{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t\t: 2021/1264<br>KARAR NO\t \t: 2024/383<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO\t\t: 2020/462 <br>KARAR NO\t\t: 2021/373<br>DAVA TARİHİ\t: 01.11.2020<br>KARAR TARİHİ\t: 25.06.2021<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 07.03.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 08.03.2024<br><br>Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.06.2021 tarihli 2020/462 Esas, 2021/373 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM: <br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin elektronik ürünlerin perakende satışı ile iştigal ettiği, ülke çapında hizmet verdiği, müvekkili şirketin şubelerinden biri olan ... Caddesi No:... .../... adresli mağazasında da bu hizmetini sürdürdüğü, mağazanın tabela yapım işlerinin ise davalı taraf olan ... - ...'a yaptırıldığı, yapılan iş karşılığında, davalı tarafça 13.03.2017 tarihli fatura düzenlendiği ve müvekkil şirket tarafından davalı tarafa 33.040,00-TL ödeme yapıldığı, ancak davalı tarafça yapılan tabelanın  aradan geçen sürede trafoların teknik detaya uymadan yapıldığı, zemin gofraj kaplamanın koptuğu, yeni bir kompozit zeminin lazım olduğu ve tabelanın o hali ile rüzgarda tehlike yarattığı tespit edildiği, bu kapsamda İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/130 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti talep edildiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da tespite konu levhanın büyüklüğü ve buna bağlı olarak alacağı rüzgar yükü göz önüne alındığında, aydınlatmayı sağlayacak led ünitelerin monte edildiği arka yüzeyin son derece dayanıksız ve basit malzemeden imal edildiğinin rapor altına alındığı, tasarımın hatalı olduğu ve levhada oluşan problemlerin tamamının müvekkil şirketin kullanımına bağlı olmaksızın oluşmuş ve davalı taraftan kaynaklanan hatalı tasarım sonucu oluştuğunun belirlendiği,  bu işlemlerin yaklaşık maaliyetinin KDV dahil 20.000,00-TL olarak belirlendiği, müvekkilinin ödeme yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak yüklenici olan karşı yan her ne kadar tabelayı yapmış olsa da daha sonradan ortaya çıkan sorunlar sonucunda yapılan tespit ile yüklenicinin tabelayı özenle yapmadığı, teknik detaylara uymadığı, basit malzeme kullandığı sonucuna ulaşıldığı, bu kapsamda söz konusu ayıpların sonradan ortaya çıktığı göz önüne alındığında gizli ayıp niteliğinde olduklarının açık olduğu, TBK'nın 477.maddesi uyarınca davalının gizli ayıplardan sorumlu olduğunun açık olduğu, tabeladaki arızanın ve tabelanın düşme tehlikesinin bulunmasının güvenlik zafiyeti teşkil etmesi sebebiyle, müvekkil şirketin acil ihtiyacı ve daha fazla zarara uğramama gerekliliği karşısında, söz konusu tabelanın arıza onarımı ... - ...'a yaptırılmış olup, işbu tadilat için müvekkili şirket tarafından KDV Dahil 23.305,00-TL ödendiği, müvekkili şirketin bu şekilde TBK'nın 475.maddesindeki seçimlik hakkını kullandığı, müvekkili şirketin uğradığı bu zararın ödenmesi amacıyla başlatılan  Karşıyaka 3.İcra Müdürlüğü 2020/65E. Sayılı dosyada takibe yapılan itirazın hukuka aykırı olduğu davacının davalı tarafın kusuruna dayanan ayıptan dolayı zarara uğradığı ve bunun tazmininin davalı tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği,  ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğu ancak anlaşamama ile sonuçlandığı, davalı tarafın haklı icra takibimize dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi ve müvekkil şirketin alacağına kavuşmasının geciktirilmesi sebebiyle icra inkar tazminatı talep etmek gereğinin doğduğunu beyan ederek, söz konusu icra takibinde alacağın likit alacak olduğu, müvekkil şirketin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı/borçlu tarafından haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz edilen Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü 2020/65E. Sayılı dosyasındaki itirazın iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>YANIT:<br>Davalıya dava dilekçesi ve tensip zaptının 19/12/2020 tarihinde tebliğ edildiği, ancak cevap dilekçesi sunulmadığı UYAP üzerinden anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 25.06.2021 tarih ve 2020/462 Esas, 2021/373 Karar sayılı kararı ile özetle; \"...Delil tespit raporu ve mahkemece yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporunda sözleşme konusu eserin ayıplı (kusurlu) olduğu ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu belirtilmiş, delil tespiti raporunun tebliğinin  ayıp ihbarı olarak kabul edilebileceği, her ne kadar davalı tarafça davacının inşa ettiği levha üzerine panonun takılmak durumunda kalındığı,  ayıbın bu levhadan kaynaklandığı bildirilmiş isede bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere ayıbın davalının hatalı tasarımından kaynaklandığı anlaşıldığından, davanın kabulüne, \" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 04.08.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Yerel mahkeme bilirkişi raporunu esas alarak karar verildiğini, bilirkişi raporunda arka yüzey kaplamasının bir kısmının rüzgar etkisiyle kırıldığını bu nedenle müvekkili tarafından yapılan tabelada hasar meydana geldiğini ve bu durumun gizli ayıp teşkil ettiğinin belirtildiğini, İzmir 5. Sulh Mahkemesine sunulan 11.11.2019 tarihli dilekçelerinde ya da Karşıyaka 5. Noterliğinin 37032 yevmiye numarasıyla gönderdikleri ihtarnamede belirtildiği hasarın meydana gelmesine neden olan tabelanın arka kısmında bulunan levhaların müvekkili tarafından takılmadığını, bu levhaların daha önce takılan tabelaya ait olduğunu, müvekkili tarafından bu levhaların zamanla çürüyüp zarar göreceği ve tabelaya zarar vereceği bildirildiğini, davacı şirket maliyetlerden kurtulmak amacıyla levhanın değiştirilmesine rıza göstermediğini ve tabelanın mevcut levha üzerine takılmasını talep ettiklerini, müvekkili İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/130 D. İş dosyasında alınan bilirkişi raporunun kendisine tebliği ile tabelada meydana gelen hasarlardan haberdar olduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında değişik iş dosyası ile ihbar olarak kabul edildiğini, aynı şekilde müvekkilinin de bu dosyayı bir ihbar olarak kabul ettiğini ve dosyadan haberdar olmasıyla birlikte İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 019/130 D.İş dosyasına sunulan 11.11.2019 tarihli dilekçesinde ve Karşıyaka 5.Noterliği'nin 37032 yevmiye numarasıyla gönderdiğini, iki ihtarnamenin de daha önce tabelada meydana gelen arızalardan haberdar edilmediğini, mağazadaki fiziki ortamın onarıma hazır hale getirilmesi ve bu durumun davalıya bildirilmesi halinde tabelada meydana gelen garanti kapsamındaki ve kullanıcı hatasından kaynaklanmayan arızaları gidermeye ve gerekli onarımları yapmaya hazır olduğunun açıkça belirtildiğini, davacı taraf seçimlik hakkını onarım yönünde kullandığını, davacı tarafın her ne ad altında olursa olsun bir başka seçimlik hak talep etmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın onarım talebini, müvekkili tarafından gönderilen onarıma hazır olunduğuna ilişkin ihtarnameye rağmen, davalı müvekkiline iletmeyerek davalı müvekkilini zarara uğratma gayesinde olduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen davanın kabulüne ve ferilerine ilişkin kararın istinaf yoluyla ortadan kaldırılmasını, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere haksız davanın reddini, alacaklının icra takibinin iptali ve kötü niyetli alacaklının kötü niyetle takip başlatması sebebi ile yüzde 20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin davacı yan üzerine bırakılmasını ve karşı vekalet ücretinin davacı yana karşılanmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>YANIT:<br>Davacı vekili tarafından verilen 18.08.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesine yanıt ile özetle; Dilekçelerinde ayrıntılı olarak belirttikleri üzere, davalı yanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı yana yükletilmesini talep edilmiştir.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı iş sahibi,  davalı ise yüklenicidir. <br> Bilindiği üzere eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır.<br> Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp,  sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 359-363. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. <br> Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir.  Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır.  Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi (BK, m. 359/1) maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imal edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. ve mülga BK’nın 359/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür.   Gizli ayıplarla ilgili mülga BK’nın 359/1. maddesindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin düzenleme mevcut değildir. Ancak TBK’nın  477/3. maddesi  ile mülga BK’nın 362/3. maddesinde, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin  yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir. <br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir.<br>Kural olarak götürü bedelli eser sözleşmelerinde, iş bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmemiş ise, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Bu şekilde belirlenen iş bedeli yapılan ödemelerden az ise, iş sahibi fazla ödediği bedelin iadesini; fazla ise yüklenici ödenmeyen iş bedeli alacağının tahsilini isteyebilir. Sözleşme dışı iş kalemlerine ilişkin istemlerde ise, yapıldıkları yıl mahalli piyasa rayiç bedellerine göre hesaplama yapılarak iş bedelinin bulunması gerekir  (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2020/2407 Esas, 2020/3033 Karar).<br>Ancak götürü bedelli sözleşmelerde iş bedelinin tamamı ödenmiş ise, eksik ve ayıplar nedeniyle fiziki oran kurulması gerekmez; bu durumda iş sahibi, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelini isteyebilir (ÖZTÜRK, Muammer; GÖZÜTOK Zeki: Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, 2019, s. 569).<br>Somut olayda, davalı yüklenici ile davacı iş sahibi, davacının iş yeri için tabela yapımı konusunda anlaşmışlardır.  Davacı tarafça İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/130 değişik iş sayılı dosyası ile tespit yaptırılmıştır. Tespit raporunda tespite konu levhanın büyüklüğü ve buna bağlı olarak alacağı rüzgar yükü göz önüne alındığında, aydınlatmayı sağlayacak led ünitelerin monte edildiği arka yüzeyin son derece dayanıksız ve basit malzemeden imal edildiği ve tasarımın hatalı olduğu belirlenmiştir. Bunun üzerine davacı tarafça tabelanın onarımı dava dışı firmaya yaptırılmış ve onarım bedelinin davalıdan tahsili için takip başlatılmıştır. Dosya kapsamı, sunulan belgeler, tespit raporu ve yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuna göre davaya konu tabelanın ışıklı yaklaşık 5 m uzunluğunda, 5 metre uzunluğunda hafif çelik konstrüksiyon kutu profiiler ile imal edilmiş olduğu, tabelanın betonarme döşemeye plastik dübeller takılmak suretiyle ve vidalar ile monte edildiği tespit edilmiş olup bu ağırlıkta davaya konu tabelanın fen ve sanat kuralları çerçevesinde tekniğine ve usulüne uygun montajının yapılmadığı, söz konusu tabelanın ağırlığına uygun daha sık aralıklarla çelik dübeller vasıtası ile ve veya kaynaklı sistem ile yerine asılması gerektiği, usulüne ve tekniğine uygun olarak montajı yapılmış olan tabelanın düşmesi sonucunda hem tabelanın hem de tabelanın altında bulunan açılır kapanır tentenin zarar gördüğü, tabelanın kullanılması için kırılan ve zarar gören yerlerinin tamir edilmesi, tekniğine ve usulüne uygun şekilde montajının yapılması için gerekli malzeme ve işçilik maliyetinin 20.000,00 TL olabileceği, davalı yüklenici tarafından hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ve fenne aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının delil tespiti sonrasında eldeki davayı açtığı dikkate alındığında davacının ayıp ihbarında bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, denetime elverişli ve gerekçeli olarak düzenlenen hükme dayanak  bilirkişi raporu uyarınca, onarım bedeli olarak belirlenen tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.06.2021 tarihli 2020/462 Esas, 2021/373 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 1.401,72 TL istinaf  karar ve ilam harcından, peşin alınan 350,43 TL harcın mahsubu ile kalan 1.051,29 TL harç bedelinin davalıdan  alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalı vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere 07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a00fc572992e7132","SID":"71b8fe327bef8775"}}