{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>                       T.C.<br>                  SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/6 <br>KARAR NO\t\t: 2024/384<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...          (...)<br>ÜYE\t\t: ...          (...)<br>ÜYE\t\t: ...          (...)<br>KATİP\t\t: ...          (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 31/10/2023 tarihli ara karar<br>NUMARASI\t: 2023/503 Esas<br>KARŞI TARAF/DAVACI : ... (T.C. NO: ...)  - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI\t: 1- REKAN YATIRIM TURİZM SANAYİ İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. ...<br>VEKİLİ\t:\tAv. ... - ...<br>YARGILANMANIN YENİLENMESİNİ <br>TALEP EDEN/DAVALILAR\t: 2-... (T.C. No: ...) - ...<br>\t:\t3-... (T.C. No: ...) - ...<br>VEKİLİ\t:\tAv.. ... - ...<br>TALEP\t: İhityati tedbir<br>TALEP TARİHİ\t: 31/10/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 29/02/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 29/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesi ile: davacının davanın seyrine göre zaman içerisinde başlangıçta iddia ettiğinin tam tersi bir iddiayı dile getirdiği ve davanın kendi lehine sonuçlanmasını sağlamak adına mahkemeyi yanıltacak şekilde hileli hareket ettiğini, davacının davalılardan ... ile arasındaki ilişkiyi en baştan itibaren gerçeğe aykırı şekilde aktardığını, dilekçe teatileri süresince hiçbir şeklide dile getirmediği halde iddianın genişletilmesi yasağına aykırı şekilde bu yasağın devreye girdiği tarihten sonra sunduğu çeşitli dilekçelerde dava konusu vekaletnamelerde hisse devri yetkisi verilmediğini ileri sürdüğünü, bu davranışın açıkça karara tesir eden hileli davranış niteliğinde olduğunu, davacının gerçeği bilerek çarpıtan bu beyanı doğrudan doğruya karara etki ettiğini, mahkeme kararını dava konusu vekaletnamelerde hisse devri yetkisi bulunmadığının kabulü üzerine tesis ettiğini, 13/06/2019 tarihli dava dilekçesinde davacı vekili dava konusu limited şirkette sahip olduğu %50 hissesinin hileye dayalı olarak ve vekaletin suiistimali suretiyle satışının geçersizliğine ve iptaline karar verilmesi olarak belirttiğini, davalı müvekkillerinin davacı nezdinde yarattıkları güveni kullanarak ve şirket hisseleri satışı yetkisi dahil çok geniş kapsamlı bir vekaletname aldıklarını iddia ettiğini, davacı dava ve cevaba cevap dilekçelerinde hiçbir şekilde müvekkillerine verilmiş olan vekaletnamelerde pay devri yetkisi bulunmadığını, aksine bu yetkinin varlığını kabul etmişken dilekçe teatisinin tamamlanmasından sonra HMK 141'e aykırı olarak sanki daha önce müvekkillerine verilen vekaletnamelerde yer alan pay devir yetkisinin varlığını kabul etmediğini, iddiasını zaman içerisinde tamamen farklı şekle büründürdüğünü, HMK 375/1-E uyarınca ifadesi karara esas alınan tanığın karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması da yargılamanın iadesi sebebi teşkil edeceğini, davacı lehine tanıklık yapan kişilerin tanıklıklarının yalan beyanlar içerdiğinin gelinen noktadan açıkça ortaya çıktığını, ilk derece mahkemesinin kararının davacı tarafın iddialarının sınırları gözetilmeden verildiğini, daha önemlisi davacı tarafın açıkça ikrar ettiği olguların mahkeme tarafından çekişme konusuymuş gibi incelenerek davacının ikrarının aksine hüküm tesis edildiğini, davacı tarafından davalılara verilen vekaletnamelerin içerdiği yetkiler değerlendirilirken vekaletnamenin lafzı ile beraber vekil eden ve vekiller arasındaki ilişkinin bütünü de dikkate alınmasını, taraflar arasında uzun bir süreden beri devam eden vekaletnamenin verilmesine de temel teşkil eden ilişkinin dikkate alınmaksızın yapılan değerlendirmenin esasen tartışma konusu dahi olmayan bir hususta mahkemeyi hatalı bir sonuca ulaştırdığını, 30/12/2018 tarihli vekaletnameler taraflar arasında çok daha önce başladığını ve nihai hedefi taraflar arasında resmi bir ortaklık ilişkisi oluşturmak olan adi ortaklık sözleşmelerinin bir sonucu olduğunu, dosyaya yansıyan diğer bilgi ve belgeler de tarafların takip eden eylemlerinin de esasen daha önceki adi ortaklık sözleşmelerine uygun şekilde gerçekleştiğini gösterdiğini, bu kapsamda davalı müvekkili ...'ün adi ortaklık sözleşmelerinde belirttiği üzere Brezilya Devlet Tahvillerini davacıya verdiğini, davacının daha önce tek başına yürüttüğü Kocaeli'deki 262 inşaat projesine davalı ...'ün 21/01/2019 tarihli toplantı hazirun listesinden görüleceği üzere ortak olarak katıldığı ve buna uygun olarak bilgi alma hakkını kullandığını, davacı tarafın davalı ...'e pay devri yapabilmesini de sağlamak amacıyla diğer davalı ...'e dava konusu vekaletnameyi verdiğini, dava konusu pay devrinin de bu vekaletnamenin içerdiği yetkiye dayanılarak ve tam da ortaklık sözleşmelerinde öngörüldüğü üzere tarafların pay oranlarının %50 -%50 olacak şekilde gerçekleştirildiğini belirterek davacının haksız davasının reddi yönünde davalı ... adına kayıtlı %50 hissenin terkini ile müdürlük yetkisinin kaldırılmasına ilişkin kararın yargılamanın yenilenmesi talebini neticesinde kaldırılmasına, ihtiyati tedbir ile müdürlük yetkisinin müvekkili ...'e verilmesine, Rekan Yatırım Turizm Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti nezdinde kayıtlı hisselerin tamamı bakımından ihtiyaten tedbir konulmasına, şirketin organsız kalmaması amacıyla yönetim yetkisinin ...'e verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince 31/10/2023 tarihli ara karar ile; \"...Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalılar vekilinin İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davalılar ..., ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br> İhtiyati tedbir talep eden davalılar ..., ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının ihtiyati tedbir gerekçelerinin somut olayda en ağır bir biçimde mevcut olduğunu dikkate almaksızın, gerekçeden yoksun bir kararla geri dönüşü olmayacak hak ihlallerinin önünü açmış bulunduğunu, yerel mahkemenin ret kararında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini belirtmiş ise de, iddialarını yaklaşık ispatın da ötesinde ortaya koyan bilgi ve belgelerin bizzat dava dosyasında ve davacının beyanları arasında yer alıyor olması karşısında, yerel mahkemenin bu tespitinin ne yazık ki gerekli inceleme gerçekleştirilmeksizin peşinen yapılmış olduğu sonucuna varmanın kaçınılmaz olduğunu, yerel mahkemenin yaklaşık ispat konusunda benimsediği yaklaşım, Yargıtay’ın bu konudaki yerleşik yorumuna aykırı olduğu gibi, ihtiyati tedbir kurumundan beklenen faydanın temin edilmesini de engelleyecek nitelikte olduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Karşı taraf davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinde bulunabilmek için öncelikle talep dilekçesine dayanak delillerin eklenmesinin zorunlu olduğunu, yargıtay uygulaması ve doktrinde ifade edildiği üzere nihai hükmün çözümleyeceği hususlarda davanın esasını çözer nitelikte ihtiyati tedbir kararının verilemeyeceğini, aksi halde, hükümle elde edilecek sonuç ihtiyati tedbirle sağlanır ki, bu durumun davanın ve oluşturulacak hükmün anlamını ve etkisini ortadan kaldıracağını, bu hususun HMK’nın 391. maddesinin gerekçesinde de vurgulandığını, yine HMK.m.392 uyarınca ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin ihtiyati tedbir sebebiyle uğrayacakları muhtemel zararlara karşı teminat göstermek zorunda olduğunu, bu yüzden ihtiyati tedbir kararının, teminat verilmesi şartına bağlı olduğunu, bunun tek istisnasının, davacının iddiasını resmi bir belgeye ya da kesin bir delile  dayandırması olduğunu bu türden bir delil yoksa teminat alınmaksızın tedbir kararının da verilemeyeceğini, sadece teminat gösterilmesi de ihtiyati tedbirin mahkemece kabulü için yeterli olmadığını, HMK.m.390/3’ün gerekçesinden de anlaşıldığı üzere yaklaşık ispattan, tedbir talebinin kabulü için basit bir iddianın yeterli olmadığı sonucunun çıktığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/10/2023 tarihli ara karar, 2023/503 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine  karar verilmiş, karara karşı ihtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>6100 sayılı HMK'nın \"ihtiyati tedbirin şartları\"na ilişkin 389-(1) maddesinde; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir \" düzenlemesi bulunmaktadır.<br> Aynı Kanunun 390-(3) maddesinde ise; \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır\" hükmü bulunmaktadır.<br>Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br>Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Hakim, geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. <br>Somut olayda; ihtiyati tedbir talep eden tarafından Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/10/2020 tarih 2019/248  Esas 2020/427  Karar sayılı dosyasından verilen kararın istinaf edilmesi sonucu, dairemizin 2021/137  Esas ,2021/1793 Karar sayılı ilamı ile davalıların başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, anılan kararın temyiz edilmesi sonucu Yargıtay 11.HD nin  2022/279 Esas,2023/3564 Karar sayılı ilamı ile  dairemizin kararının onanmasına karar verilmiş  ve Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/10/2020 tarih 2019/248  Esas 2020/427 Karar sayılı kararının 07/06/2023  tarihinde kesinleştiği, davalıların yargılamanın yenilenmesi talebiyle eldeki davayı açtıkları, yargılamanın yenilenmesine dayanak olarak ileri sürdükleri hususları yaklaşık olarak ispata elverişli bir delil sunmadıkları anlaşıldığından şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir.<br>Gerekçeli karar başlığında; gerçek kişi tarafların T.C. kimlik numaralarının ve taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, ihtiyati tedbir talep edenin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ihtiyati tedbir talep eden davalıların istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile kalan 157,75-TL istinaf karar harcının  ihtiyati tedbir talep eden davalılardan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/02/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br>  ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır. <br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e1299277d29d146","SID":"8d364ae3fccfd588"}}