{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/309 <br>KARAR NO\t: 2024/353<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 29/09/2020<br>NUMARASI\t: 2019/81 E. - 2020/241 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Arabistan'da kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, gıda sektöründe, özellikle pirinçte dünya çapında tanınan bir marka olduğunu, müvekkilinin faaliyet alanında kullandığı ... ibaresi ve logosu için ... işlem  numarasıyla OHIM nezdinde Avrupa Birliği Topluluk Markası olarak 30 ülkede 16.10.2012 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğunu, 25.03.2013 tarihinden bu yana 21., 29., ve 30. Sınıflar bakımından tescil koruması altında olduğunu, dünya çapında toplamda 47 ülkede müvekkilinin markasının bulunduğunu, müvekkiline ait olan marka ve logonun, davalı tarafın tescil tarihinden çok önce tescil edildiğini gösteren belgeler sunduklarını, müvekkiline ait olan logoda yer alan çapraz şekilde konumlandırılmış 2 adet bayrak tasarımlı logonun, Türk Patent nezdinde 2014/98453 başvuru ve tescil numarası ile 29., 30., 31, sınıflarda “al-alamin\" ibaresi ile 01.12.2014 yılında başvurusu yapılarak 11.01.2016 tarihinde de tescile bağlandığını, bu tescil belgesine ek olarak müvekkilinin markasının ve logosunun yaratıcısı ve gerçek hak sahibi olduğu, dava konusu markanın başvuru tarihi olan 18.01.2018 tarihinden daha eskiye dayalı kullanımları olduğuna dair delilleri dosyaya sunduklarını, 18.07.2012 tarihinde ... Gazetesinde müvekkiline ait ürünlere ilişkin gazete reklamlarının yer aldığını, http://www....cts alan adının 1998 yılında müvekkili tarafından tescil edildiğini gösterir who.is web sitesi kayıtlarının bulunduğunu, bir çok broşür, bilboard ve youtube gibi kanallarda müvekkilinin ürün tanıtımının yapıldığını, müvekkil şirketin marka ve logosunun tam anlamıyla kendi fikir eserinin ürünü olduğunu, dünyanın birçok ülkesinde işbu markayı ve logoyu taşıyan ürünlerin bulunduğunu, ayrıca Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nın 2016/110 E. - 2016/493 K. sayılı davasında müvekkilinin uluslararası alanda sektörel tanınmışlığının bulunduğunu, karşı tarafın ise davacı tarafın tanınmışlığından haksız yararlanma, tanınmışlığa ve ayırt ediciliğe zarar verme sonuçlarını doğurabileceği yönünde kararının bulunduğunu, emsal yerel mahkeme kararına paralel olarak Ankara 1. FSHHM ‘nin 2016/403 E - 2018/203 K. sayılı kararında da müvekkiline ait olan \"...\" ibareli markanın pirinç sektöründe tanınmış olduğunu belirttiğini, Hatay 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/967 E. sayılı davasında aynı alanda faaliyette bulunan karşı tarafın, davacı tarafın markalarından haberdar olmadığının kabulünün ticaretin olağan akışında mümkün olmadığının, açıklanan nedenlerle tescilin kötü niyetle yapıldığının anlaşıldığını, müvekkilinin marka ve logosu ile hükümsüzlüğü talep edilen davalı tarafın marka ve logosunun birebir aynı olduğu ve aynı emtiaları kapsadığını, davaya konu marka ile müvekkiline ait markanın logosu incelendiğinde çapraz bayrakların ve logonun çerçevesinin ayniyet derecesinde benzer olduğunu, davaya konu markanın el-şehlen ibaresinin müvekkiline ait al-shalan markasının telaffuzu niteliğinde olduğunu, pirinç sektöründe yüksek bilinirliğe sahip olan müvekkilinin markasının davalı tarafın markasında pirinç türü olan \"besmeti\" ibaresini ekleyerek müvekkilinin markasına yaklaştığını, 2015 yılından beri tescilli olan müvekkilinin markası ile dava konusu markanın 6769 sayılı SMK 6/1 maddesi uyarınca benzer olduğunu, logoları benzer olan markaların, benzerliklerine ilişkin Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, müvekkilinin markasının 21., 29. ve 30. sınıflarda birçok tescile sahip olduğunu,  müvekkili ile aynı ticari alanda faaliyet gösteren davalı tarafın dünyanın bir çok ülkesinde kullanılan ve tescilli bir markayı bilmediklerini iddia edemeyeceklerini, davalı tarafın müvekkilinin tanınmışlığından yararlanma kastının bulunduğunu, müvekkilinin markasının özgün ve yaratım bir marka olduğunu, davalı tarafın markasını, müvekkilinin markası ile aynı emtia ve sınıflarda seçmesinin tesadüf eseri olamayacağını beyan ederek, davalı adına kayıtlı 2018/05346 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın yabancı tüzel kişi olduğunu, MÖHUK 48. md. uyarınca adli mütekabiliyet bulunmadığını ve HMK 114. md. gereği dava şartı olarak teminat yatırmak zorunda olduğunu, tanınmış markanın SMK  6/4 md., Avrupa Birllği'nin 207/2009 sayılı Birlik Markası Tüzüğü  8/2-c ve 8/5 maddesinde meşhur marka kavramının tanımının ve kıstaslarının yapıldığını, tanınmış markanın ne olduğuna dair Yargıtay kararları da bulunduğunu, davacı tarafın ülkemizde ticari faaliyetinin bulunmadığınını, Paris Sözleşmesi anlamında davacı tarafın tanınmışlığının bulunmadığını, birkaç tacir tarafından bilindiğini ancak Paris Sözleşmesi kapsamında olmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği örneklerle müvekkilinin tescilli markasının herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili açısından kötü niyetli bir tescilden söz edilemeyeceğini, davacının dava açmakta hukuki menfaati olmadığını, MÖHUK 48 maddesi gereği davacı tarafın teminat yatırması zorunlu olduğundan ve dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının Paris sözleşmesi uyarınca başvuru hakkının bulunmadığını ve davanın reddedilmesi gerektiğini beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu ve davalının markayı kötüniyetle tescil ettirdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku (MÖHUK)  Madde 48'e göre  Türkiye’de dava açan yabancı kişilerin teminat yatırması gerektiğini, burada teminat'ın HMK madde 114 e göre dava şartı olduğunu, davacının verilen sürede teminat yatırmadığını, adli yardımlaşma anlaşması bulunmayan ülke ikameti olan davacı yönünden dava şartı yokluğundan dolayı  davanın reddine karar verilmesini  gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Orta  zekalı, dürüst bir insanın  \" \"al-alemin (latince ve arapça)\" ibareli marka\" ile davalı olarak tescilli \" ... \" markasının bir ilgisinin olmadığını söyleyeceğini, besmetinin Arapça  pirinç demek olduğunu, Turk la beraber  Türk pirinci  anlamına geldiğini, markanın özlleştirildiğini, herhangi bir karışıklık bulunmadığını,  \"... ile  \"... da bir ilgisinin olmadığını, ayrıca şekil olarak da davacının Ülkemizde üçgenlerden oluşmuş bir çerçeve içerisinde  \"al alamin\" diye tescilli bir markası da bulunmadığını, dava dilekçesinde \" Her iki markanın da kırmızı renkli birden çok üçgenin yan yana konumlandırılarak oluşturulan dikdörtgen biçiminde çerçeve birebir aynıdır\"  denerek   sanki  çerçeve içinde Türkiye' de tescilli bir marka varmış imajı yaratıldığını, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, Yerel mahkemenin \" ancak dosyada mevcut delillerle sektörel anlamda tanınmışlığının bulunduğu,\" kabulü ile ilgili olarak, davacının dosyaya sadece Saudi Arabiya daki bazı görseller ibraz ettiğini, yerel mahkemede bu görsellere göre karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsettiği ülkelerde dava dilekçesinde tanınmış olarak bahsettiği isim ve şekil ile ilgili olarak  bir tescilli markası bulunmadığını, mahkemenin \"sektörel tanınmışlık\" kabulünün objektif  bir delili bulunmadığını, kaldı tanınmış markanın, sadece ilgili tacirler ya da malın alıcıları tarafından değil, o malla ilgisi olmayanlar tarafından da bilinen markalar olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davalı vekilince her ne kadar  Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanununun 48.maddesine göre, yabancılık unsuru nedeniyle davacının teminat yatırması gerektiğini, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; 11.12.2019 tarihli yabancılık teminatının yatırıldığına dair tahsilat makbuzunun dosyaya sunulduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.<br> Dava; davalı adına tescilli 2018/05346 numaralı markanın hükümsüzlüğü ve sicilinden terkinine ilişkindir.Davalı tarafa ait olan ve hükümsüzlüğü talep edilen markanın “besmeti el-şehlan turk” ibaresi ile 18.01.2018 tarihinde başvurusunun yapıldığı, 29.05.2018 tarihinde ise 30. sınıfta tescil edildiği, davacıya ait “....” ibareli markanın ise, latince ve arapça yazılışı ile tescili için ... başvuru ve tescil numarası ile 01.12.2014 tarihinde, 31. sınıf emtiası yönünden başvurusunun yapıldığı, 27.05.2016 yılında tescil edildiği, yine davacıya ait “...” ibareli markanın latince ve arapça yazılışı ile birlikte, birbirine çapraz şekilde 2 bayraktan oluşan logonun tescili için ... başvuru ve tescil numarası ile 01.12.2014 tarihinde başvurusunun yapıldığını, 11.01.2016 tarihinde marka; 29., 30. ve 31. sınıflarda tescil edildiği görülmektedir.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı adına tescilli 2014/98453 başvuru ve tescil numaralı “ ...” ve “...” ibareli markaları ile davalı taraf adına tescilli ... başvuru ve tescil numaralı “...” markası arasında karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı ve davalı markasının benzerlik, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötüniyet sebeplerine dayalı olarak hükümsüz kılınması gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.<br>Siyah beyaz fon üzerine çapraz bayrak logosu bulunan davacı tarafın tescilli markası olan “Al- Alamin” markasının logosu ile davalı tarafın hükümsüzlüğü talep edilen “...” markasının logosunda bulunan çapraz bayrakların ayniyet derecesinde benzer olduğu, davalı tarafın markasında yer alan “besmeti” kelimesinin, Türkçe'de yer alan basmati ibaresi ile aynı olduğu, basmati ibaresinin, menşei Hindistan olan bir pirinç türü olduğu, “besmeti” ibaresinin herhangi bir ayırt ediciliği bulunmadığı, yine davacı tarafından aynı sınıf ve emtialarda 2014 yılında tescil edilmiş “...” ibaresi mevcut iken, davalı tarafın 2018 yılında “...” ibaresinin tescilini aldığı, marka üzerindeki öncelik hakkının davacı tarafa ait olduğu, Arapçada a-e harflerinin aynı olduğu ve ifade edilen al- shalan ibaresinin okunuşunun davalı tarafından “el - şehlan” şeklinde tescil edildiği,“Türk” ibaresinin ise yine genel bir ibare olup, marka hukukunda bir ayırt edicilik vasfının bulunmadığı, davacı markası ve davalı markasına bütünül olarak bakıldığında, ortalama tüketici nezdinde benzer olarak algılanabilecekleri ve kavramsal benzerlik taşıdıkları, ortalama tüketici nezdinde seri marka algısı oluşturabileceği, diğer yandan davacı markalarının tescilli olduğu mal ve hizmet sınıfları ile davalı tescilinin yer aldığı mal/hizmetlerin, alt sınıflar yönünden karşılaştırmasında, 30. sınıf açısından ayniyet oluşturmakla beraber birbirleri ile ilişkili veya benzer sınıflarda tescilli oldukları, davacının SMK 6/4 maddesi gereği Paris sözleşmesi l. mükerrer 6, maddesi gereği tanınmışlığının Türkiye'deki kullanımları ile ispat edemediği, ancak dosyada mevcut delillerle sektörel anlamda tanınmışlığının bulunduğu, davalının markası incelendiğinde, davacı tarafın tescilli iki adet markasının isim ve logosunun ayniyet derecesinde benzerinin tescilini aldığı ve işbu tescilin de pirinç emtiasında alındığı, davacının “...” markası ile davalıya ait “...” markasının benzer olduğu, her iki tarafın da aynı sektörde faaliyet gösteren tacir olduğu, davalının davacı markasından haberdar olmamasının veya davalı tarafın markasını tesadüfen oluşturmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle davalı tescilinin TMK'nun 2.maddesi anlamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu, dolayısıyla aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, Mahkemece verilen kararın isabetli olduğu kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/09/2020 tarih ve 2019/81 E., 2020/241 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c675888d8cf818f","SID":"cb74d7e50edab08a"}}