{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2297 <br>KARAR NO: 2024/334<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/04/2021<br>NUMARASI: 2018/1300 Esas - 2021/450 Karar<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. H.D tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili; Müvekkili davacının, davalı ile ... San ve Tic. Ltd. Şti’nde 22.8.2017 tarihine kadar ortak olduklarını, bu şirketten önce işlerin davalıya ait ... Ltd. Şti bünyesinde yürütüldüğünü, ... End.. Ltd. Şti.nin endüstriyel mutfak malzemeleri ticareti yaptığını, fakat müvekkili ile birlikte kurumsal koku ticareti yapmaya başladığını ve kurumsal koku işleri ile ilgili alış ve satış faturalarının bu şirket üzerinden düzenlendiğini, koku malzemesi işlerinin büyümesi ile birlikte tarafların %45 hissesi müvekkiline, %55 hissesi davalıya ait olacak şekilde  ... Ltd. Şti'yi kurduklarını, bu şirketin ise 22.8.2017 tarihinde yapılan devir sözleşmesi ile sonlandığını, devir sözleşmesine göre davalının şirketteki tüm hisselerini davacıya devrettiğini,  şirket kurulmadan önce koku işi ile ilgili olarak ...Ltd. Şti. adına düzenlenen 17 adet çekin ...Ltd. Şti. tarafından ödenecek olması nedeniyle ... şirketinin aynı miktarda teminat senedini ..Ltd. Şti.ne vermesinin kararlaştırıldığını, yine taraflar arasındaki hesabın 15.9.2017 tarihine kadar yazılı olarak mutabık kalınarak tamamlanacağı, çıkacak olan hesap sonucuna bağlı olmak üzere 31/12/2018 vadeli, 18 nolu 1 adet 100.000-TL teminat senedinin müvekkili tarafından davalıya verilmesinin kararlaştırıldığını, uyuşmazlığın bu senetten kaynaklandığını, bu senedin teminat senedi olmasına rağmen davalının bu senedi bankadan tahsile koyduğunu, tarafların kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan süre içinde bir araya gelemediklerini,dava konusu senedin taraflar arasındaki cari hesap sonunda iade edileceğinin belirtildiğini,cari hesabın tamamlanamaması halinde senedin tahsiline dair hüküm bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep  etmiştir.<br>CEVAP: Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece,dava konusu senedin teminat senedi olduğu, ancak sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen çek ve senetlerle şirketler arası borç-alacak ilişkisi kurulduğu, sözleşmenin 3. ve 4. maddesinde belirtilen senetlerle ise şahıslar arasında borç-alacak ilişkisi kurulduğu, şirketler arasındaki ilişkinin yapılan mali inceleme ile ortaya koyulduğu, şahıslar arasındaki ilişkinin ise sözleşme içeriğine göre değerlendirildiğinde, davacının senedin iadesini talep edebilmesi için 15.09.2017 tarihine kadar şirketin borçları hakkında tarafların yazılı olarak mutabakata vardıklarını ve bu mutabakat uyarınca borcunun bulunmadığını ispat etmesi gerektiği, davacı tarafından bu yönde delil sunulmadığı gibi dava dilekçesinde tarafların iş yoğunluğu nedeniyle kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan sürede bir araya gelemediklerini beyan ettiği,mutabakat yapılmadığı, kambiyo senedini elinde bulunduran kişinin senet miktarı oranında alacaklı sayılacağına ilişkin karine uyarınca davalının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece 02/07/2021 tarihli ek karar ile; eksik istinaf karar harcının muhtıraya rağmen davacı vekili tarafından yatırılmadığı gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurulmamış sayılmasına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, bu senet nedeniyle ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğunu, buna rağmen müvekkili tarafından davalıya mutabakata varılması için çağrıda bulunduğunu ve gönderdiği mali verilerle borcunun olmadığını ispatladığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, davalının bundan dolayı iş yoğunluğunu ileri sürerek müvekkili ile mutabakata yanaşmadığını, bilirkişi raporunda bu hususların değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, davalının mutabakat için bir araya gelmeye yanaşmadığını, şirketin hesapları çıkarılmadan, incelenen defterler göz önüne alınmadan, teminat senedinin geçerli olup olmadığı saptanmadan, davalıya ait şirket kayıtları dahi incelenmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili ek karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde; tebligatın herhangi bir muhtıra içermeden dosya bilgilerini içeren bir dosya ile boş bir şekilde tarafına tebliğ edildiğini, hakim tarafından imzalanan muhtıra gönderilmesi gerektiğini, tebligatın usulsüz olduğunu belirterek ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE VE SÜREÇ: Mahkemece 02/07/2021 tarihli ek kararla muhtıra tebliğine rağmen kesin süre içinde harç yatırılmadığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, davacı vekilinin 09/06/2021 tarihli dilekçesi ile süresinde istinaf kanun yoluna başvurduğu, davacı vekilinden 200-TL gider avansı ve eksik kalan 59,30-TL istinaf karar harcının tamamlamasının istediği, tebligatın davacı vekiline 16/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği,ancak davacı vekiline hakim tarafından düzenlenen muhtıra tebliğ edilmediği, sadece tebligat zarfında yer verilen uyarının geçerli bir bildirim olmadığı, 05/07/2021 tarihinde eksik gider avansı ve harcı süresinde tamamlandığı anlaşıldığından mahkemenin 02/07/2021 tarihli ek kararı kaldırılarak davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf başvurusu incelenmiştir. Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde, 2021/1733 esas, 2021/1640 karar sayılı 11.11.2021 tarihli karar ile \"Davacı, dava konusu 31/12/2018 vadeli, 18 nolu 100.000-TL bedelli teminat senedinin davalıya 22/08/2017 tarihli protokol kapsamında teminat olarak verildiğini, davalıya bu protokolden kaynaklanan borcunun bulunmadığını ileri sürerek bahse konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunmuştur. Mahkemece senedin protokol kapsamında teminat olarak verildiğini kabul etmekle beraber protokolde kararlaştırılan hesap mutabakatı şartının gerçekleştiğinin ve davacının davalıya borçlu olmadığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki 22/08/2017 tarihli protokolde davalının  ...Ltd. Şti'ndeki hisselerinin davacıya devri şartları düzenlenmiştir. Tarafların ortağı olduğu  ...Ltd. Şti'nin dava dışı satıcı firmalara verdiği, ...Ltd Şti.'nin ödemesi gerektiği toplam 17 adet ve 828.851,56-TL bedelli çeke karşılık olarak ...Ltd. Şti tarafından  ...Ltd Şti.'ne aynı bedelde teminat senedi verilmesi kararlaştırılmıştır. Bunun dışında  ...Ltd. Şti ile ilgili şirketlerden hariç olmak üzere taraflar arasındaki alacak - borç hesabının 15/09/2017 tarihine kadar yazılı mutabakatla tamamlanacağı kararlaştırılmış, hesabın sonucuna bağlı olmak üzere 31/12/2018 tarihli 18 nolu 100.000-TL bedelli senedin davalıya verildiği belirtilmiştir. Protokole göre davacı tarafından davalıya hisse devri ile ilgili olarak ayrıca 31/12/2019 tarihli 250.000-TL bedelli teminat senedi daha verildiği anlaşılmaktadır. Davacının dava konusu 100.000-TL bedelli senedi taraflar arasındaki alacak ve borç hesabı sonrasında ortaya çıkacak miktara bağlı olmak üzere teminat için verdiği anlaşıldığından ispat yükünün davacı üzerinde olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiştir.Bahse konu senedin alacak ve borç hesabı sonrasında ortaya çıkacak miktara bağlı olarak verilmesi nedeniyle taraflar arasındaki gerçek borç ve alacak durumu saptanmalı,dava konusu senedin teminat vasfının devam edip etmediği değerlendirilmelidir. Bahse konu senet 22/08/2017 tarihli protokol kapsamında teminat olarak verildiğinden davacı ile aralarındaki hukuki ilişkinin tasfiyesi sonucunda alacağı bulunduğunun ve dava konusu senedin teminat vasfının devam ettiğinin davalı tarafından ispatı gerekmektedir (Yarg. HGK. 29/06/2021 T. 2017/3-969 E. 2021/866 K.). Yargılama sırasında  davalı, 22/08/2017 tarihli protokol ile ilgili alacağını ortaya koyan bir delil ileri sürmemiştir. Bu durumda davalı tarafça dava konusu bononun teminat vasfının devam ettiği ispat edilemediğinden davacının bu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığını kabul etmek gerekir. Bu itibarla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması  gerekmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden karar verilerek davanın kabulüne\" karar verilmiştir. Kararın davalı tarafından temyizi üzerine,Yargıtay 11 HD.'nin 2022/972 esas, 2023/4092 karar sayılı, 04.07.2023 tarihli ilamı ile \"yukarıda belirtilen sözleşme maddesinden de anlaşılacağı üzere davacının dava konusu bononun iadesini talep edebilmesi için 15.09.2017 tarihine kadar şirketin borçları hakkında tarafların yazılı olarak mutabakata vardıklarını ve bu mutabakat uyarınca herhangi bir borcunun bulunmadığını ispat etmesi gerekmektedir. Davacının bu yönde herhangi bir delil sunmamasına ve ayrıca dava dilekçesinde iş yoğunluğu nedeni ile kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan süre içerisinde tarafların bir araya gelemediklerini belirtmesine göre taraflar arasında mutabakat yapılmadığı anlaşılmıştır. O halde, mutabakat yapılması hususunda davacı borçlunun davalı alacaklıyı T.B.K 106 maddesi gereğince temerrüte düşürdüğünü ispatlayamadığından, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen mutakabat yapılmadığından dava konusu senedin teminat senedi vasfı devam etmekte olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.\" denilerek Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. Usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı gereği, davanın reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1300 Esas - 2021/450 Karar sayılı 26/04/2021 tarihli kararın ve 02/07/2021 tarihli ek kararın HMK.'nun HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;  \"Davanın reddine\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; \"Alınması gereken 427,60-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 1.707,75-TL'den mahsubu ile 1.280,15‬-TL'nin davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargı giderinin  üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 13.450-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, \" Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davalı tarafından yapılan 106-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan istinaf ve temyiz giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/02/202</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a9056cc73ad31419","SID":"7831498d83c7ff5f"}}