{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2109 Esas <br>KARAR NO: 2024/385 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2016/190 Esas - 2020/368 Karar <br>TARİH: 23/06/2020<br>DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili ile davalı arasında imzaladıkları sözleşme gereğince, davalının bir çok mağazasında kasap, pizza reyonu, paket ve canlı dana ve kuzu kurbanlık ürün satışları işletmeciliği yaptığını, davalının müvekkiline  01/01/2014 - 31/12/2015 tarihleri arasında eksik ödeme yapması nedeniyle müvekkili tarafından sözleşmenin feshedildiğini, davalının 01/01/2014 tarihinden önce satışı yapılan ürünlerin fiyatlarının girişini yapmak için kullandığı ATICA yazılımından SAP yazılımına geçmesi nedeniyle brüt KDV'li satışlar, KDV tutarları, komisyon oranlarının müvekkilinden gizlendiğini, davalının fatura edilen ürün satış miktar ve bedellerini gerçek satış miktar ve tutarları bilinmeden muhtelif gıda adı altında fatura ettirilmek istendiğini, mağazalardan alınan raporlarla genel merkezden gönderilen raporların birbirlerini tutmadığını, müvekkilinin davalının genel merkezinden mağazalara gönderilmesini talep ettiği fiyatların hiçbir zaman tüm mağazalarda uygulanmadığını tespit ettiğini, müvekkilinin davalıdan alacağının sabit olduğunu, alacağın miktarının ancak davalının tuttuğu kayıtlarının incelenmesi sonrası ortaya çıkacağını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacak davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkili ile davacı arasında akdedilen 01/01/2011 tarihli Taze Gıda Sözleşmesi uyarınca ticari ilişki kurulduğunu, sözleşmesel ilişki uyarınca davacının faaliyet gösterdiği ... mağazalarından temin edilen günlük kasa raporlarının davacıya iletildiğini, bu raporlardan elde ettiği hasılat miktarlarına göre müvekkiline fatura kestiğini, SAP döneminde sitemin teknik olarak değişmesine rağmen sözleşme şartlarında değişiklik olmadığından ödemelerde bir farklılaştırma yoluna gidilmediğini, davacıya tüm ödemelerin yapıldığını, davacının asılsız iddialarına ilişkin ispat külfetini yerine getirmediğini, sözleşmenin 11.6 maddesi uyarınca ...'nın ticari defter, yazışma vc diğer kayıtlarının yegane delil olarak kabul edildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/06/2020 tarih 2016/190 Esas 2020/368 Karar sayılı kararında;\"...Tüm dosya kapsamı, tarafların iddiaları, savunmaları, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden davacının davalıdan alacak talep etme hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı taraf, imzalanan sözleşmeye istinaden davacının mağazalarında kendi mallarının satıldığını, bu durumun davalının sisteminde kayıtlı olduğunu, ancak satılan malların bedellerinin kendisine ödenmediğini iddia etmektedir. Atanan bilirkişiler tarafından tarafların defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonunda, davacının davalı taraftan alacaklı olmadığı tespit edilmiştir. Davacının alacak iddiasını cari hesaba dayandırmamış olması nedeniyle cari hesapta alacaklı olmamasının normal olduğu düşünülebilirse de, davacı tarafından, davalının mağazalarında satışının yapıldığı ancak bedellerinin tahsil edilemediği iddia edilen ürünlerin satışına ilişkin herhangi bir kayıt dosyaya sunulmamıştır. Basiretli tacir gibi davranması beklenen davacı taraf, davalının mağazalarında ürünlerinin satıldığını, bütün kayıtların davalı tarafta tutulduğunu beyan ederek ederek alacağının tespitini ve tahsilini talep etmektedir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.2.maddesinde davacı tarafın yaptığı satışlar için fatura tanzim edeceği düzenlenmiş, yine sözleşmenin 11.6. maddesinde davalı şirketin ticari defter, yazışma ve diğer kayıtlarının yegane delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Bu sözleşme hükümleri nazara alındığında, davalının mağazalarında satıldığını ancak bedelinin davalı tarafından kendisine ödenmediğini iddia eden davacının, basiretli bir tacir gibi davranıp sattığı malların kayıtlarını tutması ve sözleşmede düzenlendiği üzere fatura tanzim etmesi gerekirken, bu işlemlerin yapmadığı anlaşıldığından, taraflar arasındaki, davalı şirketin ticari defter, yazışma ve diğer kayıtlarının yegane delil olarak kabul edileceği hususundaki anlaşma da göz önünde bulundurularak, mevcut dosya kapsamı ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ....\"gerekçesi ile, İspatlanamayan davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkili şirket ile davalı aralarında imzaladıkları sözleşme gereğince, davalı yanın bir çok mağazasında kasap, pizza reyonu ve paket - canlı dana ve kuzu eti kurbanlık ürün satışları işletmeciliği yapmış olup davalının müvekkiline 01.01.2014 - 31.12.2015 tarihleri arasında eksik ödeme yapması nedeniyle müvekkili tarafından sözleşme fesih edildiğini, bugüne kadar müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı, 01.01.2014 tarihinden önce satışı yapılan ürünlerin fiyatlarının girişini yapmak için kullandığı ATICA yazılımından SAP (Kurumsal Kaynak Planlama Yazılımı) yazılımına geçmesi nedeniyle brüt KDV'li satışlar, KDV tutarları, komisyon oranları müvekkili şirketten gizlenmiş ve hangi mağazada, hangi ürüne, ne kadar komisyon oranında satış yapıldığı bildirilmediğini, ATICA yazılımından SAP yazılımına geçildiği bahsi geçen dönemde müvekkili şirketin işleticisi olduğu reyonlarda satılan ürünlerin, müvekkiline verilen satış raporlarında ürün bazında eksik olarak aktarımları yapıldığını, dönem içerisinde yeni açılan mağazaların birçoğunda mağazaların açıldığı gün itibariyle satış yapıldığı halde, ürün bilgileri terazilere bilgi ve fiyat bazında yansıtılmamış, o günler itibariyle müvekkilinin satış kayıpları ortaya çıktığını, söz konusu dönemlerde davalı tarafından, fatura edilen ürün satış miktar ve bedelleri, gerçek satış miktar ve tutarları bilinmeden, muhtelif gıda adı altında tutar bazından (dolayısıyla % 8 KDV oranından) fatura ettirilmek istendiğini, ATICA yazılımından SAP yazılımına geçiş döneminde müvekkilinin işleticisi olduğu mağazalar stoklarında müvekkiline ait ürünlerde, satış bedellerinde ve miktarlarında fazla vermiş olup verilen bu stok fazlaları davalı yanın genel merkezinin bilgilendirilmesine rağmen, dikkate alınmayarak müvekkiline fatura ettirilmediğini, böylece stok fazlaları ürün satış miktar ve bedelleri olarak davalı yanın satışlarına yansıtıldığını, müvekkilinin dönem içerisinde aktarılmayan, fatura edemediği satışlarının mevcut olduğunu, yazılımların değiştiği bahsi geçen dönemde olmak üzere, davalı şirkete ait diğer mağazalardan alınan raporlar ile davalı yanın genel merkezinden müvekkiline gönderilen satış raporları birbirini tutmadığını, davalı genel merkezi bu dönemde müvekkiline hangi ürüne ait olduğunu bilinmeyen ve gerekli bildirimlerin yapılmadığı tutarlar göndererek bunlara ödeme alması için fatura kestirdiğini ancak müvekkili tarafından, davalı bu durumun beyanname sürecinde müvekkiline sıkıntı çıkaracağı bildirildiğini bu nedenle bu sorunla ilgili bir yazı talep edildiğini ancak verilmediğini,  ayrıca defalarca davalı yan genel merkezden komisyon dâhil brüt satış bedelleri talep edildiğini, satışlara ilişkin detaylı incelemeler yapabilmesi için müvekkiline verilen rapor formatlarına özellikle komisyonlu ve KDV’li brüt satışların eklenmesini istenmiş ancak sorun çözülmesi yerine davalı bilgi paylaşımını tamamen durdurduğunu, Tüm bu bilgiler ve dosyaya sunmuş belgeler ışığında yerel mahkemeden bilirkişi incelemesi yapılmasının talep edilmiş olmasına rağmen 08.01.2017 tarihli bilirkişi raporu cari hesap mutabakatından öteye geçemediğini, talebin müvekkilinin 01.01.2014 – 15.10.2015 dönemine ait işleticisi olduğu dava dosyasına konu mağazaların 24 ve 26 nolu reyonlarında gerçekleşen satışların günlük kasa Z raporları dikkate alınarak tarafına tanımlı artikel numaralarının baz alınması suretiyle ilgili dönemlerdeki gerçek komisyon oranları doğrultusunda satışlardan düşülerek tarafına SAP’dan alınan raporlara istinaden kestirilen fatura tutarları ile karşılaştırılmasını talep etmekte, ortaya çıkacak olan satış kayıplarının saptanmasını ve tarafına ödenmesi şeklinde olduğunu, müvekkili firma, davalının dava dosyasına konu Ankara, Antalya ve Çorum mağazalarının 24 ve 26 nolu reyonlarına ait işletici firması konumunda olduğunu, müvekkili ile ilgili mağazaların 24 ve 26 nolu reyonlarında tarafına tanımlı artikel numaralarını kullanarak satışlarını gerçekleştirmekte, bu satışlar sonrasında mağazaların yazarkasalarından geçen satışları belirli dönemler içerisinde ilgili ürün grubuna tanımlı komisyon ve KDVler düşüldükten sonra davalıya, davalının paylaşmış olduğu SAP üzerinden alınan raporlar neticesinde mağaza ve tarih bazlı fatura edildiğini, hesaplamalarda sağlıklı ve sağlam bir SAP kurgusu bilhassa geçiş döneminde ve sonrasında yapılamadığından mütevellit müvekkiline aylar sonrasında bile satışlar yansıtıldığını ve dönem dönem kestiği faturalar olduğunu, dava dilekçesi ekinde de sunulan yazışmalarda, örneğin Gordion ve Kaş ve bir çok mağaza müdürünün atmış olduğu mail gibi,  mağaza müdürleri tarafından davalıya gönderilen müvekkiline ait satışların kendi carilerine yansıdığı yazılı olarak beyan edildiğini, bilhassa yeni açılan mağazalarda ürün artikellerinin doğru tanımlanmamasından kaynaklı müvekkilinin kendi çabaları ile tespit ettiği ürünler saptandığını ve davalıya konu bildirildiğini, davalı taraf, müvekkilinden Temmuz-Ağustos-Eylül-Ekim 2014 döneminde kasalardan geçen satışları muhtelif gıda adı altında fatura ettirmek istediğini, bu durum dahi ilgili dönemde sistemsel açığın ne denli büyük bir problem olduğunu gözler önüne serdiğini, hesaplamalarda yanlışlık yapılmasına mahal vermeyecek işletici durumunda bulunan davalının SAP üzerinde kurgusal sürecinin planlanma şekli ve bu durum özelinde SAP sistemi üzerinden raporlamalar kullanılarak her türlü hareketlerin incelenmesi gerektiğini, ayrıca ilgili döneme ait SAP üzerinden negatif stok kontrolleri de yapılması gerektiğini, yapılacak olan incelemeler davalının, müvekkiline günlük/haftalık/aylık olarak bildirdiği dönemsel değişen gerçek komisyon oranları ile yapılması gerektiğini, İtirazlar üzerine yeniden bilirkişi raporu alınmak üzere dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, müvekkili ile bilirkişi ve davalı arasında 02.10.2019 tarihinde düzenlenen toplantıda taleplerin davalı yanın  bilgi işlem (IT) yetkililerine ve bilirkişiye iletilmiş olup raporda yer alan tutanak ile davalı yandan talep edilen bilgilerin 15 günlük bir süre zarfında bilirkişiye gönderileceği ve bu raporların incelenmesi üzerine yeniden bir toplantı yapılıp uzlaşı aranacağına karşılıklı olarak karar verildiğini ancak davalı kendisine verilen bu sürede kötü niyetli davranıp raporları sunmadıını, aradan bir ayı aşkın bir süre geçtikten sonra 04.11.2019 tarihinde bilirkişiye ve taraflarına cari hesap ekstresi ile birlikte işletici satış kayıtları adı altında bir rapor gönderdiğini, gönderilen rapor incelendiğinde 01.01.2014-31.12.2015 dönemleri için davalı  talep edilen kasadan geçen ürünlere ait satış raporuna istinaden gönderilmesi gereken rapordan çok uzak sadece 7 mağaza ve 432.812,36 TL'lik çok alakasız bir rapor gönderildiğini, ilgili mail üzerine davalı yan ile yapılan görüşme sonucunda davalı yanın satın alma yetkilisi ... ile yapılan görüşme sonrasında hatalı raporun gönderildiği ve bu hatanın düzeltilerek yeniden bir rapor gönderileceği bildirildiğini, bunun üzerine davalı 05.11.2019 tarihinde yeni bir rapor gönderdiğini, söz konusu bilirkişi raporu da ilgili rapora göre düzenlendiğini, bilirkişi raporu davalının satın alma birimi tarafından hazırlanmış olan rapor ile sınırlı tutularak hazırlandığını ancak satın alma birimi kendi yetkileri ile sınırlı olup tüm reyon satışlarını yansıtmadığını, nitekim raporda KDVli ve net satışlara nasıl ulaşıldığı, iskonto uygulanıp uygulanmadığı, uygulandı ise hangi oranlarda uygulandığı belirtilmediğini, davalı yan tarafından gönderilen rapor ve haliyle hazırlanan bilirkişi raporu, sözleşme kapsamındaki ürün portföyüne ait satışların tamamını yansıtmaması, yansıtılan satışların davalı yan kasalarından geçen tüm Et reyonu (24 reyon) ve Kızarmış Piliç (26 reyon) satışlarını içerecek şekilde Bilgi İşlem (IT) departmanı tarafından gönderilmemesi sonucunda gönderilen rakamların müşteriden kasalarda tahsil edilen tutarları, bu tutarlar üzerinden hangi oranda iskontoya tabi tutuldukları, uygulanan KDV oranları ve tutarları gibi açıklayıcı hiçbir veri içermediğini, bu eksikliklerle birlikte gönderilen hesap ekstresinin de başlangıç tarihi 01.07.2014 olduğu düşünüldüğünde bilirkişi hakediş hesaplamasının bu veriler ışığında sağlıklı bir şekilde yapılması mümkün olmadığını, tüm bu nedenlere dayanarak 11.01.2020 tarihli bilirkişi raporuna da itiraz ederek yeniden hem bilgisayar mühendisi hem de mali müşavirden oluşacak bir heyet ile itirazlar doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmesine rağmen yerel mahkemece bu talebin reddedilerek müvekkilinin \"basiretli bir tacir olarak davranmadığı\" gerekçesi ile davanın reddedildiğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, taraflar arasında akdedilen 18.04.2011 tarihli İşletici-Taze Gıda Sözleşmesi kapsamında, davacının satış hakkına haiz olduğu ürünleri sözleşmede belirlenen ... mağazalarında kendi nam ve hesabına satışının yapılması sonucu davalı tarafın davacıya 01.01.2014 - 21.12.2015 tarihleri arasında eksik ödeme yaptığı iddiasına ilişkin olarak açılan alacak davasıdır. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar Arasında Akdedilen 18.04.2011 Tarihli İşletici Sözleşmesi başlıklı sözleşme incelendiğinde;İşletici ... Ltd. Şti. ile ... Tic. Merkezi A.Ş. arasında 18.04.2011 tarihinde sözleşme imzalandığı, sözleşmenin konusunu sözleşmede belirtilen ... mağazalarında, İşletici'nin (davacının) satış hakkına haiz olduğu ürünlerin ... tarafından belirtilen şartlarda kendi nam ve hesabına satışının yapılmasının oluşturduğu, Sözleşmenin ÜCRET başlıklı 3.1. maddesinde; işleticinin, faaliyetlerinin karla sonuçlanıp sonuçlanmadığına bakılmaksızın, mağazada satılan Ek 3'teki ürünlerin KDV'den arındırılmış 7 günlük net satış cirosu üzerinden yine Ek 3'te belirtilen oranlar esas alınarak hesaplanan satım bedelini ...'ya ödemeyi taahhüt ettiği, Sözleşmenin 3.2. maddesinde; ürün satışlarının, mağaza kasalarından geçen ... tarafından ürünlere tahsis edilmiş Ek 3'te belirtilen ... Ürün Kodu kayıtlarına göre belirleneceği, İşleticinin, ... tarafından kendisine temin edilen ürün kodlarını kullanmaması durumunda ... nezdinde satış görünmemesi nedeniyle doğacak tüm zararları tazmin etmeyi taahhüt ettiği, Sözleşmenin 10.1. maddesinde; sözleşmenin 01.01.2011 tarihinde yürürlüğe gireceği ve 31.12.2011 tarihine kadar geçerli olacağı, tarafların sözleşme bitiminde sözleşme konusu ticari faaliyete fiilen ve 1 (bir) ayı geçen bir süre daha devam etmeleri halinde veya yeni bir  sözleşme akdedilmedikçe işbu sözleşmenin aynı şartlarla ve ticari ilişki devam ettiği sürece aynı şartlarla geçerli olduğu, Sözleşmenin 11.6. maddesinde;'' ...'nın ticari defter, yazışma ve diğer kayıtlarının yegane delil olarak kabul edileceği, '' hususları yer almaktadır. Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı yanın, 01.01.2014 tarihinden önce satışı yapılan ürünlerin fiyatlarının girişini yapmak için kullandığı ATICA yazılımından SAP yazılımına geçmesi nedeniyle brüt KDV'li satışlar, KDV tutarları, komisyon oranlarının müvekkili şirketten gizlendiğini ve hangi mağazada, hangi ürüne, ne kadar komisyon oranında satış yapıldığının bildirilmediğini, müvekkiline verilen satış raporlarında ürün bazında eksik olarak aktarımlarının yapıldığını, dönem içerisinde yeni açılan mağazaların birçoğunda mağazaların açıldığı gün itibariyle müvekkilinin satış kayıplarının ortaya çıktığını, ayrıca, ATICA yazılımından SAP yazılımına geçiş döneminde müvekkilinin işleticisi olduğu mağazalar stoklarında müvekkiline ait ürünlerde, satış bedellerinde ve miktarlarında fazla vermiş olup verilen bu stok fazlalarının davalı yanın genel merkezinin bilgilendirilmesine rağmen, dikkate alınmayarak müvekkiline fatura ettirilmediğini, böylece stok fazlaları ürün satış miktarı ve bedelleri olarak davalı yanın satışlarına yansıtıldığını, müvekkilinin dönem içerisinde aktarılmayan, fatura edemediği satışlarının mevcut olduğunu, davalının müvekkiline eksik ödeme yaptığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL'lik alacak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; SAP döneminde sistem teknik olarak değişse de sözleşme şartlarında değişiklik olmadığından ödemelerde bir farklılaştırma yoluna gidilmediğini, bu bağlamda, davacıya gerekli tüm ödemelerin yapıldığını, davacının müvekkili şirket nezdinde bakiye hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Dava konusu olayda, temel uyuşmazlık cari hesap alacağından kaynaklanmamaktadır. Davacı işbu dava ile davalı yazarkasalarından geçen satışların ilgili otomasyon programlarına hatalı ve eksik olarak aktarıldığından bahisle bu tutarın tahsilini talep etmiştir. HMK 282 maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir,\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiştir. Davacı ile davalı arasında akdedilen 08.04.2011 tarihli sözleşme uyarınca, davacının faaliyet gösterdiği ... mağazalarından temin edilen günlük kasa raporlarının davacıya iletildiği ve davacının bu raporlardan elde ettiği hasılat miktarına göre davalı şirkete fatura tanzim ettiği ve tanzim ettiği faturaları daha sonra ticari defterlerine işlediği anlaşılmaktadır. Davacı yan, davalının, satışı yapılan ürünlerin fiyat girişi için kullandığı SAP yazılımında yaşanan aksaklıklar nedeniyle, brüt KDV'li satışların, KDV tutarları ve Komisyon oranlarının davacı şirketten gizlendiğini, bu kapsamda davalı tarafından hangi mağazada hangi ürüne ne oranda satış yapıldığının kendisine bildirilmediğini iddia etmektedir. Bu durumda ispat külfeti davacıda olup ilk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında davacı tarafça iddiasını ispat edemediği gözetildiğinde,  mahkemece davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 29/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd1642cc62cb2ca0","SID":"674c80fd4db95cf8"}}