{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/460 <br>KARAR NO: 2024/588<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/11/2023<br>ESAS NO: 2022/1132<br>KARAR NO: 2023/1072<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 29/02/2024<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/11/2023 tarih ve  2022/1132  Esas -  2023/1072 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı tarafından 25.06.2007 düzenleme tarihli 09.10.2007 vade tarihli 13.500-YTL bedelli bonoya dayalı olarak ilamsız icra yoluna başvurularak Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile haksız icra takibi yapıldığını, müvekkiline Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı dosyasından gönderilen yenileme emrinin müvekkiline 26.09.2022 tarihinde tebliğ edildiğini ve müvekkili tarafından süresinde itiraz edildiğini, itirazı icra müdür yardımcısının 30.09.2022 tarihli karar tensip tutanağı ile reddedildiğini, müvekkilinin icra dosyasına konu borç nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmamasına karşın müvekkili hakkında ilamsız icra takibi yapılmasının açıkça kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin 27.05.1990 doğumlu olduğunu, dolayısıyla icra takibine konu edilen bononun düzenlendiği tarihte müvekkilinin 17 yaşına yeni girdiğini, TMK'nın 16. maddesine göre \"Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler.\" denildiğini, bu nedenle icra takibine konu bononun kesin hükümsüz olduğunu, yapılan icra işleminin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, davalının kötü niyetli olarak alacağını elde etmeye çalıştığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafça icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılması nedeniyle asıl alacağın %20’si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br> Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; dava konusu edilen icra dosyası olan Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının ... A.Ş.'den temlik alındığını, davacıya ait tüm evrakların ilgili bankadan temininin gerektiğini, bankaya cirolanan bonodan davacının 18 yaşından küçük olduğunun anlaşılamayacağını, davacı tarafın takibin başlatılması ile birlikte icra dosyasına herhangi bir itirazda bulunmadığını ve takibin kesinleştiğini, davacının itirazda bulunmamasının zımni onay anlamında olup borcu kabul anlamı taşıdığını, davacının kendi adına iş yeri olup olmadığı ve herhangi bir ticari faaliyeti olup olmadığı hususlarının araştırılması gerektiğinden bahisle davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline, davacının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"....Tüm bu yasal düzenlemelerden sonra somut olaya gelindiğinde; davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasına dayanak 25/06/2007 tanzim ve 09/10/2007 vade tarihli ile 25/06/2007 tanzim ve 27/10/2007 vade tarihli bonolarında keşideci sıfatıyla imzası bulunan davacının nüfus kayıtlarına göre 27/05/1990 doğumlu olduğu, 27/05/2008 tarihinde 18 yaşını doldurduğu, senetlerin tanzim tarihinde davacının henüz 17 yaşında olduğu, TMK 16 ve TTK 670 maddeleri uyarınca davacının bu tarihlerde borçlanma ve kambiyo taahhüdü altına girme ehliyetinin bulunmadığı, davacının 18 yaşından evvel evlenerek ergin kılındığına dair bir kayıt da mevcut olmadığı, 27/11/2013 tarihinde evlendiği, vergi dairesi yazı cevabına göre davacının... vergi kimlik numaralı ... Ltd.Şti'nde şirket müdürü olduğu belirtilmiş ise de mükellefiyet kaydının 25/07/2009 ve 21/04/2014 tarihlerinde başlatıldığı, ticaret sicil müdürlüğü'nün 24/10/2023 tarihli yazı cevabına göre anılan şirketin 06/01/2022 tarihinde tescil edilip davacının ortaklığı ve yetkilerinin 20/12/2022 tarihinde son bulduğu, bu bakımdan TMK 359 anlamında da davacının kişisel bir faaliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Esnaf odasına da bu kapsamda müzekkere yazılmış ise de vergi kayıtlarından davacının senet tanzim tarihinde herhangi bir faaliyette bulunmadığı görüldüğünden cevap beklenmesinde usul ekonomisi gereği yarar görülmemiştir.<br>Dava dilekçesinde kötü niyet tazminatı da talep edilmiş ise de davalı şirketin icra dosyasında temlik alan sıfatında bulunup senedin geçersiz olduğunu bile bile icraya koyacak durumda olmadığı, davacının senet tanzim tarihinde fiil ehliyeti olmadığını bilebilecek durumda olmadığı anlaşılmakla şartları oluşmayan talebin reddine karar verilmiş ve kanaatimize esas işbu gerekçelerle aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüş....\" gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasına dayanak 25/06/2007 tanzim, 09/10/2007 vade tarihli, 13.500,00-YTL bedelli ve 25/06/2007 tanzim, 27/10/2007 vade tarihli, 13.500,00-YTL bedelli bonolar sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Şartları oluşmamakla davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunun 143. Maddesi gereğince kurulduğunu, bu doğrultuda anılan kanun maddesi uyarınca 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan istisna olduğunu, zira; 143/5. maddesinin \"Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri ile 4743 sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisinden, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan, her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesi hükmünden istisnadır.\" hükmüne haiz olup yerel mahkeme kararı ile de harçtan muaf tutulmuş bulunduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin harçlardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ...E (Eski Esas:Kayseri 2. İcra Müdürlüğü ...E) sayılı dosyası ... A.Ş.'den temlik alındığını, davacıya ait tüm evrakların ilgili bankadan teminini talep ettiklerini, zira bu evrakların temin edilmeden karar verildiğini, davacı velilerinin muvafakatnamesi olup olmadığı hususunun netleştirilmediğini, davacı tarafın söz konusu takibe dayanak senedin düzenlenme tarihinde 17 yaşında olması sebebiyle takibin iptalini talep ettiklerini, yine eksik incelemeye dayalı bir hususun ise esnaf odasına yazılan müzekkere cevabının beklenmemiş olması olduğunu, zira; çocuğa bir meslek ve sanatı gerçekleştirmek için bir mal verilmişse bu meslek ve sanatın gerektirdiği bütün hukuki işlemler için anne ve babanın temsil yetkisinin sona ermiş olacağını, TMK 359 maddesinde; ana ve baba tarafından bir meslek veya sanat ile uğraşması için çocuğa kendi malından verilen kısmın veya kendi kişisel kazancının yönetimi ve bunlardan yararlanma hakkının çocuğa ait olduğu Hükmü yer aldığını, davacının kendi adına iş yeri olup olmadığı herhangi bir ticari faaliyeti olup olmadığı hususlarının araştırılması yapılmadığını belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah edilen ve resen nazara alınacak hususlar muvacehesinde, istinaf başvurusunun kabulü ile; yerel mahkeme kararının müvekkili ...Anonim Şirketi lehine kaldırılarak, davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br> HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>  Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Dava, ilamsız icra takibi sonrasında açılan menfi tespit istemine ilişkindir.  Davaya konu bonolarda yaş küçüklüğü (yani sınırlı ehliyetsizlik)  sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istenmektedir.<br>Davacının UYAP üzerinden incelenen nüfus kaydından 27.05.1990 doğumlu olduğu, senedin keşide tarihinin 25.06.2007 olduğu, keşide tarihi itibarı ile davacının  düzenleyen olduğu sabittir. Davacının, senedin keşide tarihi ve vadesi itibarı ile yaş küçüklüğü sebebiyle sınırlı ehliyetsiz olduğu belirlenmiştir. Bononun keşide tarihi itibariyle davacının  (18) yaşından küçük olduğu ve velisince verilmiş bir ticaret izninin bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Türk Medeni Kanununun (TMK) “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edilebilmesi, borç (yükümlülük ) altına girilebilmesi, fiil ehliyetine bağlamıştır. TMK 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek, “Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir.  “Ayırtım gücü” eylem ve işlem ehliyeti olarak da tarif edilir, Aynı yasanın 13. maddesinde ise “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir.<br> Buna göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur.  TMK'nun15.madde hükmüne göre \"Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz.\" ve 16.maddeye göre de \"Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler.\" Bu ilke 11.06.1941 tarihli 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da aynen benimsenmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır. 6102 sayılı TTK.nun (Borçlanma Ehliyeti) kenar başlığını taşıyan 670. madde hükmüne göre, \"Sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir\" hükmü kabul edilmiştir.<br>Bir kişinin kambiyo senedi düzenleyerek borçlanabilmesi için fiil ehliyetine (medeni hakları kullanma ehliyeti) sahip olması gerekmektedir. Dolayısıyla tam ehliyetsiz bir kimsenin kambiyo senedi ile borç altına girmesi hüküm ifade etmeyecektir. Tam ehliyetsiz bir kişi herhangi bir şekilde kambiyo senedi ile borç altına girerse, bu işlem batıldır ve bu herkese karşı ileri sürülen bir mutlak def’idir. Başka bir deyişle, Kanun koyucu kambiyo senetlerinin düzenlenmesi için özel bir ehliyet aramamıştır. Bu hâle göre, medeni hakları kullanma ehliyetinden kısmen veya tamamen mahrum bulunan kişiler kambiyo senedi düzenleyemezler. <br>Sınırlı ehliyetsiz kişilerin kambiyo senediyle kanuni temsilcisinin izni olmaksızın borç altına girmesi durumunda da sınırlı ehliyetsiz kişi bakımından borç herhangi bir hüküm ifade etmeyecektir. Sınırlı ehliyetsiz kişi bunu herkese karşı ileri sürebilecektir. Ancak kanuni temsilcisinin izni ile birlikte kambiyo senediyle borçlanma geçerli hâle gelir. Bu durumda davacı yaşı küçük olan sınırlı ehliyetsizin, kanuni temsilcileri olan anne ve babası olup, anne ve babadan oluşan velilerinin birlikte onam/ icazet vermesi gerekir. Küçüğün velisi anne ve baba olmakla  icazetinin varlığı ispat edilememiştir. Bono tanzim tarihinde davacının yaş küçüklüğü sebebi ile ancak velisinin icazeti ile davacının sorumlu olabileceği, takibin dayanağı bono sebebiyle sorumlu olmadığına ilişkin karar isabetli bulunmuştur. <br>  Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 29/11/2023 tarih ve 2022/1132 E. - 2023/1072 K. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br> 2-Alınması gerekli olan 3.935,67 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 983,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.951,76 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,\t<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.29/02/2024\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"93044d345f9bc104","SID":"973a237d0806829d"}}