{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1168 <br>KARAR NO\t\t: 2024/430<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09.04.2019<br>NUMARASI\t\t: 2013/146 E.  2019/320 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 29.02.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29.02.2024<br><br>\tİzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.04.2019 tarih 2013/146 E. 2019/320 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacıların keşideci, davalının ise hamil olduğu 01/06/2009 tanzim, 15/07/2009 vade tarihli 90.000,00 Euro bedelli senet nedeniyle davacıların davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, bu bedel üzerinden bir senet düzenleyerek davalıya vermedikleri, senet üzerinde malen kaydı olduğunu, davalının sahte olarak hazırladığı senedi iç dekorasyon borcunun tamamı ödendiği halde güveni kötüye kullanmak suretiyle takibe koyduğunu, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, belirterek; davacıların davalıya borçlu olunmadığının tespitine, % 20 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacıların iddialarının çelişkili ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, takip dosyası kapsamında imza inkarı üzerine açılan davada yapılan yargılamda imzanın davacılara ait çıkması üzerine açılan davanın takipsiz bırakıldığını, senedin bedelsiz olmadığını, ileri sürülen iddiaların gerçek dışı olup alacağının gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını, belirterek; davanın reddine, davacı tarafın % 20 icra inkar tazminatının davacılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre,  davacının davasını senede karşı senet mukabilinde yazılı delil ve belgelerle ispat etmesi gerektiği, buna mukabil herhangi bir yazılı delil ve belge sunulamadığı, İzmir 4 İcra Hukuk Mahkemesi 2012/520 Esas sayılı dosyasında mukayeseli imza incelemesi neticesinde imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı asil hayatta olmadığından mahkememizce incelemeye esas imza örnekleri huzurda alınıp yeni bir inceleme gerçekleştirilemeyeceği, bedelsiz senedi kullanma suçuna ilişkin kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, kararın onama ile kesinleştiği, belirtilerek; davanın reddine, kötü niyet tazminatının davacılardan tahsiline, karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacı ...'in 1989 yılında evinin  iç dekorunun yapılması için 22.000 DM ye davalı ile anlaştığını, 7.000 DM peşin ödediğini, davalının bakiye kalan 15.000 DM için 2 adet sadece imzası atılı boş senet aldığını, davacıların bakiye borçlarını 7.000 DM ve 8.000 DM olarak iki taksitle ödediğini, davalıya borçları kalmadığını, davalı tarafından senedi yırtıp atıldığının beyan edildiğini, davalı tarafından boş senetlerden bir tanesininin 90.000  Euro  yazmak suretiyle takibe konulduğunu, imzaya itiraz edilmiş ise de imzanın davacılara ait olduğunu, ancak senedin sonradan davalı tarafından doldurulduğunu, sende konu borcun ödendiğini, bedelsiz senedin doldurulmak suretiyle takibe konulduğunu, davacıların şikeyeti üzerine açılan ceza davasında şikayetin 6 aylık süre içinde yapılmadığından bahisle düşme kararı verildiğini, bu kararın davalının cezasız kalmadığı anlamına gelmediği gibi suçun işlenmediğine bir gerekçe de olamayacağını, senet üzerindeki davacıların imzası dışındaki diğer yazıların farklı mürekkepli ikinci bir kalemle farklı bir zeminde ve zamanda  yazılıp atıldığının bilirkişi incelemesi ile tespit edilebileceği, bu hususta rapor alınması gerektiğini, davacıların davalıdan 90.000 euro gibi yüksek bir miktarda mal veya hizmet almadığını, davalı tarafından buna dayalı bir delil, belge de sunulamadığını, eksik inceleme yapıldığını, tanıkların dinlenmediğini, takip ve davaya konu senedin  tamamen bedelsiz kalmış bir senet olduğunu, sonradan doldurularak kambiyo niteliği kazandırıldığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, bonoya dayalı takip dosyası kapsamında menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tDavanın konusunun, keşidecisi ..., kefili ..., lehtarı ... 90.000,00-Euro bedelli, malen kaydı bulunan, 01.06.2009 tanzim ve 15.07.2009 ödeme tarihli senet olduğu sabittir. Davaya konu bonoda davalı ... kefil olarak yer almış ise de esasta aval verendir. Zira, 6102 sayılı TTK'nun 701/3. maddesi gereğince  keşidecinin imzası dışındaki bononun yüzüne atılan her imza, aval şerhi sayılır. ( Yargıtay 11. HDB'nın 10.10.2011 tarih ve 2011/11774 E. -  2011/12474 K. )<br>\t3. Davacılar takibe konu senet altındaki imzanın kendilerine ait olmadığını, senedin davacıların taşınmazında yapılan tadilat nedeniyle boş olarak verildiğini, davacıların bilgisi ve rızası dışında sonradan doldurulduğunu, tadilata konu borcun ödendiğini senedin bedelsiz kaldığını, bedelsiz senedin takibe konnulduğunu ileri sürmüş, istinaf aşamasında imzanın davacılara ait olduğunu beyan etmiştir. Davalı ise kambiyo ilişkisine dayanarak, senedin bedelsiz olmadığını, alacağının gerçek bir alacak olduğunu savunmuştur.<br>\t4.\tMenfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak, kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu  ispat etmekle yükümlüdür. Bu nedenle kambiyo senedi uyarınca açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer.<br>\t5.\t6102 sayılı TTK'nın 778/2-f maddesi yollamasıyla bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 680. maddesi gereğince, bononun keşideci tarafından bazı unsurları eksik olarak düzenlenmesi ve bu eksikliklerin bonoyu elinde bulunduran kişi tarafından doldurulması mümkündür. Bu nedenle borçlu, keşideci olarak imzalayıp verdiği bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını yazılı delillerle ispatlamak zorundadır. ( Yargıtay 19. HD'nin 08.07.2020 tarih ve 2019/341 E. - 2020/1368 K. ) Yine, 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesine göre senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def'inin yazılı delille kanıtlanması zorunlu olup ispat külfeti üzerinde bulunan davacının senede karşı ileri sürdüğü bedelsizlik iddiasının yazılı delille ispatlanması gerekir. ( Yargıtay 21.11.2019 tarih ve 2018/235 E. -  2019/5254 K. )<br>\t6.\t6102 sayılı TTK'nın 702/1. maddesine göre aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. TTK'nın 614. maddesi gereğince aval veren, bononun diğer borçlusu ile birlikte müteselsilen sorumlu olur. TTK'nın 636. maddesi hükmü gereğince kambiyo senetlerinde müteselsil borçluluk esası olduğundan bu tür senetlerde imzası olan herkes, hamile karşı müteselsilen sorumludur. Aval ile kefaleti birbirinden ayırmak gereklidir. Kefalet, fer'i nitelikte olmasına karşın, aval, bağımsız ve aslî bir nitelik taşır. Aval veren, lehine aval verilenin ileri sürebileceği ve senedin şekline ilişkin olanlardan başka geçersizlik sebeplerini, def'i veya itiraz olarak alacaklıya karşı ileri süremez.<br>\t7. Birçok adli tıp raporunda işaret edildiği üzere imza ve yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılan bilimsel bir yöntem bulunmadığından tam olarak keskin sonuç bildirmeyen, fiziksel bulgulara dayalı  bilirkişi raporuna üstünlük tanınması suretiyle davaya konu bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu şekilde mutlak bir sonuç çıkarılması da mümkün değildir. ( Yargıtay 11. HD'nin 07.08.2018 tarih ve  2016/6672 E. - 2018/862 K.)<br>\t8. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında;  kambiyo senedine dayalı eldeki menfi tespit davasında iddianın ileri sürülüş şekline göre ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunmasına, dava konu senet altındaki imzanın davacılara ait olmasına, senedin sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ve bedelsiz kaldığı iddiasınının yazılı delil ile ispat edilememesine, sende karşı tanık dinlenemeyecek olmasına, bonoda herhangi bir şekli noksanlık bulunmamasına, aval veren davacının asıl borçlunun ileri sürebileceği defilere dayanmasının mümkün olmamasına, davacının davasında haksız olup 18.12.2018 tarihli ara kara ile kaldırılmasına kadar tensip ara kararı ile takibin durdurullmasına karar verilmiş olması nedeniyle davalı alacaklının alacağını geç almış olması nedeniyle zarara uğrayacak olması nedeni ile davalı lehine tazminata hükmedilmesi şartlarının oluşmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünd en hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacıların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,3‬0 TL'nin davacıdan tahsiline,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a18655e6b9634f17","SID":"80e28536e5c6046c"}}