{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/189 <br>KARAR NO\t: 2024/85<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/10/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2017/197 Esas,  2021/370 Karar<br>DAVA\t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin S.S. ...Konut Yapı Kooperatifinden bir daire sahip olmak için üye olduklarını, 22/11/2015 tarihinden başlamak üzere Ağustos 2012 tarihine kadar toplam 62.300,00-TL kooperatife ödeme yaptıklarını, ancak kooperatifin inşaatı bitirmiş olmasına rağmen müvekkillerine herhangi bir daire vermediklerini, diğer davalı şirketin yöneticilerinin davacıya davalı şirket tarafından yapılan inşaattan daire vereceklerini beyan etmeleri üzerine kooperatife ödenen bedelin diğer davalı şirkete aktarıldığını, davalı şirket yöneticilerinin farklı tarihlerde 4 adet makbuzla toplam 1.700,00 TL daha aldıklarını, ancak davacıya herhangi bir daire verilmediğini, ödenen bedellerin de davacıya iade edilmediğini belirterek  davacının davalılara bir adet daire için ödediği 64.000,00TL'nin dava tarihi itibariyle güncellenerek tespit edilecek daire bedelinin veya paranın davalılardan müteselsilen tahsili ile masrafların davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı ... İnşaat Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu (davalı sıfatı yokluğu) nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkil şirketin davalının ödemede bulunduğunu iddia ettiği, S.S....Konut Yapı Kooperatifi ile herhangi bir bağlantısı ve ilişkisi bulunmadığını, müvekkil şirketin yöneticileri konumunda bulunan bazı şahısların söz konusu kooperatifte geçmişte yöneticilik yapmaları onların şahsi sorumlulukların olduğu sonucunu doğurmadığını, müvekkilin bahsi geçen kooperatif ile herhangi bir ilgili bulunmadığını, müvekkil ile davacı arasında herhangi bir husumet olmadığını, üyelikten doğan şartları yerine getirmek koşulu ile iddia ettiği husus ile ilgili olarak davacının kooperatife başvurması gerektiğini, ancak davacı, kooperatifle birlikte kooperatife herhangi bir bağlantısı olmayan müvekkil şirkete de davalı olarak gösterdiğini, bu nedenle davalı kooperatife ile herhangi bir ilişkisi bulunmayan müvekkil aleyhine açılan davanını pasif husumet yokluğu neden ile reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Davacı dava dilekçesinde üye olduğunu iddia ettiği davalı kooperatife toplamda 62.300,00 TL tutarında ödeme yaptığını, kendisine daire verilmemesi üzerine  ödenen bu bedelin, kooperatif yöneticileri de olan diğer davalı şirket yetkilileri tarafından davalı şirkete aktarıldığını ve davacıdan 1.700,00 TL daha bedel alındığını beyan etmiştir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan....... blok üye ödeme takibi başlıklı ve imzasız belgede 62.300,00 TL tutarında ödeme yapıldığını gösterir belgenin sunulduğu, ayrıca davalı şirket adına düzenlenmiş olan 04/07/2012 tarihli tahsilat makbuzunda \"...adına alınan para\" açıklaması ile 22/11/2005'te alınan 32.000,00 TL ve daha sonradan alınan aidatlardan 32.300,00 TL olmak üzere toplamda 62.300,00 TL'nin cari hesaba alacak kaydedilmek üzere tahsil edildiğinin belirtildiği, yine davalı şirket adına düzenlenmiş olan 04/07/2012 tarihli 500,00 TL tutarlı, 04/08/2012 tarihli 500,00 TL tutarlı, 02/09/2012 tarihli 400,00 TL tutarlı ve 06/10/2012 tarihli 300,00 TL tutarlı tahsilat makbuzlarında \"...adına alınan para\" açıklaması ile tahsilatlarının yapıldığı görülmektedir. Davacının delil olarak sunduğu ve davasını dayandırdığı tahsilat makbuzları hususunda davalı şirket vekili 23.02.2018 tarihli celsede alınan beyanında, davacı tarafça delil olarak sunulan tahsilat makbuzlarının doğru olduğunu, makbuzlardaki imzaların şirketin çalışanlarına ait olduğu beyan etmiş, bu beyanlar doğrultusunda davacı tarafından makbuzlar tutarında şirkete ödeme yapıldığını doğrulamıştır. Bu beyanlarda dikkate alındığında; davacının kooperatife üye olduğunu düşünerek yapmış olduğu 62.300,00 TL tutarındaki ödemenin davalı şirkete aktarıldığı, yine davacı tarafından farklı tarihlerde davalı şirkete toplamda  1.700,00 TL tutarında daha ödemenin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı kooperatifin davacı yana konut tahsis etme yükümlülüğüne ilişkin kayda rastlanılmadığı gibi bu yükümlülüğün diğer davalı tarafından yerine getirileceğine dair hiçbir kayıt ve belge de bulunmamaktadır.  Bu nedenle davacının toplamda yapmış olduğu 64.000,00 TL tutarındaki bu ödemenin daire karşılığında yapıldığı ispatlanamadığı gibi davalı kooperatife üyeliğinde belirlenemediği dikkate alındığında; davacının daire bedeli tutarında bedelin tahsiline karar verilmesine yönelik talebinin yersiz olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda davacının ödenen bedelin güncellenerek tespit edilecek daire bedelinin tahsiline yönelik talebi mahkememizce dikkate alınmamıştır. <br>Ancak davacının sunmuş olduğu tahsilat makbuzları içeriklerine göre davalı şirkete toplamda 64.000,00 TL tutarında ödeme yaptığı sabit olup, bu husus davacı vekilinin beyanları ile de doğrulanmıştır. Davalı şirket yapılan bu ödemelerin sebebi hakkında herhangi bir açıklamada bulunmamış, makbuzların neye istinaden düzenlendiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu beyanlara göre davacı tarafından davalı şirkete ödendiği sabit olan 64.000,00 TL'nin davalı şirkete geçerli bir hukuki sebep olmaksızın ödendiği sonucuna varılmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 77. Maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu 61. maddesi)   yer alan 'Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.' hükmü gereği davalı şirketin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödenen bu bedelin iade etmesi gerektiği kanaatine varıldığından davalı  ... İnşaat Limited Şirketi yönünden davanın kısmen kabulü ile 64.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, davalı kooperatif aleyhine açılan davanın reddine  karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Davalı S.S. ...Konut Yapı Kooperatifi aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, Davalı ... İnşaat Limited Şirketi aleyhine açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, 64.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya dair talebin reddine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın sebepsiz zenginleşmeden doğan tazminat davası olduğunu, Yargıtay kararında da belirtildiği gibi denkleştirici adalet ilkesine göre dosyada belirlenen 240.000,00-TL yerine sadece verilen 64.000,00-TL'nin tahsiline karar verilmesinin ve yasal faize hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin bu parayı daire almak için ödediğinin tüm dosya kapsamı ile sabit iken mahkemenin bunu görmezden gelerek \"bu paranın daire karşılığında yapıldığı ispatlanamamıştır.\" şeklindeki gerekçesini kabul etmediklerini, mahkemenin takdirde hataya düştüğünü, dosyada bulunan .... Blok üye ödeme makbuzlarından da anlaşılacağı üzere müvekkili tarafından yapılan ödemenin daire için yapılan ödeme olduğunu, müvekkili gibi fakir bir kişi tarafından söz konusu parayı davalı şirkete hibe edildiği ya da bilmem kaç ton soğan veya pirinç karşılığı olduğunu göstermediğini, bu yönde mahkemenin yanılgı için düştüğünü, bu yanılgı sebebiyle vekalet ücreti, masraf ve harç paylaştırılmasında da hataya düşüldüğünü, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava,  kooperatife ödenen daire bedelinin güncellenerek mümkün olmadığı takdirde ödenen bedelin tahsili talebine ilişkindir . <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde davacının S.S. ...Konut Yapı Kooperatifinden bir daire sahip olmak için üye olduklarını, 22/11/2015 tarihinden başlamak üzere Ağustos 2012 tarihine kadar toplam 62.300,00-TL kooperatife ödeme yaptıklarını, ancak kooperatifin inşaatı bitirmiş olmasına rağmen davacıya herhangi bir daire vermediklerini, diğer davalı şirketin yöneticilerinin davacıya davalı şirket tarafından yapılan inşaattan daire vereceklerini beyan etmeleri üzerine kooperatife ödenen bedelin diğer davalı şirkete aktarıldığını, ödenen bedellerin de davacıya iade edilmediğini iddia ederek, davacının davalılara bir adet daire için ödediği 64.000,00TL'nin dava tarihi itibariyle güncellenerek tespit edilecek daire bedelinin veya paranın davalılardan tahsilini talep ettiği, davalı şirket vekilinin cevap dilekçesinde müvekkili aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin S.S....Konut Yapı Kooperatifi ile herhangi bir bağlantısı ve ilişkisi bulunmadığını, üyelikten doğan şartları yerine getirmek koşulu ile iddia ettiği husus ile ilgili olarak davacının kooperatife başvurması gerektiğini, ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, Davalı S.S. ...Konut Yapı Kooperatifi aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... İnşaat Limited Şirketi aleyhine açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 64.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;<br>Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. <br>6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” <br>\"Yukarıda belirtildiği üzere gerekçeli kararda mahkemece alacaklardan sadece ... Şirketinin sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında her iki davalının sorumluluğuna hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğundan, bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/.. Esas, 1992/...karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.  T.C.  Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/16374 E. 2014/229 K.\"Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 2010/11-195E., 238K. Sayılı 28.04.2010 tarihli usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde de vurgulandığı üzere: \"Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.\"<br>Somut uyuşmazlıkta 25.10.2021 tarihinde taraflara tefhim edilen kısa kararın 1 nolu bendinde \"Davalı S.S. ...Konut Yapı Kooperatifi aleyhine açılan davanın REDDİNE\" yönünde hüküm kurulduğu halde, gerekçeli kararın . nolu bendinde \"Davalı S.S. ...Konut Yapı Kooperatifi aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE\" karar verilmiştir. Ayrıca yine gerekçeli kararda 3. Sayfada mahkemece davacının kooperatif üyesi olduğuna dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığından davalı kooperatif yönünden husumet nedeniyle reddedildiği belirtilmesine rağmen, 4. Sayfada davalı kooperatif aleyhine açılan davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir. Bu haliyle taraflara tefhim edilen hüküm ile gerekçeli kararda belirtilen hükmün ve gerekçeli kararın kendi içerisinde arasında çelişki bulunduğundan, Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kararı, usul ve yasaya uygun değildir. Bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/.. Esas, 1992/.. karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle de yerinde görülmemiştir. <br>Kabule göre de dava gerekçeli kararda davalı S.S. ...Konut Yapı Kooperatifi aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği halde S.S. ...Konut Yapı Kooperatifi aleyhine harca hükmedilmesi hatalı olmuştur. <br>Öte yandan 6100 sayılı HMK'nin Terditli Dava başlıklı 111. maddesinde, \"Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.\" hükümlerine yer verilmiştir. Kanun'un 297/2. maddesi hükmü uyarınca da davadaki taleplerden her biri hakkında verilen hükümle de taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği kuşkusuzdur. <br>Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre davanın kooperatif üyeliği hukuksal nedenine dayalı taşınmazın güncel değerinin olmadığı takdirde ödenen bedelin tahsili talepleriyle açıldığı, taşınmazın güncel değerinin talebi yönünden mahkemenin gerekçesinde davacının davalı kooperatife üyeliğinin de belirlenemediği, davacının daire bedeli tutarında bedelin tahsiline karar verilmesine yönelik talebinin yersiz olduğu gerekçesiyle davacının ödenen bedelin güncellenerek tespit edilecek daire bedelinin tahsiline yönelik talebi mahkemece dikkate alınmadığı belirtilmesine rağmen gerek tefhim edilen kısa kararda gerekse gerekçeli kararın hüküm kısmında davacının terditli olarak talep ettiği dairenin güncel değerine yönelik olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediği, ne var ki bu husus gözetilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davadaki asıl talep olan dairenin bedelinin güncel değeri talebinden açıkça vazgeçilmediği, aksine ıslah dilekçesinde keşif sonucu belirtilen değer üzerinden dairenin güncel değerini talep ettiği hususları nazara alınmadan 6100 sayılı HMK'nin 111/2. maddesi hükmüne aykırı olarak terditli talep olan dairenin güncel değerinin talebi hakkında hüküm oluşturulmamış olması da doğru değildir.<br>6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinin başlığı \"Hakimin davayı aydınlatma ödevi\" olup, madde metninde, \"Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>Somut uyuşmazlıkta yukarıda belirtilen hukuksal çerçevede yapılan değerlendirmede davacının iddiasının kooperatiften bir tane daire sahibi olmak için üye olduğu yönünde olduğu, ancak gerek dava dilekçesinde gerekse yargılama aşamasında herhangi bir şekilde iddia olunan dairenin hangi blok hangi kat hangi bağımsız bölüm olduğunun tam olarak belirtilmediği sadece dava dilekçesi ekinde bulunan ve herhangi bir şekilde tarafların imzasını içermeyen \"S.S. .... Blok Üye Ödeme Takibi\" başlıklı yazı dikkate alınarak mahkemece Erzurum ili, .... ilçesi, .... mahallesi, .... ....sokakta ..... Apartmanı .... Blok üzerinden bulunan herhangi bir bağımsız bölüm yönünden keşif yapıldığı ve... Blokta herhangi bir bağımsız bölümün değerinen dava tarihi itibariyle değerinin tespit edildiği ve davacının da tespit edilen değer üzerinden dava değerini ıslah ettiği anlaşılmıştır. Yargılamaların doğru dava konusu üzerinde yapılmaları yasal zorunluluktur. Mahkemece yargılama sırasında ilk derece mahkemesince davacının davalı  kooperatifin üye olarak kendisine vermeyi taahhüt ettiği dairenin tam olarak belirlenmeden karar verildiği, davalı şirket tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde bu hususa yönelik olarak itirazda bulunulduğu, bu haliyle davacıya verilmesi taahhüt edildiği iddia olunan dairenin tam olarak açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince HMK 31. Maddesi kapsamında davacıya verilmesi taahhüt edildiği iddia olunan dairenin tam olarak açıklığa kavuşturulmadan yargılama yapılması doğru olmamıştır.<br>O halde mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı HMK'nın 31. Maddesi gereğince Hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında davacıya verileceği iddia olunan dairenin tam olarak açıklığa kavuşturulmasının sağlanması, taraflara bu hususta beyanda bulunmaları için uygun bir sürenin verilmesi akabinde yargılamaya devam edilerek davacının istemleri hakkında infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve anlaşılır bir biçimde usulün aradığı niteliklere haiz bir karar vermekten ibarettir. <br>HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde \"...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması\" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda;  yukarıda ayrıntılı  biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine kamu düzeni yönünden yapılan incelemeye göre,  mahkemece verilen kararın HMK'nın 355, 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca re'sen kaldırılmasına, karanın kaldırılma şekline göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 355 ve 353/(1)-a-6. Maddeleri uyarınca  RE'SEN KALDIRILMASINA,<br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, <br>4-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, <br>5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere .........tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9ecbd4eb826ff66d","SID":"d3d06fdbc9bead79"}}