{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/48 <br>KARAR NO: 2024/209<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23.10.2020<br>NUMARASI: 2019/598 E. -  2020/699 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Sigorta pirimi alacağından kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ... no.lu (ana poliçe numarası) \"C.M.R. Karayolu ile Yapılan Uluslararası Emtia Taşımaları için Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Sözleşmesi\"  akdedilmiş olduğunu, 2015 yılından bu yana poliçelerin, anılan ana poliçe numarası üzerinden her yıl yenilenmiş olduğunu, bu poliçe dönemleri içerisinde yapılan taşımalara ilişkin, davalı şirket tarafından bildirilen sefer, araç plaka vs bilgisi üzerine müvekkili tarafından sigorta primlerine ilişkin tahsil zeyilnameleri düzenlenmekte olduğunu, bu şekilde davalı şirketin ... no.lu ana poliçe tecdit no:2 (01.01.2017- 01.01.2018 dönemine ilişkin) ve tecdit no:3 (01.01.2018- 0.01.2019 dönemine ilişkin) sigorta poliçeleri gereği ödemekle yükümlü olduğu bakiye sigorta prim borçlarını (tahsil zeyilnameleri ile tahakkuk eden) ödememiş olduğunu ve temerrüte düşmüş olduğunu, bakiye prim alacaklarının tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı tarafın haksız şekilde itirazda bulunduğunu iddia ederek,  icra takibine yapılan  itirazın iptali ile  asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle;  müvekkilinin, davacı şirketin alacaklı olduğunu iddia ettiği dönemler için davacı taraf ile sigorta sözleşmesi akdetmemiş olduğunu, dolayısıyla, davacı tarafa ait herhangi bir borcu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının dava dilekçesinde alacaklı olduğunu iddia ettiği dönemlere ait müvekkilinden hiçbir ödeme almadığını ileri sürmüş olduğunu, buna göre; davacının iddia ettiği alacakların gerçek olsa dahi, ilgili poliçelerin başlangıç tarihleri olan 01.01.2017 ve 01.01.2018 tarihinde muaccel hale gelen borçlar için, davacı tarafından üç ay içerisinde takip veya dava açılmamış olduğundan ilgili sözleşmelerden kanunen cayılmış olunduğunu, hal böyle iken, müvekkili davacı ile  sözleşme akdetmiş olsa dahi ortada hukuken geçerli bir sözleşme olamayacağından talep edilen alacakların haksız ve mesnetsiz olduğunu, taleplerin zaman aşımına uğramış olduğunu, davacının kötü niyetle icra takibi yaparak devamında işbu davayı açmış olduğunu, talep ettiği inkâr tazminatının haksız olduğunu savunarak; davanın reddi ile davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... davacının talebinin davalı taraf ile aralarında imzalanan sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında sözleşme ilişkisinin devam edip etmediğine, davalı tarafın sigorta sözleşmesinden caymış sayılıp sayılmayacağının tespitine yönelik olduğu, davalı tarafın ilgili sigorta sözleşmesinden caymış sayılıp sayılmayacağının ispata muhtaç olduğu, TTK m. 1434/2. Maddesinin iş bu davada uygulanamayacağı, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne karar vermek gerektiği...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkâr tazminatı talebinin reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece icra inkâr tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, alacağın likit ve muayyen olduğunu, icra inkâr tazminatı talebinin kabulü gerektiğini; Dava değerinin dava dilekçesinde Euro olarak gösterildiğini, vekalet ücreti hesaplaması yapılırken davanın açıldığı tarihteki kur üzerinden Euro'nun TL karşılığı baz alınarak hatalı şekilde eksik vekalet ücreti takdir edildiğini, karar tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek vekalet ücreti tayini gerektiğini,Bu yönlerden ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine itirazın iptali davasının açıldığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, sözleşme ilişkisinin devam edip etmediği, davalı tarafın sigorta sözleşmesinden caymış sayılıp sayılmayacağı olduğunu,  mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği dönemler için sigorta sözleşmesini akdetmediğini, herhangi bir borcunun olmadığını, Kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının iddia ettiği alacakların gerçek olsa dahi poliçenin başlangıç tarihleri olan 01.01.2017 ve 01.01.2018 tarihinde muaccel hâle gelen borçlar için davacı tarafından üç ay içerisinde takip veya dava açılmamış olduğundan sözleşmeden cayılmış olunduğunu, gerekçede sigorta sözleşmesinde davalının caymış sayılıp sayılmayacağının ispata muhtaç olduğu belirtilmiş ise de TTK 1434/2 maddesinin net olduğunu, bu davada uygulanmamasının hiçbir gerekçesinin bulunmadığını, bilirkişi raporunda dava konusu poliçeler yönünden üç ay içerisinde prim bedelinin talep edildiğine dair dosyada belge bulunmadığı, talebin icra takip tarihinden üç ay geçtikten sonra yapıldığının belirtildiğini, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği dönemlere ait müvekkilinden hiçbir ödeme almadığını ileri sürdüğünü, alacakların gerçek olması halinde dahi ilgili poliçelerin başlangıç tarihlerinden itibaren muaccel hale gelen borçlar için üç ay içerisinde takip ve dava açılmamış olduğundan ilgili sözleşmelerle kanunen cayılmış olunduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, Davanın reddi gerekirken kabulünün hukuka aykırı olduğunu, defterlerin yerinde incelenmesinin talep edildiğini, defterlerin ibraz edilmediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, inceleme yapılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve  davanın reddine, ayrıca %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, sigorta poliçesinden kaynaklanan prim alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, CMR karayolu ile yapılan uluslararası emtia taşımaları için taşıyıcı  sorumluluk sigorta sözleşmesinin gerçekleştirilmiş olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı tarafın sigorta sözleşmesinden caymış sayılıp  sayılamayacağı, talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, mahkemece davacının icra inkar tazminat talebinin ret kararının ve vekalet ücretine dava tarihindeki TL karşılığına göre karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında Karayolu ile Yapılan Uluslararası Emtia Taşımaları için Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçelerinin  düzenlendiği ayrıca zeyilnamelerin mevcut olduğu, sigorta başlangıç tarihinin 01.01.2017, bitiş tarihinin 01.01.2018 tarihi olduğu, sigortalının davalı şirket olduğu,  sigortanın konusunun sigortalının kendine ait araçlarla yaptığı bedeli yük taşımacılığı ile ilgili sözleşmelerden doğan sorumluluğunun sigortalanması veya sigortalı tarafından doğrudan görevlendirilmiş olan ve taşımayı kendisine ait araçlarla yapan ve sigortalının görevi verirken yabancı yüklenici için CMR sigortasının temin edilmesinin sözleşme gereği üstlenmiş olduğu, yabancı yüklenicinin sorumluluğunun sigortalanması olarak belirtildiği, prim türü ve miktarının sigorta poliçesi ek şartlarından ortaya çıktığı ve gider vergisini de ihtiva ettiği, özel şartların 7.maddesinde, prim ödemeleri başlığı ile 7.1 bentte kararlaştırılan ilk prim veya şayet taksitli ödeme kararlaştırılmış ise de bunun ilk taksitinin ise sigorta poliçesinden ulaşmasından sonra iki hafta içerisinde müteakip primlerin ise her defasında prim faturasının ulaşmasından sonra iki hafta içerisinde ödeneceği, sigortalının kararlaştırılmış olan taksitli ödemelerde iki taksitten fazla taksitin ödemesinin geciktirecek olması halinde kalan yıllık primin tamamının tahsil edileceği, 7.2 bentte, sigortalının bir prim ödemesi iki haftadan uzun bir süre geciktirecek olması halinde ödemenin yapılmamasının sigortalı tarafından haklı sebeplerle ilişkilendirilmiyorsa sigortacının ödeme yükümlülüğüne muaf olacağı, sigorta edilecek taşımalar için kararlaştırılmış olan aylık işlem bildirimleri veya özel bir bildirimlerin sigortacıya en geç ayın 15. gününe kadar ulaşmış olması gerektiği, sözleşme süresinin 11.maddede düzenlendiği düzenlenmesinin 11/1 bendinde,  sigorta poliçesinin poliçe kapak sayfasında belirtilmiş olan süre içerisinde akdedildiği, sözleşmenin sigortalı veya sigortacı tarafından sürenin bitiminden en geç üç ay önce taahhütlü mektup ile feshedilmediği takdirde her defasında zımni olarak bir yıllığına uzayacağına feshi ihbar için yazılı şekil gerektiği, poliçede kararlaştırılan sigorta priminin ödeme yerinin sigortacı veya acentesinin adresi olduğu hususlarına yer verildiği, poliçenin devamında sigorta bilgilendirme formunun düzenlendiği, ilgili forumda uyarılar başlığı ile sigortacının sorumluluğunun ve sigortalının prim ödeme borcunun sözleşmenin kurulmasıyla başlayacağı, sigorta priminin henüz poliçe tanzim edilmemiş olsa bile muaccel olacağı hususlarına yer verildiği, taraflar arasında çok sayıda mail yazışmalarının mevcut olduğu, davacı tarafça 7.862,14 EURO prim alacağının tahsili amacıyla davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı  dosyasında harca esas  değeri 57.472,24 TL olan icra takibi başlattığı, davalı şirketin takibe ve borca itiraz ettiği, davacının ise İİK 67 maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. 26.02.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalı vekili tarafından dava dosyaya verilen yerinde inceleme talebi üzerine davalı avukatı ile birlikte 19.02.2020 tarihinde saat 10,30 da ... Tic Ltd.şti firmasına inceleme yapılmak üzere gidildiği, yerinde yapılan incelemede; davalı şirket tarafından incelemek üzere defter ve muavin kayıtları bulunamadığının şirket muhasebecisi tarafından beyan edilmiş olduğu, davalı kayıtlarında inceleme yapılamadığı, Emtia Nakliyat Sigortası; kara, deniz, hava ve demir yoluyla bir yerden diğer bir yere taşınmakta olan her türlü yükün, taşınmaları sırasında karşılaşabilecekleri tehlikelerden kaynaklanan hasarlara karşı teminat sağlandığı, emtia nakliyat sigortasında, sigortalının kasti hareketlerinden meydana gelen zararların, olağan akma, fire, aşınma veya yıpranmadan kaynaklanan hasarların, malların kendi kusuru veya ambalaj yetersizliğinden kaynaklanan hasarlar karşılanmadığı, kara, deniz, hava ve demiryolu ile taşımacılık yapan nakliyatçı firmaların, taşıdıkları malın sahibine karşı büyük sorumlulukları olduğu, taşıma konusu malların, taşıyıcının sorumluluğundayken herhangi bir tehlikeye maruz kalması, hasar veya zıyaa uğraması neticesinde ortaya çıkan taşıyıcının sorumluluğu, bir limit dahilinde bu sigorta ile teminat altına alındığı, ülkemizde Taşıyıcı Sorumluluk Sigortalarının iki şekilde uygulandığı, birincisinin CMR denilen “karayoluyla uluslararası eşya taşımacılığı sözleşmesi” ile ilgili hukuki sorumluluk sigortası, ikincisinin ise  yurtiçi taşıyıcı mali mesuliyet sigortası olduğu, abonman sözleşmesi sayesinde; unutulsa dahi geriye dönük poliçenin kesilebileceği, yüklemeden sonra da emtiaya geniş teminat sağlanabileceği ve nakil araçlarının değişkenliğinin fiyatı etkileyen bir unsur olarak sayılmadığı, davacı firma tarafından İncelemeye ibraz edilen 2017-2018 yılı ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu ve TTK. na göre yevmiye defterlerinin yazdırılmış olduğu, davacı şirketin e.defter uygulamasında olduğu, buna göre davacı şirketin - 2017 ve 2018 yılına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu ve usulüne uygun tutulduğunun görüldüğü, HMK 222./2 maddesi kapsamındaki koşulları taşıdığının belirlendiği,  davacı tarafça incelemeye ibraz edilen davalı cari hesap ekstresi incelendiğinde davacının 18.09.2018 İcra takip tarihi itibariyle 3.392,28EUR karşılığı-23.588,22TL, 31.12.2018 tarihi ayrıca dava tarihi itibariyle 7.862,14 EURO karşılığı 47.392,98TL, alacaklı olduğu yönde bakiyesinin göründüğü, davalı tarafın ise incelenmek üzere herhangi bir defter kaydı sunmadığı, uyuşmazlık konusu poliçelerin iptal edilmediği, dava konusu poliçeler yönünden 3 ay içerisinde prim bedelinin talep edildiğine dair dosyada belge bulunmamakla birlikte dava dışı sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmesinden caymış sayılıp sayılmayacağı hususunda takdirin mahkemede olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi  raporuna karşı beyan  dilekçesinde; raporda açıklandığı üzere davalının yerinde inceleme talebi sonrasında şirket merkezine gidildiğini ancak defter sunulmadığını, incelenen kayıtlarının ise alacaklarının olduğunu ortaya koyduğunu, davalının defter ve kayıtlarını mahkeme incelenmesinde adeta kaçırdığını, zira müvekkili tarafından tanzim edilen her bir tahsil zeyilnamesi (poliçe prim tahakkuku) nun davalı tarafından defterlerine işlendiğini, dilekçelerde sayfalarca sundukları taraflar arasındaki karşılıklı mail yazışmalarında prim faturalarına ilişkin detay bilginin istenip paylaşıldığını, ayrıca ay bazında prim tahakkukuna ilişkin davalıdan gelen plaka ve sefer bilgileri doğrultusunda genel listelerin davalıya gönderildiğinin ortada olduğunu, ayrıca davalının inkar ettiği poliçeler kapsamında araç ekleme, hasar beyanı, hasar tazminatı talep vs konularındaki beyanlarının yazışmalarda açıkça mevcut olduğunu, gerekirse davaya konu dönemlere ilişkin beyannamelerin vergi dairesine müzekkere yazılarak celbinin talep edilebileceğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişinin sadece davacı tarafın cari hesap ekstresini inceleyerek rapor düzenlediğini, müvekkilinin defter kaydı incelenmeden rapor düzenlenmesinin müvekkili şirketin hak kaybına neden olacağını, TTK'nın 1434/2 maddesi gereğince prim alacağının muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava ve takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde sözleşmeden cayılmış olunacağının belirtildiğini, 1431/1 hükmünde ise sigorta priminin tamamının taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir ifadelerine yer verildiğini, dava konusu poliçeler yönünden üç ay içerisinde prim bedelinin talep edildiğine dair dosyada belge bulunmadığını, icra takibinin üç ay geçtikten sonra yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verildiği gerekçelere istinaden davanın kabulüne, icra inkâr tazminatı talebinin ise alacağın yargılama gerektirdiği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. TTK madde 1430 \".1) Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür. Aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin ödenir. Özel kanunlardaki hükümler saklıdır. (2) Sigorta primi nakden ödenir. İlk taksidin nakden ödenmesi şartıyla, sonraki primler için kambiyo senedi verilebilir; bu hâlde, ödeme kambiyo senedinin tahsili ile gerçekleşir. f) Sigorta ettiren, sigortacının sorumluluğu başlamadan önce, kararlaştırılmış primin yarısını ödeyerek sözleşmeden cayabilir. Sözleşmeden kısmi cayma hâlinde, sigorta ettirenin ödemekle yükümlü olduğu prim, cayılan kısma ilişkin primin yarısıdır..\" düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı yasanın 1434 maddesinde ise \" (1) 1431 inci maddeye uygun olarak istenilen sigorta primini ödemeyen sigorta ettiren mütemerrit olur. (2) İlk taksiti veya tamamı bir defada ödenmesi gereken prim, zamanında ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden üç ay içinde cayabilir. Bu süre, vadeden başlar. Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden cayılmış olunur. (3)İzleyen primlerden herhangi biri zamanında ödenmez ise, sigortacı sigorta ettirene, noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla on günlük süre vererek borcunu yerine getirmesini, aksi hâlde, süre sonunda, sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını ihtar eder. Bu sürenin bitiminde borç ödenmemiş ise sigorta sözleşmesi feshedilmiş olur. Sigortacının, sigorta ettirenin temerrüdü nedeniyle Türk Borçlar Kanunundan doğan diğer hakları saklıdır. (4)Bir sigorta dönemi içinde sigorta ettirene iki defa ihtar gönderilmişse sigortacı, sigorta döneminin sonunda hüküm doğurmak üzere sözleşmeyi feshedebilir. Can sigortalarında indirime ilişkin hükümler saklıdır.\" düzenlemesi mevcuttur. Taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesiyle ilgili sigorta bilgilendirme formunda açıkça kararlaştırılan ilk prim veya şayet taksitli ödeme kararlaştırılmış ise ilk taksitin sigorta poliçesinin ulaşmasından sonra iki hafta içerisinde müteakip primlerin ise her defasında prim faturasının ulaşmasından sonra iki hafta içerisinde ödeneceği, sigortalının kararlaştırılmış olan taksitli poliçelerinde iki taksitten fazla taksitin ödemesinin geciktirecek olması halinde kalan yıllık primin bir defada tahsil edileceği, sigorta bilgilendirme formunun uyarılar başlığının 2. maddesinde ise sigortacının sorumluluğunun ve sigortalının prim ödeme borcunun sözleşmenin kurulmasıyla başlayacağı, sigorta priminin henüz poliçe tanzim edilmemiş olsa bile muaccel olacağı belirtilmiştir. Yasal düzelmeler kapsamında ve özellikle taraflar arasındaki sigorta poliçesi dönemine ait mail yazışmalarında, davalı tarafça  her ne kadar sözleşmeden cayılmış olduğunun kabulü gerektiği savunmasında  bulunulmuş ise de söz konusu savunmanın gerek TTK hükümleri gerekse sigorta poliçesiyle sigorta bilgilendirme formunda yer alan hükümler kapsamında yerinde olmadığı sonuca ulaşılmıştır. TTK'nın 1420. maddesinde ise zamanaşımı başlığı ile sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482. madde hükmü saklı kalmak üzere sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemlerin rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, diğer kanunlardaki hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, 2017 ve 2018 dönemine ait ödenmeyen prim alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takip tarihi 18.09.2018 olup Yasa'da belirtilen zamanaşımı süresi geçmemiş olduğundan, davalı vekilinin zamanaşımı definin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, davalı vekili tarafından her ne kadar yerinde inceleme taleplerine rağmen ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, incelemenin  bu kapsamda eksik olduğunu iddia etmiş ise de bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere, bilirkişi heyeti tarafından davalı şirkete inceleme yapmak üzere gidildiği ancak şirketin muhasebecisi tarafından defter ve muavin kayıtları bulunamadığı beyanı üzere inceleme yapılamadığının belirtildiği, inceleme yapılmaması hususunda mahkemenin herhangi bir eksikliğinin mevcut olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Sigorta poliçesinde sigorta priminin araç başına 45 EURO+ vergi olarak düzenlendiği, aylara ait prim tahakkuk zeyilnamelerinde ise  uygulanacak araç başı priminin ne kadar olduğu açıkça düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece takibe konu edilen alacağın taraflarca bilenebilir likit olduğunun kabulü ile İİK'nın 67. maddesi gereğince kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden takip tarihindeki TL karşılığı esas alınarak %20 oranındaki  11.494,44 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken, alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle talebin reddedilmiş olması isabetli görülmemiş, davacı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Mahkeme tarafından kabul edilen miktar üzerinden dava tarihindeki EURO'nun TL karşılığı üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdirinde ise bir isabetsizlik görülmemiş, bu yöne ilişkin davacı istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca iptaline, takibin devamına, 2-İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, takibe konu alacağın takdiren %20'si oranında hesaplanan 11.494,44 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 3.340,53 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınmış olan 547,44 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.793,09 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan ilk dava açılış harç gideri 591,84 TL ile bilirkişi tebligat ve posta masrafı 1.246,20 TL olmak üzere toplam 1.838,04 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının, yatıranlara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, b-İlk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, taraflarca yatırılmış olan peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, c-Davacı tarafından harcanan 148,60 TL başvuru harcı ve 59,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 208,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,d-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,9-Kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 15.02.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca miktar itibariyle karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"820f0c528ff2cb0c","SID":"e34031beefa21829"}}