{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/207 Esas<br>KARAR NO: 2024/326<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; ... markasıyla ve www...com alan adlı internet sitesi üzerinden e-ticaret sektöründe faaliyetlerini sürdüren müvekkili şirketin, akdedilen sözleşmelere istinaden ülke genelindeki birçok gerçek ve/veya tüzel kişi tacirin ürünlerinin satışına da aracılık ettiğini, davalı ile de Satıcı İş Ortaklığı ve İlan sözleşmesi akdedildiğini,  sözleşme uyarınca davalıya ait ürünlerin, www...com alan adlı internet sitesi üzerinden tüketicilere sunulduğunu ve her bir satış işlemiyle ilgili olarak da müvekkilinin, kararlaştırılan oranlardaki komisyonlar başta olmak üzere cezai şart, hediye çeki, kargo ve iade kargo bedellerinden kaynaklı sair hak edişlerinin doğduğunu, somut olayda davalının borcunu, hak ediş tutarları, cezai şart, kargo bedelleri, iade kargo bedelleri, termin gecikme bedelleri, tedarik edememe ceza faturaları gibi sözleşmeden kaynaklı alacak kalemlerinden oluştuğunu, bunun yanı sıra borcun, müvekkilinin, tüketici mağduriyetlerini en aza indirmek amacını taşıyan \"manuel iade uygulaması\" adı verilen koruyucu sisteminin, davalı tarafından suistimal edilmesinden de kaynaklandığını, bu uygulama kapsamında, tüketiciler satın aldıkları ürünü aradan 6 ay geçtikten sonra bile eğer satıcı kabul ederse iade edebildiğini, iadenin satıcı tarafından kabul edilmesi halinde iadenin gerçekleşebileceğini, bu durumda satılan ve sonrasında iade edilen ürünün bedeli çoktan satıcıya aktarılmış olduğundan tüketiciyi mağdur etmemek amacıyla ürünün bedelinin, müvekkili şirket tarafından tüketiciye ödendiğini, davalının, müvekkili şirkete ait platformda pazaryeri butiğinden ürün satışı yaptığını, ancak fiilen gerçekleşmeyen satış işlemleri davalı tarafından varmış gibi gösterilerek müvekkilinden hakkediş tahsil edildiğini ve ardından aynı ürünler iade edilmiş gibi gösterilerek yeniden ödeme yapılmasının sağlandığını, şöyleki, davalının, tanıdıklarına/akrabalarına ve/veya kendisine, mağazasında yer alan ürünleri satmış gibi işlem yaptığını, akabinde ilgili ürün müşteriye teslim edildikten 28 gün sonra müvekkil şirketçe davalıya kazancının ödendiğini, ödeme yapıldıktan aylar sonra iadeler talep edildiğini, bu işlemlerin, dikkati çekecek kadar çok sayıda ve özel bir iade yöntemi olan manuel iade sistemi kullanılarak satıştan aylar sonra gerçekleştirildiğini, aylar sonra gerçekleştirilen iadelerin, hiç bir itiraz ileri sürülmeden davalı tarafından kabul edildiğini ve iade ettiğini beyan eden sözde müşterilerin de, bizzat davalının kendisinin ve/veya tanıdıklarının olduğunun anlaşıldığını, iade bedelinin de,  müvekkili tarafından karşılandığını, öyle ki yapılan incelemeler neticesinde davalının aktif satış yaptığı süre boyunca almış olduğu tüm siparişlerin iade edildiğinin tespit edildiğini, davalının \"manuel iade uygulaması\" isimli sistemi suiistimal edilerek müvekkili şirketi zarara uğratacak şekilde kendi menfaati doğrultusunda kullandığının tespit edildiğini, davalının, sözde sattığı ürünlerin hak ediş bedellerini müvekkilinden aldıktan sonra iade talepleri oluşturduğunu ve yine kendi verdiği siparişlerin iade taleplerini, kendi satıcı hesabından kabul edip bu sayede ürünün bedelinin müvekkili tarafından tüketiciye yani aslında kendisine iade edilmesini sağladığını, davalının, müvekkilini toplamda 3.517.006,41 TL zarara uğrattığının tespit edilmesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına ve şartları oluştuğundan İİK'nun 257 ve devamı maddeleri kapsamında para borcu tutarında davalının taşınır ve taşınmaz mallarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;  iddia edildiği gibi müvekkilinin, davacıya karşı bir borcunun bulunmadığını ve söz konusu zarar/borç hususunda taraflar arasında herhangi bir mutabakat mevcut olmadığını, kabul manasına gelmemekle birlikte, davacının, müvekkiline fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde, mevcut fatura bedeli kadar işin yapılıp yapılmadığının ve işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiğini, davacının, alacak iddiasını kesin deliller ile ispat külfeti altında olduğunu, yine davacı tarafından iddia olunduğu gibi bir hakedişin de bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin temerrüde düşürülmesinin ve fatura tarihi itibariyle faiz işlemesinin de kabul edilemeyeceğini, bu kapsamda yargılamaya konu icra takibi bakımından ihtiyati haciz talebinin de reddi gerektiğini, huzurdaki dava değeri ispat sınırından fazla olduğundan senetle ispatının zorunlu olduğunu, bu sebeple dava dilekçesinde dayanılan tanık delilinin kullanılmasına muvafakatlerinin bulunmadığını belirterek davanın reddi ile, davacı aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece Mahkemesi 20/11/2023 tarihli ara kararı ile; dava dilekçesi ve eklerine göre, dava konusu alacığın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden bahisle ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Ara karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ihtiyati haciz için gerekli tüm şartların oluştuğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan siparişleri ve iadeleri gösterir ekran görüntülerine göre, davalı satıcıdan alınan tüm ürünler için 29/09/2022 tarihinde tüketiciler tarafından iade talebi oluşturulduğunu, davalıya ait 246 siparişin, toplamda 182 farklı müşteri hesabından verildiğini, 182 siparişte yalnızca 12 adet farklı cihazın kullanıldığını, bu durumun, sözde müşterilerin, aynı cihazları kullanarak hayali siparişler oluşturduğunu ve sistemi suiistimal ederek haksız kazanç sağladığını kanıtlar nitelikte olduğunu, ayrıca, verilen siparişlerin teslimat adresleri incelendiğinde bir çoğunun Esenyurt ve Sancaktepe olduğunun tespit edildiğini, dahası teslimat adreslerinin bir çoğunun davalının Esenyurt'taki kendi adresi olduğunun görüldüğünü, müvekkili şirketin kullandığı \"...\" isimli sistemle, tüketicilerin kredi kartı numaralarına eşsiz bir değer verip işbu değerin diğer siparişlerde kullanılan kartlarınkilerle eşleşmesi sonucu ilgili siparişlerin de aynı karttan verildiğinin ortaya konduğunu, benzer şekilde, \"...\" isimli uygulamayla, tüketicilerin kullandıkları cihazlara eşsiz bir değer atanmakta ve bu değerin sipariş verilen diğer cihazların değeriyle aynı olması sonucu aynı cihaz üzerinden siparişlerin verildiğinin tespit edildiğini, bu hale göre, ihtiyati haciz kararı verilmesi için aranan tüm şartlar mevcut olup bu durumun delillerle de ortaya konulduğunu, Mahkemenin, ihtiyati haciz talebini red gerekçesi yerinde olmadığı gibi kararın gerekçe de ihtiva etmediğini, taraflarınca yaklaşık ispat yükümlülüğünün yerine getirildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, davalının sözleşmeye aykırı şekilde hileli hareketlerle kendi lehine menfaat temin ederek davacıyı zarara uğrattığı iddiasına dayalı zarar bedelinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup dava kapsamında ayrıca ihtiyati haciz talep edilmiştir.Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olup davacı taraf işbu ara karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık, İİK 257 maddesinde düzenlenen, ihtiyati haciz şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmıştır. İhtiyati haciz, İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 257. madde uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir. İİK'nun 258. maddesinin 2. cümlesinde \"Alacaklı alacağı ve icabında ihtiyati haciz sebepleri (m.257) hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur.\" denilmektedir. Kanun, senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi İhtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için \"alacağın yargılamayı gerektirmesi\" şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir. Açıklanan yasal düzenlemeler ve genel ilkeler çerçevesinde ihtiyati haciz talebi değerlendirildiğinde, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi şeklinde bir koşul öngörülmemekle birlikte, somut olayda, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/696 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 20/11/2023 tarihli ara karar usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince davacı  vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-f bendi gereğince kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.07/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"417474d3287f1426","SID":"9cff26c137e2be4c"}}