{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2183 - 2024/183<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/2183 <br>KARAR NO\t: 2024/183<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/871 Esas 2021/529 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 09/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 06/03/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>\tDavacı vekili, 27.05.2017 tarihinde davalıların işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı otobüsün davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı otobüsle çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, maddi zararların tazmini için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen, 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihiden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...…Ltd. Şti.'den tahsiline karar verilmesini talep etmiş,  05.03.2021 tarihli dilekçesi ile talep edilen 100,00 TL maddi tazminatın 50,00 TL'sinin geçici iş göremezlik, 50,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğunu açıklamış, 01.07.2021 tarihli dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminat talebini 982,84 TL olarak artırmıştır.<br>\tDavalı ... Ltd. Şti vekili, kazaya karışan aracın davalı şirketin değil katılımcı aracı olduğunu,  ... plakalı aracın malikinin ... olduğunu, araç maliki ile davalı şirket arasında taşıt kira sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin sorumluğunun bulunmadığını, aracın karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası poliçesi gereği 08.07.2016-2017 tarih aralığında ... Kooperatifine, zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk poliçesi gereği 30.06.2016-2017 tarih aralığında ... Sigorta AŞ'ye, bileşik kasko sigorta poliçesi gereği ... Sigorta Şirketine sigortalı olduğunu, davacının taleplerini açıklanması gerektiğini, davacı tarafından iddia olunan arazlar ile kaza arasında uygun illiyet bağının kurulmasının şart olduğunu, kusur oranlarının belirlenmesini, tedavi ve iyileşme masrafları bakımından hukuki sorumlunun Sosyal Güvenlik Kurumunun olduğunu, davacı tarafın sosyal ve ekonomik durumunun araştırılmasını, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili, dava konusu ... plakalı aracın, davalı şirkete, 30.06.2016-30.06.2017 tarihleri arasında 2696217 numaralı KTK zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluğun, sigortalının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/daimi sakatlık halinde kişi başına azami 310.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, dosya evraklarının temini ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek kusur raporu alınmasını, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı konusunun araştırılmasını, SGK'dan davacıya sürekli iş göremezlik tazminatı veya maaşı başlanıp bağlanmadığının, bağlandı ise ne miktarda ödeme yapıldığının ve maaş bağlama tarihi itibariyle peşin sermaye değerinin sorulmasını, geçici iş göremezlik zararı ile geçici bakıcı giderlerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davalının temerrüte düşmediğini, yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEME KARARI;<br>\tMahkemece toplanan delillere göre, davanın trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, dosyanın kusur oranlarının belirlenmesi için  Ankara ATK Grup Başkanlığından alınan  26.12.2019 tarihli raporda sürücü ...'in %85 oranında, sürücü ...'nun %15 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, kusur raporuna itiraz üzerine dosya Adli Tıp Kurum Trafik İhtisas Dairesine gönderildiği, Trafik İhtisas Dairesinin 23.07.2020 tarihli raporda sürücü ...'in %85 oranında, sürücü ...'nun %15 oranında kusurlu olduğu görüşünün bildirildiği, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 28.01.2019 tarihli raporda davacı Turgay Arı'nın 27.05.2017 tarihli yaralanması neticesinde özürlülük oranı tayinine mahal olmadığı, iyileşme süresinin 21 güne kadar uzayabileceği, geçici bakım ve bakıcıya ihtiyacı olmadığının bildirildiği, aktüer bilirkişisi raporunun sonuç kısmında özetle; dava konusu olayın meydana gelmesinde, ... plaka sayılı otobüsün sürücüsü ...’in, %85 oranında, davalı ... Sigorta AŞ tarafından ZMMS ile sigortalanan ... plaka sayılı otobüs sürücüsü ...’nun %15 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacı ...’nın 27.05.2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle engel oranının %0 olduğu, 21 gün süre ile iş göremez halde kaldığının belirlendiği, inceleme konusu trafik kazası nedeniyle adli tıp raporuyla davacının engel oranı 0 (sıfır) olarak belirlendiği için davacının sürekli maluliyetine ilişkin maddi zararının bulunmayacağı değerlendirilerek sürekli maluliyet zararı hesaplaması yapılmadığı, davacı lehine, 982,84 TL geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, davacının yolcu konumunda olması nedeniyle kusur indirimi yapılmadığı, davacı vekilince, davalıya yapılan başvuru dilekçesinin 21.09.2017 tarihinde tebliğ edildiğine dair PTT kargo gönderi takip alındısı bulunduğu,  tebliğ tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasına gelen 04.10.2017 tarihinde davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü, kazaya karışan ... plakalı aracın ticari nitelikte otobüs olduğunun, ZMMS poliçesinden tespit edildiği, ancak dava dilekçesinde hükmedilecek tazminata yasal faiz talep edildiği görüşünün bildirildiği, bilirkişi raporunun dosya kapsamı ve delil durumuna uygun olup, hükme esas alındığı,  zarara sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kaza tarihinde ZMMS poliçesi ile davalı sigorta şirketine sigortalı olup, davalı sigorta şirketinin kazaya karışan aracın sigortacısı olması nedeniyle poliçe limiti dahilinde, davalı ... Tur. Tic. Ltd. Şti’nin ise araç işleteni olarak hesaplanan tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketince, yolcu konumunda olan davacının emniyet kemeri takmadığından oluşan zarardan müterafik kusuru bulunduğu ileri sürülmüş ise de; davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı belirlenemediği gibi emniyet kemeri takmasının sonuca etkisi olmayacağı anlaşılmakla, hesaplanan tazminat tutarından herhangi bir indirim yapılmadığı gerekçesi ile;  davacının sürekli iş göremezlik tazminatı davasının reddine, davacının geçici iş göremezlik tazminatı davasının kabulüne, 982,84 TL geçici iş göremezlik tazminatının 27.05.2017 kaza tarihinden (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla 04.10.2017 temerrüt tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 1.000,00 TL manevi tazminatın 27.05.2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Turizm Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının hazırladığı 26.12.2019 tarihli rapordaki kusur oranlarının tespitinin hatalı olduğunu, rapordaki kusur oranlarına taraflarınca itiraz edildiğini, dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyetine gönderilerek yeni bir rapor tanzim edilmesini talep ettiklerini, bu doğrultuda alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin hazırladığı 23.12.2020 tarihli raporda özetle; 26.12.2019 tarihli raporlarında, olayın oluş şekli ve kusur gerekçelendirmeleri yedi kişilik heyetin incelemesi çerçevesinde belirlendiği ve maddi hatanın olmadığı, aynı dosyanın yeniden genişletilmiş uzmanlar heyetinde görüşülemeyeceği için dosyanın işlem görmeksizin mahalline iade edildiğinin ifade edildiğini, ancak alınan rapordaki kusur oranlarının tespitinin hakkaniyet ve denetlenebilirlik ölçülerine uymaması ve değerlendirmelerin hatalı olması sebebiyle, tespit edilen kusur oranlarının da hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, dava dışı sürücü ...’nun kazanın oluşumunda asli sorumlu olduğu, raporda tespit edilen %15'lik kusur oranını kabul etmediklerini, ayrıca mahkeme tarafından verilen kararın gerekçesinde bu kusur tespitine ilişkin olarak, ''Buna göre; 27.05.2021 tarihinde davalı ... Tur. Tic. Ltd. Şti. işletiminde olan ... plakalı araç ile davacının içeresinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın çarpışması sonucu yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiği, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'in %85 oranında, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ... sürücü ...'nun %15 oranında kusurlu olduğu'' şeklinde hüküm kurulduğunu, verilen hükmün ise Anayasa'nın ve HMK'nın ilgili maddelerine tamamen aykırı olduğunu,  sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalının 22.10.2020 tarihli maluliyet raporunda; 'fonksiyonel araz bakımından iyileşmiş olduğu, sürekli özürlülük oranı tayinine mahal olmadığı' kanaatine varıldığını, Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalının davacının maluliyetine ilişkin raporunu kabul etmediklerini, davacının trafik kazası nedeniyle sol kulağından, başından ve kollarından yaralandığını, atılan dikişler nedeniyle sol kulak arkasında, başının üstünde ve kollarında sabit iz kaldığını, uzuvlarında işlev kaybı meydana geldiğini, raporda davacının sürekli özürlülük oranı tayinine mahal olmadığına dair kanaat belirtildiğini, ancak bu kanaatin nasıl oluştuğuna dair bir bilgi bulunmadığını, davacının geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde meydana gelen yaralanma izlerinin, kaza tarihinin üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen, davacıda yapılan muayenede görülebilir nitelikte olduğunun alınan Adli Tıp raporunda sabit olduğunu, davacının vücudunda bulunan yara izleri göz önüne alındığında, davacının sürekli özürlülük oranı tayinine mahal olmadığına ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine dair kararın hatalı olduğunu, mahkemece hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatının eksik hesaplandığını, hesaplamanın hatalı olduğunu, davacının yaşadığı korku ve endişe düşünüldüğünde, takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürmüştür.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>\tDavacı vekilinin HMK.nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tDavacı vekili, davalıların işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı otobüsün davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı otobüsle çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDavacı vekili sürekli iş göremezlik tazminat taleplerinin reddedilmesinin ve geçici iş göremezlik süresinin hesaplanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de;<br>\tYargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların \"11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\tSomut olayda, dava konusu kaza nedeniyle davacının maluliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 22.10.2020 tarihli raporun Yargıtay uygulamasına göre olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince davacının özür oranının olmadığı, iyileşme süresinin 21 güne kadar uzayabileceğinin belirlendiği, raporun, ayrıntılı, gerekçeli ve dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu ve Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde kaza tarihinde uygulanan yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığı anlaşılmakla mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tDosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, davacı vekilin teselsül hükümlerine göre talepte bulunmasına, davacının otobüste yolcu olup kazanın meydana gelmesinde kusursuz oluşuna, dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu ve Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde kaza tarihinde uygulanan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporu esas alınarak maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir isabetsizlik  bulunmamasına göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.<br>\tDavacı vekili hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ileri sürmüş olmakla, 6098 sayılı TBK. md. 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.  <br>\tManevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br>\tSomut olayda, 27.05.2017 tarihinde meydana gelen kazada, davacı yolcunun kusursuz oluşu, kazanın meydana geliş şekli, somut olayın özellikleri değerlendirildiğinde zararın ağırlığı, davacının maluliyeti, davacının teselsüle dayalı talepte bulunması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, mahkemece davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde %15 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmesinin isabetli olmadığı, davacı yönünden belirlenen tazminat miktarının hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir miktar daha yüksek olması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak  davacı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf isteminin kabulü ile  5.000,00 TL. manevi tazminatın davalı ...…Ltd. Şti’den tahsiline karar  verilmek üzere  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kesinleşen yönler korunarak HMK’nın 353/1.b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM    : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tI-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi  kararın KALDIRILMASINA, <br>\tHMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,<br>\tBuna göre; <br>\t1-Davacının sürekli iş göremezlik tazminatı davasının reddine,<br>\t2-Davacının geçici iş göremezlik tazminatı davasının kabulüne, 982,84 TL geçici iş göremezlik tazminatının 27.05.2017 kaza tarihinden (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak  kaydıyla 04.10.2017 temerrüt tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,<br>\t3-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 5.000,00 TL manevi tazminatın 27.05.2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Turizm Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine,<br>\t4-Maddi tazminat yönünden davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 982,84 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile  davacı tarafa ödenmesine, <br>\t5-Maddi tazminat yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 50,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendilerini vekil ile temsil eden davalılara ödenmesine,<br>\t6-Manevi tazminat yönünden davacı yargılamada  vekil ile temsil edildiğinden  karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. ve 13. maddeleri gereğince hesaplanan 5.000,00TL vekalet ücretinin davalı ... Turizm Ticaret Limited Şirketinden tahsili ile  davacı tarafa ödenmesine, <br>\t7- Manevi tazminat yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 5.000,00  TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile  vekil ile temsil edilen davalı ... Turizm  Ticaret Limited Şirketine ödenmesine, <br>\t8-Davacı  tarafından yapılan 1.245,85 TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 666,53 TL'nin (davalı sigorta şirketinin sorumluğu 110,98 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t9-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde  yatırana iadesine,<br>\t10-Alınması gerekli 405,10 TL harçtan peşin ve ıslahla alınan 51,90 TL harcın düşümü ile arta kalan 353,20 TL harcın (davalı sigorta şirketinin sorumluğu 15,24 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>\t11-Peşin ve ıslahla alınan 51,90 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>\tII-İSTİNAF BAŞVURUSU NEDENİYLE YAPILAN HARÇ VE MASRAFLAR YÖNÜNDEN;<br>\t1- Davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacılara  iadesine,<br>\t2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 162,10TL istinaf başvuru harcı ile  83,50 TL yargılama giderinin davalı ...  Tic. Ltd. Şti.'den  tahsili ile davacıya  ödenmesine, <br>\t3-Taraflarca yatırılan  delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK’nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\t4-Kararın taraflara tebliğine <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ  YOLU AÇIK olmak üzere 09.02.2024 tarihinde  oybirliği ile  karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip<br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb8cf2575c4da7ce","SID":"02a6d6639e6c5e7a"}}