{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1266 <br>KARAR NO\t\t: 2024/475<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/57 Esas 2021/86 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t:Marka Hakkında Tecavüzden Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 06.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06.03.2024<br><br>\tİzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 09.06.2021 tarih 2020/57 Esas 2021/86 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacı şirketin yetkilisi ...’in, sektöründe tanınmış olan \"... \" markasını 27.12.2013 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle olmak üzere 27.01.2015 tarihinde marka sahibi olarak adına tescil ettirmiş olduğunu, davalı tarafın ise davacı ile aynı alanda faaliyette bulunmakta olup “...” ibaresini marka olarak hizmetlerinde ve ürünlerinde fiili olarak kullanmakta olduğunu, tasarımı ile üretiminin davacıya ait ürünlerin görsellerini www... com üzerinden sergilemek suretiyle kullanmakta olduğunu,  davalının, davacının satış fiyatlarının çok daha altında bir fiyat ile satışa sunmakta olduğunu, davalının ürünlerin görsellerini kullanmakla birlikte, ....com internet sitesinden de müşterilerin görüp beğendiği ürünlerin siparişini vermesine rağmen  taraflarına çok farklı ürünlerin gönderildiği yönünde şikayetlerin bulunmakta olduğunu ve davalı firmanın, marka ve internet sitesi benzerliği nedeniyle de davacı ile karıştırıldığını belirterek, 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi ve itibar tazminatının ihlalin ortaya çıktığı tarihten itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesini ve ihtiyati tedbir kararı verilerek; davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması amacıyla, \"...\" markasının davacının marka ile iltibas tehlikesi göz önünde bulundurularak marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin tespiti ile  \"www...com\" internet sitesine erişimin engellenmesini, tecavüzün durdurulmasını, davanın kabulüne karar verilmesi halinde masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, davalının \" ... \" markasını 07.03.2018 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle 28.08.2018 tarihinde adına tescil ettirmiş olup, tescil sonucu kazanmış olduğu hakları yasal çerçevede kullanmış olduğunu, \" ... \" markası 35. sınıfta tescilli olduğunu, davalının yapmış olduğu tasarım ve hizmetlerle kısa sürede tanınan  ve tercih edilen bir marka haline gelmiş olduğunu, gerek şirketin gerekse markanın bilinirliğini artırmak amacıyla bir çok projeye imza atmış ve markasını tanınmış bir marka haline getirmiş olduğunu, satışa sunduğu ürünlerin hem Türkiye'den hem de yurtdışından rağbet görmesi ile birlikte \" ....com\" resmi web sitesi üzerinden ürünlerin tanıtımına ve satışına başlamış olduğunu, davalının yaklaşık 2,5-3 yıldır bu markayı tescil ettirmiş olduğunu, davacı tarafın bu zamana kadar \"markaların müşteriler tarafından karıştırıldığı, ya da kendilerine ait kargo şirketi üzerinden gönderim yapıldığı vs.\" konularda davalıya ihtar çekilmediğini, resmi bir kuruma da şikayet etmemiş olduğunu, davacı tarafından marka olarak tescil edilen \"...\" ve \"...\" kelimelerinin hiç bir ayırt edici özelliğinin olmadığını, doğal bir taş olan mermeri mal ve hizmetinde kaynak olarak bulunduran herkesin kullanımında olan bu kelimenin davacının tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın \" ...\" adlı sitede müşteriler tarafından kendilerine yönelik yapılan olumsuz yorumlara, sanki, davalının markası sebep olmuş gibi bir izlenim yaratma çabasında olduğunu, ancak, sitede bulunan şikayetlerin incelendiğinde, internet sitesi kurulmadan önce şikayetlerin başladığını,  söz konusu şikayetlerde davacı şirketin isminin yer aldığını, davalının davacı tarafın iddia ettiği gibi davacı tarafından tasarlanıp, üretilmiş bir görsel davalı tarafından kullanılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli 2013/40505(19) \"...\" ibareli markanın tescil edildiği sınıf yönünden tanımlayıcı unsurlardan olduğu, ayırt ediciliği bulunmadığı, davalının başına ekleme yaparak kullanımının davacı markasına iltibas oluşturmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kanun koyucunun tescilli markaya benzer markanın kullanılmasını markaya tecavüz olarak belirttiğini, 6769 sayılı SMK'nın 29-1-b maddesinde marka hakkına tecavüz fiillerinin belirtildiğini, aynı kanunun 6/1 maddesinde ise başvurunun reddine dair düzenlemenin belirtildiğini, bilirkişi raporunda markalar ve kullanıldığı mal ve hizmet sınıflarının aynı veya benzer olduğunu belirtildiğini,  tarafların aynı mal ve hizmet sınıfında faaliyet gösterdiği dikkate alındığında ortalama tüketici nezdinde karıştırmaya yol açacağını, davalı şirketin kendisine ait olmayan, ...'e ait olan, davalı ile marka sahibi arasında marka lisansı sözleşmesi de olmayan \"...\" markasını işyerinde kullandığını, bu kullanımın tamamen usulsüz olduğunu, şirketin adı ... Ltd Şti olmasına, \"...\" kavramıyla şirket ismi arasında hiçbir bağlantı olmamasına rağmen bu markayı haksız olarak kullanmaya devam etmekte ve davacı markanın tanınmışlığından haksız kazanç elde etmekte olduğunu, davalının internet sitelerinde ve şirket binasında kullandığı markaya ilişkin işarete de dikkat edildiği zaman davalı şirketin; ... adına tescilli olan  “...” işaretini değil müvekkilin markasına benzer olması için “...” işaretini kullandığını, davalı şirket ürünlerinin satışı için açmış olduğu internet sayfalarında da ... işaretini sarıya boyayarak markanın bu kısmını vurgulamak istediğini, davacıya ait marka işareti ile tamamen aynı hale getirdiğini, davalının kasıtlı olarak bu işlemleri yapmasına rağmen mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan davanın reddine karar verilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin \"...\" ibareli markanın ayırtediciliğinin olmadığını, davalının başına ekleme yaparak kullanmasının iltibas oluşturmadığı şeklindeki yorumunun hatalı olduğunu, her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından ayırt ediciliği olmayan bir unsuru içeren markanın başına başkaca bir ibare eklenerek kullanılması iltibas oluşturmayacağı belirtilmiş ise de, somut olayda eklenen ibare markanın tamamına anlamsal, işitsel, görsel açıdan bir farklılık katmamakta olup davacının markasının baş harflerinin bir araya getirilmesinden oluştuğunu, Yargıtay birçok kararında ayırt ediciliği olmasa dahi markanın tescilli olması nedeni ile korunması gerektiğini belirttiğini, ayrıca markalar hakkında iltibas değerlendirilmesi yapılırken markanın bir bütün olarak tüketicide yanılmaya sebebiyet verip vermeyeceğinin dikkate alınması gerektiğini, bütün olarak değerlendirildiğinde ortalama tüketicinin bu markanın davacıya ait olduğu kanısının oluşması, markayı taşıyan işletme ve malların da davacıya ait olduğunu kanısının oluşması nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiğini, somut uyuşmazlıkta, dava konusu ibaresinin bir bütün olarak tescil konusu 02.sınıf mallar bakımından doğrudan karakteristik özellik belirten işaret olarak kabulü mümkün olmadığı halde mahkemece, bu ibarenin oluştuğu kelimeler ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle sonuca ulaşılması doğru görülmediğinden hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verildiğini ve markanın ayırt edicilik değerlendirmesinde marka grubunun birlikte değerlendirilmesi, ayrı ayrı parçalara bölünmemesi gerektiğinin belirtildiğini, davacıya ait ... ibaresi bütün olarak değerlendirildiğinde ayırt ediciliği olan, kendine özgü, mermerden yapılmış ürünlerin satış merkezi anlamına gelen bir ibare olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre markanın ayırt edici nitelikte olması bile hükümsüz olmadığı sürece korunması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE :Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle  davanın reddine,  karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tYerel mahkemece taraf delillerinin toplanıldığı, dosyanın bilgisayar mühendisi, bağımsız denetçi ve markalar konusunda uzman bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek 26.04.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunun alındığı, davacının delil listesinde sunduğu 2013/106754 numaralı markanın ... adına kayıtlı olduğu, davacının ... Şti'nin yetkilisi olduğu, davalı markası olarak dosyaya sunulan 2018/22921 numaralı markanın ise ... adına kayıtlı olup ...'in İzmir 24.Noterliğinin 11788 yevmiye numaralı vekaletnamesine göre davalı şirketin yetkilisi olduğu, davacıya ait 2013/106754 sayılı markanın 19.sınıfta tescilli olduğu, davalı şirket yetkilisine ait 2018/22921 sayılı markanın ise 35.sınıfta yer alıp hizmet sınıfı niteliğinde kapsayan hizmet alanlarının bilirkişi raporunda belirtildiği, dosyaya sunulan görsellerin ve internet sitelerinin rapor içeriğinde karşılaştırmalarının yapıldığı, taraflara ait marka ve fiili kullanımlarındaki sınıfsal olarak aynı olmasına karşın markaların tanımlayıcı kısımları dışında esaslı unsurlarında işaret benzerliği olmadığı, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, resimlerdeki görsellerin bulunduğu web sitelerinde dava konusu sayfaların benzer olmadığı kanaatine varıldığı, alınan bilirkişi heyet raporunun dosya kapsamı ile uyumlu, denetime açık ve hükme esas almaya elverişli mahiyette tanzim edildiği değerlendirilmiştir. <br>\tToplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında;  davalı adına tescilli marka kullanımın davacının tescilli markası ile birebir aynı olmamasına, davalının tescili marka kullanımının davacının tescilli markasından doğan hakkı ihlal etmemesine, markanın tescil edildiği sınıf yönünden tanımlayıcı unsurlarına havi olup ayırt edici özelliği bulunmadığı, davalı kullanımının davacı markasına iltibas oluşturmadığı, aksinin davacı tarafından  ispatlanamamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen red kararında bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,3‬0 TL'nin davacıdan tahsiline,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a25b83291990a767","SID":"f8169dbfc5622225"}}