{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1187 <br>KARAR NO\t\t: 2024/470<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09.02.2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/512 E. - 2021/112 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 06.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06.03.2024<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.02.2021 tarih 2018/512 E. - 2021/112 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, 04.06.2016 tarihinde davacının yönetimindeki ... plakalı araç ile  olay tarihinde geçerli ZMMS poliçesi bulunmayan ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında, davacının yaralandığını, bu nedenle davacıda geçici ve sürekli iş göremezlik durumu oluştuğunu, davacının zararlarının ödenmesi için ...’na başvuru yapıldığını ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı davacının kalıcı işgöremezliği nedeniyle 1.000,00-TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavacı vekili 09.02.2021 tarihinde sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile talep etmiş oldukları maddi tazminat tutarını 28.562,29 TL arttırarak toplam 29.562,29 TL'nin başvuru tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsilini istemiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacı tarafın kurumlarına başvurarak zarara ilişkin hesaplanacak tazminat tutarının ödenmesini talep ettiğini, hasar servisince yapılan inceleme sonucunda alınan raporda iş gücü kaybı oranının %17 olarak belirlendiğini, ancak başvuruya konu kazayla ilgili davalı kurumun danışman medikal şirketinin bu arazların dikkate alınmasıyla oluşan iş gücü kaybı oranının olması gerekenden yüksek olduğu ve bu raporun \"Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümleri çerçevesinde olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle davacıya bu kapsamda yeni bir rapor alarak davalı kuruma başvurması gerektiğinin savunarak davacının buna kayıtsız kalarak önce Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğunu, yine süresinde rapor temin edemediği için dosyadan el çekildiğini, açıkladığı nedenlerle dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine, aksi durumda haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 04.06.2016 günü saat 21:00 sıralarında davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile Ovakent yolundan gelip Tire İlçesi istikametine seyir halinde iken Balabanlı yolu Kavşağına geldiği esnada aracının ön kısımları ile; seyrine göre sağından aynı kavşağa giriş yapan davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı traktörün sol yan kısımlarına çarpması neticesi davaya konu trafik kazası meydana geldiği,04.06.2016 tarihli trafik kazasına bağlı sürekli sakatlık oranı %10 (yüzde on) olarak bulunduğu, tıbbi iyileşme süresinin 4 (dört) ay olarak kabul edildiği, meydana gelen olayda; davalı sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın  kusurunun olmadığının  görüldüğü, davacıya SGK tarafından geçici iş göremezlik tazminatı ödenmediği ve peşin sermaye değerli gelir bağlanmadığı, davalı ...nın olay tarihinde yürürlükte bulunan şekli ile KTK.nın 85 ve  91. Maddeleri uyarınca meydana gelen geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarından sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu, zarar miktarının, olay tarihi itibarı ile Hazine Müsteşarlığı tarafından ZMMS poliçesi için teminat  limitlerinin 31.000,00TL olan  poliçe limiti dahilinde kaldığı, aktüer bilirkişi hesap raporunda esas alınan hesaplama yönteminin Yargıtay uygulamaları ile benimsenen esaslara uygun ve hüküm kurmaya yeterli olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile, 29.562,29-TL sürekli iş göremezlik tazminatının  temerrüt tarihi 06.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...ndan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacının dava şartını yerine getirmediğini, davacı vekili müvekkil kuruma başvurmadan doğrudan dava yoluna gittiğini, hükme esas alınan maluliyet raporu tanzim tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik kapsamında düzenlenmediğini, başvurucunun sürekli sakatlık tazminatı talebinin haklı olabilmesi için sakatlığın sürekli olduğu raporda bildirilmesinin gerektiğini,  sunulan raporda<br>başvurucunun sürekli olarak maluliyeti olduğunu bildirir bir hususun bulunmadığını, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Anabilim Dalı Birimi tarafından verilmiş olan rapora ilişkin sakatlık oranının kalıcılık oluşturduğuna ilişkin ibare bulunmadığını, davalı kurumun tazminat sorumluluğu geçirilen trafik kazasına ılışkın yalnızca hayat boyu başvurucuyu etkileyecek sakatlıklara ilişkin olduğunu, davalı Kuruma ibraz edilen Ege Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Kurumu raporunda maluliyetin %10 olduğunu, söz könusu Adli kurul raporu düzenlenme tarihi itibariyle yürürlükte buluıtın Erişkinler İçin Engellilik Değerlendırmesı Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak tanzim edilmediğini,  Yönetmelikte açıkça belırtılmış olan düzenleme usulüne uygun olmayan, kişinin arazlarına ilişkin uzmanlar tarafından imzalanan rapor olmaması, başhekim tarafından imzâlanan raporun şart olması başvurucunun fotoğrafının eksık olması vs. nedenlerden raporun kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca maluliyet raporundaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, ceza soruşturma dosyası incelendiğinde başvurucu yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünden şikayetçi olunmadığı, bu sebeple savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, soruşturma aşamasında  şikayetçi olunmadığından dava ve tâzminat haklarının ortadan kalktığını, dilekçe ekinde sundukları Yargıtay kararında da görüleceği üzere başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini, ...'ın trafik kazası esnasında motosiklette kasksız ve koruyucu tedbirler olmaksızın seyahat etmiş olması halinde müterafik kusurlu olduğunun sabit olduğunu, malul kaldığı iddia edilen ...., trafik kazası esnasında araça kask ve koruyucu tedbir takmadan binmiş olması halinde ağır kusurlu olduğunu kabul etmek gerekir ki bu durumda başvuranın talep hakkı yoktur. Hukukun temel kuralı \"kimse kendi kusurundan istifade edemez.\" ilkesi gereğince başvurunun reddi gerektiğini,  davacının sevk ve idresindeki motosiklete ilişkin yeterli sürücü belgesinin bulunmadığının kaza tespit tutanağında açıkça anlaşıldığını, dolayısıyla araçla ilgili olan bu belgenin varlığının kaza ile yakından bağlantılı olduğundan müterafik  kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükme esas alınan 18.06.2020 tarihli kusur bilirkişi raporu, kaza tespit tutanağı dikkate alınmadan düzenlendiğinden hatalı olduğunu, davacının kazanın oluşumunda en az %50 kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağı ve söz konusu olaya ilişkin ifadeler incelendiğinde ...'ın tali kusurlu olduğu ortada olup söz konusu olaya ilışkın ...'a en fazla %25 kusur atfedilebileceğini, ...'nın temerrüdünün bulunmadığını bu nedenle davanın kabulü halinde ancak dava tarihinden itibaren faiz yürütülebileceğini, davalı aleyhine hükmedilecek bir tazminat var ise bu tazminat miktarının hesaplanmasında, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren “ Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk ( Trafik ) Sigortası Genel Şartları ” nda belirtilen Hazine Müsteşarlığının belirlediği TRH tablosunun ve %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE :Dava, 04.06.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle yaralanan davacının kalıcı işgöremezliğe dayalı davalıdan maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile 29.562,29 TL sürekli işgöremezlik tazminatının temerrüt tarihi 06.06.2012 tarihiden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...ndan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t04.06.2016 günü saat 21:00 sıralarında davacı sürücü ...  sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile Ovakent yolundan gelip Tire İlçesi istikametine seyir halinde iken Balabanlı yolu Kavşağına geldiği esnada aracının ön kısımları ile; seyrine göre sağından aynı kavşağa giriş yapan davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı traktörün sol yan kısımlarına çarpması neticesi davaya konu trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır.<br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı). Somut olayda, KTK'nın 97. Maddesi uyarınca davacı tarafından davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce yapılan başvuruya verilen cevapta 30.03.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu sunulması istenmiş olup, bu yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş  kesin ve sürekli maluliyet oranına ilişkin sağlık kurulu raporu davacı tarafça kısa sürede alınıp tamamlanamayacağından, davalı sigorta şirketinin bu istemi davacının haklarının sürüncemede kalmasına yol açacaktır. Yargılama aşamasında kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınarak eksiklik tamamlanabileceğinden, davacının başvurusunun sonuçsuz kaldığı, anılan maddede düzenlenen başvuru dava şartının gerçekleştiği kabul edilerek, davalı vekilinin dava şartının gerçekleşmediği,  temerrüde düşülmediği ve faiz isteme hakkının doğmadığı yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların, 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve  Meslekte  Kazanma Gücü  Kaybı Oranı Tespit İşlemleri  Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015  tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda davaya dayanak teşkil eden kaza tarihinin 04.06.2016 tarihinde olduğu dikkate alındığında olayda uygulanması gereken yönetmeliğin Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik olduğu, bu kapsamda dosyada birden fazla maluliyet raporunun yer aldığı, ilk alınan maluliyet raporu olan 21.06.2019 tarih ve 1380 sayılı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden düzenlenen Adli Sağlık Kurulu raporunda, Engellilik Ölçütü Sınıflandırılması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri gereğince davacının meydana gelen trafik kazasına bağlı sürekli sakatlık oranı %10 ve tıbbi iyileşme süresinin 4 ay olacağına yönelik raporuna istinaden aktüerya hesaplamasında bu oranlar dahilinde tazminatın belirlendiği görülmekle davalı vekilinin maluliyet raporuna ilişkin istinaf nedenleri yerine görülmemiştir. <br>\tMağdurun soruşturma aşamasında şikayetinin bulunmadığı yönündeki beyanları karşısında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, davalı yanca  tazminat davası açamayacağı savunulmakta ise de, ceza soruşturmasında uzlaşma nedeniyle düşme kararı verilmediği, davacının  soruşturma aşamasındaki beyanlarında şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış olmadığı anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girilmesi isabetli olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.  <br> \tZararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Sürücünün ehliyetsiz olması sürüş ve trafik akışı kusurlarından olmayıp, hâkim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilecek hususlardandır. Ancak bu şekilde müterafik kusur indirimi yapılabilmesi için kazanın oluşumda ehliyetsiz araç kullnımının etkisinin olması gerekir, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. Maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliğince koruyucu ekipman / tertibat takılmasının zorunlu olduğu hallerde meydana gelen yaralanma ve ölüm ile illiyet bağı kurulması durumunda hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeni ile yerleşik uygulama doğrultusunda birden fazla müterafik kusur indirimi sebebinin varlığı olsa da % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi cihetine gidilmelidir. ( Yargıtay 4. HD'nin 17.03.2022 tarih ve  2021/11498 E. - 2022/5233 K. 29/06/2022 tarih ve 2021/14115 E. -  2022/9666 K., 04.04.2022 tarih ve 2021/13491 E. - 2022/6733 K. ,23.03.2022 tarih ve  2021/11590 E. - 2022/5710 K. )  Somut olayda, davacının yaralanmasının sağ el bileği eklem hareketlerindeki  kısıtılık şeklinde olması karşısında kask takılmaması ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının mevcut yaralanmasına göre somut olayda tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmamış olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. HD'nin 20.09.2022 tarih ve 2022/5575 E -  2022/10706 K.)<br>\tDavalı vekilinin kusura ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; Kazanın oluş şekline nazaran davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı traktörün meskun mahal dışında seyri sırasında geldiği olay mahalli kavşağa giriş yaparak seyrine devam etmek istediği esnada, kendisine hitaben bulunan DUR levhasını dikkate alması, kavşakta durup, ana yolu takiben seyreden araçlara ilk geçiş hakkını verdikten sonra seyrine devam etmesi gerekirken bu hususa riayet etmeyerek, seyrine göre solundan ana yolu takiben seyirle gelen ve aynı kavşağa giriş yapan aracın ön kısımları ile kendi aracının sol yan kısımlarına çarpması sonucu meydana gelen olayda %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın ise sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile hız limitinin 90 km/s olduğu, meskun dışı mahalde, ana yolu takiben seyri sırasında, olay mahalli kavşağa geldiğinde, kendisine hitaben DUR levhası bulunan ve seyrine göre sağından kavşağa giriş yapan aracın sol yan kısımlarına kendi aracının ön kısımları ile çarpması sonucu meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığı yönündeki ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 18.06.2020 tarihli bilirkişi raporunun olayın oluş şekline uygun bulunduğu değerlendirilmekle davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. <br>\tTazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. H.D.  03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K.,  17. H.D. 23.03.2021 tarih 2020/ 6173 E. - 2021/ 3121 K. Sayılı ilamları) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HDB'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. 20121/1848 K. Sayılı ilamı) Hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda bilinmeyen devredeki gelir hesabı yönünden %10 artırılıp %10 iskonto yönteminin uygulanması yerindedir. TRH 2010 Yaşam Tablosundaki ömür sürelerinin PMF 1931 Yaşam Tablosundaki ömür sürelerine göre daha uzun olduğu bilinen bir gerçek olup, TRH 2010 Yaşam Tablosu zarar gören yararınadır. Bu nedenle, her ne kadar bilirkişi tarafından PMF yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılmış ise de istinafa gelenin sıfatına göre bu husus da kaldırma sebebi yapılmamıştır. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.019,40 TL'den peşin alınan  504,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.514,55  TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 06.03.2024 tarihinde  oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aac2c7b184c581cd","SID":"21ab070cf3ce284c"}}