{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/51 <br>KARAR NO\t: 2024/362<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK                                                                                 MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/276 E.  -  2021/358 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü    <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/10/2021 tarih ve 2020/276 E. - 2021/358 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,  müvekkilinin <br>faaliyet alanının hazır beton santral çözümlemeleri ve kaliteli beton santrali imalat ve kurulumu <br>hizmetlerinden oluşturduğunu, müvekkilinin “... ŞEKİL” markasının 2006/47235 numarasıyla 06., 07., 12. ve 35.sınıflarda <br>kayıtlı olduğunu, müvekkilinin koruma süresi sona ermiş olsa dahi 19. Sınıfta da tescilli markasının <br>bulunduğunu, SMK madde 6/8 gereğince müvekkilinin 2009/50095 sayılı marka tescilinin 19. <br>Sınıfta devam ettiğini, müvekkilinin “...” ibaresini içeren 2009/50092 ve 2009/50097 numaralı \"<br>...+şekil\" marka tescillerinin 19. ve 35.sınıflarda yer alan mallar için de marka koruması altında olduğunu, <br>müvekkilinin 2006/47235 sayılı markasının her ne kadar 19. sınıfta tescilli bulunmasa dahi beton <br>santrali yapımı ve kurulumu sektörü ile ilgili olan mal ve hizmetlerde tescilli olduğunu, davalının söz <br>konusu “...” markasının müvekkilinin “...” ibareli markası ile karıştırılma ihtimali yaratacak <br>derecede benzer olduğunu, dava konusu marka sahibinin müvekkili <br>şirketin müdürü olduğunu, müvekkilinin izni veya haklı bir sebebi olmaksızın müvekkili markasına <br>benzer marka tescilinde bulunmasının SMK 6/2 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, kötüniyetli <br>başvuru olduğunu, davalının 06.07.2012 tarihinde müvekkil şirkette çalışmaya başladığını, 31.12.2015 <br>tarihinde müvekkili şirketten ayrıldığını, işten ayrılış tarihinden 2 ay önce , 08.10.2015 tarihinde <br>halen çalışmakta olduğu şirket ile aynı sektörde ve rakip konumunda bulunan bir başka şirket olan <br>... ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’yi kurduğunu, bu durumu davalının müvekkili şirketten <br>gizlediğini, ihbar süresi bitene kadar 2 aylık süre boyunca müvekkil şirkette çalışmaya devam ettiğini, <br>kurulan şirketin hazır beton  imalatı sektöründe müvekkilinin doğrudan rakibi konumunda olduğunu, \"<br>www...com.tr\" adresinde ve sosyal medya hesaplarında müvekkilinin santrallerini kendisinin ürün <br>ve hizmetleriymiş gibi tanıttığını, herhangi bir hukuki ilişki içerisinde olmadan  müvekkiline ait <br>ürünlerden fayda sağlamaya çalıştığını ileri sürerek, 2016/47235 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>Davalı Şahıs vekili, davacının 2009/50092, 2009/50095 ve 2009/50097 sayılı ...+şekil markalarının tescillerinin <br>yenilenmediğini, davacının marka tesciline dayalı bir hakkı ileri süremeyeceğini, müvekkili markasının <br>“...” kelime unsurundan oluştuğunu, davacı markalarnın ise “...”, “... ...”, “...”, <br>“... ...”olduğunu, içinde “...” ve “...” ibareleri bulunduran markaların “...” <br>ile yazılış ve okunuş açısından karıştırılmasının imkansız olduğunu, “...” kelimesinin İngilizce gökyüzü <br>anlamına geldiğini, \"...\" ibaresinin ise tarafların <br>hizmet sektörü olan inşaat sektöründe ayırt edici niteliği olmayan, inşaatların temelini oluşturan beton <br>harcı karma işleminden bahseden “karıştırma/karma” fiillerinin İngilizcesi olduğunu, davacı <br>markasında yer alan ... ibaresinin ise tek başına anlam ifade etmediğini, davacı markasında yer alan <br>figüratif unsurun göz ardı edilemeyeceğini,  müvekkilinin aynı ünvanlı şirketi ... ... <br>San. Ve Tic. Ltd. Sti. kuruluşundan ve “...” marka başvurusundan 4,5 yıl sonra markanın <br>hükümsüzlüğü talebinde bulunmasının kötü niyetli olduğunu, davacının müvekkilinin web adresi \"....com.tr\" de “...” marka santral fotoğrafları kullanıldığına dair iddiasını <br>ispatlayan herhangi bir görsel delil sunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.<br>\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının  \"... \" ibareli tescilli markası ile davacıya ait \" Şekil+...  ...   \"  ibareli  (2006/47235) sayılı  önceki tescilli markası  arasında her ne kadar bazı hizmetlerde benzerlik oluşsa da işaretsel açıdan biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki  iltibasın bulunmadığı  dolayısıyla SMK 25/1 maddesindeki hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı, davacıya ait 2009 50092, 2009 50095 ve 2009 50097 tescil numaralı \"Şekil+...  ... \" ibareli markalarının koruma süresinin 24.09.2019 tarihi itibariyle sona erdiği ve yenileme başvurusunda bulunulmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas değerlendirmesine  ve ayrıca da SMK 6/8 maddesi değerlendirmesine ( zira dava konusu marka, davacı markalarının koruma süreleri devam ederken yani hükmünü sürdürdüğü sırada 22.03.2016 tarihinde başvurusu yapılmış ve 17.10.2016 tarihinde de tescil edilmiş bir marka olup  davacı taraf bu markalarına dayalı  itiraz etme hakkı bulunduğundan itiraz etmediği) esas alınmadığı, bu markalar (2006/47235) sayılı \"Şekil+...  ... \" ibareli  tescilli marka ile aynı olduğundan davalı markası ile görsel,işitsel ve anlamsal benzerlik de oluşmadığı, taraf marka işaretleri arasında  görsel,işitsel ve anlamsal benzerlik  oluşmadığından  davacı tarafın SMK 6/2 maddesi açısından ticari vekil- temsilci iddiasının sonuca etkili bulunmadığı, SMK 6/2 maddesindeki koşullarının oluşmadığı, SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli tescil  başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının markasını kötü niyetle tescil ettirdiğini ve iltibas yaratmayı hedeflediğini, sektörel gereklilik olmamasına rağmen turuncu renkte ve müvekkilinin “...” markasına okunuş ve görünüş olarak çok yakın olan “...” kelimesini özellikle seçen davalının iltibas yaratma ve müvekkilinin ününden ve tanınmışlığından fayda sağlama çabası içerisinde olduğunu, davaya dayanak 2006 / 47235 sayılı markanın koruma süresinin devam ettiğini, davaya konu markanın, görsel ve işitsel açıdan müvekkilinin markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu,  davalının müvekkili şirketin eski çalışanı olduğunu, davaya konu markası ile müvekkili şirkete rakip konumda hizmet sunduğunu, işten ayrılış sürecinde kötü niyetli davranışlar sergilediğini ve bu davranışlarını halen devam ettirdiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, markalar arasında karıştırılma tehlikesine yol açabilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli marka ile davacının 2006/47235 sayılı \"...+şekil\" ibareli markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira davacı markasının başlangıcında baskın olarak yer alan özgün <br>“...” ibaresi ile figüratif unsur ve mavi, turuncu renk kombinasyonunun taraf markalarını birbirinden <br>farklılaştırdığı, markalar arasında benzerlik bulunmadığından davacı tarafın SMK 6/2 maddesi anlamında ticari vekil- temsilci iddiasının sonuca etkili bulunmadığı, SMK 6/2 maddesindeki koşullarının oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2024<br>\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a68916e110ebdd3","SID":"ac10838dbb8251b8"}}