{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/240 <br>KARAR NO: 2024/341<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 13/10/2020<br>NUMARASI: 2018/1210 E. - 2020/470 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in eski eşi dava dışı 3. Kişi olan ... adına kurulan ... Ltd. Şti. ile davalının avukat olarak vekilliğini yaptığı .... A.Ş. arasındaki bir ticari ilişki nedeniyle, 3. kişi eski eş adına kurulan şirket adına keşide edilen 30/08/2006 tarihli, ... Maltepe Şubesine ait, 800,00-TL bedelli, ... Tic. Ltd. Şti. ... yazılan ve davalının vekilliğini yaptığı  .... A.Ş. adına ciro edilen çekin karşılıksız çıktığını, müvekkilinin eski eşi hakkında karşılıksız çek keşide etme suç isnadı ile Tuzla Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2007/529 E.sayılı dosyası ile dava açıldığını, çek miktarı kadar para cezasına hükmedildiğini, para cezasının ödenmemesi nedeni ile günlük 100,00-TL üzerinden para cezasının, hapis cezasına döndüğünü ve müvekkilinin eski eşinin 29/08/2008 yılında cezasının infazı amacı ile yakalandığını ve cezaevine alındığını, bunun üzerine müvekkilinin davalı  ile görüştüğünü ve davalının avukatlığını yaptığı şirketin alacaklısı olduğu ceza hükmü kurulan 8.000,00-TL bedelli çeke karşılık müvekkilinden çek talep edildiğini, müvekkilinin eski eşinin tahliyesini sağlamak amacıyla .... Tic. A.Ş.'ye verilmek üzere müvekkilinin yeni eşi olan diğer müvekkili ... adına keşide edilen dava konusu ... Bankası Şaşkınbakkal Şubesine ait, 15/09/2008 tarihli, 35.000,00-TL bedelli çeki psikolojik baskı ile şirketin avukatlığını yapan davalıya verdiğini ve eski eşinin tahliyesinin sağlandığını, dava konusu çek  nedeniyle müvekkili davacılardan ...'in davalı avukata ve vekilliğini yaptığı şirkete bir borcunun bulunmadığını, herhangi bir hizmet ilişkisi ve ticari ilişkinin söz konusu olmadığını, Tuzla İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı (eski Tuzla İcra Müdürlüğü ...) dosyasından takibe konulan İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/48 E.sayılı suça konu 15/09/2008 tarihli, ... Bankası Şaşkınbakkal Şubesine ait, 35.000,00-TL bedelli çekten doğan borcun bulunmadığına dair menfi tespit isteminin kabulüne, başlatılan takibin iptaline, haksız takip tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız olduğunu, her şeyden önce talebin zamanaşımına uğradığını, davacılar vekilinin olayları saptırarak ve gerçeğin dışına çıkarak ısrarla ceza baskısı altında sanıktan 8.000,00-TL'lik çeke karşılık 35.000,00-TL'lik çek alındığının intibaını yaratmaya çalıştığını, davacıların şirketi olan ... Ltd. Şti. tarafından verilmiş, 30/08/2006 tarihli, 8.000,00-TL'lik ve 30/09/2006 tarihli 15.000 USD miktarlı çeklere müsteniden Tuzla İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve ... E.sayılı dosyaları ile yapılan icra takiplerinin meblağı, masrafı, faizi vekalet ücreti ile Asliye Ceza davası vekilet ücretine karşılık dosyada bahisle 35.000,00-TL'lik çekin davacılardan ... tarafından bizzat adına tanzim ve imza edilerek verildiğini, takip konusu çek haline getirildiğini, davacıların bu çek ile hem dolandırıcılık, hem de evrakta sahtecilik suçunu işlediğini bu konudaki yargılamanın İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/48 ile ve bu dava ile birleşen aynı mahkemenin 2015/422 E.sayılı dosyası ile görüldüğünü, davacıların bu güne kadar tek kuruş ödemediğini, bu davanın esas gayesinin Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyada bekletici mesele yaptırıp, ceza davasını zamanaşımına uğratmak kanaatinde olduğunu, davacıların ileri sürdüğü Tuzla İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2010/386 E.sayılı dosyasından itirazlarının mahkemece kabul edildiğini ileri sürdüğünü ancak yapılan itirazların reddine karar verildiğini, aksi takdirde takibin iptal edilmiş olacağını beyan ederek, davanın reddine, lehine inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davacı ... yönünden açılan davanın reddine, Davacı ... yönünden açılan davada, bu davacının Tuzla İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının bu dosyada bulunan 15/09/2008 tarihli ... Bankası Şaşkınbakkal Şubesine ait 35.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde;  Tuzla 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2011 tarihli duruşmasında davacı ...'in ifadesinde; eşine vekaletname verdiğini ve eşinin buna istinaden çek keşide ettiğini açıkça belirttiğini, İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli duruşmasında ise, davacılar vekilinin beyanında; ...'in çek dahil tüm işlemleri yapmaya yetkili kılındığının belirtildiğini, davacılar vekilinin aynı dosyaya Tuzla ... Noterliğinden yapılmış olan ... yevmiye numaralı vekaletnameyi ibraz ettiğini, Davacılardan ...'in dosyada bulunan belgelerden de anlaşılacağı gibi çekin bankaya ibrazından önce söz konusu çekin iradesi dışında elinden çıktığı ve ödeme yapılmaması talimatı verdiğini, tüm bu yapılanların olayda her iki davacının da beraber hareket ettiklerinin en açık delili olduğunu, buna rağmen Mahkemece çekte imzası olmaması sebebiyle ... hakkındaki davanın kabul edilmediğini, her iki davacının da organizasyonu beraber yaptığını ve tarafların birbirlerinden boşanana kadar beraber olduklarını açıkça beyan ettiklerini, kaldı ki diğer davalı ...'in Kenya'da ikamet ettiğini, hakkında kesinleşmiş olan çeşitli ceza kararları sebebiyle Türkiye'ye gelemediğini, Türkiye'de her hangi bir malı mülkü de olmadığını, bu sebeple alacağın tahsil kabiliyeti de olmadığını beyan ederek, davacılardan ... lehine verilen haksız ve hatalı kararın kaldırılarak, bu davacı yönünden de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, menfi tespit davasıdır.Mahkemece davacı ... yönünden açılan davanın reddine, diğer davacı ... yönünden açılan davanın ise kabulüne yönelik olarak karar verilmiş, bu karar, davacı  ... yönünden davanın kabulüne dair verilen hüküm nedeniyle istinaf edilmiştir. Davacılar, davalı tarafından Tuzla İcra Müdürlüğü'nün ...E. (eski esası ... E.) sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine dayanak 15.09.2008  keşide tarihli ve 35.000,00 TL bedelli çek ile ilgili olarak davalıya borçlu olmadıklarını, çekin davalı avukat tarafından psikolojik baskı ile davacı ...'in eski eşinin tahliyesi amacıyla verildiğini iddia etmişlerdir.Dava ve takip konusu çekte, keşide yerinin bulunmadığı, keşideci bölümünde davacılardan ... ismi üzerinde imza bulunduğu,  davalının ise lehdar sıfatıyla çekte yer aldığı, çekin davalı yanca bankaya ibrazında, ödemeden men talimatı nedeniyle ödeme yapılamadığı anlaşılmıştır. Çekte, düzenleme yerinin belirtilmesi gerekmektedir. Ticaret Kanunu'nun 781/3.maddesinde, ''Düzenlenme yeri gösterilmemiş olan çek, düzenleyenin adı yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır'' hükmünü içermekte olup, davaya dayanak çekte düzenleme yeri gösterilmediği gibi, düzenleyenin adı yanında yazılı bir yer de bulunmadığı, bu nedenle çekin kambiyo vasfında olmadığı kanaatine varılmıştır.Davalının, bağlantılı Tuzla Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2009/2621 soruşturma sayılı dosyasına vermiş olduğu ifadede, dava konusu çekin davacı  ... tarafından Tuzla Adliyesi içerisinde bizzat imzalanarak kendisine verildiğini belirttiği, ifadesi alınmayan ve hakkında yakalama emri çıkartılan sanık ... müdafinin ise, çekin vekaleten düzenlendiğini savunduğu, bu savunmalara göre çekin davacı  ... tarafından düzenlendiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığı görülmektedir. Ancak çekin üzerinde keşideci olarak davacı ... isminin bulunduğu tespit edilmiştir. ... ise, bağlantılı ceza dosyasındaki ifadesinde; dava konusu çekin bilgisi ve rızası dışında düzenlendiğini, çek üzerindeki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Davalı çekin vekaleten düzenlendiğini ve dolayısıyla davacı ...'in de çek nedeniyle sorumlu olduğunu beyan ederek, Kartal ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı vekaletnamesine delil olarak dayanmış ise de; davaya dayanak çekin kambiyo vasfında olmadığı, kaldı ki bu vekaletnamenin de çekin düzenlendiği tarihten sonraki bir tarihe ait olması nedeniyle, çekin vekaletname kapsamında düzenlendiğinin kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır. Diğer yandan  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi hükümleri gereği; hukuk mahkemesi, ceza mahkemesi  tarafından verilen beraat kararı ile bağlı değil ise de, ceza yargılamasında sübuta eren maddi olgular ile bağlıdır. Bir başka deyişle ceza davasında, sübuta eren maddi vakıaların hukuk davasında  nazara alınacağı açıktır.Eldeki davaya konu çek nedeniyle, sanık sıfatıyla davacılar hakkında  dolandırıcılık suçundan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/48 Esas, 2020/190 Karar sayılı dosyasında yürütülen yargılama sonucunda, sanıkların beraatine karar verilmiş ve bu karar istinaf incelemesi neticesinde kesinleşmiştir. Ancak kararda, ''...sanık ...'in eski karısının karşılıksız çekten ceza yemesi üzerine cezaevine girmesini önlemek için sanık ...'in şirketine ait çek yaprağının bir tanesini sanık ...'den habersiz alarak keşide yeri olmaksızın doldurarak müştekiye vermek suretiyle eylemini gerçekleştirdiği, bu nedenle sanık ...'in sahtecilik ve dolandırıcılık eylemine dahli ve iştiraki olmadığı...'' şeklinde maddi vakıa kabulünde bulunulduğu, gerek kesinleşmiş Ceza Mahkemesi kararındaki maddi vakıalar, gerek davacı ...'in savunması, gerek çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmaması ve gerekse davacı ...'in diğer davacıya vekaleten çek düzenlediği hususunun açıklanan sebeplerle sabit olmaması hususları birlikte dikkate alındığında, davacı  ...'in, kambiyo vasfını yitiren çek nedeniyle sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiş, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2020 tarih ve 2018/1210 E., 2020/470 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.390,85 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 597,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.793,13 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb3feb7c75ec0bcb","SID":"fe04d95ef8a0a279"}}