{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/1206 <br>KARAR NO\t: 2024/595<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ...            (...)<br>ÜYE\t: ...                (...)<br>ÜYE\t: ...              (...)<br>KATİP\t                       : ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>NUMARASI\t: ... Esas, ...  Karar<br>TARİHİ\t: 30/12/2021<br><br>DAVACI\t: ... - TC-...- ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVALI\t: ... SİGORTA A.Ş- <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVA\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 07/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH \t: 07/03/2024<br><br>  Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/12/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.<br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03/11/2016 günü Mersin ili ... ilçesi, ... Bulvarı, ... kavşağında ... ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari minibüs ile davacı ... idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet arasında yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında ticari yolcu minibüsünün davacı ...'ın üzerinden geçtiğini, müvekkilinin kol ve bacaklarının kırılmasına ve bu şekilde  ağır yaralanmasına neden olduğunu, müvekkilinin bu kazadan dolayı beden ve işgücü kaybına uğradığını, ayrıca davacının kullandığı motosikletin kaza nedeniyle hasara uğradığını, trafik kazasına karışan araçlardan ... plaka sayılı aracın  .../0 no'lu poliçe ile davalı ... şirketi nezdinde sigortalı olduğundan poliçe kapsamı ve yasal mevzuat hükümlerine göre müvekkilinin uğradığı zararların ödenmesinden davalı ... şirketinin sorumlu olduğunu, zarar ödemesi hususunda davalı ... şirketine başvuru yaptıklarını, davalı ... şirketi prosedürün yerine getirilmesi halinde 9.000,00 TL'lik ödemenin yapılabileceğini ifade etmiş ise de, bu miktarın alacağa mahsuben gönderilmesi hususundaki taleplerine davalı ... şirketince herhangi bir cevap verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile 6100 sayılı yasanın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre  müvekkilinin aracında meydana gelen hasar miktarı ile yine müvekkilinin sürekli ve geçici iş göremezlik maddi tazminat tutarları belirli hale geldiğinde harç tamamlanmak üzere şimdilik 5.000,00 TL.maddi tazminatın, davalı ... şirketinden poliçe kapsam ve limiti aşılmamak üzere 05/12/2016 olan temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 05/02/2018 tarihli dilekçe ile 5.000,00 TL'nin 4.500,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik, 500,00 TL'sinin geçici iş göremezlikten kaynaklandığını beyan etmiştir. <br>ISLAH: Davacı vekili vermiş olduğu 15/03/2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 117.499,45 TL'ye arttırmış, 24/11/2021 tarihli dilekçesiyle de dava değerini 137.803,30 TL'ye ıslah etmiştir.  <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 03.11.2016 tarihinde kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı araç 16.11.2015-16.11.2016 tarihli ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile müvekkili şirkete sigortalı olduğunu, poliçede verilen şahıs başı sakatlık ve ölüm azami teminat tutarı kişi başı 290.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sigortacı, sigortalısının kusur oranına isabet eden zarardan sorumlu olduğundan, izafe edilecek kusur oranının tespitinin gerektiğini, davacının taleplerinin kabul edilebilmesi için kalıcı bir maluliyetinin söz konusu olup olmadığı ve tespit edilen sakatlık ile dava konusu kaza arasında illiyet bağının sözkonusu olup olmadığı hususunun tespit edilmesi gerektiğini, HMK’nun 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel bilgiye dayanan konularda ihtisas sahibi kimselerin vereceği raporlar esas alınarak hüküm kurulması gerektiğini, aktüer bilirkişinin sicile kayıtlı bilirkişiler arasından seçilmesi gerektiğini, geçici iş  göremezlik zararının  tedavi kapsamında olduğunu, faiz talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; 5.180,18-TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 112.399,27 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 117.499,45 TL maddi tazminatın 09/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemine reddine, davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 31,40 -TL başvurma harcı 31,40 TL peşin harç, 384,25 TL ıslah harcı ve 346,74 tamamlama harcı  olmak  üzere toplam 793,79 TL harç ile davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 1.536,70 TL tebligat posta ve bilirkişi  ücreti olmak üzere toplam 2.330,49 TL'den davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.987,11 TL  yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına  karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, yargılama sırasında  dosyaya sunulan 01/03/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre dava değerini 117.499,45 TL olarak belirlediklerini, bilahare  alınan 15/11/2021 tarihli bilirkişi  ek raporuna göre de  dava değerini 137.803,3 TL olarak ıslah ettiklerini, ancak yerel mahkemenin  ıslah dilekçesinden sonra yeniden bedel artırım talebinin usule aykırı olduğu gerekçesiyle bedel artırım taleplerini kabul etmeyerek ilk ıslah dilekçelerindeki miktar üzerinden hüküm tesis ettiğini, böylelikle müvekkilinin zararı ve mağduriyetinin sözkonusu olduğunu, oysa ki, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19844 Esas - 2019/8286 Karar sayılı içtihadı ile bedel artırımından sonra ıslah da  yapılabileceğine hükmedildiğini belirterek usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kaza tespit tutanağı ile mahkemece aldırılın bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan rapor ile kaza tespit tutanağı arasında mübayenet bulunduğu anlaşılmakla kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması isabetli olmadığını, müvekkili şirketçe aldırılmış kontrol raporu ile mahkemenin hükme esas teşkil ettiği bilirkişi raporundaki maluliyet oranları çeliştiğini,  ayrıca kontrol raporunda ATK raporunun hatalı olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen ATK raporuna göre hüküm kurulduğunu, yasaya aykırı biçimde prograsif rant yöntemine göre ve teknik faiz kullanılmadan yapılan tazminat hesabı raporununun hükme esas teşkil edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının kaza anında kask ve diğer koruyucu ekipmanları kullanmamasının hasarı ağırlaştırdığından mütefarik kusurdan ötürü indirim sebebi olduğunu, kusur ve maluliyet açısından çelişkiler içeren ve tazminat hesaplaması yapılırken hatalı hesaplama yöntemi kullanılmış bilirkişi raporuna göre Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin vermiş olduğu kararın tamamiyle hukuka, usule ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamada tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı dosyası, hasar dosyası, davacının görmüş olduğu tedavilere ilişkin tedavi belgeleri, SGK kayıtları celp edilmiş, ATK Trafik İhtisas Dairesinden 30/12/2020 tarihli, ... sayılı kusur raporu alınmış, davacının geçici ve kalıcı iş göremezliğinin bulunup bulunmadığı hakkında ATK 2. İhtisas Kurulundan 03/07/2019 tarihli, 12411 sayılı maluliyet raporu alınmış, akabinde dosya hesap bilirkişisine tevdi edilerek 01/03/2021 tarihli  asıl ve davalının itirazı doğrultusunda 15/11/2021 tarihli ek rapor alınarak 01/03/2021 tarihli rapora itibar edilmek suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. <br>Hükmü davacı ve davalı vekilleri istinaf etmiştir.<br>İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br><br>Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>İlk derece mahkemesince Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı dosyası celp edilmiş olup, dava dışı sürücü ... ...'ın işbu dosyanın davacısı İbrahim'i taksirle yaralamaktan dolayı 26/12/2018 tarihli kararla netice ceza olarak 13 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu dosyadan alınan 17/10/2017 tarihli kusur raporunda sanık ...'in asli kusurlu (tam kusurlu) olduğunun belirlendiği, dava dışı sürücü sanık ...'in istinaf itirazlarının Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 12/12/2019 tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile reddedilerek hükmün 12/12/2019 tarihinde kesinleştiği, kusura yönelik olarak işbu dosyadan da bilirkişi raporu alındığı, kazaya ilişkin görüntüler de değerlendirilmek suretiyle ATK Trafik İhtisas Dairesinin 30/10/2020 tarihli, ... sayılı raporu ile dava dışı sürücü ... ...'ın %100 oranında kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, raporlar arasında çelişki olmadığı, giderek ATK kusur raporunun hükme esas alınmasında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. <br>Buna göre; 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/4121 esas ve 2018/8559 karar sayılı kararı yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13431 esas ve 2022/8667 karar sayılı kararları da aynı yöndedir. ) <br>Bu açıklamalara göre davacının yaralanmasına ilişkin trafik kazasının 03/11/2016 tarihinde meydana geldiğine göre davacının maluliyet oranının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi gerekmektedir. <br>İlk derece mahkemesinin kararına dayanak yapılan, ATK 2. İhtisas kurulu tarafından düzenlenen 03/07/2019 tarihli, 12411 sayılı rapor incelendiğinde söz konusu raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının celp edilen tedavi evrakları incelenmek suretiyle düzenlenmiş olduğu görülmektedir. Buna göre davalı vekilinin bu yoldaki istinaf başvurusuna itibar edilmemiştir.<br>Davalı vekili ile davacı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>Davalı vekili TRH 2010 mortalite tablosu esas alınarak 1.8 teknik faiz uygulanmak suretiyle zararın belirlenmesi gerektiğini itirazen ileri sürmektedir. İlk derece Mahkemesi kararında hükme esas alınan 01/03/2021 tarihli hesap raporunda PMF ... mortalite ve progresif ranta göre  yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuştur. <br>2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan;  “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…”  şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki  “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.<br>Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı) <br> Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin davalı itirazı haklı görülmüş ancak, TRH 2010 mortalite tablosu ve progresif rant yönteminin uygulandığında belirlenecek tazminat miktarının artacağı dikkate alındığında, istinaf başvurusunun istinaf edenin aleyhine sonuç doğurmaması bakımından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana artmasına etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Davacının maluliyetine neden olan yaralanmanın kafa bölgesinde olmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. <br>Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; <br>Bilirkişi raporuna itiraz etmeyen taraf yönünden raporun kesinleşeceğine yönelik Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/06/2017 gün ve 2016/801 E.-2017/9091 K. Sayılı kararında özetle; \"...Davanın taraflarınca itiraz edilmeyen uzman bilirkişi raporu her iki taraf yönünden de kesinleşir ve kesinleşen rapor hakimi de bağlar. Taraflardan birinin rapora itiraz etmesi, diğer tarafın itiraz etmemesi halinde ise rapor itiraz etmeyen taraf yönünden kesinleşir ve itiraz eden taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar. Bu ilkenin sonucu olarak, itiraz üzerine yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda verilen raporun önceki rapora göre itiraz eden taraf aleyhine olması halinde, kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak önceki raporda belirtilen kusur oranı, zarar miktarı vs. esas alınarak hükmedilecek miktar belirlenir. İlk rapora itiraz etmeyen ve o raporda belirtilen miktarlara  razı olan tarafın lehine olacak şekilde sonraki rapora göre karar verilemez...\"<br>Aynı yöndeki Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 23/10/2017 gün ve 2015/3253 E.-2017/9419 K. Sayılı kararında özetle; \"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"bilirkişi raporuna itiraz\" başlıklı 281/1. maddesinde; \"Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler\" düzenlemesine yer verilmiştir. Usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde ise, karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacağı düşünülmelidir...\" denilmiştir. Aynı husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin  2015/8676 E, 2018/2775 K;  2013/11884 E, 2015/835 K;  2015/8056 E, 2017/2988 K  sayılı  içtihatlarında ve benzer içtihatlarda, Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin ... Esas, ... K sayılı kararında da benimsenmiştir.<br>Davacının zararının belirlenmesine yönelik olarak hesap bilirkişisinden rapor alınmış olup, 01/03/2021 tarihli hesap raporu davalının itirazına uğramış, davacı taraf söz konusu rapor çerçevesinde 15/03/2021 tarihli dilekçesiyle talep arttırımında bulunmuştur. Davalının itirazı üzerine hesap bilirkişisinden 15/11/2021 tarihli ek rapor alınmış, ek raporda TRH yaşam tablosu kullanılarak hesaplama yapılmış ve tazminat bir miktar daha yüksek çıkmıştır. Ek rapora göre davacı vekili talebini ıslah etmişse de davacı vekili hesaplama yöntemi bakımından hükme esas alınan 01/03/2021 tarihli asıl rapora  itiraz etmemekle, davacı bakımından miktar kesinleşip, davalı yararına usulü müktesep hak oluşmuştur. Buna göre 01/03/2021 tarihli raporun hükme esas alınarak fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekir.  <br>İlk derece mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvularının HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-a)Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>b)-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 8.026,38 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.025,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 6.001,38‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Tarafların yapmış oldukları istinaf giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri iki yüz otuz sekiz bin yedi yüz otuz (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.07/03/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> <br>...<br>Üye ...<br> <br>...<br>Üye ...<br> <br>...<br>Katip ...<br><br><br><br><br><br> <br> <br><br><br><br><br><br>                  İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92c339228439d134","SID":"2224db05e2ef01b8"}}