{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1205 <br>KARAR NO\t\t: 2024/478<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/166 Esas 2021/219 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 06.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06.03.2024<br><br>\tİzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.03.2021 tarih 2019/166 Esas 2021/219 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili aleyhine 20.09.2016 tarih ve 8567252 seri nolu 10.000,00 TL bedelli çekten dolayı alacağı olduğu iddiası ile takip başlattığını, ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin söz konusu çek bedelini takipten önce alacaklının Denizli Şube Müdürlüğü’ne birden çok defada toplam 11.500,00 TL olarak ödediğini, davalının takip talebinde 3.000,00 TL'yi düştüğünü, ancak müvekkilinin 8.500,00 TL daha ödemiş olduğunu, müvekkilinin söz konusu borcu ödediğine dair evrakları haciz esansında temin edememesi nedeniyle ticari işlerinin aksamaması ve haciz tehdit baskısı altında borca taahhüt vermek zorunda kaldığını ve davalının haksız ve kötüniyetli olarak haciz tehdidi altında çek bedelini tekrar tahsil ettiğini, İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/850 E. 2017/401 K. sayılı dosyasında müvekkilin çek bedelini daha önce ödediğini kanıtladığını, haciz tehdidi altında davalıya ödenen paralarının iadesi için Denizli 8. İcra Müdürlüğü’nün 2017/4403 E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını, ancak davalının borca ve yetkiye itiraz ettiğini, açılan itirazın iptali davasında Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/944 E. 2018/311 K sayılı ilamı ile icra dairesinin yetkisizliğine karar verildiğini, bunun üzerine dosyanın yetkili İzmir İcra Dairesine gönderildiğini, İzmir 11. İcra Müdürlüğü’nün 2019/3309 E. sayılı dosyasına borçlu tarafından tekrar itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptaline ve takibinin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP: Davalı  vekili, İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2016/15045 E. sayılı dosyasında davacının dosya borcuna istinaden bir kısım ödeme gerçekleştirmiş ise de karşılığında müvekkilinden alınan dekontların o esnada ödenen miktarı değil o zamana kadar ödenmiş olan toplam miktarı gösterdiğini, davacının dekontların bu şekilde düzenlenmesini talep ederek müvekkili şirket çalışanının iyi niyetinden yararlandığını ve müvekkilinden haksız usulsüz kazanç elde ettiğini, davacının bu dekontlara sonradan kaşe basmak suretiyle tarih atarak dekontların sırasını değiştirdiğini ve dekont bedellerini toplam ödeme miktarları değil de o esnada ödenen miktarlar gibi göstermeye çalıştığını, müvekkilinin Denizli 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/151 Talimat dosyası ile alacaklının adresine haciz işlemi yapmasının bu çekin ödenmeyen miktarı nedeniyle olduğunu, ihtirazi kayıt konulmadığını, taahhüt verilerek borcun kabul edildiğini savunarak davanın reddine, takibin iptaline, takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çeke dair 4 adet fotokopinin altında (tarihsiz) 3.000,00 TL, 03.10.2016 tarihinde 2.000,00 TL, 11.10.2016 tarihinde 4.000,00 TL ve 20.10.2016 tarihinde 2.500,00 TL alındığını gösterir yazıların bulunduğu, ayrıca İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 25.05.2017 tarih, 2016/850 E., 2017/401 K. sayılı, 06.06.2017 tarihinde kesinleşmiş ilamı ile, borcun ödendiğinin İİK’nın 169/a-1 maddesinde sayılan belgelerden olan imzası alacaklı tarafından kabul edilen adi belge ile ispat edilmiş olduğu belirtilerek İzmir 20. İcra Müdürlüğü’nün 2016/15045 E. sayılı takip dosyasında davacı borçlu açısından yapılan takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafın davaya konu icra takibiyle, İzmir 20. İcra Müdürlüğü’nün 2016/15045 E. sayılı dosyasına 16.01.2017 tarihinde ödemiş olduğu 10.909,04 TL’yi talep edebileceği, davalı tarafın çalışanı tarafından makbuzların hataen verildiği, makbuzlarda yazan rakamların bir önceki yapılan tahsilatların toplamı yazılmak suretiyle verildiği iddiasıyla bu hususta tanık dinletmek istemiş ise de, davanın niteliği ve yazılı delile karşı tanık dinletmenin mümkün olmaması sebebiyle davalının tanık dinletme talebinin kabul edilmediği, tahsilat makbuzlarının davalı çalışanı tarafından imzaladığının tarafların kabulünde olduğu, faktoring işi yapmakta olan davalının ve çalışanının yapmış olduğu işin niteliği de dikkate alınarak daha önceki tahsilatların toplanarak yazıldığına dair hataya dayalı savunmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının İzmir 11. İcra Müdürlüğünün 2019/3309 Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibine itirazının iptali ile, takibin 10.909,04 TL asıl alacak, 459,97 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.369,01 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, alacağın %20 'si oranında hesaplanan 2.273,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı şirketin icra takibine bir kısım ödeme gerçekleştirmişse de, karşılığında müvekkili şirketten alınan dekontların o esnada ödenen miktarı değil, o zamana kadar ödenmiş olan toplam miktarı gösterdiğini, davacının dekontların bu şekilde düzenlenmesini talep ederek müvekkili şirket çalışanının iyi niyetinden yararlandığını, müvekkili şirketten haksız ve usulsüz kazanç elde ettiğini, daha sonra miktarları sırasıyla artarak toplam ödeme miktarlarını gösteren dekontlara, sonradan kaşe basmak suretiyle tarih atarak dekontların sırasını değiştirdiğini ve dekont bedellerini toplam ödeme miktarları değil de o esnada ödenen miktarlar gibi göstermeye çalıştığını, davacının 11.10.2016 tarihli 4.000,00 TL tutarlı dekonttan sonra, 20.10.2016 tarihli 2.500,00 TL tutarlı dekontu delil olarak göstererek; ödemeler o zamana kadarki toplam borçtan ibaret değilmiş gibi göstermeye çalıştığını, gerçekte yapılan ödemelerin sırasıyla 2.000,00-TL, 2.500,00-TL, 3.000,00-TL, 4.000,00-TL tutarında olduğunu, dekontlar üzerine sonradan eklenen tarihlerin el ile yazılmamasının davacının kötüniyetini gösterdiğini, davacının icra dosyasına ödeme yaparken herhangi bir ihtirazi kayıt sunmadığını, aksine taahhüt vermek suretiyle açıkça borcu kabul ettiğini, tanık deliline dayanmalarına rağmen mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, ayrıca yemin deliline de dayandıklarını, ancak mahkemece yemin delilinin de dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t: Dava, davalı tarafından takibe konulan çek nedeniyle davalıya haciz tehdidi altında mükerrer şekilde ödeme yapıldığı iddiasıyla, ödenen tutarın davalıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavacı tarafça, keşidecisi dava dışı ... A.Ş., lehdarı dava dışı ...-... olan, davacının ciranta olarak yer aldığı 20.09.2016 tarihli 10.000,00 TL bedelli çek bedelinin davalı şirkete 11.500,00 TL olarak ödenmesine rağmen, davalı şirket tarafından çekin kötü niyetle takibe konulması üzerine mükerrer ödeme yapıldığı iddia edilerek, ödenen bu tutarın davalıdan tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı anlaşılmakta olup; davalı taraf, davacının her ödeme yapışında o güne kadar yapılan toplam ödeme miktarını çek fotokopisi üzerine yazdırdığını, sonradan kaşe bastığını ve tarih attığını savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davacının sunduğu ödeme belgelerinin geçerli olduğu, icra takibi nedeniyle davacının davalıya yaptığı toplam 10.909,04 TL’yi talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; davada kanıt yükü kendisine ait olan davacı tarafça alacağın kesin delil niteliğinde olan senetle ispat edilmesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin  istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 776,61 TL'den peşin alınan 195‬,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 581,61‬ TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06.03.2024<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fbd0b4e086a155d8","SID":"2491d25d43aee08b"}}