{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2021/2926 - 2024/531<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/2926 <br>KARAR NO\t: 2024/531<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t:  <br>ÜYE\t:  <br>ÜYE\t:  <br>KATİP\t:  <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 24/09/2021<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br> <br>DAVALILAR\t: 1- ... <br>\t   2- ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVA\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br><br> <br>KARAR TARİHİ\t: 04/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 05/03/2024<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/09/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>                                            GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... Sigorta A.Ş nezdindeki ... nolu kaskolay genişletilmiş ticari kasko-poliçesine istinaden ... adına sigortalanmış ... plaka  ile sigortalı araç ile ... kavşağı ... bulvarını takiben...  karayolu istikametinde mülkiyeti davalılardan ...'a ait olan  olay tarihinde diğer davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... dorse plakalı ... plaka sayılı çekici  arasında maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, olaydan sonra tutulan tespit tutanağına ve kazanın oluş şekline göre davalılardan ... 'in işleteni ve diğer davalı ... 'ın sürücüsü olduğu ... plakalı ... plaka sayılı çekicinin tam kusurlu olduğunu, diğer dava dışı işyeri sahibi şirketin ise olayda herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketi bu kaza nedeniyle zarar uğrayan sigortalısına 81.900,00 TL maddi tazminat ödediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 1301. Maddesi hükmüne göre müvekkili sigorta şirketi, zarara sebebiyet verenlere karşı talep ve dava hakları bakımından sigortalısının kanuni halefi olduğunu, bu nedenle 55.100,00 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın rücuan tazminat davası olduğunu, tacir olan sigorta şirketinin davayı görevli Ticaret Mahkemesine açması gerektiğini,  aracı sigorta eden ... Sigorta A.Ş'nin acentası ... Sigortanın ... ilinde bulunduğunu, ancak kazaya karışan ... plakalı aracın ...  ilinde seyir halinde olduğunu, bu aracın ... ilinde sigorta ettirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, davacı şirketin dava dilekçesinin açıklayıcı olmadığını, dava dilekçesinde kaza nedeniyle zarara uğrayan sigortalısına 81.900,00 TL ödeme yaptığını beyan ettiğini, dava dilekçesinde dava değerini kısmına ise 55.100,00 TL yazdığını belirterek davanın öncelikle görev yönünden reddine, dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesie yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kabulü ile; 55.100,00 TL alacağın ödeme tarihi olan 15/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalılar vekili istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkemece dosya kapsamındaki itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin kaldırma ilamından önceki kararın aynen tekrar edildiğini, ilk derece mahkemesinin 23.05.2017 tarihli duruşmasına sunmuş oldukları mazeretlerinin kabul edildiğini ve dosyanın kusur bilirkişisine gönderilmesi için gerekli olan gideri avansını yatırmaları için taraflarına kesin süre verildiğini, ancak taraflarına tebligat çıkartılmadığını, duruşma tutanağının taraflarına tebliğ edilmemesinden dolayı verilen kesin süreden haberdar olamadıklarını, bu nedenle sürenin başlamamış olduğu dikkate alınarak taraflarınca yatırılan gider avansından masrafın karşılanması ile dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, dosya kapsamında alınan kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, davaya konu trafik kazasının tarihinin 04.04.2014 tarihinde  saat 12.30 sıralarında meydana geldiğini, davacı sigorta şirketi tarafından yapılan kasko poliçesinin ise 04.04.2014 tarihinde yapıldığını, ancak poliçede saatin belirtilmediğini, davacı tarafından düzenlenen poliçenin saatinin kaza saatinden sonra gerçekleştiğini, sigorta şirketinin sigortalısı tarafından poliçe bedelinin ödendiği tarih ve saatinin tespiti gerektiğini, müvekkili ...'un kazaya karışan ... plakalı çekici ve ... plakalı dorseyi 31.01.2014 tarihinde diğer müvekkili ...'a kiraladığını, uzun süreli kiralarda araç sahibinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili ...'un da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin dava önceden önce müvekkillerini temerrüde düşürmediğini, müvekkillerine herhangi bir ihtar yapılmadan dava açıldığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte karar tarihinden itibaren faiz alınmasına karar verilmesi gerekirken ödeme tarihinden itibaren faiz alınmasına karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasından kaynaklı meydana gelen zarar nedeni ile hak sahiplerine ödenen bedelin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. <br>Mahkemece davanın kabulü ile; 55.100,00 TL alacağın ödeme tarihi olan 15/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Davalılar vekilinin kazanın oluşumunda tarafların kusur durumuna ilişkin olarak yapmış oldukları istinaf başvurularının incelenmesinde; <br>Davacı tarafından ilk olarak ...  Tüketici Mahkemesine rücuen tazminat davası olarak iş bu dava açılmış, tüketici mahkemesi tarafından sonradan görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi ise davanın haksız fiilden kaynaklı rücu davası olduğu belirtilerek görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesi ile yeniden görevsizlik kararı verilmiştir. <br>Asliye hukuk mahkemesince yapılan yargılama sırasında kazanın oluşumuna ilişkin olarak 27.10.2016 günlü kusur bilirkişi raporu alınmıştır. Söz konusu rapor taraf vekillerine usulünce tebliğ edilmiş, davalılar vekili kusur raporuna ilişkin süresi içerisinde itirazda bulunmuştur. Mahkemesince ilk olarak 09.03.2017 günlü ara karar ile davalıların kusura itirazlarının değerlendirilebilmesi amacı ile İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasına karar verilmiş ve eksik gider avansının yatırılması hususunda davalı vekiline kesin süre verilmiştir. Ne var ki, bu celseye davalılar vekili katılmamış, mazeret bildirmiştir. Mahkemenin gider avansının yatırılmasına ilişkin 1 nolu ara kararının davalılar vekiline tebliğine ilişkin dosya arasında herhangi bir tebliğ parçası bulunmamıştır. Davalılar tarafından miktarı belirtilmeyen gider avansı yatırılmamıştır. Mahkemesince bu kez 23.05.2017 günlü ara karar ile davalılar vekiline 500,00 TL gider avansının yatırılması konusunda 2 haftalık kesin süre verilmiş olup, bu kesin süreye ilişkin duruşma zaptını içeren tebligatın da davalı vekiline gönderilmediği anlaşılmaktadır. Sonrasında mahkemesince 03.10.2017 günlü ara karar ile süresi geçtikten sonra gider avansının yatırıldığı gerekçesi ile kesin sürede gider avansı yatırılmadığı belirtilerek davalıların kusura ilişkin itirazlarının reddi ile işin esası hakkında hüküm kurulduğu görülmüştür. <br>Ne var ki, mahkemesince davalıların kusura ilişkin itirazları kabul edilmiş ve buna ilişkin itirazlarının değerlendirilebilmesi bakımından bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu hususta 23.05.2017  ve 21.09.2017 günlü celselerde eksik gider avansının yatırılması konusunda davalılar vekiline kesin süre verilmiş ise de, ilk verilen kesin sürede ne kadar miktar gider avansınını yatırılacağının belli olmadığı, ikinci verilen kesin sürede ise gider avansı miktarı belli ise de, davalılar vekilinin katılmadığı celsede yapılan ihtara ilişkin duruşma zaptının davalılar vekiline tebliğ edilmediği, dolayısıyla davalılar vekilinin gider avansının yatırılması konusunda haberinin olmadığı anlaşılmaktadır. Davalılar vekiline usulüne uygun ihtar yapılmadan kesin süre verilmiş olması ve akabinde bu kesin sürenin gereğinin yerine getirilmediği belirtilerek davalıların kusura ilişkin itirazlarının değerlendirilmeksizin yargılama yapılarak karar verilmesi hatalı olmuştur. <br>Aynı şekilde asliye hukuk mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karardan sonra davalıların istinafı üzerine Adana BAM 9. Hukuk Dairesi tarafından yargılamanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, Adana BAM 9. Hukuk Dairesinin 2018/1361 Esas 2019/905 Karar sayılı kararı sonrasında ...  Asliye Hukuk Mahkemesince asliye ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. ...  Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da davalıların kusura ilişkin itirazları hususunda herhangi bir rapor alınmaksızın davanın kabulü şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Şu halde, öncelikle davalıların itirazlarının değerlendirilebilmesi bakımından kusur raporu alınmasına karar verilmiş ve sonrasında davalıların haberi olmadığı gider avansını yatırmadığı şeklinde gerekçe ile bu kusur raporunun alınmasından vazgeçilmesine karar verilmesi davalıların savunma hakkının ihlali kapsamındadır. <br>Bu nedenlerle heyetimizce davalıların kusura ilişkin itirazlarının değerlendirilebilmesi bakımından dosya 3 kişilik kusur konusunda uzman bilirkişi heyetine teslim edilmiştir. Dairemizce alınan heyet bilirkişi raporunda kazanın oluşumunda davalı sigortalı araç sürücüsünün tali %40 oranında kusurlu olduğu, davacı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün ise asli kusurlu olduğu kabul edilmiştir. <br><br>Dairemizce alınan kusur bilirkişi raporuna karşı taraf vekilleri itiraz etmiş iseler de, heyetimizce alınan 3'lü heyet bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Şöyle ki, her ne kadar asliye hukuk mahkemesince alınan 27.10.2016 günlü Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda davalı  sürücünün kavşağa kendisinden önce giren sürücüye ilk geçiş hakkını vermeyerek geçiş önceliğine uymadığı gerekçesi ile tam kusur verilmiş ve sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığı belirtilmiş ise de, heyetimizce alınan 3'lü bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kazanın meydana geldiği kavşağın dönel kavşak olduğu, kaza raporu ve krokisinde kazanın meydana geldiği kavşakta geçiş önceliğini belirtir şekilde başka bir levhanın bulunmadığı, dönel kavşak işaretinin modern dönel kavşağın her girişine konulması gerektiği, söz konusu modern dönel kavşakta geçiş önceliğinin kavşak içerisinde bulunan araca ait olduğu, kavşak yaklaşımında dönel ada veya dönel kavşak işaretinin bulunması gerektiği, yol ver işaret levhası veya dur işaret levhası ile desteklenmediği sürece geçiş önceliğinin dönüş adası içerisinden çıkış yapan araca verilemeyeceği anlaşılmaktadır. Kazanın meydana geldiği kavşakta da söz konusu trafik işaretlemelerinin yapılmadığı, diğer bir ifade ile dönel kavşak içerisinde bulunan aracın geçiş önceliğinin bulunduğunun kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla söz konusu kavşak kontrolsüz dönüş adalı kavşak niteliğindedir. Bu kapsamda kazaya karışan tarafların kusur oranları değerlendirildiğinde kontrolsüz kavşakta davacı sigortalı araç sürücüsünün kavşak içerisinde duraklayarak sağ tarafından gelen davalı sürücüye ait araca geçiş önceliğini vermesi gerektiği halde geçiş önceliği kuralına uymadığı gerekçesi ile davacı sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda asli kusurlu olarak kabul edilmiş olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmamaktadır. Aynı şekilde davalı araç sürücüsünün ise kavşağa yaklaşırken geçiş önceliğinin kendisine ait olmasına rağmen aracının hızını yol, trafik ve hava şartlarına uygun şekilde ayarlamamış olması nedeni ile tali kusurlu olarak verilmiş olması yerinde olmuştur. Bu nedenlerle dairemizce alınan heyet bilirkişi raporuna üstünlük verilmiş, tarafların dairemizce alınan kusur bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>Dairemizce alınan kusur bilirkişi raporu sonrasında davacının uğramış olduğu zararın tespiti bakımından yapılan değerlendirmede, dosya içerisinde bulunan ödeme dekontuna göre davacı sigorta şirketinin kendi sigortalısına araçtaki hasar nedeni ile 71.019.89 TL ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Kazanın oluşumunda davalı sürücünün %40 oranında kusurlu olduğu anlaşıldığına göre söz konusu zarar miktarının 28.407,95 TL miktarından davalıların sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, davalı araca ait sigorta şirketi tarafından davacı kasko sigorta şirketine 26.800,00 TL hasar ödemesi yapılmış olduğu, davacı tarafından da kabul edildiğine göre yapılan bu ödemelerin mahsubu neticesinde sonuç olarak davalıların sorumlu olduğu zarar miktarının 1.607,96 TL olduğu anlaşılmıştır. Buna göre mahkemesince tarafların kazanın oluşumundaki kusur oranları, davacı sigorta şirketinin kendi sigortalısına yapmış olduğu ödeme miktarı ve dava dışı ZMMS şirketinin yaptığı ödeme dikkate alınarak davanın 1.607,96 TL miktar üzerinden kabulüne karar verilmesi gerektiği halde davalıların kusura ilişkin itirazları değerlendirilmeksizin davanın tümü ile kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılması gerekmiştir.<br>Davalılar vekili, her ne kadar davacı sigorta şirketi tarafından düzenlenen kasko poliçesinin kaza tarihinden sonra düzenlendiğini ileri sürmüş ise de, dosya arasında bulunan davacı sigorta şirketi tarafından sunulan poliçe ve poliçenin düzenlenmesine ilişkin belgeler birlikte değerlendirildiğinde söz konusu poliçenin kaza tarihi ile aynı gün ve fakat saat 12.05  sıralarında tanzim edildiği, davaya konu kazanın ise poliçe düzenlendikten sonra saat 12.25 sıralarında gerçekleştiği, dolayısıyla kaza tarihi itibarı ile davacı tarafından düzenlenen geçerli bir kasko poliçesinin bulunduğu anlaşıldığından davalının buna ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. <br>Davalılar vekili her ne kadar faiz tarihinin hatalı olduğunu belirtmiş ise de, bilindiği üzere rücu tazminat davalarında faiz ödeme tarihinden itibaren başlamaktadır. Davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı araç malikine 15.05.2014 gününde ödeme yapıldığına göre bu tarihten itibaren faiz uygulanmasında herhangi bir yanlışlık bulunmamaktadır. Bu yönü ile de davalıların istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı vekili davaya konu kazaya sebep olan aracın müvekkili ... tarafından 31.01.2014 tarihinde diğer müvekkili ...'a kiraladığını, uzun süreli kiralarda araç sahibinin sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle müvekkili ... yönünden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna karar verilmesinin hatalı olduğunu, ileri sürmüştür. Her ne kadar taraflar arasında bir kiralama sözleşmesi dosya arasına sunulmuş ise de söz konusu  sözleşmenin ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olduğu hususunda bir delil sunulmamıştır bu kapsamda kazaya sebep olan aracın aracın fiilen davalı ...'a tesliminin hangi tarihte yapıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı araç üzerindeki ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu husuna ilişin bir delil ibraz edilmediği yine  kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine  bildirildiğine dair delil gösterilmediği, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenmediği anlaşılmakla davalı ...'in işletenlik sıfatının son bulduğu kanıtlanamamış olmakla bu davalının işleten olarak kabulü ile zarardan sorumlu tutulmuş olmasında bir yanlışlık bulunmamaktadır. <br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; <br> HMK 353/1-b-2 maddesine göre\" Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına karar verilmesi kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE; <br>2-HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/09/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, <br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında  karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;<br>3-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;<br>-1.607,96 TL alacağın ödeme tarihi olan 15/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>4-a)-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 941,00 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 513,40 TL harcın davacıya iadesine, <br>b)-İlk derece mahkemesince 24.09.2021 günlü karar ile davalılardan tahsiline karar verilen harcın davalılardan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine,  tahsil edilmiş ise ilgilisine iadesine,<br> c)-Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırına iadesine,<br>5-Davacı tarafından yatırılan 941,00 TL peşin harç ve 25,20 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 966,20 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya iadesine,<br>6-Davacı tarafından yargılama aşamasında harcaması yapılan 206,30 TL keşif harcı ile birlikte posta masrafı, tebligat gideri ve bilirkişi ücreti olan 1.057,00 TL ile birlikte 1.263,30 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 36,87 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>7-Davalılar tarafından yargılama aşamasında harcaması yapılan 126,55 TL giderin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 122,86 TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, bakiye giderin davalılar üzerinde bırakılmasına, <br>8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesap olunan 1.607,96 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>9-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden reddolunan kısım yönünden   karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesap olunan 1.607,96 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine<br>10-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine, <br><br>İstinaf giderleri bakımından;<br>11-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti  takdirine yer olmadığına,<br>12-Kesin olan iş bu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>13-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep  halinde iadesine,<br>14-Davalılar tarafında istinaf aşamasında harcaması yapılan posta masrafı, tebligat gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.253,60 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.05.03.2024<br><br>               Başkan                  Üye                 Üye                    Katip                          <br>                          İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"354cc45f1d100d1d","SID":"d21ff826d8ac53f0"}}