{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1747 <br>KARAR NO: 2024/340 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 27/05/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2020/303 Esas - 2021/610 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan 89.454,30 TL cari hesap alacağının bulunduğunu, cari hesabı oluşturan faturalara konu malların davalı yana teslim edildiğini, ancak fatura bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, alacağın likit olduğunu belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketten dava dışı ... Tic. Ve San. Ltd. Şti. Aracılığıyla motorin aldığını, karşılık gelen ödemelerini yaptığını, 24/03/2013 tarihli yetki belgesi ile ödemelerin dava dışı ... firmasına yapıldığını, davacı ile yapılan yazışmalar ile borç bulunmadığına ilişkin mutabakat sağlandığını, davacı yanın alacağının bulunmadığını ve kötü niyetli olduğunu savunarak; davanın reddine ve %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/05/2021 tarih ve 2020/303 Esas - 2021/610 Karar sayılı kararı ile; \"  Dava, İİK'nun 67/1 maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, tarafların ibraz ettiği tüm deliller, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından 2 adet fatura alacağına ilişkin olarak davalı aleyhine 89.454,30.-TL asıl alacağa işleyecek avans faizi  ile birlikte tahsiline yönelik icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 29/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 30/04/2019 tarihinde icra takibine itiraz edildiği, davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde; davacı tarafça, fatura alacağına istinaden davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalinin talep edildiği; davalı tarafça, davacının yetkilendirdiği dava dışı şirkete yapılan ödemelerle borcunun bulunmadığı savunularak davanın reddinin talep edildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve fatura konusu malların teslimi noktasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmayıp; uyuşmazlığın, takip konusu fatura bedellerinin ödenip ödenmediği, ödemeler için dava dışı üçüncü kişinin yetkili kılınıp kılınmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 190. maddesine göre; ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Karine olarak, itirazın iptali davalarında ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafa aittir. Ancak davalı tarafça, takip konusu fatura bedellerinin bu konuda yetkilendirilen üçüncü firmaya yapılan ödemelerle ödendiği savunulmaktadır. Bu hali ile, davalı taraf ispat yükünü üzerine almıştır. Ödeme savunması her zaman ileri sürülebileceğinden, davalı yanın süresi içinde cevap dilekçesi sunmamış olması da sonuca etkili değildir. Bu açıklamalar doğrultusunda; davalı yana, mahkememizin ön inceleme duruşması ile dava dışı şirketin yetkilendirilmesine ilişkin yetki belgesinin ve yapılan ödemelerin sunulması için iki haftalık kesin süre verilmiş ve belirlenen süre içinde sunulmaması halinde anılan delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Buna rağmen, davalı tarafça dosyaya herhangi bir yetki belgesi ya da ödeme belgesi sunulmamıştır. 24/04/2013 tarihli yetki belgesinin cevap dilekçesi ekinde sunulduğu belirtilmiş ise de; gerek dosya içeriğinde, gerekse de Uyap sisteminde buna ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılmamıştır. Yine mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, bilirkişi ücretinin yatırmak üzere ispat yükü kendisinde olan davalı yana 2 haftalık kesin süre verilmiş ve yatırılmaması halinde bilirkişi incelemesinden vazgeçilmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Buna rağmen, davalı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığından inceleme yapılamamıştır. Sonuç itibariyle; davalı tarafça, ödeme savunması ileri sürülerek ispat yükünün kendi üzerine alındığı, inceleme için gerekli bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, yapıldığı iddia olunan ödemelere ilişkin herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, süresi içinde cevap dilekçesi sunulmadığından davalı yanın yemin deliline de başvuramayacağı, bu hali ile davalı yanın ödeme iddiası ispat edemediği kanaatine varılmakla; davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tarafların tacir olduğu, taraflar arasında yapılan işin ticari iş olduğu anlaşılmakla; icra takibi ile talep edilen avans faizinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Takibe konu alacağın miktarı kesin ve belirli olduğu gibi hesaplanması bir tespit yapılmasını gerektirmediğinden davalının haksız itirazı nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olduğu kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın bu gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1.Davanın KABULÜ ile, Sabit olan 89.454,30 TL alacağın takip tarihinden itibaren artan azalan oranlarda uygulanacak avans faizi ile ve isabet eden takip giderleri ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya verilmek üzere borçlu davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, Asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp,davacıya verilmesine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Tic. A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; Cevap dilekçesinin süresinde sunulmasına ilişkin olarak; Mahkemenin vermiş olduğu kararın öncelikle usul yönünden hatalı ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkemenin cevap dilekçelerinde belirtildiği üzere vekille yapılan itiraz üzerine vekille takip edilen iş olması nedeniyle vekile yapılması gereken tebligatı asile göndererek usulsüz tebligat işleminde bulunduğunu, söz konusu tebligattan haberleri olduğu tarih itibariyle dosyaya 7/9/2020 tarihli süre uzatım taleplerini içerir dilekçenin dosyaya vekaletname ile birlikte sunulmuş olup sözü edilen talepleri uyarınca mahkemece süre uzatım taleplerine ilişkin sürelerin adli tatile denk gelmesinin gerekçe gösterildiğini ve taleplerinin reddedildiğini, fakat söz konusu ara kararın kendilerine tebliğ edilmediğini, Usule aykırı bu durum nedeniyle müvekkilin gerekli araştırma ve belgeleri toplama hakkının elinden alındığını ve sürüncemede bırakılan bu işlem nedeniyle de müvekkilin süresinde kabul edilmesi gereken cevap dilekçesinin yerel mahkemece ön inceleme duruşmasında süresinden sonra sunulduğunu, kabul edildiğini ve savunma haklarının ihlal edildiğini, Dosyaya sunmuş oldukları 7/09/2020 tarihli cevap süresinin uzatılması talepli dilekçelerine ilişkin dosyada verilen ret kararının kendilerine tebliğ edilmediğini, Dolayısıyla 6100 sayılı HMK'nın 127. maddesi uyarınca neticesi kendilerine bildirilmemiş söz konusu taleplerine ilişkin karar uyarınca kendileri tarafınan süre uzatım talepleri olumlu karşılanmışcasına cevap süresinin bitiminden itibaren 2 haftalık ek süre içinde yani 28/09/2020 tarihinde cevap dilekçelerinin dosyaya süresinde sunulduğunu, Gerekçeli kararda bu hususun tartışılmamış olup mahkemenin ilk duruşması olan 09/02/2021 tarihli duruşmasında her ne kadar \"kaldı ki tebligatın usulsüz olduğunun kabulü halinde dahi tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak kabul edileceği, davalı vekilince öğrenme tarihi olarak 27/08/2020 tarihinin bildirildiği, cevap dilekçesinin ise 28/09/2020 tarihinde süresinden sonra sunulduğu anlaşıldı. \" denilerek öğrenme tarihi 27/08/2020 tarihi baz alınsa da söz konusu tarihe ilişkin süre uzatım talebinin dilekçelerinde belirtilen tarih bulunmamakta olduğunu, dilekçelerinde yer alan 27/7/2020 tarihinin de sehven yazılmış bir tarih olduğunu, öğrenme tarihi olarak dilekçelerinin sunulduğu tarihin dikkate alınması gerektiğini, Bu hususta mahkemenin kararı tebliğe çıkarma yönünde eylemsiz kalması ve cevap sürelerini, dolayısıyla savunma haklarını kısıtlar şekilde hareket etmesinin usule, yasaya ve hukuka aykırı olup verilmiş olan kararın bu yönden bozulması gerektiğini, Daha sonrasında yapmış oldukları itiraz sonucu dosyaya bildirilen delillerini yine mahkemece dikkate alınmadığını, üçlü ticari defter incelemesi talepleri karşısında eylemsiz kalındığını, kendilerine defterlerini sunmak için verilen süre yanında bilirkişi incelemesi masrafının da usule aykırı şekilde kendilerine yükletildiğini, Mahkemeye sunmuş oldukları cevap dilekçelerinde belirtilen ödemelerin dava dışı ... şirketine yapılmış olup davanın bu sebeple reddi gerekeceğinden ve söz konusu ödemelerin tespiti için de dava dışı ... şirketi, müvekkil ve davacının defterlerinin 3'lü incelemeye tabi tutulması gerektiğinden bilirkişi incelemesi taleplerinin dosyaya bildirilmiş olup yerel mahkemece bu beyanlarının hatalı yorumlandığını ve ispat yükünün el değiştirdiği hususunu ileri sürüldüğünü, Söz konusu yorumun hukuk kuralları ile bağdaşmayan bir yorum olup kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu hatalı yorum sonucu kendilerine yükletilen bilirkişi masrafının ödenmemesi nedeni ie verilen ret kararının da usule, yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, Bilirkişi incelemesine ilişkin ara kararda külfet yükletilen tarafa dair nitelemenin hatalı olduğu gibi yapılan ihtaratın da yasalara aykırı ve eksik olduğunu, Taleplerine sessiz kalınarak bilirkişi incelemesinden vazgeçildiğini ve 27/05/2021 tarihli henüz dosyanın daha 2. duruşmasında tüm taleplerinin reddedilerek eksik incelmeyle dosyanın karara çıktığını, söz konusu hızlı yargılama performansı şeklen yargıdan beklenen performans olsa da huzurdaki dosyada usuli eksikliklerle gerçekleştirilen usulü yok sayan bir yargılama olduğunu, Söz konusu usuli safahata gerekçeli kararda hiçbir şekilde yer verilmediğini, sanki cevap dilekçelerine ilişkin bir hukuki tartışma hiç yaşanmamış gibi cevap dilekçelerinin süresinden sonra sunulduğuna dair ifadelerin gerekçeli kararda kendisine yer bulduğunu, Gerekçeli karar ile yargılama safahatinin birbirinden çok farklı iki yargılamaya ait gibi gözükmekte olduğunu, Mahkemeye sunmuş oldukları ( kendilerine göre ) süresinde olan cevap dilekçelerinde belirttikleri üzere müvekkil firmanın davacı alacaklı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, dosyada mevcut faturalardan, tahsilat makbuzlarından, şirketler arası yazışmalardan, cari hesap ekstrelerinden ve de ticari defter kayıtlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilin davacı şirketten dava dışı ... Dış Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. aracılığı ile motorin aldığını ve karşılık gelen ödemeleri de yaptığını, Dosyada verilen kararın bu yönü ile eksik olup müvekkil defterlerinin yanı sıra dava dışı ... Dış Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.'nin de defterlerinin üçlü inceleme şeklinde incelenmesi konusunda bilirkişi incelemesi oluşturulması taleplerinin yerel mahkemece hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, Dolayısıyla kararda cevap dilekçelerinde yer alan verdikleri hususlara, takip ve dava öncesi dava şirket ile müvekkil firma arasında yapılan yazışmalarda borç bulunmadığına ilişkin sağlanan mutabakata ve dosyaya sunulan 24/04/2013 tarihli yetki belgesine değinilmeden tek taraflı olarak dosya üzerinden yapılan incelemeye ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, gerekçeli kararda da yer almadığını, Oysa benzer bir dava olan İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/573 E. sayılı, yine aynı davacının taraf olduğu kendilerinin de davalı vekili olduğu dosyada 3. şahıs olan firma defterlerinde inceleme yapıldığını; müvekkilin iddiaları karşısında davacı tarafın alacağının olmadığının ortaya konulduğunu, ( ek: bilirkişi raporu ) Yine sözlü yargılama için kendilerinin ayrı bir duruşma günü verilmesi talebinin de mahkeme tarafından usule aykırı bir şekilde reddedildiğini, Verilmiş olan yerel mahkeme kararının usulden ve de esastan bozularak kaldırılması gerektiğini beyanla; Açıklanan, duruşmalar sırasında ortaya çıkacak ve re'sen göz önünde bulundurulacak sebeplerden dolayı; - Yerel mahkeme kararının, ekte sunulan başka mahkemeden alınmış olan emsal bilirkişi raporu da dikkate alınarak bozularak kaldırılmasını, - Dosyaya sunmalarına engel olunan ekte mevcut yetki belgesi ışığında ve mahkemece usule aykırı şekilde kabul edilmeyen 3'lü defter incelemesi taleplerinin kabulü yönünde karar tesis edilmesini, - Davanın reddine karar verilmesini, - Kötü niyetle hareket ederek müvekkilin ticari hayatlarına onarılmaz zararlar veren davacıların %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.   Dava; dava ve takip dayanağı faturalara konu akaryakıt ürünün davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava ve takip dayanağı faturalara konu motorin ürününün davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Davalı vekili cevap dilekçesi sunulmasına ilişkin yasal süreden sonra sunulan beyan dilekçesi ile; itirazın iptali davasında tebligatların icra dosyasındaki takibe itiraz eden borçlu vekiline yapılması gerektiğini, davacı asile dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğinin usulsüz olduğunu, davalının dava dışı ... Dış Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. aracılığı ile davacıdan motorin aldığını, fatura bedellerini de bu şirkete ödediğini ve davacıya borçlu olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından beyan dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde; itirazın iptali davasında tebligatların icra takip dosyasındaki vekile yapılması gerektiğini ve  Mahkemece asile çıkarılan tebligatların usulsüz olduğunu ileri sürmüştür. Ancak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 03/06/2022 tarih, 2021/1 esas ve 2022/3 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere icra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifeti ile takibe itiraz ettiğinde, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesi gerekmektedir. Yine asıl icra takibine itiraz eden vekilin ve arabuluculuk görüşmelere katılan vekilin itirazın iptali dosyasına vekaletname sunmadan önce asilin kendisini vekil ile temsil ettirip ettirmeyeceğinin, temsil ettirmesi halinde hangi vekil ile temsil ettireceğinin Mahkemece bilinmesi mümkün olmadığından icra takip dosyasındaki ve arabuluculuk görüşmelerindeki vekilin itirazın iptali dosyasında da vekil olarak kabul edilmesi ve bu vekile tebligat çıkarılması asilin savunma hakkını kısıtlayacak niteliktedir. Bu sebeple Mahkemece dava dilekçesi, tensip zaptı ve ön inceleme duruşma gününün davalı asile tebliğe çıkarılması ve tebliği usul ve yasaya uygundur. Mahkemece davalı asile çıkarılan  dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli ön inceleme duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin davalı asile 01/08/2020 tarihinde tebliğ edildiği, cevap dilekçesi sunulmasına ilişkin iki haftalık yasal sürenin son gününün adli tatile rastladığı ve HMK'nın 104/1 maddesi uyarınca sürenin adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzamış sayıldığı, davalı vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmasına ilişkin yasal sürenin son günü 07/09/2020 tarihinde saat 23:33 de cevap süresinin uzatılması talebinde bulunduğu, dosyaya gider avansı yatırmadığı, Mahkemece 08/09/2020 tarihinde davanın niteliği itibariyle adli tatilde görülebilecek davalardan olmadığından cevap süresinin adli tatil bitiminden itibaren bir hafta uzadığı dikkate alınarak ek süre verilmesi talebinin reddine karar verildiği, davalı tarafından gider avansı yatırılmadığından kararın tebliğe çıkarılamadığı, ancak evrak işlem kütüğü incelendiğinde bu kararın davalı vekili tarafından 09/09/2020 tarihinde okunduğu ve davalı vekili tarafından süresinden sonra 28/09/2020 tarihinde cevap dilekçesi sunulduğu, cevap süresinin adli tatil bitiminden itibaren kendiliğinden bir hafta uzamış sayılacağından ek süre verilmesinin zaten mümkün olmadığından davalı tarafından bu şekilde kabul edilerek süresinde cevap dilekçesi verildiği savunmasının kabulünün yasal olarak mümkün olmadığı anlaşılmakla Mahkemece cevap dilekçesinin süresinden sonra sunulduğuna ilişkin tespiti isabetli olup,  davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında dava ve takip dayanağı faturalara konu motorin ürününün davacı tarafından davalıya teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davalı tarafından fatura bedellerinin dava dışı ... Sanayi Ltd. Şti. aracılığı ile davacıya ödenip ödenmediği hususundadır. Davacı tarafından faturalara konu motorin ürünün davalıya teslimi davalı tarafından ikrar edildiğinden ve bedelin ödendiği savunulduğundan ödeme savunmasını ispat yükü davalıdadır. Mahkemece davalı vekiline ödeme belgelerini ve dava dışı ... Dış Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.nin tahsil yetkisi bulunduğuna ilişkin yetki belgesini sunması ve tarafların defter ve belgelerinin incelenmesine ilişkin bilirkişi ücretini yatırması için usulüne uygun olarak iki haftalık kesin süre verilmiş, ancak davalı vekili tarafından verilen süre içerisinde ara kararlar yerine getirilmemiştir. Davalı vekili dosyada bulunan faturalardan, tahsilat makbuzlarından, yazışmalardan, cari hesap ekstrelerinden davalının davacıya borçlu olmadığının anlaşıldığını belirtmiş ise de, söz konusu belgelerin dosyada ve davalı vekili tarafından sunulan dilekçelerin ekinde uyapta olmadığı, Mahkemece verilen süreye rağmen ve istinaf aşamasında dahi ödeme savunmasını ispatlar delillerini dosyaya sunmadığı, istinaf dilekçesi ekinde sunulduğu iddia edilen emsal bilirkişi raporu ve yetki belgesinin dilekçe ekinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından ödeme savunmasını geçerli yazılı ve kesin deliller ile ispat edilemediğinden Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.110,62 TL nispi istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.527,66‬ TL (59,30TL+1.468,36TL) harcın mahsubu ile bakiye 4.582,96‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"342eb4aaeda19d90","SID":"fff4b172c643df8f"}}