{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/107 <br>KARAR NO: 2024/167<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/26 Esas<br>KARAR NO: 2019/998<br>KARAR TARİHİ: 15/10/2019<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 07/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  taraflar arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu ticari ilişki kapsamında müvekkili tarafından hizmet verilen davalıya birtakım faturalar düzenlendiğini, düzenlenen faturalara karşın davalı tarafından birtakım ödemeler yaptığını ancak 04/07/2017 tarihi itibari ile davalının 8.297,59 TL borcunun bulunduğunu, bu kapsamda alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine  takibin durdurulduğunu,  icra dosyasına 4.248,00 TL’lik bir ödeme yapıldığını, bu tutardan harçlar düşüldükten sonra müvekkiline 3.969,76 TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin mahsubu ile davalının toplam borcunun 4.049,59 TL kaldığını beyanla  davalının 4.049,59 TL alacak tutarına haksız ve kötüniyetle itirazının iptali ile takibin devamına, %20 oranında icra inkar tazminatı ile yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; Davacı şirket, icra takibinin dayanağı olan muavin defter kaydında, 04.07.2018 tarihi itibarıyla, 8.297,59-TL alacaklı olduğunu ifade etse de, müvekkil şirket nezdinde tutulan ticari defter ve kayıtlara göre , müvekkil şirket tarafından 04.07.2017 tarihinde davacı şirkete 10.907,68-TL tutarında bir ödeme yapıldığı ve hatta aynı tarihte söz konusu ödemeyi müteakip, davacı şirket’in müvekkil şirkete 20.00-TL borcunun olduğunu, müvekkil şirket kayıtlarında tutulan 2017 yılına ilişkin davacı şirket tarafından müvekkil şirkete tebliğ edilen tüm faturaların suretleri ile birlikte, müvekkil şirketin aynı yıl içerisinde davacı şirkete yapmış olduğu tüm ödemelerin banka dekontları suretleri cevap dilekçesinin ekinde sunulduğunu,  davacı şirket tarafından iddia edilen müvekkil şirkete ait borca ilişkin müvekkil şirket kayıtlarında hiçbir bilgi ve veri bulunmadığını hatta, müvekkil şirketin muavin defteri incelendiğinde, davacı şirketin müvekkil şirkete borcu olduğu beyanla davanın reddine talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" Dava ve icra dosyası ile taraflara ait ticari defterlerin incelenmesinde, davacının kendi defterlerinde takip tarihi itibari ile davalıdan 11.412,27 TL alacaklı durumda olduğu, ancak davacı tarafından icra takibine 8.297,59 TL’lik asıl alacak tutarının konu edildiği,  davalının ise kendi defterlerinde takip tarihi itibari ile davacıya 3.580,28 TL borçlu durumda olduğu, ancak icra takibinden sonra davalı tarafından icra dosyasına 4.248,00 TL’lik ödemenin yapıldığı ve ayrıca 04/12/2017 tarihinde yapılan virman işlemi ile de davalının kendi defterlerinde davacıdan 19,67 TL alacaklı duruma geçtiği, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan 8.297,59 TL’lik asıl alacak tutarının 4.248,00 TL’lik kısmının davalının kabulünde olduğu ve bu tutarın icra dosyasına ödendiği, davacı tarafından huzurdaki davaya bu ödeme tutarının tenzili ile bakiye (8.297,59 – 4.248,00 =) 4.049,59 TL’nin konu edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili, ek rapordan sonra sunmuş olduğu 11/12/2018 tarihli dilekçesinde: “…davalı tarafından kabul edilen 4.248,00 TL’nin yalnızca 3.969,76 TL’lik kısmının müvekkili hesabına geçtiğini, davalı tarafından kabul edilen miktar üzerinden takibin fer’ilerinden de davalının sorumlu olduğunu, tarafların defter kayıtları arasındaki farkın, davalı tarafından takip sonrası 04/12/2017 tarihinde yapılan virman kayıtlarından kaynaklandığı ve söz konusu kayıtların davalı tarafından haksız olarak tek taraflı yapıldığını…” beyan etmiştir. Davacı vekili, sunmuş olduğu 11/12/2018 tarihli itiraz dilekçesinde: “…ödeme doğrudan icra dosyasına yapıldığından, dosya eki icra dosyasında makbuzların mevcut olduğu…” yönünde beyanda bulunmuştur. Dava konusu icra dosyasının incelenmesinde, 04/12/2017 tarihinde yani ödeme süresi içerisinde 4.248,00 TL ödemenin yapıldığı, 06/12/2017 tarihindeki 84,96 TL cezaevi harcı ile 193,28 TL tahsil harcının ödenen bedelden düşülmesi neticesinde alacaklıya 06/12/2017 tarihinde 3.969,76 TL ödemenin yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça her ne kadar ferileri olan cezaevi ve tahsil harcı ile birlikte vekalet ücreti alacağının devam ettiği belirtilmiş ise de bu tip taleplerin icra dosyasında infaz sırasında dikkate alınacağı  \" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili tarafından dava dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesin.de belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, cari hesap ekstresine dayalı başlatılan icra takibine vaki kısmi itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü .. E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının hesap ekstresine  istinaden 8.297,59 TL asıl alacak 314,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.612,33 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının  yasal süresinde ödeme emrine kısmi itiraz bulunarak borcun 4.248,00 TL'sini kabul ettiği, bakiye kalan 4.364,33 TL'lik kısmına (asıl alacak, faiz ve ferilerine itiraz ettiği) itiraz ettiği, davacı tarafça yasal 1 yıllık süre içerisinde kısmi itiraz edilen 4.049,59 TL asıl alacak üzerinden  itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341/2. maddesinde \"Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.\", aynı yasanın \"Parasal sınırların artırılması\" üst başlığı ile Ek Madde 1'de, \"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükümleri yer almaktadır. İstinaf incelemesine konu kısmi itirazın iptali davasında, dava edilen tutar 4.049,59 TL olup HMK 341/2 maddesi uyarınca  kararın verildiği 15/10/2019 tarihi itibariyle istinaf kanun yoluna başvuru için parasal sınır 4.400,00 TL olarak belirlendiğinden  davacının istinaf talep hakkı bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince istinaf mahkemesince karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, davacı tarafın kesin nitelikte bir karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 352/1-b bendi gereğince miktar itibarı ile reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; -Davacı vekilinin  istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve 352/1.b maddeleri uyarınca  USULDEN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352/1.b bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.07/02/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"117570088fae91f6","SID":"0272e84627cb2850"}}