{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/396 <br>KARAR NO: 2024/636<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/05/2023<br>NUMARASI: 2023/299 E - 2023/325 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili  aleyhine, davalı şirket tarafından  tahakkuk ettirilen 01.07.2022  son ödeme tarihli 41.857,93  TL bedelli ve 01.07.2022  son ödeme tarihli 137.973,36  TL  bedelli iki adet kaçak elektrik faturasından dolayı müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile işbu faturaların iptaline, dava konusu faturalardan dolayı müvekkilin abonesi olduğu ... Sözleşme Hesap No.lu elektrik sayacına uygulanacak enerji kesilmesi işlemlerinin, takdir olunacak teminat mukabilinde  dava sonuna kadar  tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı/borçlunun kullanımında olan ... hizmet numaralı tesisatta davacı şirketin 20.06.2022 tarihinde yaptığı kontrolde \"şebeke giriş TMŞ hattından ek olmak sureti ile harici hat üzerinden enerji kullanıldığının\" tespit edildiğini, davalı borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip  başlatıldığını, bu itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline, % 20 den az olmayacak şekilde inkar tazminatına hükmedilmesini ve aynı takiple ilgili İstanbul 32. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/490 sayılı dosyasında davalı tarafından açılan menfi tespit davası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiş, bilahare  alacakla ilgili olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İSTANBUL 32. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 22.03.2023 tarih ve  2022/490 Esas- 2023/107 K sayılı kararıyla \" dava dilekçesi, birleşen dosya dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı-birleşen dosya davalısı tarafından dava dilekçesinde davaya konu yerin ticari işletme olduğunu beyan ettiği, kaçak elektrik tutanağı ve ibraz edilen faturalara göre abone yerin ticarethane olarak belirlendiği, davalı-birleşen dosya davacısının ise sermaye şirketi olduğu, incelenen vergi kayıtlarına göre davacı-birleşen dosya davalısı .. .un bilanço usulüne göre defter tuttuğu görülmektedir. Buna göre davanın nispi ticari dava olduğu anlaşılmakla mahkememiz görevli olmayıp; görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. HMK'nin 114/1-c ve 115/2 maddesine göre görev hususu dava şartı olup HMK'nın 115. Maddesine göre dava şartlarının davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması ve bulunmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, görev hususunda Yargıtay 3. H.D.'nin 17/12/2019 tarih 2019/1440 E., 2019/10200 K. Sayılı içtihadı da dikkate alınarak mahkememizin esas ve birleşen dosyalar yönünden görevsizliği...\" gerekçeleriyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle  HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı olan görev itibariyle ayrı ayrı usulden reddine karar verilmiştir.  Dosyanın gönderildiği İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 02.05.2023 tarih ve  2023/299 Esas- 2023/325 K sayılı kararıyla \" Dosya incelendiğinde, İstanbul Gelir İdaresi Başkanlığı Esenler Vergi Dairesi müdürlüğünün...-250.02.01 (...)-... sayılı, 29/12/2022 tarihli İstanbul 32. Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben yazılı müzekkerede; ... vergi, ... T.C. Kimlik numarasında kayıtlı mükellefi ...'un e-VDB kayıtlarının tetkikinde 08/03/2010-15/03/2016 tarihleri arasında belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda kuruyemiş perakende ticareti işiyle ilgili ticari kazanç elde ettiği, 2010 döneminden 2014 dönemine kadar işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2015 döneminde bilanço usulüne göre defter tuttuğu, kapanış yaptırdığı 2016 döneminin yıllık gelir vergisi beyannamesini ise vermediği, verilen bilgi ve belgeler V.U.K.' nun 5. maddesine göre vergi mahremiyeti kapsamında olduğu bildirildiği görülmüştür. Dava konusu ihtilafın  22.12.2021-20.06.2022 tarihleri arasındaki eylemlere ilişkin olduğu anlaşılmakta olup, mahkemenin görevinin de buna göre tespiti gerekmektedir.  İstanbul 32. Asliye Hukuk Mahkemesinin gerekçesine konu Vergi Müdürlüğü yazı cevabından, davacının tacir kaydının en son 2016 yılında olduğu, 2016 yılında kapanış yapıldığından, 2016 yılı itibari ile dava tarihine kadar tacir sıfatının mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafça dava dilekçesinden de, ihtilafa konu işletmede ticari faaliyette bulunan kişinin davacının eşi olduğu vurgulanmakta olup, aksi de dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Buna göre davacının tacir olmadığı elde edilen delillerden anlaşılmış olup, taraflardan birinin tacir olmaması, davanın da mutlak ticari davalardan olmaması nedeniyle mahkememizin görevli olmadığı\" gerekçeleriyle   asıl davanın ve birleşen davanın usulden REDDİNE, Görevli ve yetkili İstanbul 32. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmiştir. Karara karşı davacı  tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak;  verilen görevsizlik kararı usul ve yasalara aykırı olduğunu, görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu  ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  Dava, asıl davada kaçak tespit tutanağı nedeniyle tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle menfi tespit,  birleşen  dava dosyasında ise kaçak elektrik kullanımına ilişkin fatura bedelinin tahsiline yönelik takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı ile ihtiyati haciz kararı verilmesi taleplerine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise; kaçak kullanıma dayalı açılan davada, Ticaret Mahkemesi'nin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362  sayılı  Esnaf  ve  Sanatkarlar  Meslek   Kuruluşları   Kanun'unun  3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.  Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Yukarıda açıklandığı üzere, somut olayda davacının abone grubu ticarethane olarak belirtilmiş ise de dosya içeriğinden davacının Türk Ticaret Kanunu kapsamında esnaf olduğu anlaşılmakla mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin hukuki değerlendirmesi bakımından usul yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca  reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0b4abbac23dffed","SID":"18ffcaa563700576"}}