{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/283 <br>KARAR NO: 2024/179<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 21.10.2020<br>NUMARASI: 2014/990 Esas - 2020/486 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davacı müvekkili aleyhine, davalı banka tarafından, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, söz konusu takip dosyasına dayanak olarak 10/10/1997 tarihli genel kredi sözleşmesinin gösterildiğini, bu sözleşme ile ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin davalıdan 3.000.000,00 TL (eski para ile) kredi kullandığını, kredi sözleşmesinde borçlu tarafın bahsedilen şirket olduğunu, kredi sözleşmesinde müvekkilinin de isminin kefil olarak geçtiğini, fakat kefil olduğuna dair beyanın altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, bu durumda takip dayanağı belge altında imzası bulunmayan müvekkili aleyhine icra takibi de yapılamayacağını, dayanak belge altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığının imza incelemesi yapılmak suretiyle anlaşılacağını beyanla takibin müvekkili yönünden durdurulmasına dair tedbir kararı verilmesini, davacı müvekkilin davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, yargılama gideri vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ...’un ortağı ve yetkilisi olduğu ... Tic. Ltd. Şti'nin 10/10/1997 tarihli kredi taahhütnamesi ile davalı müvekkili bankadan 3.000.000.000 TL’lik ( eski para ile ) kredi kullandığını, davacının da iş bu krediye müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, kredi taahhütlerine uyulmadığından ve kredi bedeli ödenmediğinden borçlulara önce İstanbul ... Noterliği’nin 13/10/1998 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, bu ihtarname ile borçlular temerrüde düşürülmüş ancak buna rağmen borcu ödemekten imtina ettiklerinden İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takip işlemleri yapıldığını, bir süre işlemsiz kalan dosyanın daha sonra yenilenerek icrai işlemlere İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile devam edildiğini, diğer kredi borçlusu şirketin davacı ...’un ortağı ve yetkilisi bulunduğu bir şirket olduğunu, sırf bu nedenle dahi kredi ve içeriğinden bugüne kadar haberdar olmamış olmasının mümkün olmadığını, kaldı ki hem davacıya hem de ... Tic. Ltd. Şti.'ye 13/10/1998 tarihinde ihtarname ile kredi borcunun bildirildiğini, bu ihtarnamenin davacı tarafından bizzat 20/10/1998 tarihinde tebliğ alındığını, bu tarih itibari ile borç davacı açısından muaccel olduğundan işbu davanın zamanaşımına uğradığını ve  süresinde açılmadığını, bu nedenle reddinin gerektiğini beyanla öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddine, aksi halde davanın esas yönünden reddine, davacının tedbir talebinin reddine, takibin devamına ve alacağın tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; İstanbul ... İcra Müdürlüğ'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu alacağın dayandığı dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile davalı banka arasında imzalanan 10/10/1997 tarihli genel kredi sözleşmesinin, davacı tarafından 3.000.000,00 TL limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığı, her ne kadar davacı adına atfen atılan imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş ise de alınan heyet raporu ile imzanın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davalı bankanın söz konusu kredi sözleşmesine istinaden asıl borçluya kullandırdığı kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle hesabı kat ederek dava dışı asıl borçlu ve davalıdan talepte bulunabileceği, davacı tarafından dava dilekçesi ile yalnızca imzanın sahteliğinin iddia edildiği, borca yönelik başka bir iddiada bulunulmadığı...\" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyadan alınan ATK raporunda, ellerinde bulunan son teknolojiyle dahi söz konusu imzaların basit tersimli olması nedeniyle müvekkiline ait olup olmadığının tespit edilememesinin, dilekçede sundukları güncel Yargıtay kararları doğrultusunda müvekkili lehine yorumlanmasının zorunlu olması, ancak bunun aksi yönde karar veren ilk derece mahkemesinin kararının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Yine dilekçede sundukları güncel Yargıtay kararları doğrultusunda, ispat külfeti üzerinde olan davalının ATK raporuna karşı herhangi yeni bir talepte bulunmamasına rağmen, mahkemenin davanın kabulüne karar vermesi gerekirken, dosyayı bilirkişi heyetine göndermesinin hukuka aykırı olduğunu,  En son teknolojiyi barındıran Adli Tıp Kurumu’nun dahi yapamadığı tespitin, ilk derece mahkemesince atanan bilirkişi heyetinin kısıtlı imkanlarıyla yapmasının mümkün olmadığını,  keza, bilirkişi heyetinin dahi raporlarında tespitlerini güçlükle yaptıklarının ifade etmesinin söz konusu imzaların müvekkiline ait olduğu yönünde kesin ve kati bir kanaatin oluşmadığını da gösterdiğini, fakat ilk derece mahkemesinin iş bu bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm vermesinin hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesi nedeniyle kullandırıldığı ileri sürülen kredi borcunun tahsili için başlatılan icra takibine karşı, davacı kefilin kefalet imzasının sahte olduğu iddiasıyla İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 266. maddesinde \"Mahkeme çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.\" hükmü yer almaktadır.  Davacı tarafından, eldeki davada 10/10/1997 tarihli kredi sözleşmesindeki  müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak adına atılan imzanın kendisine ait olmadığı iddia edilmiştir. İlk derece mahkemesince davacı iddiası kapsamında kredi sözleşmesindeki imza yönünden Adli Tıp Kurumu (ATK)'ndan rapor alınmasına karar verilmiş, ATK'nun 15/10/2019 tarihli  raporunda davaya konu kredi sözleşmesinde davacıya atfen atılan imzaların basit tersimli olması nedeniyle davacının eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediği mütalaa edilmiştir. Buna göre  ATK raporunda imzanın davacıya ait olduğunun tespit edilemediği gibi, ait olmadığı hususunda da bir değerlendirme yapılmamıştır. Bunun üzerine ilk derece mahkemesince  ATK raporunda imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı yönünde kesin bir kanaat belirtilemediği dikkate alınarak ve HMK'nın 266. maddesindeki yasal düzenleme de gözetildiğinde bu kez üç kişilik grafoloji bilirkişi heyetine tevdi ile imza incelemesi yaptırılarak rapor alınmak suretiyle sonuca gidilmesi isabetli olmuştur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi nin  2015/10509 E   2016/3164  K 25.02.2016 T. Emsal karar içeriği). Anılan bu bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere göre; inceleme konusu davalı ... Unkapanı Şubesince, ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adına düzenlenmiş 10/10/1997 tarihli genel kredi sözleşmesinde davacıya atfen atılmış imzaların davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince davanın reddi yönünde  kurulan hüküm isabetli olup, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  08.02.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava değeri itibariyle karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4821394a3240e401","SID":"eecad038f1cb659b"}}