{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2020/717 - 2024/388<br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ                          \t\t\t          \t\t\t           <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ-<br>                    \t\t\t             D Ü Z E L T E R E K    Y E N İ D E N    <br>\t\t\t             E S A S    H A K K I N D A    K A R A R)<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t                     <br>ESAS NO\t: 2020/717 <br>KARAR NO\t: 2024/388<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t: Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t: 26.12.2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: 2015/188 E., 2019/1041 K.<br>Asıl ve birleşen davada:<br>DAVACILAR\t\t:<br>VEKİLİ\t\t\t:<br>DAVALI\t\t\t:<br><br>\tTaraf vekilleri tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>\tAsıl davada davacılar vekili, müvekkilleri davacı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık ile davalı şirket arasında 01.07.2013 tarihinde \"İnsan Kaynakları Temini ve Danışmanlığı Sözleşmesi\" imzalandığını, sözleşmenin konusunun T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen ambulans helikopterleri kiralanması ihalesi kapsamında çalıştırılacak pratisyen doktor ve yardımcı sağlık personelinin ihalenin devamı süresince, yani 10.04.2019 tarihine kadar davalı şirkete kesintisiz olarak sağlanması olduğunu, davalı şirketin Türk Hava Kurumu'na bağlı olduğunu, müvekkili davacı ... şirketinin ..., uçak, uçak ambulans, pilot eğitimi, ... sistem kurulumu ve bunların sevk ve idaresini yapma amacıyla kurulduğunu; davacı İnka şirketinin ise insan kaynakları eğitimi, temini, bordrolama vb. konularda Türkiye'nin bilinen en iyi şirketlerinden biri olduğunu, müvekkili şirketlerin, edimlerinin yerine getirilebilmesi için sözleşmenin kurulması aşamasında ve devamında Türkiye çapında yüzlerce doktor, ATT, paramedik ve diğer yardımcı sağlık personeliyle görüşmeler yaptıklarını, davalı şirketin uygun bulduğu kişilerin istihdamını davalı şirketle sağladıklarını, fesih tarihi itibariyle 17 coğrafi bölgede hizmet verildiğini, sözleşmenin tek taraflı feshinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zararlarının tazmini gerektiğini, davalı şirketin fesihte sözleşmenin 9.1.a maddesine dayanmış ise de fesih için ileri sürülen gerekçenin işbu maddenin içeriğiyle bağdaşmadığını, davalının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü \"Genel tatil ücretinin, davacı şirketlere ödenecek ücretten mahsup edilmesi gerektiğini kabul ettiklerine dair beyanın gönderilmemesi\"nin asla bir fesih sebebi olarak kabul edilemeyeceğini, zira genel tatil ücretinin mahsup edilip edilmeyeceğinin davalının iddia ettiği gibi, ne sözleşmeden kaynaklanan bir edim olduğunu ne de davalı yanca ihtarname gönderilmek suretiyle sözleşmeye davacılar aleyhine böyle bir edimin yüklenemeyeceğini, sözleşmenin esası ve yürütümü ile ilgisi bulunmadığı gibi sözleşmenin devamını tehlikeye sokacak, ortadan kaldıracak, yok edecek bir olgu da olmadığını, ayrıca sözleşmeden kaynaklanan edimlerle ilgisi olmadığını, davalı şirketin tek taraflı feshinin hukuka aykırılığı ile kötüniyetini ve MK. 2'ye aykırı davranışını ortaya koyan bir diğer hususun da taraflarca mutabakata varılmış ödemelerin dahi müvekkili şirkete yapılmaması olduğunu, nitekim davalı tarafın tek hedefinin sözleşmeyi feshi olmasa idi mutabakata varılan ve mutabakata varılmayan faturaların uyuşmazlık konusu olmayan kısmının ödemesini yapıp dayatmacı bir şekilde hareket etmeyeceğini, zira Kasım ve Aralık 2014 aylarının hakedişlerine ilişkin genel tatil ücreti yönünden herhangi bir uyuşmazlık olmasının  fiilen mümkün olmadığını, çünkü bu aylarda genel tatil bulunmadığını, müvekkili şirketler tarafından kesilen faturalara ne TTK'nın 21. maddesi gereğince 8 gün içinde, ne de 15 ay boyunca herhangi bir itiraz sürülmemiş olmasının hem fatura bedellerini talepteki haklılıklarını, hem de davalı şirketin genel tatil ücretine dayanan fesih gerekçesinin hukuka aykırılığını ortaya koyduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenmeyen 10.11.2014 düzenleme tarihli, Ekim 2014 danışmanlık ücretine ilişkin 141.238,98-TL bedelli; 21.10.2014 düzenleme tarihli Ağustos 2014 danışmanlık ücretine ilişkin 124.874,32-TL bedelli ve 15.02.2015 düzenleme tarihli aralık danışmanlık ücretine ilişkin 173.477,79-TL bedelli faturaların toplam tutarı olan 439.591,09-TL'nin ticari avans faizle birlikte tahsiline; davalı şirketin sözleşmeyi feshinin tek taraflı ve hukuka aykırı olduğunun tespitine; davalı şirketin sözleşmeyi tek taraflı, haksız ve hukuka aykırı feshi sebebiyle müvekkili şirketlerin 26.12.2014 fesih tarihinden, sözleşmenin sona ermesi öngörülen 10.04.2019 tarihine kadar mahrum bırakıldıkları kar kaybından kaynaklanan zararlarından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.000,00-TL maddi tazminatın fesih tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tAsıl davada davalı vekili,  Türk Hava Kurumu ... Vakfı'nın bir iştiraki olan müvekkili şirket ile davacılar arasında 01.07.2013 tarihli \"İnsan Kaynakları Temini ve Danışmanlığı Sözleşmesi\" imzalandığını, sözleşmenin 6. maddesinde personele yapılacak aylık net ücret, vergi, SSK gibi bordroya dahil olan ödemelerin davacıya ödenecek ücretten mahsup edileceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki temel çekişmenin genel tatil günlerinde yapılan çalışmalar sebebiyle ödenen ücretin davacıların hak edişinden düşülüp düşülemeyeceği noktasında toplandığını, davacılar genel tatil günlerinde yapılan çalışmalar sebebiyle işçilere yapılan ücretin kendi hak edişlerinden düşülmemesi gerektiği iddiasında iken müvekkili şirketin bu bedelin davacılara ödenecek hakedişten düşülmesi gerektiğini savunduğunu, her ne kadar davacılara yapılan bir kısım ödemelerde genel tatil günlerinde yapılan çalışma sebebiyle işçilere ödenen ücret davacıların hak edişinden düşürülmemiş olsa da bu durumun müvekkilinin hakkından feragat ettiği, sözleşmenin ilgili maddesinin taraflar arasında tadil edildiği anlamına gelmediğini, bu fiili durumun ancak ve ancak müvekkilinin ihtirazi kayıt koymadan ödediği bu faturaların döneminde hak ediş bedellerinden düşülmeyen genel tatil ücreti bedellerini davacılardan isteyemeyeceği anlamında yorumlanabileceğini, İş Kanunu'nun 32. maddesine göre genel tatil ücretinin ücret tanımı içerisinde yer aldığını, davacılardan, genel tatil ücretinin sözleşmenin 6. maddesinde izah edilen ücret kavramının içinde olduğunu ve davacılara ödenecek ücretten mahsup edilmesi gerektiğini kabul etmeleri istenmiş ise de buna olumlu cevap vermediklerini, sözleşmenin 9.1.a maddesine göre, eğer taraflardan bir tanesi sözleşme veya doğrudan doğruya yasa hükümleri gereği yüklendiği edimi gereği gibi hiç veya zamanında ifa etmemesi halinde diğer tarafın sözleşmeyi feshi hakkının doğduğunu, davacıların müvekkilinin talebini kabul etmiş olmaları halinde müvekkili şirketin sözleşmeyi fesih kararı vermeyebileceğini, davacılar suskun kalmak suretiyle feshe kendi kusurlarıyla sebep olduklarını, hal böyle olunca mahrum kaldıkları karı talep edemeyeceklerini; diğer yandan davaya konu edilen 15.02.2015 tarihli faturanın müvekkiline 04.03.2015 tarihinde tebliği sonrasında, süresi içerisinde 10.03.2015 tarihinde itiraz edildiğini, diğer iki faturanın ise müvekkiline tebliğ edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBirleşen davada davacılar vekili, müvekkili şirketler ile davalı arasındaki sözleşmenin haksız feshi sebebiyle, taraflarınca 09.03.2015 tarihinde Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/188 Esas sayılı dosyasından, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 439.591,07-TL tutarındaki fatura alacağı ile 1.000.000,00-TL kar mahrumiyeti talepli dava açıldığını, 28.03.2018 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkillerinin sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 1.932.050,00 USD tutarında kar mahrumiyeti alacağının bulunduğunun bildirildiğini, anılan davada kar mahrumiyetinin 1.000.000,00-TL tutarındaki kısmı dava konusu edildiğinden ve 28.03.2015 tarihli bilirkişi raporu ile 1.932,050,00 USD kar mahrumiyeti tespit edildiğinden kalan kar mahrumiyeti alacağının tahsili için işbu ek davanın açılması zaruretinin doğduğunu belirterek fazlaya, başkaya, kura, kur oranına ve hesap hatalarına ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kaymak kaydıyla 1.688.829,76 USD kar mahrumiyetinin 26.12.2014 fesih tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının USD para birimi ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tBirleşen davada davalı vekili asıl davadaki beyanlarını tekrar ederek; bilirkişilerin işaret ettiği e-mailin temerrüt için verilen süreden sonraki bir tarih olan 19.12.2014 tarihli olduğunu, bu e-mailde bile davacıların resmi gün ve tatil ödemelerini doğrudan kabul etmediklerini ve bunun için şart ileri sürdüklerini, kaldı ki bu e-mailin TTK'nın 18/3. maddesi anlamında güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle gönderilmediği için davacılar lehine delil olarak hükme esas alınamayacağını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 13. maddesinin \"...fiilen oluşan sözleşmeye aykırı uygulamalara itiraz edilmemiş olması bu sözleşmenin bazı hükümlerinin değiştiğinin zımnen kabulü anlamına gelmez...\", sözleşmenin 16. maddesinin \"...iş bu sözleşmenin herhangi bir hükmünün ...'e sağlamış olduğu haklardan ... tarafından açıkça vazgeçtiği belirtilmediği sürece ...'in sahip olduğu hakkı kullanmaktan vazgeçtiği addolunamaz...\" şeklinde olduğunu, bilirkişilerin sözleşmenin bu maddelerini mahkemenin dikkatine sunmadan rapor düzenlediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>\tİlk derece mahkemesince \"...Taraflar arasında 01/07/2013 tarihinde, \"... 2013 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Ambulans Helikopterleri Kiralanması İhalesi kapsamında çalıştırılacak pratisyen, doktor ve yardımcı sağlık personeli... temini ile görev öncesi, görev süresi ve görev bitimi sonrasındaki destek hizmetleri danışmanlığı...\"na ilişkin \"İnsan Kaynakları Temini ve Danışmanlığı Sözleşmesi\" imzalandığı, davalı şirket tarafından keşide edilen Ankara 54. Noterliğinin 26/12/2014 tarihli ve 64953 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. <br>\tMahkememizce Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat sonucu düzenlenen 01/11/2015 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ... ... Tur. İnş. Tar.ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin incelenen 2013-2014-2015 yıllarına  ait ticari defterlerinde davalı ... ... Taşımacılık Tic. A.Ş.ile arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı şirketin davalı şirket ile olan hesap hareketlerini 120.01 nolu Alıcılar hesabında takip ettiği ve davacı tarafından davalı yana düzenlenmiş olan faturaların bu hesabın borcuna, davalı tarafından davacı yana yapılan ödemelerin ise bu hesabın alacağına kaydedildiği, davacı yanın incelenen ticari defterlerine göre, davacı yanın davalı yandan 24/03/2015 tarihi itibariyle 268.589,91 TL cari hesap alacaklı olduğu, tarafların davaya konu faturalarda mutabık kalmamalarının sebebinin genel tatil ücretlerinin mahsubuna ilişkin olduğu, davalı yan tarafından davacılara geçmiş dönemlerde yapılan bir kısım ödemelerde genel tatil günlerinde yapılan çalışma sebebiyle işçilere ödenen  ücretin davalı hakedişlerinden düşürülmediği anlaşıldığından bu yönde teamül oluştuğu, diğer yandan hem doktrin hem de Yargıtay içtihatları gereğince tarafların gerçek iradesinin ve istikrarlı uygulamaların genel tatil ücretlerinin mahsup edilmemesi yönünde olduğundan, genel tatil ücretlerinin mahsup edilmemesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, davalı şirketin fesih sebebi olarak ileri sürdüğü genel tatil ücretinin, davacı şirketlere dönecek ücretten mahsup edilmesi gerektiğini kabul ettiklerin dair beyanın gönderilmemesinin bir fesih sebebi olarak kabul edilemeyeceği, sözleşmenin davalı yan tarafından haksız olarak fesh edilmiş olduğu bu nedenden dolayı davacı şirketlerin 2015-2016-2017-2018-2019 Mart ayı olmak üzere 4 yıl 3 ay  boyunca toplam 4.899.580,44 TL kardan mahrum kalacağı belirtilmiştir.<br>\tMahkememizce görevlendirilen bilirkişiler tarafından düzenlenen 24/06/2016 havale tarihli raporda; taraflar arasındaki ihtilafı çözüme kavuşturacak yazılı bir sözleşme varken ve sözleşmenin 13.ve 16.1 maddesi mevcut iken taraflar arasında teamül oluştuğunun kabul edilemeyeceği, sözleşme kapsamında tarafların temel edimlerinin hizmetin sunulması ve bedelin ödenmesinden ibaret olduğu, davacıların temel edimleri olan hizmeti sundukları konusunda ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın fatura içeriğinin hesaplanması yönteminden kaynaklandığı, hukuki ilişkinin sona erdirilmesinin son çare olması gerektiği, davalının sahip olduğu hakları kullanarak aleyhte olan hususu yargı organları nezdinde normale dönüştürme hakkına sahip iken, sözleşmenin ayakta durmasında başta hastalar olmak üzere, çalışanları gibi pek çok paylaşım menfaati varken sözleşmeden kaynaklanan hakkını dürüstlük kuralları dahilinde kullanmadığı, dürüstlük kuralları kapsamında kullanılmayan bir hakkın himaye görmemesi gerektiği düşünüldüğünden sözleşmenin haksız olarak fesh edildiği kanaatine varıldığı, hal böyle olunca, davacıların toplamda 439.531,09 TL tutarlı faturaya dayalı itiraz edilmemiş alacağını talep etmekte haklı olduğunun düşünüldüğü, 01/11/2015 tarihli rapordaki sıfır maliyeti esas alan kar mahrumiyeti hesabının kabul edilemeyeceği, sözleşmenin Amerika Birleşik Devletler dolarını esas aldığı, dolayısıyla her fatura döneminde gelir-gider farkı olabileceği gibi, takvim yılları itibariyle mahrum kalınabilecek kar miktarlarınında farklılık gösterebileceği, hal böyle olunca sağlıklı bir kanaat oluşturulabilmesi için davacıların geçmiş finansal verilerinde somut olarak uğrayabilecekleri kar mahrumiyetini ortaya koymaları gerektiğini, ancak ondan sonra muhtemel kar mahrumiyeti konusunda değerlendirmelerde bulunma imkanı olabileceği belirtilmiştir.<br>\t...<br>\tMahkememizce yeni görevlendirilen bilirkişiler tarafından düzenlenen 23/03/2018 tarihli raporda; sözleşme maddesinde genel tatil ücretlendirmesi ile ilgili bir düzenlemenin yapılmadığı, dolayısıyla sözleşmeden genel tatil günlerinde yapılan çalışmalar sebebiyle işçilere ödenen ücretin davacıların hakedişinden düşülüp düşülemeyeceği ile ilgili somut olarak bir çıkartım yapılamadığı, genel tatil günleri gerekçesine dayanan davalı taraf feshinin kanuna, ticarete ve taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait bulunduğu, taraflar arasındaki uygulamaya bakıldığında davalının genel tatil ücretlerinin personel masrafından sayılması gerekçesinin sözleşmenin feshi için geçerli bir sebep olamayacağı kanaatine varıldığı, dava konusu faturalardaki hizmetin verilmiş olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, davacının davalılardan toplam 439.591,09 TL alacağı bulunduğu, mahkemenin takdirine bağlı olarak bu alacağa, 26/12/2014 fesih tarihinden 09/03/2015 dava tarihine kadar 9.487,84 TL faiz talep edilebileceği, sözleşmenin feshi ile davacı şirketin mahrum kalan karının 1.932.050,00 USD olduğu, ödenmeyen faturaların hesaplaması ve mahrum kalının karın hesaplaması dava tarihi itibariyle yapıldığından, dava tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar faiz talep ve taahhuk edilebileceği belirtilmiştir.<br>\t...<br>\tTalep edilen bir kısım belgeler tamamlandıktan sonra bilirkişilerden taraf beyan ve itirazlarını karşılar şekilde ek rapor istenilmiş, düzenlenen 16/09/2019 tarihli ek raporda; taraflar arasındaki uygulamaya bakıldığında, davalının, genel tatil ücretlerinin personel masrafından sayılmasının gerekçesinin, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin feshi için geçerli bir sebep olamayacağı, Sağlık Bakanlığı'nın iletmiş olduğu bilgilere göre, Sağlık Bakanlığı ile ...-...-... İş Ortaklığı arasında yapılan sözleşmenin personel çalıştırılmasına ilişkin olmadığı, dava konusu faturalardaki hizmetin verilmiş olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, davacının davalıdan toplam 439.591,09 TL alacaklı olduğu, sözleşmenin feshi ile davacı şirketin mahrum kalınan karının 1.932.050,00 TL USD olduğu, mahkemenin İnka... Ltd. Şti.faturalarını maliyet kalemi kabul etmesi yönünde kanaati olması halinde yapılan hesaplamaya göre ise, sözleşmenin feshi ile davacı şirketin mahrum kalınan karının 617.789,86 USD (2.274.471,93 TL) olduğu belirtilmiştir.<br>\tToplanılan deliller ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket tarafından genel tatil ücreti gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshinin haklı olmadığı, davacılar tarafından fesih tarihine kadar verilen hizmetin bedelinin ve haksız fesih nedeniyle kar mahrumiyeti sonucu oluşan zararın talep edilebileceği, adi ortaklık kayıtlarının davacı ... tarafından tutulması ve bu kayıtlarda davacı İnka tarafından düzenlenen faturanın maliyet içerisinde gider olarak gösterilmesi nedeniyle bu husus gözetilerek bilirkişiler tarafından hesaplanan 2.274.471,93 TL kar mahrumiyeti zararının oluştuğu, asıl davada kar mahrumiyetinin TL olarak talep edilmesi nedeniyle birleşen davada da kar mahrumiyetinin TL olarak hüküm altına alınması gerektiği kanaatine varılmakla asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>\tİstinaf yasa yoluna başvuran davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle:<br>\tYerel mahkemece müvekkillerinden ... tarafından tutulan ticari kayıtlarda, diğer müvekkili İnka tarafından düzenlenen faturanın maliyet içerisinde gider olarak gösterildiği gerekçesiyle birleşen davanın kısmen reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamında mübrez bilirkişi raporlarında bu yönde bir tespit yer almadığı gibi bilakis ek bilirkişi raporlarında müvekkilleri lehine hesap edilen kar mahrumiyeti tazminatının miktarını değiştirecek ek bilgi ve belgeye rastlanılmadığı belirtilmiş olduğundan yerel mahkemenin birleşen davadaki kar mahrumiyeti taleplerinin kısmen reddine yönelik hükmünün gerekçesiz olduğu gibi usul ve yasaya da aykırı olduğunu;<br>\tİşbu davada dava dışı 3. şahıslar ile akdedilen sözleşmelerin maliyetinin bilimsel mütalaada 684.536,53 USD olarak belirlenmiş olup yerel mahkemece kabul edilen tutarın ise yaklaşık 453.434,71 USD olduğunu, yerel mahkemece kabul edilen kısmın dava dışı 3. şahıslar ile akdedilen sözleşmelerin dahi maliyetini karşılamadığı sabit olduğundan birleşen davanın 5.669.151,64-TL tutarındaki kısmının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu;<br>\tMüvekkillerinin yalnızca spesifik ve Türkiye'de tek olan işbu proje için çalışma yürüttüğünü ve sözleşmenin feshinden sonraki dönem de dahil olmak üzere benzer minvalde başka bir iş yapmamış olduğu hususlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını;<br>\tTarafların serbest iradeleri ile bir sözleşme akdettiklerini ve bu sözleşme gereğince müvekkili şirketlerin üzerine düşen edimi eksiksiz ve en iyi şekilde yerine getirdiğini, ancak davalı tarafın hiçbir haklı neden olmaksızın müvekkilleri ile olan sözleşmeyi haksız biçimde feshettiğini;<br>\tMüvekkillerinin davalı ile akdettiği sözleşme kapsamında, davalı tarafa sağlanan bu işin ifası için dava dışı 3. kişiler ile çeşitli sözleşmeler yaptığını, davalının sözleşmeyi haksız feshi ile birlikte müvekkillerinin anılan 3. kişilere karşı borç altına girdiklerini,  dolayısıyla, müvekkilleri arasında münakit adi ortaklık sözleşmesinin sadece ve münhasıran davalı ile akdedilen sözleşmenin ifası için kurulduğu hususu da nazara alındığında davalının sözleşmeyi haksız feshi ile müvekkillerin yapmaktan kurtulduğu harcama söz konusu olmayıp tam tersine sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle 3. kişilere borçlanmış olduğunun açık olduğunu beyan ederek birleşen davaya ilişkin yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tİstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:<br>\tSözleşmede belirlenen iş karşılığında davacılara ödenecek ücretin olması gerekenden fazla belirlendiğini, sadece 17 ana merkezde görev yapacak, pratisyen hekim ve acil tıp teknisyeni temin etmek için bu ücretin çok yüksek olduğunu, zira görev yapacak personelin özellik olarak kolaylıkla temin edilecek nitelikte olduğunu, personellerin görev yapacakları yerlerin ana merkezler olduğu için işi kabul edecek çok sayıda aday bulunabileceğinin kabul edilmesi gerektiğini;<br>\tTaraflar arasındaki sözleşmede personele yapılacak aylık net ücret, vergi, SSK gibi bordroya dahil olan ödemelerin davacılara ödenecek ücretten mahsup edileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre genel tatil günlerinde yapılan çalışmalar sebebiyle işçilere ödenen ücretin davacıların hak edişlerinden düşülmesi gerektiğini, sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirmeyen davacının sözleşme feshedilince feshin haksız olduğunu iddia etmesinin yersiz olduğunu;<br>\tDavacı ...'un ticari kayıtlarında resmi 268.589,91-TL alacak var iken mahkeme tarafından ısrarla 439.591,09-TL alacağa hükmedildiğini;<br>\tKar mahrumiyeti olduğunu kabul etmemekle birlikte, bu konu hakkında hesaplama yapılırken davacıların birbirlerine kestikleri faturanın da göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacıların adi ortaklık olmadığını ve ... firmasının İnka firmasına fatura kestiğini, bilirkişilerin ise kesilen 869.822,89-TL hizmet bedelini maliyet kalemi olarak kabul etmediklerini, davacıların birbirlerine kestikleri faturanın gider olarak değil maliyet olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu faturanın maliyet olarak kabul edilmesi durumunda kar mahrumiyetinin büyük oranda düşeceğini;<br>\tAyrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte, kar mahrumiyetine hükmedilecek olsa bile bu bedelden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t\t:<br>1-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer hususlara yönelik istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\t2-Asıl dava, taraflar arasında akdedilen insan kaynakları temini ve danışmanlığı sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen iş bedeli ve sözleşmenin feshi sonucu yoksun kalınan kar nedeni ile tazminatın; birleşen dava ise asıl dava ile talep edilen yoksun kalınan kar tazminatının bakiyesinin tahsili istemine  ilişkindir.<br>\tİş bedeli kalemine ilişkin olarak; davacı tarafça düzenlenen üç adet faturadan 20.10.2014 tarihli ve 124.874,32-TL tutarındaki fatura ile 10.11.2014 tarihli ve 141.238,98-TL tutarındaki iki adet faturanın usulüne uygun tutulduğu bildirilen davacı defterlerinde kayıtlı olduğu; buna mukabil 15.02.2015 tarihli ve 173.477,79-TL tutarındaki faturanın ise davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı mali müşavir bilirkişiler tarafından bildirilmiştir. Buna göre, davacı defterlerinde kayıtlı 2 adet fatura toplamı olan 266.113,30-TL üzerinden talebin kısmen kabulüne karar vermek gerekirken davacının kendi defterlerinde dahi kayıtlı olmayan üçüncü faturayı da dahil ederek bu kalem yönünden talebin tümden kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin istinaf itirazının bu yönden kabulü ile HMK m 353/1,b,2 uyarınca, sadece asıl davada istenen bakiye iş bedeli miktarı bakımından kararı düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:\t<br>\tI-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hususlara ilişkin  İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE.<br>\tII-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:<br>\tAnkara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2015/188 E., 2019/1041 K. sayılı dava dosyasında verdiği 26.12.2019 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.<br>\tBuna göre:<br><br>\t\"Asıl davanın kısmen kabulü ile,<br>\t1.266.113,30 TL'nin 09/03/2015 dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %10,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine.<br>\t492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 86.488,20 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 24.583,07 TL harcının mahsubu ile bakiye 61.905,13 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\tKendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettiren davacılar yararına AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 169.272,46 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine; 27.756,45-TL vekalet ücretinin de davacılardan alınıp davalıya verilmesine.<br>\tDavacılar tarafından yatırılan 27,70 TL başvurma harcı, 24.583,07 TL peşin harç toplamı 24.610,77-TL'nin davalıdan alınıp davacılara verilmesine. <br>\tDavacılar tarafından sarf edilen posta, davetiye, bilirkişi gideri toplamı 6.052,50-TL yargılama giderinin 5.323,00-TL'sinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine. Kalan masrafın davacılar üzerinde bırakılmasına.<br>\tTaraflarca yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,<br>\tBirleşen Ankara 10.ATM'nin 2018/304 Esas sayılı davasında;<br>\tDavanın Kısmen Kabulü ile,<br>\t1.274.471,93 TL'nin 18/04/2018 dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,<br>\tFazlaya ilişkin talebin reddine,<br>\t492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 87.059,18 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 118.579,74 TL  harçtan mahsubu ile fazla alınan 31.520,56 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,<br>\tKendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettiren davacılar yararına AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 170.191,91-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,<br>\tKendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettiren davalı yararına AAÜT'nin 13/3.maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 170.191,91-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine,<br>\tDavacılar tarafından yatırılan 87.059,18 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,<br>\tDavacılar tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 5,20 TL vekalet harcı, 78,35 TL posta gideri, olmak üzere toplam 119,45 TL yargılama giderinin birleşen davanın kabul ve red oranına göre 21,92 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,<br>\tDavacılar tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,..\"<br>\tIII-Davalıdan peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde iadesine; birleşen dava için alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, peşin alınan 54,40-TL harcın düşümü ile kalan 373,20-TL harcın ise davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına.<br>\tIV-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına; davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak ilgili tarafa iadesine.<br>\tV-HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına.<br>\t06.03.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\tHMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  07.03.2024<br>\t\t\t\t<br>        Başkan                       Üye                Üye                Katip <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b704dbcf5cca026a","SID":"5273c16a69e4049f"}}