{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/473 <br>KARAR NO: 2024/573<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>TARİHİ: 12/10/2023<br>ESAS NO: 2022/964<br>KARAR NO: 2023/887<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN  DAVA <br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/12/2022<br>ESAS NO: 2022/1285<br>KARAR NO: 2022/1001<br>DAVANIN KONUSU: MENFİ TESPİT<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 29/02/2024<br> KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/10/2023 tarih ve 2022/964 Esas -  2023/887 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Davalının davacı kooperatifin üyesi olduğunu, kendisine ... pafta ... ada ... parsel ...  Blok  ... , Kat ...  numaralı bağımsız bölümün teslim ve tescil edildiğini, daha önce teknik heyet tarafından ve 27.04.2014 tarihinde yapılan ve genel kurulda kabul edilen 106.303 TL kesin maliyet ile 11.07.2016 tarihinde yapılan ve 143.423,75 TL olarak belirlenen daire kesin maliyetinin ana sözleşmenin 61 ve 63. Maddelerine aykırı olması sebebiyle 09.12.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının 4. Gündem maddesinde iptal edildiğini ve ana sözleşmeye uygun kesin maliyet yapılması şeklinde karar verildiğini, söz konusu genel kurul kararı çerçevesinde yönetim kurulunun 25.12.2018 tarihli 411 numaralı kararı ile konut kesin maliyetinin yapılması konusunda mali müşavir ...  ile sözleşme yapıldığını, adı geçen mali müşavir tarafından ana sözleşmenin 61. maddesine uygun olarak 19.03.2019 tarihinde raporun tamamlanarak kooperatife teslim edildiğini, komisyon raporuna yapılan itirazların değerlendirilmesine yönelik 06,05.2019 ve 10.05.2019 tarihlerinde itiraz komisyonu toplantısı yapıldığını ve buna ilişkin tutanakların dosyaya sunulduğunu, alınan karar çerçevesinde davalıya borcunu ödemesi için ihtarnameler gönderildiğini, buna rağmen davalının ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalı hakkında takip başlatıldığını ve davalının takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek takibin devamına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.Davalı tarafından herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"......Toplanan tüm deliller, dosya kapsamına uygun olarak kooperatif kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen, mahkememizce de karar vermeye uygun bulunan bilirkişi rapor içeriği dikkate alındığında, davacı kooperatif tarafından 09/12/2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantı tutanağının 4.maddesiyle 27/04/2014 tarihli genel kurulun 12.maddesi ile görüşülüp karara bağlanan kesin maliyetlerin kooperatifin ana sözleşmesinin 61.maddesi hükmü doğrultusunda endekslemesinin yapılmadığının tespit edilmesi sebebiyle çıkartılan konut kesin hesap maliyetlerinin iptal edilerek yeniden kooperatifin değişik ana sözleşmesinin 61.maddesine uygun olarak endeksleme yapılarak konut kesin maliyetlerinin çıkartılmasına karar verildiği, davacı kooperatifin sonradan rapor  haline getirdiği kesin maliyet hesabının davalıya gönderdiği ve bu kesin maliyetin kesinleştiği, şeklen 61. maddedeki usule uyularak bir kesin maliyet yapıldığı, bununla birlikte yapılan kesin maliyet içeriğinin usule uygun olduğu, bu hesapta davalının da dahil olduğu kampanyadan yararlanan üyeler için bir hesap yapıldığı, bu hesabın da hakkaniyete uygun olduğu, davalıya tahsis edilen konutun, konut  kesin hesap maliyet raporuna göre, maliyetinin  234.016,09 TL olduğu, davalının yapmış olduğu ödemeler toplamının endekslenmiş halinin ise 130.825,00-TL olduğu,kesin maliyet bedelinden davalının endekslenmiş ödemeler tutarı ile davalı lehine kat ve cephe farkı olarak belirlenen 10.015,89 TL'nin mahsubuyla davalı borcunun 93.175,00 TL olacağı, yine aynı tarihli  genel kurul kararına göre borcun, maliyetin kesinleşmesinden bir ay sonra muaccel hale geleceği belirlendiğinden davalı borcunun 10/06/2019 tarihinde muaccel olacağının ve bu tarih itibariyle faiz işletilebileceğinin tespit edildiği,Genel kurul kararları, üyeler ile kooperatif arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, kooperatif ve üyeler arasında ayrıca faiz oranları ile ilgili sözleşme yapılmasına gerek olmadan genel kurullarca kararlaştırılan parasal yükümlülüklere ilişkin kararlar  daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece genel kurula katılmasa dahi tüm üyeleri bağlayacağı, davacı kooperatifin 09/12/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararın iptal edildiğine dair itiraz olmadığı gibi bu hususta dosya kapsamında bir delilin de bulunmadığı,bu nedenle alınan genel kurul kararının tüm üyeleri bağlayacağı,Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davalının ödemesi gereken kesin maliyet borcunun  93.175,20 TL, işleyecek faizin 3.905,70 TL olduğu tespit edildiğinden davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı taraf, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nın 67/1. maddesine göre \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın \"yüzde yirmisinden\" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Davanın kabulüne karar verilen alacak miktarının likit yani belirlenebilir bir alacak miktarı olduğundan  asıl alacak üzerinden  davalı aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilerek  aşağıdaki gibi hüküm kurulmuş......\" gerekçesiyle Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın  93.175,20 -TL asıl alacak ve 1.335,16 -TL işlemiş faiz yönünden İPTALİ ile takibin bu miktar alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile kaldığı yerden DEVAMINA, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, Kabul edilen asıl alacak bedeli olan 93.175,20-TL 'nin %20'si oranında (18.635,04-TL) icra inkâr tazminatının davalı-borçludan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkiline yapılan tebligatların kendisine değil muhtara yapıdığından usulsüz olduğunu, tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelik uyarınca; usulsüz tebligat durumunda tebligat yapılmamış gibi hukuki sonuç doğuracağını, usulsüz tebligatı öğrenen kişinin tebligat konusunu öğrendiğini beyan ettiği anda tebligatın yapılmış sayılacağını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 22.02.2018 T., 2018/742 E., 2018/1844 K. sayılı kararı; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2014 T., 2014/19749 E., 2014/23677 K. sayılı kararının emsal olduğunu, davalı müvekkilinin davacı kooperatifin üyesi olmadığını, yerel mahkemenin bu konuda araştırma yapmaksızın eksik ve hatalı hüküm tesis ettiğini, davacının daha önce de müvekkili aleyhine açmış olduğu Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2017/690 E, 2018/821 K. sayılı davasında müvekkilinin, davacı kooperatif üyesi olduğu ispat edilemediğinden reddedildiğini, istinaf üzerine Ankara BAM 23.HD 2020/242 E,2022/264 K. sayılı ilamının  gerekçesinde belirtilen sebeplerle müvekkilinin üye olarak kabulünü gerektirir sebep olarak saydığı hiçbir hususun asla kabul edilemeyeceğini, müvekkili kooperatif tarafından tek taraflı üye olarak kaydedildiğini, bu konuda görüşme yapılmadığını, müvekkilinin davacı kooperatife üye olmadığından davanın reddi gerekirken aksi yönde hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiğini, Ankara BAM 23.HD kararına göre inşaatların tamamlanmadan kesin maliyet hesabının yapılamayacağına karar verdiğini, davacı kooperatifin inşaatları halen tamamlayamadığını, bu nedenle davanın reddi gerekirken aksi yönde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2012/4382 E.,  2012/7257 K. Sayılı ilamı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2013/4490 E.,  2013/5331 K. Sayılı ilamı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/3406 E. ,  2018/5938 K. sayılı ilamlarının emsal olduğunu belirterek; istinafa arz ve izah edilen ve mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle, eksik ve hatalı tesis edilmiş Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/964 Esas, 2023/887 Karar sayılı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Kayseri İlinde konut yapı kooperatifi olarak faaliyet göstermekte olup, davalının da kooperatifin üyesi olduğunu, davalı üyenin kooperatife olan borçları nedeniyle hakkında Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılmış olup, çıkarılan ödeme emrine davalının itirazı nedeniyle takibin durmasına karar verilmiş akabinde Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğu davada davalının vaki itirazının iptaline, takibin devamına karar verildiğini, davalının borçlu üyeye taşınmaz teslimi yapıldığını, davalı borçlu üyeye ... İli Talas- ... İlçesi ...  pafta ... ada ... parsel ... Blok ...  Kat ... Bağımsız Bölüm numaralı taşınmaz teslim ve tescil edildiğini, kooperatifin yetkili organlarında dayanak kararlar alındığını ve konutun kesin maliyet bedeli raporu ile davalı üyenin borcunun çıkarıldığını, alınan kararlar çerçevesinde davalıya gerekli ihtarnameler gönderilmiş ve borcun muaccel hale geldiğini, tebligatın usulsüz yapıldığına ilişkin soyut iddialara itibar edilmemesi gerektiğini, nitekim posta alındı listesinin dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunulduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, istinafa cevap dilekçesinde belirttiği sebep ve gerekçelerle re’sen nazara alınacak hususlar dikkate alınarak; istinafa cevap dilekçesinin kabulüne, davalının istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br> HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Asıl dava, kooperatif kesin maliyet alacağının tahsili istemiyle başlatılan ilamsız icra takibine İİK'nun 67. Maddesi gereğince yapılan itirazın iptali  istemidir. Birleşen davada; davalı kooperatif üyesinin davacı kooperatife karşı aynı icra takibinden ötürü açtığı menfi tespit talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından birleşen dava karar başlığında gösterilmediği gibi birleşen dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar tesis edilmemiştir. Medeni yargılama hukukuna hâkim olan ilkelerin bir bölümü 6100 Sayılı HMK'da açık olarak düzenlenmiş ve 24. maddesinde \"tasarruf ilkesi\"ne, 26. maddesinde ise \"taleple bağlılık ilkesi\"ne yer verilmiştir.Özel hukuk, taraflara kendi hakları üzerinde tasarruf yetkisi ve imkânı vermiştir. Özel hukuktan kaynaklanan tasarruf yetkisi, uyuşmazlıktan önce başlayıp uyuşmazlığın yargı organına intikal ettiği ve onun önünde görüldüğü anda da devam eder. Hak sahibi, uyuşmazlık konusu hakkını dava edip etmemekte, dava ettikten sonra davalı ile yargılama içinde ya da dışında uzlaşmakta, arabulucuya gitmekte, sulh olmakta veya açtığı davadan feragat etmekte serbesttir. Taraflar uyuşmazlığı başlatmak, uyuşmazlık konusunu belirlemek ve uyuşmazlığı sürdürmek veya sona erdirmek hakkına sahiptirler (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2017, C.I, s. 783 ). HMK'nın 24. maddesinde düzenlenen \"tasarruf ilkesi\" kapsamında; dava açma konusundaki inisiyatif davacıya ait olduğu gibi taraflar dava üzerinde tümüyle tasarruf edebilme, dava konusunu (müddeabihi) belirleme, dilekçeler vermek suretiyle davaya etki etme ve mahkemenin karar vermesine gerek kalmadan davayı sona erdiren işlemleri yapabilme yetkisine sahiplerdir. Tasarruf ilkesi nedeniyle hiç kimse, kanunda açıkça belirtilmedikçe, kendi lehine olan bir davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz (HMK m. 24/2). Tasarruf ilkesinin bir görünümü olan taleple bağlılık ilkesi ise hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği anlamına gelmektedir. Bu ilke HMK'nın 26. maddesinde;<br>\"(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.<br>(2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır\" şeklinde düzenlenmiştir.<br> Taleple bağlılık ilkesi uyarınca, dava konusunu (müddeabihi) davacı belirler. Mahkeme ancak davacı tarafından belirlenen konuda karar verebilir. Davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Mahkemece talepten daha azına karar verilebilir ise de dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucu belirler. Bu nedenle talep sonucu yeterince açık değilse hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) kapsamında açık olmayan talep sonucunu açıklatması gerekir.  Öte yandan taleple bağlılık ilkesi, kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda geçerli değildir. Buna karşılık taraflarca getirilme ilkesinin uygulandığı davalarda da kimi zaman, hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri nedeniyle bu ilke uygulanmaz. Örneğin davada yargılama giderleri talep edilmemiş olsa bile, hâkim, kendiliğinden davada haksız çıkan tarafı yargılama giderlerine mahkûm eder (HMK m. 332/1).<br> Bilindiği üzere HMK’nın 297. maddesinde hükmün kapsamı;<br>“…(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:<br>a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.<br>b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.<br>c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.<br>ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.<br>d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.<br>e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.<br>(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir…” şeklinde düzenlenmiştir.  Maddeye göre; mahkemece, hükümde taleplerden her biri hakkında ayrı ayrı karar verilmesi, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresinin açıkça, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.<br> Öte yandan uyuşmazlığın çözümü için “birleşen dava” konusunun açıklığa kavuşturulmasında fayda vardır.<br>29.  Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Davaların birleştirilmesi” başlıklı 166. maddesi;<br>“(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.<br>(2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.<br>(3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. <br>(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.<br>(5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır” hükmünü içermektedir.<br> Aralarında bağlantı bulunduğu için birden çok davanın HMK’nın 166/1. maddesi çerçevesinde birleştirildiği durumlarda; yargılama birlikte görülmüş olsa dahi ortada birleştirilen dava sayısı kadar birbirinden bağımsız davalar bulunur. Bu nedenle HMK’nın 297. maddesinde sayılan hükmün unsurları hem asıl hem de birleşen dava yönünden geçerlidir ve gerekçeli kararda yer almalıdır. Dolayısıyla, tek bir dosya üzerinden sürdürülmekle birlikte, bağımsızlığını koruyan her bir dava bakımından talepler ayrı ayrı değerlendirilerek gerekçe yazılması, karar başlığında da asıl ve birleşen dava bilgileri belirtilmek suretiyle hüküm kurulması, harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin her dava için ayrı ayrı belirlenerek hüküm altına alınması zorunludur. Tüm bu hususlar nazara alınarak birleşen dava hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken karar verilmemesi yerinde görülmemiştir.Kabule göre asıl dava yönünden Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2022 tarih ve 2021/6310 E - 2022/185 K sayılı ilamında belirtildiği üzere;Yapı kooperatiflerinin amacı ortaklarının konut ihtiyaçlarının karşılamaktır. Bu amaçla bir araya gelen ortaklar emeklerini ve birikimlerini birleştirerek amaçlarını gerçekleştirirler.Kooperatifler Kanunu 23.maddesine göre \"kooperatif ortakları bu yasanın kabul ettiği ilkeler ışığında hak ve yükümlülüklerde eşittirler. Kooperatif ana sözleşmesi kooperatif ortaklarının birbiri ve ortaklarla kooperatif tüzel kişiliği arasında özel hukuk sözleşmesindir. Ana sözleşmeye Kooperatifler Kanunu'na aykırı olmamak koşulu ile sözleşme serbestisi çerçevesinde istenilen hükümler konulabilir. Somut olayda; Kooperatif Ana Sözleşmesinin kesin maliyete ilişkin 61.maddesi ve kur'a çekimine ilişkin 62.maddesinde değişiklik yapılarak kooperatifin etap etap yapılacağı, inşaat sona erdikçe, biten binalar için kur'a çekileceği ve çıkarılan kesin maliyet hesabına göre %10 fazla ödeyenlerin bağımsız bölümlerin teslim edilerek kooperatiften istinaf edebilecekleri ana sözleşme hükmü olarak belirlenmiştir. Bu ana sözleşme hükmü; gerek kanunla belirlenen kooperatiflerin ana ilkesine, gerekse eşitlik ilkesine aykırıdır. Her ne kadar ana sözleşme değişikliği ile ilgili iptal davası açılmamış ise de kanuna aykırı kararlar yok hükmünde olacağından her zaman göz önünde bulundurulur. Ana sözleşmenin 61 ve 62.maddelerindeki değişiklikler Kooperatifler Kanununda çerçevesi çizilen ana ilkelere ve eşitlik ilkesine aykırı olduğundan yok hükmünde oldukları eldeki davada da gözetilmelidir. Konut sahibi olmak isteyen kooperatif ortakları son bağımsız bölüm bitip teslim edilene kadar kooperatif ortağı olmaya devam etmelidir. Kooperatif, inşaatlar bitmeden bağımsız bölümü teslim alıp istifa eden üyelerden bağımsız bölümü geri alma hakkına sahiptir. İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağını ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetlerin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Yine somut olaya gelindiğinde kooperatif yukarıda belirlenen gerekçeyle, geçersiz olan ana sözleşmenin 61 ve 62.maddesi uyarınca kesin maliyet hesabı çıkartıp, bu bedeli davalıdan talep etmiş ise de, henüz tüm inşaatlar bitmeden yapılacak kesin maliyet hesabı hiçbir zaman kesin maliyet sonucunu vermeyecek, her genel kurul sonrasında yapılacak hesaplamaya göre ortaklardan yeniden talepte bulunma zorunluluğu doğacaktır. Bu gerekçeler doğrultusunda kanuna aykırı olarak düzenlenen ana sözleşme uyarınca belirlenen bedelin davalıdan talep edilebilmesini kabul etmek mümkün değildir. Ancak kooperatif, inşaatlarının bitmesini müteakip yapılacak kesin hesap sonucunda belirlenen bedeli bağımsız bölüm teslim alan ortaktan kooperatiften istifa edip etmediğine bakılmaksızın talepte bulunabilecektir. Bu durumda yerel mahkemece eldeki davanın erken açılmış dava olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı vekilinin  istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen  12/10/2023 tarih ve 2022/964 Esas -  2023/887  sayılı nihai kararın  KALDIRILMASINA,<br>3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.29/02/2024\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ebd400f5890f3b53","SID":"2ba7b342210cbea4"}}