{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1294 <br>KARAR NO\t\t: 2024/452<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24.12.2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/204 Esas 2020/722 Karar\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 01.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01.03.2024<br><br>\tİzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.12.2020 tarih 2017/204 Esas 2020/722 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacılar vekili, davalı banka ile davacının yetkilisi olduğu şirket arasında evvelce genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin kuruluş anında davalı banka yetkilileri tarafından sözleşmenin son sayfasına yazılan bono metnine tarihsiz ve meblağsız olarak davacıdan imza alındığını,davacı ...'in işyerini fiilen devrettiği dava dışı ... isimli  şahsın davalı banka şubesinin yetkilileriyle olan yakınlığını kullanarak yetkisi olmadığı halde çek karnesi ve banka ATM kartı aldığı ayrıca şirket hesabından kredi çektiği, davalı bankanın  kredi nedeniyle  teminat olarak verilen bonoyu doldurarak davacılar  hakkında  İzmir 26.İcra Müdürlüğü’nün 2015/16696 sayılı takip dosyasında takip başlattığı, davacıların kredi nedeniyle davalı bankadan ödeme almadıklarını, çek karnesi, ATM kartı taleplerinin  olmadığını, usulsüz olarak tesis edilmiş kredi nedeniyle müvekkilleri hakkında İzmir 26.İcra Müdürlüğü’nün 2015/16696 sayılı takip dosyasına dayanak kredi sözleşmesi ve bono nedeniyle müvekkillerinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP :Davalı vekili, İdavacı şirket ile davalı arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca kredi kullandırıldığını, ...'in kredinin kefili konumunda olduğunu, davacıların tüketici sıfatı olmadığından öncelikle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, sözleşmenin tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun açıklamalarıyla kurulduğunu ve kurulduğu an hükümlerini doğurduğunu, davacı ...'in kendi iradesi ve imzasıyla sözleşmeye kefil olduğunu beyanla öncelikle görevsizlik nedeniyle davanın reddine, şartların oluşmaması nedeniyle icra takibinin durdurulması yönündeki taleplerin reddine, hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı  ... Şti. ile  davalı banka  arasında 09.02.2015 düzenleme tarihli 200.000.-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeyi şirketi münferiden temsile yetkili davalı  ...'in  şirket adına asıl borçlu sıfatıyla, kendi adına  da müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek olarak alınan ve davacılar  tarafından imzalanan  09.02.2015 düzenleme tarihli, 17.11.2015 vade tarihli 63.250.-TL bedelli bonoya  istinaden  alacaklı  davalı banka tarafından icra takibi  başlatıldığı, davacı  ...'in  davalı bankaya  çek yapraklarının dava dışı ...'ye ödenmesi konulu dilekçe sunması üzerine davalı banka tarafından çek karnesinin  ...'ye  teslim edildiği, 24.02.2017 tarihli gerekçeli denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi  raporunda  belirtildiği üzere  davalı bankanın takip tarihi itibariyle  davacılardan  alacaklı olduğu davacıların iddialarını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, davacı ... Şti. yetkilisi ...'in, şirketi fiilen ... isimli kişiye devrettiğini, bu kişinin şirketi resmi olarak temsile yetkisi olmadığını, davalı bankanın bu kişinin talep beyanlarını ve imzaladığı belgeleri dikkate almak suretiyle, evvelce imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında para tahsis ettiğini, bilirkişi incelemesiyle davalı bankada bulunan kayıt ve belgelerdeki imzalardan raporun sonuç kısmının \"b ve c\" bertlerinde belirtilen belgelerin ... elinden çıkmâdığının tespit edildiğini, bilirkişi tarafından tespit edilen bu duruma binaen, davalı bankanın alacağının davacının eli ürünü olmadığı tespit edilen çeklere dayanmadığı ve bunun dava konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmiş ise de, davalı bankanın bu çek miktarları nedeniyle alacak ileri sürmediğini, yerel mahkemenin çeklerle ilgili davanın reddinde esaslı hataya düştüğünü, ...'nin çek karnesi talep dilekçesi kapsamında bu kişiye verdiği çek karnesi nedeniyle karşılıksız çıkan çeklerin asgari sorumluluk bedellerinin takip konusu alacağına dahil edildiğini, taleple bağlılık ilkesi uyarınca 11.407 ,04 TL üzerinden borçlu olmadıklarının tespitini ıslahla talep ettikleri halde yerel mahkemece yapılan uygulamanın hatalı olduğunu, raporlarda davalı bankanın yetkisiz kişilerden dilekçe aldığı, yetkisiz kişiye çek karnesi teslim ettiği sabit olduğu halde, yerel mahkemenin takip konusu alacak içinde bu kalemlere dair ödemeleri dikkate almayarak davanın külliyen reddine karar vermesinin isabetsiz olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>\tGEREKÇE :Dava, İİK'nun 72. Maddesi gereğince davalı banka tarafından başlatılan icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine  karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. <br>\tDavacı, davalı bankanın Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davacılardan aldığı bir adet bononun miktar kısmının bankaca doldurularak icra takibine konu edilmesi kapsamında davacıların davalı bankaya bonoya dayalı olarak başlatılan takip miktarı kadar borçlu olmadığını iddia etmektedir.    <br>\tİzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2015/16696 E sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı ... Bankası A.Ş tarafından davacı-borçlular ... Şti ve ... aleyhine 17.11.2015 vadeli 63.250,00 TL bedelli bononun ödenmemesi sebebiyle İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2015/16696 E. sayılı dosyasından Kambiyo Senetlerine Özgü haciz  yolu ile takip başlatıldığı, ödeme emrinde 62.250,00 TL bono alacağı, 53,72 TL  işlemiş faiz ve 167,61 TL protesto masrafı olmak üzere 62.471,33 TL'nin tahsilinin istendiği görülmüştür. <br>\tDosya kapsamından, davacı  ... Şti ile  davalı banka arasında 09.02.2015 düzenleme tarihli 200.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeyi şirketi münferiden temsile yetkili davalı  ...'in  şirket adına asıl borçlu sıfatıyla, kendi adına da müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalı banka tarafından kredi  sözleşmesine  ek olarak Genel Kredi Sözleşmesinin tarafları  olan davalılardan  09.02.2015 düzenleme tarihli, 17.11.2015 vade tarihli ve 63.250.-TL bedelli bono alındığı, davalı bankanın  kredi nedeniyle  teminat olarak verilen bonoyu doldurarak davacılar  hakkında  İzmir 26.İcra Müdürlüğü’nün 2015/16696 sayılı takip dosyasında takip başlattığı, grafoloji uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; davalı banka tarafından kullandırılan taksitli krediler ile ilgili sözleşme ve belgelerdeki imzaların ve çek yapraklarının ...'ye ödenmesi konulu dilekçedeki imzanın davacı ...'in eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacı  ...'in davalı bankaya  çek yapraklarının dava dışı ...'ye ödenmesi konulu dilekçe sunması  üzerine  davalı banka tarafından çek karnesinin  ...' ye  teslim edildiği gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine  karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.  <br>\tBu durumda; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece toplanan delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına, yerel mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına, düzenlenen uzman bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.   <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be21748f07c26a65","SID":"1d0f49062d944d06"}}