satarak müvekkilinin ticaretini, güvenilirliğini, itibarını, saygınlığını zedelemekte olduğunu, davacının bu eylemi TTK gereği haksız rekabet teşkil etmekte olup buna ilişkin talep ve dava haklarının saklı olduğunu, davacının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, cevap dilekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 26/04/2021 tarih 2019/79 Esas -  2021/304 Karar sayılı kararında; \"Dava; İtirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilafın; taraflar arasındaki ticari ilişkinin her iki tarafça kabulü ile, davacının davalıdan faturaya dayalı alacağı olup olmadığı varsa miktarı icra inkar ve kötü niyet tazminatı noktalarında toplandığı görülmüştür. Takibin başlatıldığı, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası getirtilmiş, yapılan incelemede; davacı tarafça davalı borçlu hakkında davaya dayanak cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde davalı borçlunun yetkiye, borca, faiz oranlarına, işlemiş faize, masraf ve tüm fer'ilerine vaki itirazı üzerine takibin durduğu ve yasal 1 yıllık süre içerisinde davacı tarafça, itirazın bertarafına yönelik dilekçede ileri sürülen nedenlerle eldeki davanın açıldığı görülmüştür. Dosyanın teknik bilgi ve bilirkişi incelemesi gerektirmesi nedeniyle, dosya  ....'ye  tevdi edilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu raporunda; davacı ... Gıda Ltd. Şti'nin 2018 yılına ait yevmiye defteri kapanış tasdikinin yaptırılmadığı için defter ve belgelerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olmadığını, davalı ... A.Ş.'nin ticari defter ve belgelerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunu, davacı tarafından tanzim edilen husumete konu faturadaki ürünler ile faturanın davalıya teslimine ilişkin dava dosyasında belge ve bilginin bulunmaması sebebiyle; 30.11.2018 tarihli faturadan kaynaklanan alacağın varlığına rastlanmadığını, mahkemenin aksi görüşte olması veya davacının faturaya ilişkin ürünün ve faturanın davalıya teslimi hususunda ispat yükümlülüğünü yerine getirmesi halinde; davacının davalıdan 3.746,39 TL. alacaklı olduğu, 08.01.2019 tarihi itibariyle ticari temerrüt faizi talep edebileceğine dair rapor sunmuş olduğu görülmüştür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, incelenen takip dosyası, benimsenen bilirkişi raporu, toplanıp delillere göre; talebe konu 30.11.2018 tarihli faturadan kaynaklanan alacağın varlığına rastlanmadığını, davacının faturaya ilişkin ürünün ve faturanın davalıya teslimi hususunda ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, teknik bilirkişi raporunun da aynı doğrultuda olduğu, bu bağlamda iddiaya konu alacağın varlığının ispatlanamadığı anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile, davanın  reddine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, 26.04.2021 tarihli yerel mahkeme kararına ilişkin gerekçeli kararın 11.09.2021 tarihinde taraflarına tebliğ edilmiş olup taraflarına tanınan süre içerisinde aşağıdaki gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurduklarını, yerel mahkeme kararının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, Her ne kadar yerel mahkeme kararında müvekkilinin alacaklı olduğunun taraflarınca ispatlanamadığı yönünde hüküm kurulmuşsa da bu hükmün hatalı olduğunu; bilirkişi raporunda müvekkilinin 3.746,39 TL alacaklı olduğunun ortaya konulduğunu; her ne kadar davalı vekilinin, müvekkilinin 2018 yılına ait yevmiye defteri kapanış tasdikinin yaptırılmadığı için defter ve belgelerinin müvekkili lehine delil vasfına haiz olmadığını ve bu sebeple iddialarını ispat edemediklerini ileri sürse de bilirkişi raporunun yalnızca müvekkile ait yevmiye defteri kayıtlarıyla değil, her iki tarafın defter ve kayıtlarıyla ve BA BS mütabakatı formlarıyla düzenlenmiş olup müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun ispatlandığını, Müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkiye, alacak/borç durumuna ilişkin faturaları ve cari hesap dökümlerini dava dilekçesi ekinde sunduklarını; bu ticari alacak/borç ilişkisinin her iki tarafın ticari defter kayıtlarında ve BA BS mütabakat formlarında sabit olduğunu; bilirkişice tespit edilen  3.746,39 TL alacak/borç senetle (yazılı belge) ile ispat zorunluluğunun altında kalan miktarda olduğunu; bu bağlamda ortada bilirkişi raporuyla tespit edilmiş ve şüpheden uzak bir alacak/borç söz konusu olduğu halde yazılı belge ile ispat sınırının altında olan alacağın ispatlanamadığını ileri sürmenin hukukilikten uzak bir yaklaşım olduğunu, Bilirkişi raporunda, müvekkilinin davalıdan 3.746,39 TL alacaklı olduğunun ortaya konulmuş olup taraflarının bu tutara bir itirazının olmadığını; iş bu davalarının, dava dilekçesinde talep edilen tutar üzerinden değil, 3.746,39 TL tutar üzerinden devam devam ettirdiklerini yerel mahkemeye bildirdiklerini; bilirkişice ortaya konulan hususların müvekkilin 3.746,39 TL alacaklı olduğunu ispat için yeterli olduğunu; yukarıda da dile getirdikleri gibi yazılı belge ile ispat  zorunluluğunun altında bir tutar olduğunu ve başkaca bir delile ihtiyaç kalmadığını, bilirkişi raporuyla birlikte müvekkilinin bu tutarda alacaklı olduğunun ortaya konulduğunu; müvekkilinin 2018 yılına ait yevmiye defteri kapanış tasdikinin yapılmamış olmasının tamamen muhasebeci hatası olup sırf bu sebeple alacaklı olduğu bilirkişice ispat edilen müvekkilinin alacaklı olmadığını ileri sürmek ve bu yönde hüküm kurmanın olanaksız olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2019/79 E. -  2021/304 K sayılı kararının istinafen bozulmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava; ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine 08/01/2019 tarihinde 10.065,75-TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, takip talebi ekinde cari hesap dökümünün bulunduğu, davalının yasal sürede vaki itirazı sonucu takibin durduğu, bir yıllık hak düşürücü sürede eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, davacı ve davalı şirketin ba-bs formları celbedilmiş, açık hesaba konu fatura ve tahsilat makbuzları dosya arasına davacı tarafından dosyaya sunulmuş, taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor aldırılmış,  davacı defterlerinde kayıtlı ve açık hesaba konu faturalardan 30/11/2018 tarihli 10.837,64-TL bedelli faturanın ve muhtevasının davalıya tebliğ ve teslim edildiği ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. Mali bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda yer alan taraf defterlerinin dökümü incelendiğinde, her iki tarafın  defterlerinde de karşılıklı hesabın 2018 yılına aynı tutar ile devrettiği, davacının davalıya 2018 yılında kestiği faturalardan, 30/11/2018 tarihli 10.837,64-TL bedelli fatura dışındaki tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, yine davacı defterlerinde kayıtlı olup, davalı defterlerinde yer almayan, davalının çekle yaptığı  1.319,18-TL ve 5.000,00-TL'lik iki adet ödeme bulunduğu, bu ödemelerin davacı defterlerindeki davalı lehine kayıtları oluşturduğu, dolayısıyla davalı defterlerinde yer almasalar dahi davacı kabulündeki ödemeler oldukları, davacının davalıya  yılında kestiği en son fatura olan  30/11/2018 tarihli 10.837,64-TL bedelli irsaliyeli faturanın teslim alan kısmında imza bulunmadığı, bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafından vergi dairesine alış olarak da bildirilmediği anlaşılmıştır. Yapılan mali incelemeye göre, davacı takip tarihi itibariyle kendi defterlerine göre davalıdan 3.746,39-TL alacaklı görünmektedir. 30.11/2018 tarihli ve 10.837,64-TL bedelli fatura dikkate alınmadığında ise davacı takip tarihi itibariyle davalıya borçlu duruma geçmektedir. Davalı ise yine kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya borçlu görünmemektedir. Davacının bu son faturayı davalıya tebliğ ettiğini ve fatura muhtevasını da davalıya teslim ettiğini ispata elverişli delil sunmamış olması, yemin deliline de dayanmamış olması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davacı dosyaya taraflar arasında yapılmış bir mutabakat da sunmuş değildir. Bu saptamalar karşısında davacının, bilirkişi raporuna göre  3.746,39-TL alacaklı olunduğu, bu kısım yönünden davanın kabulü gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.  Sonuç itibariyle; ilk decere mahkemesi karar ve gerekçesinde, usul, yasa ve kamu düzenine aykırılık saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e5acf32549efb9e","SID":"ede9a4e831a7e969"}}