{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1925 Esas<br>KARAR NO: 2024/259<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 20/12/2017<br>NUMARASI: 2014/55 E. - 2017/1127 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı aleyhine takip konusu çeke dayalı kambiyo senedine özgü takip başlatıldığını, takip konusu çekin 10.04.2013 keşide tarihli, 88.571,25 USD bedelli çek olduğunu, ancak çekte keşide tarihinin 10.04.2013 tarihi iken 10.08.2013 tarihi olarak tahrifat yapıldığını, yine çekin arkasında ... Bankası A.Ş.  ... kaşesinin silinip yerine şüphelilerden ...’in kaşesinin eklendiğini, çekteki ciroların sahte olup sonradan eklendiğini, tahrifat yapıldığını, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, kambiyo senedi niteliğine haiz olmayan çekin hükümsüz kaldığının tespitinin gerektiğini, davalının diğer borçluların yönlendirmesi ile araya ciro ile girdiğinin ve kendisini iyi niyetli alacaklı olarak göstermeye çalıştığını, çekin 17.04.2013 tarihinde bankadan iade istenilerek alındığını, diğer borçlu ... Gruba 18.04.2013 tarihinde iade edildiğini, dolayısıyla çekin bu anlatımlarla beraber ibraz süresi içerisinde ibraz edilmeyerek hükümsüz kaldığını ileri sürerek davalıya bu çek nedeni ile borçlu olmadıklarının tespitine ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesi talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; çekte bulunan ciro silsilesinin yasal unsurlarını taşıdığını, davacı açıklamalarını kabul etmediklerini, söz konusu çekin ciro silsilesine bakılarak müvekkil tarafından alındığının çek üzerindeki keşide tarihinin keşideci tarafından tarihinden paraflandığının açık olduğunu ve keşidecinin parafına yönelik bir itirazı bulunmadığını, değişikliğin geçerli olduğunun kabulünün gerektiğini, davacının beyanı ile cirosunu iptal etmeyi unuttuğunu açıklaması nedeni ile de basiretli tacir gibi hareket etmediğini savunarak davanın reddine ve %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>MAHKEME KARARI;  İstanbul 12. Asliye Ticaret  Mahkemesi'nin  20/12/2017  tarihli 2014/55   E-  2017/1127 K sayılı kararıyla; dava konusu edilen ve takip konusu çekin keşide tarihi üzerinde karalamanın mevcut olduğu, söz konusu çekte son cirantanın ... olarak yer aldığı bankaya ibraz yazısının ... A.Ş.’ye ait bulunduğu ve 1.045,00 TL tutarlı çek bedelinin ödendiğinin çek arkasında belirlendiği, savcılık evrakında .... Ltd. Şti.’nin müşteki sıfatı ile yapmış olduğu resmi evrakta sahtecilik, dolandırıcılık, bedelsiz senedi kullanmak suçlarından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, yapılan inceleme ve denetlemede davacıya ait ticari defter ve kayıtlarda davalı ... ile aralarında herhangi bir ticari alışveriş ve dolayısıyla cari hesabın oluşmadığının belirlendiği, davacının dava dışı ...Limited şirketine dava konusu çek karşılığı sattığı mallara ilişkin kesilen faturaların incelenmesinde malların belirlendiği, irsaliyeli fatura olup teslim alan kısmında da dava dışı ... şirketinin kaşe ve imzasının yer aldığı, dava konusu 2 adet fatura toplam karşılığı alınan dava konusu edilen çekin davacı ticari defterlerinde yer aldığı, davacı şirketin davalı ile ilgili olarak ticari defterlerinde herhangi bir ticari ilişkisi bulunmayıp mali ve mal teslimi yönünden de bir ilişkinin yer almadığı ve dolayısıyla borcunun bulunmadığının belirlendiği, İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/67 E., 2014/465 K. sayılı kararında dava konusu takibe yapılan itirazında borca ve faize itiraz ile kambiyo senedine haiz olmayan çeke dayalı olarak başlatılan takibin iptali için talepte bulunulduğu çekteki ciro silsilesinin doğru olduğu davacının imzanın kendisine ait olmadığı iddasında bulunmadığını belirttiği çek üzerinde ve dosya kapsamında mahkemece yapılan denetlemede çek keşide tarihinde yapılan değişikliğin imzalandığı, keşideci tarafından bu yönde herhangi bir itirazın bulunmadığı dolayısıyla değişikliğin geçerli olduğu ...’ın son ve yetkili hamil olarak kabul edildiği, keşideci ile lehtar arasındaki şahsi defilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği belirtilerek borca ve kambiyo vasfına yapılan itirazın yerinde görülmediği ancak faize yapılmış olan itirazın kabulüne karar verilip bu yönde faiz hesaplandığı kararın Yargıtay tarafından onandığının belirlendiği, her ne kadar davacının cirosu iptal edilmemiş ise de bu kayıtlarda davacının bu çek miktarı nedeni ile dava dışı şirkete borcunun bulunmadığı ve bu koşullarda iyi niyetli ciranta olarak çeki aldığını ifade eden davalının da bu durumda iyi niyetinden bahsedilerek çek miktarı kadar aralarında hiç ticari ilişki bulunmayan davalıya borçlu olduğunu varsayarak tahsil imkanının verilmesine usul ve kanunlara ve hakkaniyete uygun olmayacağı davalının da bu konuda iyiniyetini sözlü olarak ifadesi dışında başka bir dayanak ile desteklemediği, senette tahrifatın var olduğunun kabul edilerek bu konuda yeniden herhangi bir inceleme yapılmasına defter, kayıtlar ve banka yazışmaları çerçevesinde gerek görülmeyip davacının davalıya takibe konu çek tutarı nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, ancak kötü niyet tazminatı talebinin ise davalının kesinlikle kötü niyetli olduğuna dair delil ve dayanak bulunmadığıdan reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacının davalıya takip konusu 88.571,25 USD tutarlı çek nedeni ile borçlu olmadığının tespitine ve davacının tazminat talebinin koşulları bulunmadığı nedenle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURULARI;  Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verildiğini, davalı tarafın icra takibi başlatması ve icra takibinde sadece müvekkili şirketi hedef almasının aslında kötü niyetli olduğunu ortaya koyan başlı başına bir delil olduğunu, davalının kötü niyetli olması dolayısıyla davalı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi gerektiğini savunarak kararın yalnızca bu yönden kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde;  çekte bulunan ciro silsilesinin yasal unsurlarını taşıdığı, kambiyo hukuku hükümlerine göre müvekkilin davacıdan ve diğer takip borçlularından alacaklı olduğu, çek üzerindeki tarihin keşideci tarafından paraflandığını ve keşidecinin bu yönde bir itirazının da bulunmadığını, raporlarını hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığını, dava konusu çekin davacının elinden rızası hilafına çıktığına dair tek bir somut delil dahi bulunmadığını, senedin illetten mücerret olduğunu davalıya yönelik soruşturma hakkında takipsizlik kararı verildiğini, davalı lehine alacağını geç almış bulunmasından doğan zararları için tazminata karar verilmesi gerektiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.Dairemizin 11/01/2022 tarihli, 2020/794 Esas-2022/91 Karar sayılı kararıyla; \" icra dosyasındaki dava konusu çekin eldeki dosyada ileri sürülen nedenlerle kambiyo vasfını yitirdiği ve kambiyo vasfına haiz olmayan çeke dayalı olarak yapılan takibin iptali için yapılan şikayet üzerine, İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesince  2014/67 E., 2015/465 K. sayılı dosyada yapılan yargılama sonucunda, dayanak çekin, kambiyo vasfına haiz olduğu, iptal edilmemiş ciroların geçerli olduğu, lehtar ile keşideci arasındaki şahsi defilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği gerekçeleriyle çekin kambiyo vasfına ve borca yapılan itirazın reddine, faiz yönünden yapılan itirazın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiği, ayrıca davacıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı,  çek üzerindeki tarihin keşideci dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından paraflandığı ve takip konusu çekin düzenleme tarihinde yapılan değişiklikteki imzasını, keşideci ... Limited Şirketinin inkâr ettiğine ilişkin bir bilgi veya belgenin dosyada bulunmadığı, bu haliyle tanzim tarihindeki değişikliğin keşideci tarafından yapıldığı ve benimsendiğinin kabulü gerektiği, takip konusu çekin kambiyo senedi vasfına haiz olduğu, ciro silsilesinde kopukluk olmadığı, lehtar ile keşideci arasındaki mevcut şahsi defilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği, ciro silsilesine göre davalı ...’ın son ve yetkili hamil olduğu, davalının son hamil olarak kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı, savcılık soruşturması sonucunda takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, bu durumda kambiyo vasfına haiz çekten dolayı davacının borçlu olmadığının kanıtlanamadığı ve davanın reddi gerektiği, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerektiği\"  gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin kararına karşı taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.<br>TEMYİZ BAŞVURULARI; Davacı vekili temyiz dilekçesinde;Çek üzerinde yapılan tahrifatın çıplak gözle görülebildiğini, daha önce ... Bankası A.Ş.'ye ibraz edilen çekteki bu banka cirosu ve kaşesinin sonradan iptal edildiğini, daksil ile kapatıldığını, sonradan dava dışı ... firmasının ciro ve kaşesini attığını, çekin kambiyo vasfının olmadığını, davalının ticari ilişkisini ispatlayamadığını, davalıya karşı bu mutlak defilerin sunulabileceğini, eksik inceleme yapıldığını, delillerin değerlendirilmediğini, ispat yükünün davalıda olduğunu, Davalının kötü niyetli olmasına rağmen tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde ; Hükmedilen nispi vekâlet ücretinin harca esas değer Türk Lirası üzerinden hesaplandığını, halbuki dava konusu senedin 88.031,25 USD bedelli ve takibin toplamda 101.839,23 USD bedelli olduğunu, bu nedenle takip tutarının karar tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (TCMB) USD efektif satış kuru üzerinden ödeme yapılması talep edilmesi nedeniyle nispi vekâlet ücretinin çek bedelinin karar tarihindeki Türk Lirası karşılığına göre vekâlet ücretinin hesaplanmasının gerektiğini, Davalı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinin de doğru olmadığını savunarak kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/1/2023 tarihli 2022/1983 Esas-2023/5703 Karar sayılı kararıyla; \"Davanın, takip tarihinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu, Bölge adliye mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verildiği, ne var ki davacı tarafından 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince yatırılan teminat sonucunda icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine karar verilerek kararın infaz edildiği, bu nedenle davanın reddi kararı sonucunda aynı Kanun'un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince davalının tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı\" gerekçesiyle, Dairemizin kararının davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili ilk derece mahkemesi kararında olduğu gibi davanın kabulüne karar verilmesini, davalı vekili Yargıtay bozma ilamına uyulmasını talep etmiştir. Dairemizce usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, bozma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam edilmiştir.<br>GEREKÇE; Dava icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne, davacının tazminat koşulları bulunmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizin 11/01/2022 tarihli, 2020/794 Esas-2022/91 Karar sayılı kararıyla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin kararının, davalı vekilinin tazminat talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davalı yararına bozulmasına karar verildiği, bozma kararında davacı temyiz itirazlarının tümüyle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildiğinden, tarafların usuli  kazanılmış hakları gözetilerek, davalı vekilinin tazminat talebi yönünden yargılamaya devam edilmiştir. Dairemizin önceki kararında davaya ve takibe konu çekin kambiyo vasfında olduğu, ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, davalı ...'ın son ve yetkili hamil olduğu, son hamil olarak kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,  mahkeme kararının kaldırılmasına, açıklanan gerekçelerle davanın reddine, takipten sonra açılan menfi tespit davasında ilk derece mahkemesince 18/02/2014 tarihli 2014/55 Esas sayılı ihtiyati tedbir kararı ile İİK 72/3 maddesi gereğince, icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilerek ihtiyati tedbir kararı infaz edildiğinden, davalı lehine alacağını geç almasından dolayı lehine İİK 72/4 maddesi gereğince %20 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 3-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/12/2017 tarihli 2014/55 Esas 2017/1127 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK.nın 353/1-b-2-3 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,4-Davanın REDDİNE, -Davalı alacaklı lehine İİK 72/4 maddesi gereğince davaya konu 205.000 TL alacağın %20 si oranında tazminata hükmedilmesine, 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının peşin alınan 3.500,90 TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 3.073,30 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,5/b- Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/c- Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 49,00 TL posta giderinin, davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/d- Dava dilekçesinde gösterilen ve harçlandırılan dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, davalı lehine 32.750,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesine davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 391,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 98,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 148,1‬0 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,6/ç-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 10.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,7- Temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-Temyiz yargılaması için davalı  tarafından yapılan 397,80 TL temyiz başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7/b-Temyiz yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe88393c450e5099","SID":"07cc141c77e2c1c5"}}