{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1965 Esas<br>KARAR NO: 2024/290<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/12/2019<br>NUMARASI: 2014/561 E. - 2019/1251 K.<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>2014/1098 ESAS, 2014/370 KARAR SAYILI DOSYASI<br>DAVANIN KONUSU:  Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın yetkilisi ...’nın keşide yeri ve tarihi bulunmayan, ... Seyit Nizam Şubesi ... numaralı çek yaprağını, davalı ...’a teminat olarak 28.12.2013 günü verdiğini, üzerinde keşide yeri ve tarihi bulunmayan belgenin, müvekkili firmanın diğer yetkilisi ...’a ciro ettirildiğini, ... cirosunun çekin keşide yeri ve tarihi bulunmazken attırıldığı hususunda ...’ın yeminine dahi başvurma haklarının saklı olduğunu, ...’ın diğer davalı ... firmasının hem ortağı hem de yetkilisi olduğunu, müvekkil firmanın ... A.Ş.’den 1.395.665,63 -TL alacaklı olduğunu, müvekkilin 1.395.665,63 -TL alacağının davalı ... firması tarafından ödenmesini 150.000,00 -USD meblağlı teminat amaçlı verilen ve dolayısıyla hiçbir kambiyo vasfı taşımayan çek yaprağının ... tarafından iade edilmesini beklerken, ilgili çek yaprağı üzerine keşide yeri (İstanbul) ve keşide tarihi (20.06.2014) yazılarak bankaya ibraz edildiğini, müvekkili firmanın da gündeminde böyle bir ödeme bulunmadığından, çek vasfı kazandırılmış gibi gözüken belgenin karşılıksız kaldığını, kambiyo senetlerinin en önemli vasfının illiyetten mücerret olması olduğunu, teminat olarak verilen bir belgenin ise illiyetten mücerret olmayıp gerek yasa gerekse Yüksek Mahkeme uygulamaları ile bu durumun sabit olduğunu, keşide yeri ve unsurlarının çekin zorunlu unsurları olduğunu, keşide yeri ve keşide tarihinin çekin ibraz edilmesi gereken tarihi belirlediğini, 28.12.2013 günü teslim edilen bir belgenin çek olduğu kabul edilse bile ibraz tarihinin geçtiğini, teslim edildiği anda zorunlu unsurlarını taşımayan bir çekte var olan cironun da hiçbir hükmünün bulunmadığı, müvekkili firmanın davalı ...’ten 1.395.665,63 -TL alacaklı olup bu bedel ödenmediği için de davalı ... A.Ş. aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ilamsız icra takibi başlattığını, bu alacakların dışında ..., yükümlülüklerinin teminatı olarak verilen banka teminat mektuplarının tamamen davacı ... A.Ş.’nin bankalar nezdindeki ipotekleri çerçevesinde verilmekte olduğunu, ... A.Ş.’nin yaratabileceği riskler nedeniyle müvekkilin birçok kez bu teminat mektuplarının bankalara iade edilmesini istediğini ancak davalıların hiçbir şekilde iade etmediklerini, ... A.Ş.’nin yıllardır davalı ... A.Ş.’nin kiracısı olduğunu, ... ve ... firmasının yetkilisi olduktan sonra kira bedelinin artırılmasını istediğini, bunun karşılığında da ... A.Ş.’nin 550.000,00 -TL’ye kadar, ... A.Ş.’ye kira ödemesi yapmamasının kararlaştırıldığın ancak davalı ... A.Ş.’nin her ay düzenli olarak müvekkil ... A.Ş.’ye fatura düzenleyerek aylık kira bedelini talep ettiğini, dava konusu çek ile ilgili müvekkil aleyhine başlamış bir icra takibinin bilgileri dahilinde olmadığını, ancak müvekkili aleyhine ilgili çeke istinaden bir takip yapılma olasılığının mevcut olduğunu, böyle bir takibin yapılması durumunda takibin tedbiren durdurulmasını talep zaruretinin hasıl olduğunu, dava konusu çeke ilişkin huzurdaki davanın açıldığı hususunun ... Seyitnizam/Zeytinburnu Şubesine bildirilmesini talep ettiklerini belirterek ... Seyitnizam Şubesine ait ... numaralı çek vasfı kazandırılan belgenin çek vasfında bulunmadığının ve müvekkilin davalılara 150.000,00 -USD (Dava tarihi itibariyle 318.390,00-TL) borçlu bulunmadığının tespitini, davalıların %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmelerini müvekkil aleyhine bir icra takibinin başlaması durumunda takibin ihtiyati tedbir ile durdurulmasını talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının keşide ederek davalı müvekkil ...’a vermiş olduğu 20.06.2014 tarihli 150.000,00 -USD meblağlı çekin ... cirosu ile müvekkili davalı .... Tîc. A.Ş.’ye geçtiğini, çekin ödenmemesi nedeniyle de ... A.Ş. vekili olarak davalı tarafından Bakırköy 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/119 D.İş sayılı dosyasından verilen ihtiyati haciz karamın infazıyla akabinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, mezkur takibe ve müstenidatı olan 20.06.2014 tarih ve 150.000,00 -USD meblağlı çeke ve çekten doğan alacağa karşılık olarak davalı tarafından ısrarla teminat olarak verildiği, çekin tarih ve keşide yerlerinin sonradan doldurulduğu beyan edilmesine rağmen zikredilen teminatın ne olduğu, teminat konusunun davacı tarafından yerine getirilip getirilmediği, çekin hangi gerekçe ile kambiyo vasfını taşımadığını söylenememekte olduğunu, aynı şekilde çekin tanzim yeri ve tanzim tarihinin çekte yazılandan farklı olduğu konusunda da davacı tarafından bir beyan ve delil sunulamamakta, afaki olarak borçtan kurtulma düşüncesi ile hukuki mesnetten yoksun iddialarla işbu davanın açılmış bulunmakta olduğunu, mezkur çekin bankaya ibraz edildiği, 25.06.2014 tarihinde de takas sistemi tarafından karşılıksız kaldığının arkasına vurulan kaşe ile belgelendiğini, alacak konusu çekin ... İle kendisine ait bulunan ...  A.Ş. ve bu kişilere ortak olan ... ’ın ...  A.Ş. isimli ve şu anda müvekkili olan şirketin müvekkili ... ve diğer ortağı ...'a satılmasından önce verilmiş olup bu çekin karşılığında devredilecek şirketin borçlarının kapatılması için mezkur şahıslara ödenen paranın karşılığı olduğunu, ancak söz konusu firma ya da kişilerin herhangi bir borç ödemedikleri gibi müvekkilleri yanıltarak aldıkları parayı da iade etmediklerini, müvekkili ...’ın ödediği ancak daha sonra ortağı olduğu ...  A.Ş. adlı şirkete aktardığı alacak müstenidatı mezkur çekin karşılıksız kalması nedeniyle de müvekkil ... A.Ş tarafından işleme konulduğunu, davacı ve ortağı ... tarafından, devralınan şirketin borçları ile ilgili olarak da yanıltıcı beyan ve belgelerin sunulduğuni, daha sonrasında beyan edilenin yaklaşık iki katından fazla borçlarının çıktığını, bu hususta davacı şirketin ortağı ...’nın devralınan şirketin diğer ortaklan ile birlikte beyan ve taahhütleri de bulunmakta olup Bakırköy .... Noterliğinin 25.06.2014 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarı ile de temerrüde düştüğünü, müvekkili firmanın cari hesap kayıtlarında davacı firmaya herhangi bir borcunun görülmediğini, davacının işbu davasında iyiniyet taşımadığını, 25.06.2014 tarihinde mezkûr çekin arkasının yazılması ve şirketin devir sözleşmesindeki taahhütlerin yerine getirilmemesi nedeniyle de aynı tarihte gönderilen ihtarnamenin akabinde alacağı sürüncemede bırakmak düşüncesiyle bu davanın açıldığınını belirterek tedbir talebinin reddine karar verilmesini, haksız ve hukuka aykın işbu davanın reddine karar verilmesini, davacının işbu davasında haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, masrafların ve ücreti vekâletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1098 Esas sayılı dosyasında davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı firmanın müvekkili firmaya cari hesap alacağından borçlu olduğunu, borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını ve takip sonrası borçlunun müvekkiline düzenlediği kira faturalarının cari hesap bakiyesinden mahsup edildiğini ve mahsup sonrası dava tarihi itibariyle müvekkilinin davalı-borçludan 1.211.577,17 TL alacağının kaldığını, müvekkili firmanın borçludan 1.211.577,17 TL alacaklı olduğunu, müvekkilinin borçlu-davalının ..., ... Mecidiyeköy ve ... Çorlu Şubesinden kullandığı kredilere kefil olduğunu, bu kefalet nedeniyle de  işbu bankalara ödemelerde bulunduğunu, davalının, müvekkili davacının herhangi bir borcu olmamasına rağmen çek vasfına haiz olmayan bir belgeyi bankaya ettiğini, ilgili belge nedeniyle de Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/561 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine 02/07/2014 tarihinde menfi tespit davası açıldığını, daha sonra davalının müvekkilinin bulunduğu taşınmazın elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerini iptal ettirerek müvekkilinin tüm üretim faaliyetlerinin durmasına neden olduğunu, bu vaka nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararların tazmini  haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek davanın Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/561 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 1.211.577,17 TL üzerinden iptali ile takibin devamına,  alacağın  takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile tahsiline, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Davacı taraf asıl dava konusu 150.000USD tutarlı çekin teminat amaçlı olarak verildiğini iddia ederken davalı taraf bu çekin devredilen davalı şirketin borçlarının kapatılması amacıyla ödenen paranın karşılığında verildiğini savunmuştur. Asıl dava konusu uyuşmazlığı oluşturan çekin  teminat çeki olduğu iddiasını ispat etmesi gereken tarafın davacı taraf olduğu ve bu iddianın yazılı delil ile ispatı gerektiği, bu hususta davacı tarafça dosyaya sunulan 28/12/2013 tarihli fotokopi belge üzerinde 150.000USD bedelli çekin keşide yeri ve tarihi olmaksızın bir örneğinin bulunduğu ve sayfanın alt tarafında \"yukarıdaki çek teminat senedi olarak sayın ...'a teslim edilmiştir\" ibaresinin bulunduğu, bu belgenin altında ...,  ... ve ... ismi ile imzaların atıldığı, fakat bu çekin davacı ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı, davalı firmanın birbirini takip eden düzgün ciro silsilesine göre çekin meşru hamili olduğu ve çeki bankaya süresinde ödeme için ibraz eden kişi olduğu, çekin keşidecisi davacı şirketin elinden, çek lehtarı ...'ın elinden ve çekin önceki hamili olan 2.ciranta dava dışı ... elinden rızası  dışında çıktığına ve davalı şirket tarafından haksız olarak elde edildiğine dair dosyaya yansıyan somut bir bilgi, belge ve delilin bulunmadığı, davacı tarafın çekin teminat çeki olarak verildiği iddiasına ilişkin ispat yükünü dosyaya sunulan bilgi, belge ve kayıtlara göre yerine getiremediği, bir kambiyo senedi olan çekin illeten mücerret olduğu, tarafların ticari kayıtlarında yer almamasının davalı firmanın son hamil olarak alacaklı olduğu gerçeğini değiştirmediği, açıklanan nedenlerle asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, diğer yandan birleşen dava yönünden tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda dosyaya sunulan 01/03/2017, 12/07/2017 tarihli ek raporlar ile 31/10/2019 tarihli bilirkişi kök raporu birlikte değerlendirildiğinde, davalı defterleri ile teyit edildiği üzere, icra takibi sonrası yapılan borç, alacak ve mahsup işlemleri neticesinde, dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.146.609,19 TL alacaklı olduğu, ayrıca alacağın cari hesaptan kaynaklı olması dikkate alınarak likit ve belirlenebilir olduğu gözetilmek suretiyle ayrıca hükmedilen alacak üzerinden itirazın haksızlığı da dikkate alınarak % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak,\" asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile, 1.146.609,19 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak sebebiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak üzerinden hesaplanan  229.321.83 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; teminat olarak verilen çekin kambiyo vasfını taşımadığını, 27.12.2013 tarihindeki 1 dolar kurunun 2,1604 TL olduğunu, bu nedenler verilen 200.000,00 TL'nin teminatı olarak 300.000,00 TL (150.000,00 USD) çek alındığını davalının kendi delili ile ikrar ettiğini, davalının cevabının çekin yer aldığı fotokopide yer alan teminat kaydı ve davalının delilleri arasında yer alan 27.12.2013 tarihli tutanak isimli belge ile değerlendirildiğinde ilgili çekin teminat belgesi olduğunun sabit olduğunu, ilgili çekin keşide tarihsiz olarak teslim edildiğini ancak keşide tarihi (vade tarihi) ve/veya ibraz süresi olarak da 30 gün belirlendiğini, ancak ibraz süresini geçiren davalıların çekin keşide tarihini anlaşmaya aykırı olarak 20.06.2014 yaparak yeni bir ibraz süresi elde etmeye çalıştıklarını, keşide tarihi 30 günlük anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiğinden ilgili belgenin çek vasfında olmadığını, çekin kimler tarafından tahsil edileceğinin de kararlaştırıldığını, ilgili çekin ... ve ... tarafından tahsil edilecekken ciro silsilesini bozarak ilgili çekin yetkilisi oldukları şirket tarafından tahsile konulmasını sağladıklarını, bu durumun sözleşmenin taraflarının ağır kusurunun ispatı olduğunu, takip ve dava konusu çek görünümlü belgeye göre lehtar ...'ın çeki ..., onun da ... A.Ş.'ye vermiş göründüğünü, ancak davalının çekin ... tarafından şirkete aktarıldığını kabul ve beyan ettiğini, sonuç olarak gözüken ciro silsilesinin davalının beyan ve kabul ettiği ilişkiyi göstermediğinden davalı beyanı nedeniyle ciro silsilesi bozulduğunu, menfi tespit davasının davalısı ... A.Ş.'nin yetkili hamil olmadığını, müvekkilin şekle göre de eş rızasına göre de borçlu olmadığını, ... A.Ş.'nin hisselerini devredenlere ve ...'ya karşı ödendiği iddia edilen şirketin eski borçlarının tahsili amacıyla İstanbul 16. ATM 2018/204 E. sayılı dava dosyasının derdest olduğunu, davalının cevabı karşısında ilgili çekin davalı ticari defterlerinde gözükmesi gerektiğini, davalıların sundukları beyan ve delillerle 200.000,00 TL verdiklerini kabul etmiş olmalarına rağmen 200.000,00 TL değil 150.000,00 USD + fer'iler olmak üzere takip tarihi itibariyle 355.699,80 TL talep etmelerinin hukuka aykırı olduğunu, borçlu bulunmayan ... A.Ş.'ye karşı başlatılan 150.000 USD asıl alacak bedelli takip ile talep edilen %11,75 oranlı faiz talebinin kanuna, kamu düzenine, Türk Parasının Korunması Hakkında Kanuna, ahlaka açıkça aykırı olduğunu, birleşen itirazın iptali davaları yönünden ticari defterlerindeki dava tarihi itibariyle alağın 1.211.577,17 TL olduğunu, davanın bu meblağ üzerinden avans oranında faiz ve inkar tazminatı ile birlikte kabulü yerine 1.146.609,19 TL olarak kabulünün hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın reddedilmesine rağmen İİK m.72/4 uyarınca alacaklı lehine tazminata hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, üzerinde temlik edildiği açıkça yazan faturalar dahi davacının alacağını ispat eden vesaik olarak değerlendirildiğini hesaplamada mahsup edilmediğini, kira sözleşmesi uyarınca ödenmesi gereken tutarlar dahi davacı alacağı olarak hesaplandığını, ticari defterler ile ispat kuralının yanlış uygulandığını, dosyada BA-BS formlarının eksik olduğunu, davacının alacağı ispat ile mükellef olmasına rağmen bilirkişinin cari hesap sunulmadığı sebebiyle davacıyı alacaklı bulduğunu, dosyanın bilirkişiye tevdi gerekçesinin kefalet konusunu aydınlatmak olmasına rağmen bilirkişi raporunda bu hususa değinilmediğini, ardından mahkemece kurulan ara karar ile davacı vekiline kefaletten dolayı hangi banka şubesine ne kadar ödeme yapıldığı hususunda açıklama yapması için süre verildiğini, bu ara kararın üstüne davacının kefalet sebebiyle yaptığını iddia ettiği ödemeleri sunduğunu, 30.10.2018 tarihli kendi dilekçelerinde bu havalelerin yapıldığı 7 bankadan 5 tanesinde davacının kefaletinin olmadığının ispat edildiğini, bilirkişinin ise raporda tek bir kelime bile tespite yer vermediğini, son raporda da banka havalelerine ilişkin dekontların incelenmediğini, ödemelerin hangi banka hesabına hangi kredi borcu kefaleti sebebiyle ödendiğinin tespit edilemediğini, açıklamasız havalelerin borç ödeme niteliğinde olduğunun atlandığını, davacı şirketin banka havalelerinin karşılaştırılarak bu ödemelerin ... banka kredisine olan kefalet sebebiyle mi yapıldığının tespiti gerektiğini, aksini ispat yükünün davacı üzerinde olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, faturalara konu malların tesliminin ispat edilemediğini, davanın genişletilmesi yasağına aykırı olarak sunulan evrakların hükme esas alındığını, dava konusu uyuşmazlığın normal bir alacak davasından daha derin araştırma gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl dava konusu menfi tespit davası birleşen davanın konusu itirazın iptali davasıdır. Asıl dava konusu çekin keşidecisinin ... A.Ş, lehdarın ... olduğu çekin alt kısmında çekin teminat senedi olarak ...' a verildiği belirtilmiştir.Davacı menfi tespit davasında takip konusu çekin teminat amaçlı verildiğini, keşide yeri ve tarihinin sonradan doldurulduğunu ileri sürdüğü, davalı ... A.Ş. vekilinin cevap dilekçesi ile alacak konusu çekin ... ile kendisine ait bulunan ... Tic.A.Ş.ve yine bu kişilere ortak olan ...'ın ... TİC.A.Ş.isimli ve şu anda davalı müvekkil olan şirketi müvekkilleri ...  ve diğer ortağı ... satılması/devredilmesinden önce verildiğini, çek karşılığında devredilecek şirketin borçlarının kapatılması için mezkur şahıslara ödenen paranın karşılığı olduğunu, ancak sözkonusu firma ya da kişilerin herhangi bir borç ödemedikleri gibi müvekkillerini yanıltarak aldıkları parayı da iade etmediklerini, müvekkil ...'ın ödediği ancak daha sonra ortağı olduğu ... Tic. A.Ş adlı şirkete aktardığı alacak müstenidatı mezkur çekin karşılıksız kalması nedeniyle de müvekkil ...Tic,A.Ş.tarafından işleme konulduğu belirtilmek sureti ile davanın reddi talep edilmektedir.Davacı vekilinin birleşen davada ... A.Ş.'nin Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/9084 Esas sayılı dosyasında cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptalini talep etmiştir.Asıl dava yönünden; keşidecisi davacı şirket, lehtarı ..., arkasında sırasıyla ... A.Ş.'nin ciroları bulunan 20/06/2014 keşide tarihli 150.000 TL bedelli çekin devredilen şirketin borçlarına karşılık teminat amaçlı verildiğinin ispatı yönünden, dosya kapsamına 28/12/2013 tarihli belge aslı sunulmuştur. Davalılar vekilinin 27/01/2015 tarihli dilekçesinde sunulan belgedeki imzaya ve içeriğe itiraz etmediği, yine davalılar vekili tarafından davanın esasına ilişkin sunulan 30/01/2018 tarihli dilekçede de; çekin teminat olarak verildiğine dair ayrı bir belge sunulduğunu, belgede mücerretlik ilkesini etkileyecek açıklama bulunmadığını ileri sürdüğü , çekin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, teminat amaçlı verildiğinin davacı tarafça ispatlandığı anlaşılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 Sayılı TTK 689. Maddesinde \"Rehin Cirosu\" düzenlenmişse de, TTK'nın çeke ilişkin yasal düzenlemelerinde , poliçe hükümlerine atıf yapılan TTK 818. Madde de, TTK 689. Maddeye atıf yapılmadığından, çekte rehin cirosunun caiz olmadığı rehin veya bunun sonucunu elde etmeye yönelik olarak teminat amacıyla çekin ciro ile elde edilmesi halinde çeki devir alan kişi çeke dayalı hakları kullanamayacağı anlaşılmaktadır. Yargıtay 11.HD'nin uygulaması bu yöndedir. ( 11.04.2018 tarihli, 2016/15070 E., 2018/2588 K. sayılı ve 26.09.2017 tarihli, 2016/7396 E., 2017/4744 K. sayılı, 03.10.2023 tarihli,2022/1804 E., 2023/5522 K., sayılı ilamları)Somut olayda davacı tarafından takip konusu çekin teminat çeki olduğunu ileri sürmüş olup mahkemece asıl dava yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de incelenen dava konusu ... nolu çekin, keşidecisinin  .... lehtarın ... olduğu olduğu, çek bedelinin 150.000 USD olduğu, fotokopi yazısında yukarıdaki çekin teminat senedi olarak sayın ...' a 28/12/2013 tarihinde teslim edildiğinin yazılı olduğu anlaşılmakla, yukarıda yapılan açıklamalar neticesinde; çekte rehin cirosu caiz olmayıp, rehin veya bunun sonucunu elde etmeye yönelik olarak teminat amacıyla çekin ciro ile elde edilmesi halinde çeki devir alan kişi çeke dayalı hakları kullanamayacağından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile davanın reddine dair verilen karar  yerinde görülmemiş, davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, ayrıca davalılardan  ... A.Ş  icra takibinde haksız ve kötü niyetli olması sebebi ile davacı lehine %20 kötü niyet tazminatına  hükmedilmesine, asıl davanın kabulüne karar verilmekle, asıl davada davalı vekilinin tazminata ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden yapılan incelemede; Davanın konusu itirazın iptali davasıdır. Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyada alacaklı ... A,Ş tarafından borçlu ... A.Ş aleyhine 26/06/2016 tarihinde 1.395.665,63 TL üzerinden cari hesap alacağına istinaden ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı bilirkişiye ait 17/10/2016 tarihli raporda; Davacının 2010,2011,2013 yıllarına ait ticari defterlerinin delil niteliği bulunmadığı, 2012,2014 yıllarına ait ticari defterlerinin delil niteliği bulunduğu, davalıya ait 2010,2011 yıllarına ait ticari defterlerinin delil niteliği bulunmadığı, 2012,2014 yıllarına ait ticari defterlerinin delil niteliği bulunduğu  ve cari hesabın 2010,2011,2012,2013 ve 2014 yıllarına ait birçok işlem kaydına dayandığı buna ilişkin belge bulunmadığı belirtilmiştir.  12/07/2016 tarihli bilirkişi ek raporunda davacı defterlerinden 2013 yılına ait defterlerinin delil niteliği taşıdığı diğer görüşünde değişiklik olmadığı belirtilmiştir.<br>01/03/2017 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; 30.04.2013 tarihinde davalı ... hesaplarında “... bakiye virman” açıklamasının olduğunu, söz konusu açıklamanın dayanağının taraflarına sunulmadığı dikkate alındığında davalı kayıtlarındaki 605.369,69 TL'lik davacı aleyhine yapılan borç kaydının kabulünün yapılamayacağını, 30.09.2013 tarihinde davalı ... hesaplarında “Sözer sarrafiye çek ços” açıklamasının olduğunu, söz konusu açıklamanın dayanağının taraflarına sunulmadığı dikkate alındığında davalı kayıtlarındaki 679.528,20 TL'lik davacı aleyhine yapılanı borç kaydının kabulünün yapılamayacağını, 31.12.2013 tarihinde davalı ... hesaplarında “...” açıklamasının olduğunu, söz konusu açıklamanın dayanağının taraflarına sunulmadığı dikkate alındığında davalı kayıtlarında ki 88.500,00 TL'lik davacı aleyhine yapılan borç kaydının kabulünün yapılamayacağını bu itibarla davalı kayıtlarında görülen 1.373.397,89 TL'lik tutardaki bedellerin kök raporda belirtilen davalı borcuna ilave edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, birleşen dava yönünden takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.343.435,57 TL cari hesap alacağının dava tarihi itibariyle 1.146.609,19 TL cari hesap alacağının bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. 31/10/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Asıl dava yönünden; Davacı şirket tarafından dava dışı ... adına keşide edilmiş çekin davacı kayıtlarında yer almadığını, dava dışı  ... tarafından davalı şirkete ciro edilen 150.000 USD tutarlı çekin davalı kayıtlarında yer almadığını, davalı ... Tic. A.Ş'nin  çekin haklı hamili olduğunu, bankaya süresi içinde ibraz ettiğini,  çekin diğer hamillerden rızaları dışından elden çıktığına ve davalı şirket tarafından haksızca elde edildiğine dair kesin bilgi edinilemediğini, davacı ve davalı şirketin ticari defter kayıtlarında çeke yer verilmemesinin son hamil davalı ... Tic. Aş'yi etkilemeyeceğini, dava konusu çekin, keşide yerinin, keşide tarihinin davacı ve borçlunun elinden çıktıktan sonra rızası dışında doldurulduğunun, çekin varsa teminat çeki olarak düzenlendiğinin, borcun ortadan kalkmasına rağmen, çekin haksız olarak son hamilce bankaya ibraz edildiğinin ve haksız olarak işleme konulduğunun keşideci davacı şirket tarafından kesin yazılı belgelerle ve yeterli delillerle ispat edilemediğini, Birleşen dava yönünden;  Davacının 2010-2014 tarihleri cari hesap özetine göre davalıdan  alacaklı olduğu, takip tarihi  26/06/2014 itibariyle davalıdan 1.395.240,63 TL  alacaklı görüldüğü, davalının 2014 yılına devreden borç 2.016.674,52 TL, ve devreden alacağının  ise 82.131,92 Tl olduğu, davalı şirket yıl sonu kapanış kayıtları ile davacıya borçlu olduğunu teyit etmiş olduğunu, davalı tarafından  2014 yılına ilişkin defter kayıtları ve cari hesap özetini ibraz etmediğini, davacının 2012,2013,2014 yılı defterlerinin usulüne uygun ve davacı defter kayıtların dayanağı belgelerin mevcut olduğu, ve lehe delil olabileceği bu durumda davacı defter kayıtların göre takip tarihi itibariyle davalıdan 1.343.435,57 TL,  takip sonrası yapılan işlemler (borç/alacak mahsubu)  sonrasında dava tarihi itibariyle davacının alacağının 1.146.609,19 TL olacağını\" belirtmiştir. Somut olayda itirazın iptali davasında ispat yükümlülüğünün  davacı alacaklıda olduğu takibin dayanağı olarak cari hesap ilişkisinin belirtildiği, 01/03/2017 tarihli bilirkişi ...'a  ait bilirkişi raporunda sonuç itibariyle dava tarihinde davacının davalıdan  1.146.609,19 TL cari hesap alacağının bulunduğunun tespit edildiği, 31/10/2019 tarihli ... tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporunda da miktar itibariyle aynı sonuca ulaşıldığı raporların birbirini teyit ettiği, mahkemece verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmakla, birleşen davaya yönelik taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle davacının asıl davaya yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusunun  6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, menfi tespit davasının kabulüne, davacının Bakırköy .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında mevcut çek nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine davacı lehine %20 kötü niyet tazminatının davalılardan alacaklı  ... AŞ. den tahsiline,Davacı ve davalıların birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurularının  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Birleşen dava kapsamında davacı ve davalı vekili ile ana dosya kapsamında davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Asıl dava kapsamında davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/12/2019 tarih, 2014/561 E., 2019/1251 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; 3-A)Asıl dava yönünden; -Menfi tespit davasının kabulüne,- Davacının   Bakırköy .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında mevcut ... Seyit Nizam/Zeytinburnu Şubesi'ne ait  ... çek nolu 20/06/2014 keşide tarihli,150.000 USD bedelli lehtarı ... olan  çek nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, -Davacı lehine %20 oranında  63.678,00 TL kötü niyet tazminatının davalılardan takip alacaklısı ...  AŞ. den tahsili ile davacıya verilmesine, B)Birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1098 esas, 2014/370 karar sayılı; dosya yönünden-Birleşen davanın KISMEN KABULÜ İLE, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile, 1.146.609,19 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak sebebiyle takibin devamına, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Asıl alacak üzerinden hesaplanan  229.321.83 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;A-Asıl dava yönünden,a- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.749,22 TL karar harcından peşin alınan 5.437,30 TL'nin mahsubu  ile 16.311,92 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, b-Davacı tarafından birleşen dosya kapsamında hesaplanan yargılama gideri düşülmek suretiyle ilk derece mahkemesinde yapılan; 3,80 TL vekalet harcı,  5.437,30 TL peşin harç, 25,20 TL başvuru harcı olmak üzere, toplam 5.466,30 TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, c- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 49.758,50  TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, B-Birleşen dava yönünden; a-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 78.324,87.-TL karar harcından mahkeme veznesine yatırılan 13.712,45.-TL peşin harcın ve icra veznesine yatırılan 6.978,30 TL icra peşin hacının mahsubu ile eksik kalan 57.605,12.-TL karar harcının davalı ...'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına,b-Davacı tarafından yatırılan 25,20.-TL başvurma harcı ve 13.712,45.-TL peşin harcın davalı ...'nden tahsili ile davacı tarafa verilmesine,c-Davacı tarafından dosyada yapılan 1.000,00.-TL bilirkişi ücreti ve 420,10.-TL posta gideri olmak üzere toplam 1.420,110.-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.064,22 TL'sinin davalı\t...'nden tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,ç-Davalı ... tarafından dosyada yapılan 3.000,00.-TL bilirkişi ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 751,80 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalı ....'ne verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,d-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 58.348,27-TL vekalet ücretinin davalı ...'nden tahsili ile davacı tarafa verilmesine,e-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 7.496,48 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-Asıl davada istinaf talebi kabul edildiğinden davacı  tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/a-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 297,20 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 27,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 324,70 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,5/b-Ana dosya kapsamında 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 108,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 318,80 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-Birleşen dosya kapsamında 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/ç-Birleşen dosya kapsamında 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 78.324,87 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 19.581,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 58.743,66 TL harcın davalıdan  tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d86866288f9b2ebf","SID":"ac1a0f48dcc3bf68"}}