{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1313 <br>KARAR NO\t\t: 2024/482<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30.03.2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/374 Esas 2021/327 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 06.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06.03.2024<br><br>\tİzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.03.2021 tarih 2020/374 Esas 2021/327 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili,  müvekkili şirketin, 1997 yılından beri depo üretimi, su tankları, marine gibi birçok alanda faaliyet gösterdiğini, davalının, ''www...com\" adresi üzerinden müvekkili firmayı kötüleyen, gerçeği yansıtmayan ve ticari itibarını zedeleyen ve müşteri kaybını azaltma kastı ile yanıltıcı ifadeler kullandığını, müvekkili firmanın eksik mal sattığı, haram para kazandığı algısı yarattığını, davalının teslim edilen ürünlerin bedelini ödememesi üzerine müvekkili firma tarafından İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2019/13165 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, dosya borcunun ödenmesi üzerine icra dosyasının 25.10.2019 tarihinde kapatıldığını, ... şirketine sistem üzerinden defalarca davalının ifadelerinin kaldırılması için talep gönderildiğini, ancak bu konuda herhangi bir işlem yapılmadığını iddia ederek, davalının fiilinin, müvekkili şirketin ticari işletmesine ve unvanına yönelik haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla TTK'nın 56. maddesi hükmü doğrultusunda 1.000,00 TL maddi tazminat, 3.000,00 TL manevi tazminatın reeskont faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı şahısın kötüleyici beyanlarının internet platformu üzerinden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP\t: Davalı vekili, davacının manevi tazminat taleplerinin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ile davacı şirket çalışanının 18.02.2019 tarihinde icra takibine konu fatura içeriğinde belirtilen malzemelerin bir kısmının temini için görüşmelere başlandığını, davacı şirket çalışanı ... isimli kişinin müvekkiline telefonda, talep edilen malzemelerin bedelinin 11.613,00 TL + KDV şeklinde belirttiğini, daha sonrasında müvekkili tarafından malzemelere 5 tonluk dik depo daha ilave edildiğini, müvekkilinin 21.02.2020 tarihinde toplam bedeli sorması üzerine davacı şirket çalışanının tarafından toplam bedelin KDV dahil 13.700,00-TL olduğunu söylediğini, bunun üzerine davalı tarafından aynı gün 21.02.2020 tarihinde 13.700,00-TL'nin davacı şirket hesabına gönderildiğini, davacı şirket tarafından satış işlemine konu malların teslimine ilişkin nakliye işleminde araçta yer olmadığını davalıya bildirdiğini ve bu nedenle davalı tarafından sonradan eklenen 5 tonluk deponun müvekkili tarafından daha sonra alınmak üzere aktuza bırakılmasının rica edildiğini, 08.08.2020 tarihinde davacı şirket çalışanı tarafından yapılan teslimata 2 adet fazladan depo eklendiğinin belirtildiğini ancak müvekkilinin yaptığı kontrollerde fazladan depo eklenmediğinin anlaşıldığını, müvekkilinin davacı şirket çalışanı ... isimli şahsa telefon ettiğini, yapılan işlemde hata olduğunun anlaşıldığını ve bu durumun düzeltileceğinin davalıya beyan edildiğini, kaldı ki, davacı şirket tarafından teslim edildiği iddia edilen depoların eksik teslim edildiğini ve bu durumun davacı tarafından kabul edildiğinin dinlenecek tanık beyanları ile sabit olacağını, teslimatta eksik gönderilen 2 adet deponun müvekkiline teslim edilmesi veya tanzim edilen faturanın davacı şirket tarafından düzeltilmesi beklenirken davacı tarafından ikame edilen İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2019/13165 E. sayılı icra dosyası ile eksik ödendiği iddia edilen bedelin tahsilinin talep edildiğini, bunun üzerine müvekkilinin davacıya ile hem sözlü hem de yazılı olarak iletişime geçtiğini, ancak davacı şirketten olumlu bir yanıt alamadıklarını, bu nedenle davalı tarafından icra tehididi nedeniyle İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2019/13165 E. sayılı icra dosyasında belirtilen borç miktarını ödenmek durumunda kaldıklarını, müvekkilinin uğradığı mağduriyeti diğer insanlarla paylaşmak adına google arama motorunda yorum yazarak yayınladığını, yorum metninde davacı şirket ile yaşadığı problemleri anlattığını ve davacı şirket ile çalışılması halinde temkinli olunması tavsiyesinde bulunduğunu, yorumun fiili duruma uygun olduğunu, haksız rekabet teşkil etmediğini, yorumun başka kişi ve kurumlarca da beğenildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu ifadelerin bütünüyle incelenmesinde davacı ile ticari ilişkiye girecek potansiyel müşterilerinin davranışlarını etkileyebilecek olduğu, olumsuz yargı oluşturabileceği, bu itibarla haksız rekabet oluşturacak nitelikte değerlendirilmesi gerektiği, alınan SMMM bilirkişi raporunda davacı  firmanın yasal defter ve dayanağı belgelerinin incelenmesinde, icra takibinin konusunun esas olarak 31.01.2019 tarihli 17.666,96 TL tutarlı, davalı tarafa kesilmiş olan satış faturasının davacının defterlerinde kayıtlı olduğu,  icra dairesine yapılan 25.10.2019 tarihli  ödeme ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlanmış olduğunun tespit edildiği; davalı tarafından verilen siparişlerle ilgili olarak teslim edilen ürünlere ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu, davalı tarafça bir kısım ürünlerin eksik teslim edildiğinden bahisle davacıya whatsapp programı üzerinden talepte bulunulduğu, fakat davacının talebi karşılamaksızın icra takibinde bulunduğu, davalının buna müteakip 21.10.2019 tarihli yazışmada \"yazışmaların hepsini sosyal medyada paylaşıp bu yaptığının ne kadar ahlak dışı olduğunu depo sektöründeki firmalara bildireceğim\" şeklinde beyanda bulunduğu, Anayasa'nın 36. maddesi ile \"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.\" hükmünün bulunduğu, davacının icra takibinde bulunma hakkının bulunduğu, buna karşın davalı tarafın da borçlu olarak icra takibine itirazda bulunma hakkının bulunduğu, icra takibine itiraz süresinin kaçırılmış olduğu düşünülse dahi davalı borçlunun menfi tespit davası yoluyla haklılığını ispat imkanının bulunduğu, davalı tarafça icra takibine itiraz edilmediği, takip konusu borcun bulunmadığına dair menfi tespit davası da açılmadığı, davacı tarafın icra takibine konu ettiği alacak, gerçekte teslim edilen mal bedelinden yüksek bir bedel olsa dahi davalının bu talebe karşı yargı mercileri yoluyla hakkını arama yoluna gitmeksizin üçüncü kişiler nezdinde davacının itibarını zedeleyici nitelikte yazılı yorumlarda bulunmasının hukuk düzenince korunamayacağı, davalının haksız rekabet oluşturan davranışı nedeniyle zarar gördüğü ileri sürülmüş ise de maddi zararın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından ... arama motorunda davacı şirket hakkında yapılan dava konusu yorumun haksız rekabet olduğunun tespiti ile bu haksız rekabetin durdurulmasına, karar kesinleştiğinde davalı tarafından yayımlanan yorumun kaldırılmasına, zarar hususu kanıtlanmadığından maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlanması nedeniyle taraf vekilleri huzurunda tanzim edilen 11.06.2020 tarihli anlaşmama tutanağı içeriğinde taraflar arasında müzakere edilen hususların \"Haksız rekabetten kaynaklı yorumun kaldırılması ve maddi tazminat talebi\" şeklinde belirtildiğini, arabuluculuk sürecinde davacı tarafından talep edilmeyen manevi tazminatın dava dilekçesinde talep edilmesinin mümkün olmadığını; davaya konu işleme dayanak  sevk irsaliyesinin müvekkili veya yanında çalışılan kişiler tarafından imzalanmamış olduğunu, yalnızca borcun varlığını iddia eden davacının ticari defterleri incelenerek tanzim edilen rapora dayanarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin delilleri toplanmadan yalnızca davacı delil ve iddiaları nazara alınarak karar verildiğini, müvekkili ile davacı şirket çalışanının 18.02.2019 tarihinde davalı şirketten icra takibine konu fatura içeriğinde belirtilen malzemelerin bir kısmının temini için görüşmelere başladıklarını, malzemelerin bedelinin 11.613 TL + KDV şeklinde belirtildiğini, daha sonrasında davalı tarafından malzemelere 20.02.2020 tarihli konuşma içeriği ile sabit olduğu üzere 5 tonluk dik depo daha ilave edildiğini, müvekkilinin 21.02.2020 tarihinde toplam bedeli sorması üzerine davacı şirket çalışanının toplam bedelin KDV dahil 13.700 TL olduğunu belirttiğini, bunun üzerine davalı tarafından aynı gün 21.02.2020 tarihinde 13.700 TL'nin davacı şirket hesabına gönderildiğini, 08.08.2020 tarihinde davacı şirket çalışanı tarafından yapılan teslimata 2 adet fazladan depo eklendiğinin belirtildiğini, ancak müvekkilinin yaptığı kontrollerde fazladan depo eklenmediğinin anlaşılması üzerine müvekkilinin durumu davacı şirket çalışanına anlattığını, yapılan işlemde hata olduğunun anlaşıldığını, ancak davacının İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2019/13165 E. sayılı icra dosyası ile eksik ödendiği iddia edilen bedelin tahsilinin talep edildiğini, bu dosya borcunun ödendiğini, müvekkilinin borcu olmadığı halde daha fazla adli yargıyı meşgul etmemek ve Bodrum'da ikamet ediyor olması nedeniyle dava ve arabuluculuk görüşmeleri için İzmir'e sürekli gidip/gelmesinin kendisine yüklü miktarda masraf doğurma ihtimalini nazara alarak dosya borcunu ödemek durumunda kaldığını, icra tehdidi ile ödeme yapılmış olması nedeniyle, ödenmiş dosya borcu için menfi tespit davasının açılamayacağı, ancak istirdat davasının ikame edilebileceğini, istirdat davası için ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüş olup eldeki davaya ilişkin tensip zaptı ve dava dilekçesi müvekkiline tebliğ edildiğinde davalının istirdat davası açmak için hak düşürücü süresinin dolmuş olduğunu, müvekkili tarafından sunulan mesaj içerikleri ve yine eldeki davadaki cevap dilekçelerinde açıkça borcun varlığı inkar edilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesince davalı tarafından borca itiraz edilmediği ve menfi tespit davası açılmadığı gerekçesiyle davalı delilleri değerlendirilmeden borcun varlığının kabulünün hukuka aykırı olduğunu, yorumun başka kişi ve kurumlarca da beğenildiğini, manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t: Dava, haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, TTK'nın 56. maddesi hükmü doğrultusunda maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tHaksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2 nci maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, Ankara, 2018, s. 350).<br>\tTürk Ticaret Kanunu'nda haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda TTK’nın 54/1 inci maddesinde haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu belirtildikten sonra; aynı Kanun'un 54/2 nci maddesinde ise haksız rekabete ilişkin genel ilke “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması aranmamıştır. Bununla birlikte failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında önem arz etmektedir. (Yargıtay HGK 08.02.2023 tarihli 2021/11-944 E. 2023/62 K. sayılı ilamı)<br>\tSomut olayda, davalı tarafından internette ... arama motoruna davacı şirket hakkında, satılan ürünleri teslim etmediği, satış bedelini icra yoluyla tahsil ettiği yönünde yorum yazıldığı, bu yorumun davacı şirket bakımından TTK'nın 56/1-e ve 58. maddeleri kapsamında zarara uğratıcı nitelikte olduğu, davalının bu iddialarını hukuki yollarla davacı şirkete karşı ileri sürmemiş olduğu da dikkate alındığında, az yukarıda açıklanan haksız rekabet şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06.03.2024 <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"adb7ae3614405004","SID":"37b58b85aa74840a"}}