{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1753 <br>KARAR NO: 2024/371<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/06/2023<br>NUMARASI: 2014/1158 E. - 2023/468 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil tarafından,  menfi tespit davasına konu edilen borç, davalılardan ... tarafından yetkili hamil sıfatı ile alacaklı olarak, davacı keşideci müvekkil aleyhinde İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/231 D.İş sayılı dosyası üzerinden alınan İhtiyati Haciz doğrultusunda, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden başlatılan Kambiyo Takibine konu 07.06.1999 tanzim tarihli, 59.850.USD tutarlı ve vade tarihi sonradan tarihi 25.08.2011 şeklinde hukuka aykırı olarak doldurulmuş ve takip konusu edilmiş emre muharrer senet bakımından, davacı müvekkilin borçsuz bulunduğunun tespiti talebi hakkında olduğunu,  icra takibine konu bononun, öncelikle “vadesiz- görüldüğünde ödenecek bono” niteliğinde bulunmasından mütevellit  zaman aşımına da uğramış olması bakımından, davacı müvekkilin borçsuz bulunduğunun tespitine;  zaman aşımı sürelerinin geçirilmiş olması ve kambiyo vasfını yitirmiş olmasından ötürü, daha sonradan davalılar arasında kararlaştırılan işlem ile “vadesiz bonoya” sonradan vade tarihi eklenmek sureti ile yapılan tahrifatın, senet metnindeki davalı ...' e ait ciro ile karşılaştırmalı olarak yapılacak incelemesi neticesinde cirodan sonra yeni tarihli olarak geçmişe dönük doldurulmuş olmasından mütevellit; davacının  zararına hareket edilmiş olmasından ötürü; taraflar arasındaki hukuki ilişkiye, hukuka, hayatın olağan akışına aykırı olarak doldurulduğunun tespiti ile taraflar arasında takip konusu bononun verilmesine sebebiyet verecek herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut bulunmaması ve işbu takip konusu bononun, davalı lehdar ... tarafından tahsil edilmiş olması ve bu durumu ortaya koyar mahiyette maddi ve hukuki deliller ile, bononun bedelsiz bulunması sebebi ile; davacı müvekkilinin borçsuz bulunduğunun tespitine;   haksız ve kötü niyetli takip sebebi ile; takip konusu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu bononun  diğer davalı ... tarafından ciro edilerek verildiğini , müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu, bu nedenle davaya husumet itirazında bulunduklarını, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı dava dilekçesinde; diğer davalı ...'e, dava konusu bonoyu kaybetmiş olması nedeniyle yeni bir bono verildiğini, bu bononun Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, bu borcun ödendiğini, bononun diğer davalı ... ile davacı arasındaki \"özel bir şahsi ilişki\" nedeniyle verildiğini, diğer davalı ... ile arasında geçerli bir borç doğuracak mahiyette hukuki bir ilişki ve işlemin olmadığını iddia ve beyan etmiş olduğunu, bu iddiaların  davacı ile diğer davalı arasındaki hukuki ilişkiye ilişkin olduğunu sonraki ciranta ve hamil olan iyi niyetli 3. kişi müvekkilini bağlamayacağını,  hamile karşı  ileri sürülebilecek iddialar olmadığını, davacının, dava konusu bononun kambiyo vasfını yitirmiş ve zaman aşımına uğramış olduğu iddiasını kabul etmediklerini , bononun  görüldüğünde ödenecek bonolardan olmadığını, ayrıca BK 125. maddede düzenlenen 10 yıllık zaman aşımı gereği bononun zaman aşımına uğradığı iddiasının da hukuki hiçbir dayanağı bulunmadığını, , dava konusu bononun kambiyo vasfı taşıdığını, Kambiyo senetlerine ilişkin olarak zaman aşımını kesen sebeplerin  TK.m.662’da özel olarak ve sınırlayıcı bir şekilde düzenlendiğini,  senetteki düzenleme tarihi ile vade tarihi arasında 12 yıl 1 ay 19 gün  olduğunu, ancak  senetteki tanzim tarihi ile vade  tarihi arasında uzun süre olmasının  senedin geçersizlik sebebi olmadığını, kanunda bu konuda   tanzim tarihi ile vade arasındaki süreyi sınırlayan bir hüküm bulunmadığını,  bonoda kullanılan para biriminin USD yani ABD doları olduğunu açık olduğunu davacının takibin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini,   senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının ancak yazılı bir delil ile ispatlanabileceğini, bununla beraber anlaşmaya aykırı olarak doldurulmuş senedi devralan kişi, ancak kötü niyetli (ve iktisabında) ağır kusurlu ise, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu def'inin  ona karşı da yöneltilebileceğini,  tüm bu nedenlerle;  husumet itirazının kabulü ile davanın husumet yönünden reddine, tüm taleplerin reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"Davanın REDDİNE, \" karar verilmiştir.  İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayda, davacı müvekkilin borçsuz bulunduğunun tespitinin talep edildiği bono, TTK.nun 689/2. maddesine göre \"görüldüğünde ödenmesi\" şart olan bir bono sayıldığını, ödeme tarihinin sonradan kötü niyetli olarak başkası tarafından doldurulduğunu, bu nedenle TTK.nn 616. maddesi hükmüne göre görüldüğünde ödenmek üzere keşide olunan senedin keşide gününden itibaren bir yıl içinde ödenmesi için ibrazının gerekli olduğunu, TTK.nun 661. madde hükmüne göre poliçeyi kabul edene veya bonoyu keşide edene karşı açılacak davalar, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağını, Bu üç yıllık süre görüldüğünde ödenecek senetlerde, ödenmesi için ibrazı gereken bir yıllık sürenin bitimi tarihinden itibaren işlemeye başladığını, bononun keşide tarihi 06.07.1999 olup ödenmesi için 06.07.2000 tarihine kadar  ödenmesi için ibrazda bulunması gerektiğini, bu tarihe göre 3 yılın ilavesi ile 06.07.2003 tarihinde bononun zaman aşımına uğramış olduğunu, ayrıca bu halde, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre müracaat hakkı bakımından 1 yıllık hak düşürücü sürenin de geçirildiğini  yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;   mahkeme kararında da belirtildiği üzere davacı davasında haksız olup ileri sürdüğü iddiaları da ispatlayamadığını, davacının haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini,  davacının iddialarını 6102 sayılı HMK.m.200 kapsamında yazılı delil ile ispat etmek zorunda olmasına rağmen ikinci senedin ilk senet yerine verildiğine dair bir yazılı delil sunulmamış olması, ceza davası neticesinde verilen karar ile yazılı delil ile ispat etme külfetinin aşabilecek ve dolayısıyla ikinci senedin ilk senet yerine olmak üzere hile ile davacıdan alındığına yönelik bir delil elde edilememiş olmasının ve de davacı tarafından dava dilekçesinde her iki senedin miktar olarak 58.950,00 USDolduğu iddia olunmasına rağmen, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icraya konulduğu iddia olunan ikinci senedin miktar olarak 95.000,00 USD miktarlı olması nedeniyle her iki senet miktarının da farklı olması nedeniyle davacı taraf iddialarını usulüne uygun delillerle ispat edememiş olduğundan davanın reddine yönelik verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunu belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, İİK. M.72 maddesine dayalı icra takibinden sonra açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.  Davacı vekili, davacının  ...'e 07/06/1999 keşide tarihli 59.850,00 USD miktarlı ve vade tarihi boş olan  bonoyu verdiğini  ...'in bu bononun  kaybolduğunu  iddia etmesi  nedeniyle ...'e  07/06/1999 keşide tarihli ve 59.850,00 USD miktarlı ikinci bono verdiğini, ikinci bononun Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icraya konması sonrası  davacı tarafından ödendiği halde  kaybolduğu söylenen ilk senedin vade tarihi yazılarak diğer davalı ... tarafından İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, ikinci senet  ödendiğinden  takip konusu  senedin bedelsiz kaldığını beyanla eldeki davayı açmıştır.İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında ; Davalı ...'in  davacı ... ve davalı ... aleyhine  59.850,00 USD asıl alacak ve ferileri  toplamı 71.460,08 USD ve 370,50 TL alacağın  tahsili için kambiyo senetlerine özgü takip başlattığı, 10..06.2014 tarihli ödeme emri düzenlendiği, takibin dayanağının 06/07/1999 keşide , 25/08/2011 vade tarihli ve 59.850,00 USD miktarlı bono olduğu, bononun keşidecisinin  ..., lehtarının ... olduğu, nakten kaydı ile düzenlenen senedin ... tarafından ...'e ciro edildiği  görülmektedir.Davacının bedelsizlik iddiasına dayanak gösterdiği, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı takip dosyasında; alacaklı  ...'in  borçlu ... aleyhine 30/08/2005 tarihinde,30/07/2005 vade tarihli ve  95.000,00 USD bedelli  bonoya dayalı olarak takibe geçildiği görülmektedir.  İstanbul 10. Ağır Ceza mahkemesinin 2018/269 Esas sayılı dosyasında 05/11/2020 tarihli  2020/218 Karar sayılı karar ile  ... hakkında  beraat kararı verildiği,... yönünden davanın ölüm nedeniyle düştüğü,  kararın  09/02/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.Dava senedin imzalı ve vade tarihi boş olarak verildiği,  bedelsiz olduğu,  iddiasına dayalı açılmıştır. Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu kapsamda  bono; ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez,senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığı iddiasında  ispat yükü  kaydın aksini iddia edene aittir. Senedin miktar hanesi, tanzim tarihi  yazılıp imzalı şekilde  diğer kısımlarının  boş olarak verildiği, senetteki vade tarihinin sonradan doldurulduğu, iddiası yönünden, bononun TTK 680.maddesi  uyarınca açığa senet şeklinde  düzenlenmesi mümkündür. Bu nedenle senedin diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olması senedin  hükümsüzlüğü sonucunu doğurmaz. Senedin işleme konulmadan önce zorunlu unsurlarının tamamlanabilmesi mümkündür. Dava konusu senedin TTK 776.maddesi uyarınca zorunlu unsurlara havi  bono vasfında olduğu, keşidecisinin davacı, lehtarının davalı ..., hamilinin davalı ...  olduğu, davacı keşideci   tarafından imzalanıp bir kısım yerleri boş bırakılarak düzenlenip verildiği, tamamen doldurulmamış bononun tedavüle çıkarken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu  yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece, bono üzerinde yazılı unsurlar varlığını koruyacaktır. Yine senedin bedelsiz olduğu  iddiasının da yazılı delil ile ispatlanması gerekli olup, davacının  bu iddialarını ancak  lehtar  olan davalı Münevvere karşı ileri sürebileceği, davalı ... senedi ciro yolu ile alan hamil olup, TTK 686. maddesinde de, bir poliçeyi elinde bulunduran kimsenin, son ciro beyaz ciro olsa dahi, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili  hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre davalı ... yetkili hamildir. Hakkında senedi  kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisabında ağır kusurlu olduğuna dair delil bulunmayan yetkili  hamile yönelik  lehtar ile keşideci arasındaki şahsi defilerin   ileri sürülemeyeceği, sonuç olarak, dava konusu bononun  davacı  tarafından düzenlenerek lehtara verildiği ve ciro edildiği, bononun  anlaşmaya aykırı  olarak düzenlendiğine ve bedelsiz kaldığına  dair iddiaların yazılı  delil ile ispat edilemediği, bonoda vade ve tanzim tarihi arasında belli bir zaman diliminden fazla süre içermemesi gerektiğine dair  kısıtlayıcı yasal bir düzenleme bulunmadığı, dava konusu senedin bono vasfını koruduğu, 3 yıllık zamanaşımı süresi içinde takibe konu edildiği,  davanın reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı davacının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/06/2023 tarih ve 2014/1158 E., 2023/468 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81ef22f72d3a3983","SID":"f02ddac33bb12ba7"}}