{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1729 <br>KARAR NO: 2024/251<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 26/04/2021<br>NUMARASI: 2020/43 Esas - 2021/379 Karar<br>DAVA: TAZMİNAT <br>DAVA TARİHİ: 16/01/2020 <br>Birleşen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin <br>2020/97 Esas Sayılı  Dosyası<br>DAVA: TAZMİNAT <br>KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/07/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davalı sigorta şirketinin sigortaladığı ve dava dışı ... tarafından kullanılan ... plakalı aracın müvekkilinin eşi ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu, davalı sigorta şirketine 07/11/2019 tarihinde başvuruda bulunmalarına karşılık bugüne kadar kendilerine her hangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, meydana gelen olay nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla  5.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının tespit edilerek taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/07/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davalı ... tarafından kullanılan ... plakalı aracın müvekkilinin eşi ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu, davalı tarafın bugüne kadar kendilerine her hangi bir ödeme yapmadığını belirterek,  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili için şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 10.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortaya başvuru koşulunun yerine getirilmediğini, kusur ve sigorta poliçesindeki limit ile sorumlu olduklarını, kusurlu tarafın davacının murisi olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  Birleşen dosyada davalı ... davaya cevap vermemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; muris  ...'ın kusurunun bulunmadığını, davalı ...'ın fren yapmasına rağmen murisi iki metre havaya fırlatacak şiddette şehir içinde süratli olduğunu, yaya kazalarında aracın hızının tespit edilmesinin gerektiğini, mahkemece sürücünün kusur araştırması yapılmaksızın 02/11/2020 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin aynen tekrar edilmesinin Yargıtay içtihatları ışığında hukuka aykırı olduğunu, sürücü ifadesinde her ne kadar 30 km/s hızla gittiğini ifade etmiş ise de fren yapmaya başladıktan 12 metre sonra durması, çarptığı kişinin 2-3 metre havaya savrulması ve çarpmanın etkisi ile ...'ın ölümüne neden olması dikkate alındığında davalının ifadesi ile gerçeklerin örtüşmediğini, kazanın oluş biçiminden sürücünün yolda yayanın bulunup bulunmadığını dahi kontrol etmeden hızla seyir ettiğini ve  sert fren tedbirine başvurmadığını, sürücü ...'a hiçbir kusur atfedilmediğini, Adli Tıp Kurumunca yeterli inceleme ve araştırma yapmadan rapor hazırlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, maktul ...'ın kusurlu olduğu kabul edilse bile müvekkilinin tazminat talebinin reddedilemeyeceğini, maktulün kusurlu olmasının üçüncü kişi konumunda bulunan müvekkilinin destekten yoksun kalma tazminatı istemesine engel olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Somut olayda, 24/07/2019 tarihinde, saat 09.35 sıralarında sürücü ...'ın yönetimindeki ... plaka sayılı otomobil ile Millet caddesini takiben Topkapı istikametine doğru seyretmekte iken olay mahalline geldiğinde, kendisine yanan yeşil ışıkta geçişi sırasında seyrine göre yolun sağından soluna geçmek isteyen davacının desteği yaya ...'a çarpması sonucunda yayanın ölümü ile sonuçlanan kazanın meydana geldiği görülmüştür. Trafik Kazası Tespit Tutanağı, \"24/07/2019 günü saat 09.35 sıralarında ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... Caddesi ...  istikametine seyir halinde iken Pazartekke mevkiine geldiğinde kendine yeşil ışık yanarken, yayalara kırmızı ışık yanarken (sürücü ve görgü tanıkları doğruluyor) ... isimli yayanın kendisine kırmızı yandığı halde karşıdan karşıya koşarak geçmeye çalışırken aracın önüne gelmesi nedeniyle çarptığı anlaşıldı. Bu kazada sürücü ...'ın herhangi bir kusurunun olmadığı, yaya ...'ın ise 2918 KTK'nın 68/1-b-2 madde (karşıdan karşıya geçişlerde işaretlere riayet etmemek) kuralını ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Ceza soruşturmasında alınan  02/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda, müteveffa yaya asli kusurlu bulunurken otomobil sürücüsüne kusur atfedilmemiştir. Konu ile ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/125591 Soruşturma, 2020/83280 KYOK sayılı dosyasında sürücü ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, müşteki ... vekili tarafından Takipsizlik kararına itiraz edildiği, soruşturma dosyasının itirazın değerlendirilmesi için Sulh Ceza Hakimliğine gönderildiği, Dairemizce yazılan yazıya verilen cevapta, \"takipsizlik kararının\" kesinleştiğinin bildirildiği  görülmüştür. ATK  Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 11/03/2021 tarihli raporda; Mevcut verilere göre sürücü ...'ın yönetimindeki otomobil ile vasıtalara yanan yeşil ışıkta geçtikten sonra, sağ taraftan kontrolsüz bir şekilde yola giren yayaya çarpması sonucunda karıştığı olayda kusuru görülmediğinden kusursuz olduğu, müteveffa yaya ...'ın mevcut ışık sistemini dikkate almadan kontrolsüz ve tehlike tevlit eder tarzda yola girip sürücü ... idaresindeki otomobilin sadmesine maruz kalarak kendi can güvenliğini tehlikeye düşürmüş, ilk geçiş hakkını vasıtaya bırakmamış, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olmakla olayda %100 oranında asli kusurlu bildirilmiştir.  Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza soruşturması sırasında alınan kusur raporunun birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında asıl ve birleşen dosyada davacı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu durumda Ceza soruşturması sırasında alınan kusur raporu ve mahkemece alınan kusur raporuna göre müteveffa yaya ...'ın %  100 oranında kusurlu olması, kazanın gerçekleşmesinde davalı sürücü ...'a yüklenecek bir kusur bulunmamasına göre mahkemece davalı sürücüye yüklenecek bir kusurun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmediğinden asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 855,20 TL harçtan peşin alınan 118,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 736,60 TL harcın  asıl ve birleşen davada davacıdan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f174013b9fda55d8","SID":"e930bdb769558303"}}