{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1074 <br>KARAR NO\t\t: 2024/174<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/03/2020 (Dava) - 08/07/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/179 Esas - 2021/626 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 01/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2021 tarihli 2020/179 Esas ve 2021/626 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalıların kredi borçlusu ve kefili olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında borcun ödenmemesi nedeni ile müvekkilinin davalılar aleyhine açtığı İzmir 2. İcra MD'nün 2019/14754 E sy takibe davalıların itiraz etmesi nedeni ile takibe itirazın iptali ile takibin davamına ve likit olan alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Kefil olarak gösterilen şahıs müvekkiller kredi sözleşmesine kefil olur iken kredi kartı sözleşmesine taraf ve kefil olmamıştır.  Kredi kartından kaynaklı borçtan sorumlu değillerdir. Hazine desteği vasıtasıyla sağlanan finansal teminatların hüküm ve koşulları gibi hususları düzenleyen KG Kurumlarına sağlanan Hazine Desteğine ilişkin karar 10.10.2018 tarihinde yayınlanan 162 sayılı kararname ile değiştirilmiş kararın 6. Mad. 2. Fıkrası  gereği 15.08.2018 tarihli 30510 sayılı resmi gazete yayınlanan Finansal Sektöre Olan Borçların yeniden yapılandırılması Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılandırma imkanı olması gerekir hükmü eklenmiştir. Şirket tarafından bankaya yapılandırma talebinde bulunulmuş ancak davacı banka tarafından mevzuat ve yapılandırma talebi göz ardı edilerek kötü niyetli olarak davaya konu icra takibi başlatılmıştır. Şirketin kullanmış olduğu ticari kredi taksitli ödemeyi içermekle birlikte şirket borcunu zamanında ödemiştir. Kısa süreli gecikme nedeni ile kredi hesabı 08.10.2019 tarihinde kat edilmiş keşide edilen ihtarla 24 saat gibi kısa bir sürede tüm gelecek vadeli ödemelerin Muaccel hale geleceği ihtarı iyi niyet kurallarına aykırıdır. Şahıs müvekkillerin tümünün evli olup eş rızası beyanlarının alınmadığını, TBK 583 md. belirtilen şartlar sağlanmamış eş muvafakatleri alınmamıştır.Talep edilen borç zaman aşımına uğramıştır.  Açıklanan nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.   borcun zaman aşımına uğradığını, davanın reddine ve takip açmakta kötü niyetli olan davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''...Davanın KISMEN KABULÜ ile, İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2019/14574 E sayılı takip dosyasında davalıların itirazının kısmen iptali ile takibin kredi kartından dolayı 19.933,77 TL asıl alacak, 1.158,50 TL işlemiş faiz, 57,93 TL faizin %5 gider vergisi toplamı 21.150,20 TL alacak ve KMH alacağından dolayı 25.909,37 TL asıl alacak, 340,28TL işlemiş faiz, 17,02 TL faizin %5 gider vergisi toplamı 26.266,67 TL alacak olmak üzere toplam 47.416,87 TL üzerinden devamına, 47.416,87 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacı bankanın takip tarihinden itibaren 19.933,77 TL asıl alacağına yıllık %24 ve 25.909,37 TL asıl alacağına yıllık %19,20 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi uygulamakta muhtariyetine...'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4'üncü ve 5'inci maddeleri kapsamında kredilerin donuk alacak sınıflandırılması için 90 gün gecikme süresi öngörüldüğünü, hatta bu sürenin ülkemizin de içinde bulunduğu pandemi süreci neticesinde önce 180 güne ardından son BDDK kararı ile 270 güne çıkarıldığını, ancak davacı bankanın yalnızca 1 günlük gecikme ile hesabı kat etmesinin bankacılık mevzuatına uymayarak kötü niyetli olduğunu, davacı  bankaca müvekkili şirketin kredi hesabının kat edilmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. madde hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki \"Şirket Kredi Kartı\" ve \"Şirket Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi\" başlıklı kısımlarında şirket kredi kartı ile ilgili sözleşmelerde genel kredi sözleşmesinin eki olduğu, kredi kartı üyelik sözleşmesinde hüküm bulunmaması halinde genel kredi sözleşmesindeki hükümlerin uygulanacağının akdedildiğinin belirtildiğini ve bu kapsamda değerlendirmeler yapıldığını, ancak bu husus hatalı olup hukuka aykırı olduğunu,  kaldı ki, dosyada mübrez müvekkilleri ve davacı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmeleri incelendiğinde genel kredi sözleşmelerinin düzenlenme tarihlerinin 02.07.2012, 15.11.2012 ve 16.09.2014 olduğunun sabit olduğunu, genel kredi sözleşmelerinin düzenlenme tarihlerinin kredi kartı sözleşme tarihinden bir yıldan sonra olduğunu, bu nedenle kredi kartı sözleşmesinin düzenlendiği tarihte müvekkili şirket ile davacı banka arasında herhangi bir genel kredi sözleşmesi yok iken varmışcasına atıf yapılmasının kabul edilebilir olmadığını, kredi kartı sözleşmesi bu nedenle ayrı bir sözleşme olup iddia edilen borcun da bu sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu haliyle kredi kartı sözleşmesi tek başına değerlendirildiğinde alacağın muacceliyet koşulları ve tarihi, faiz oranları ve borçtan sorumlu kişilerin bilirkişi raporunda belirtilenden farklı olacağını, kaldı ki, 27.06.2011 tarihli kredi kartı sözleşmesine yalnızca müvekkili şirketin taraf olduğunu, başkaca bir taraf ve kefilin de mevcut olmadığını, yalnızca bu sebeple dahi şahıs müvekkillerinin kredi kartı borcundan dolayı kefil sıfatıyla sorumlu olmalarının hukuka aykırı olduğunu, şirket ortaklarının kefaleti konusunda eş rızasının alınmasına dair 6455 sayılı kanunun 77. maddesinin bilirkişice de belirtildiği üzere 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe girdiğini,  bilirkişice raporda \"2012 tarihli sözleşmelerle ilgili olarak .... ve ...'in eş muvafakatleri alınmıştır.\" şeklinde ifade edildiğini, bu durumda borçlu olarak gösterilen müvekkili ...'ın eşinden herhangi bir rıza alınmamış olup kefaletinin bu nedenle geçersiz olduğunu, ayrıca dosyada mübrez ilgili eş muvafakat yazılarının incelenmesinde görüleceği üzere muvafakat yazıları üzerinde oynamalar yapılmış olup tahrifat olduğunu, tahrifat nedeniyle işbu muvafakat iradeleri de sakata uğramış olmakla geçerliliğini yitirdiğini, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporundaki faiz başlangıç tarihleri, temerrüt tarih ve faiz oranlarının hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek, tüm davalı müvekkilleri yönünden kararın kaldırılmasına veya bozulmasına, davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olarak alacaklı aleyhine takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br><br>Dava, davacı ve davalı şirket arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine istinaden asıl borçlu davalı şirket ve kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalayan diğer davalılar aleyhine vadesinde ödenmeyen borç nedeni ile alacağın tahsili amacıyla davacının başlattığı icra takibine davalıların itirazının iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davalılar vekilince istinaf edilmiştir.<br>Davaya konu icra dosyasında davacı banka, davaya konu kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağının tahsili için ilamsız icra yoluyla takip yapmış; İzmir 2. İcra Müdürlüğü 2019/14754 E. sayılı  dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalılar aleyhine 06/11/2019 tarihinde toplamda 47.618,30 TL alacak için ilamsız icra takibine başlandığı, davalıların 11/11/2019 tarihli itiraz dilekçesi ile süresinde borca, faiz, faiz oranı ve tüm  ferilerine itiraz edilmesi üzerine, İcra müdürlüğünün 11/11/2019 tarihli  kararı ile takibin durdurulmasına karar verilmiş, dava, İİK'nun 67(1) maddesinde belirtilen hak düşürücü süre içinde açılmıştır. <br><br>Somut olayda; ... Bankası A.Ş. ve davalı .... Şti. arasında 02/07/2012 düzenleme tarihli 216.325.-TL limitli , 15/11/2012  düzenleme tarihli 350.000.-TL limitli  ve  16/09/2014 düzenleme tarihli  500.000-TL  limitli  Genel Kredi Sözleşmeleri ile 27/06/2011 düzenleme tarihli Şirket Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi  imzalandığı, Genel Kredi Sözleşmesinin 2.4 maddesinde, Şirket kredi kartı ile ilgili hüküm bulunmakta olup, Şirket Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesinin  iş bu  sözleşmenin eki olduğu, Şirket Kartı Üyelik Sözleşmesinin de 19. Maddesinde sözleşmenin Genel Kredi Sözleşmesinin eki olduğu belirtilmiştir. Genel Kredi Sözleşmelerini davalılar  ..., ... ve ... müteselsil  kefil sıfatıyla imzalamışlardır.Her birinin kefalet limiti 1.265.000.-TL olarak belirlenmiştir. 6098 Sayılı TBK kefalet  hükümleri çerçevesinde kefalet tarihi, kefalet limiti ve kefalet türü el yazısı ile yazılmış,  ayrıca el yazısı ile  “ Müşteriniz .... Şti. nin işbu sözleşme içerisinde imza attığım tarihten önce doğmuş ve doğacak borçlarıda dahil olmak üzere kredi sözleşmesinden doğan borçlarını kapsamak üzere  (290.000+350.000)  02/07/2012 ve 15/11/2012 tarihi itibari ile müteselsil kefil olduğu ve yükümlülük altına girdiğimi kabul ve beyan ederim” ibaresi imzalanmıştır.16/09/2014 tarihli  sözleşme sonunda: Kefaletin önceki borçları da kapsadığı beyanına “ Evet” yanıtı verilmiş ve el yazısı ile yukarıdaki şartlarla müteselsil kefil olduğumu kabul ediyorum ibaresi yazılmak suretiyle davalı müteselsil kefiller tarafından  imzalanmış, 2012 tarihli sözleşmelerle ilgili olarak ... ve ...’in eş muvafakatlerinin alındığı anlaşılmıştır.<br>Davalılar vekili, davalı kefiller yönünden TBK'nun 583.maddesinde aranan şekil şartlarının somut olayda var olmadığı, bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını iddia etmiş ise de; bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere TBK'nun 583.maddesinde aranan şekil şartlarının mevcut olduğu, davalı kefillerin sorumlu oldukları azami miktar, kefalet türü ve kefalet tarihinin kendi el yazıları ile yazılı bulunduğu, sözleşme örneklerinden de anlaşılmakla davalılar vekilinin bu yöndeki iddiası haklı görülmemiştir. <br>Davalılar vekili, davalı kefiller yönünden eşlerinin rızalarının alınmadığını, bu nedenle kefaletlerinin geçerli olmadığını iddia etmiş ise de; 02/07/2012 tarihli ve 15/11/2012 tarihli sözleşmelerle ilgili olarak ... ve ...’in eş muvafakatlerinin alındığı bu tarihte diğer davalı ...ın henüz evli olmadığı 05/06/2015 tarihinde evlendiği nüfus kaydının incelenmesinden anlaşılmış; son olarak imzalanan sözleşme ise 16/09/2014 tarihli  sözleşme olup TBK'nun 584(3) maddesi kapsamında \"Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler,\" yönünden eş rızasının aranmayacağına ilişkin hüküm bulunduğu, davalı gerçek kişi kefillerin davalı borçlu şirketin ortakları olmakla buna göre davalı gerçek kişilerin eşlerinin rızalarının bulunmasının gerekmediği anlaşılmakla, davalılar vekilinin bu yöndeki itirazları yerinde değildir.<br>Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; davacı ve davalı şirket arasında imzalanan 02/07/2012 tarihli, 15/11/2012 tarihli ve 16/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmelerinde diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla kefaletlerinin ve  imzalarının bulunduğu, davalı kefiller yönünden TBK'nun 583.maddesinde aranan şekil şartları kefalet sözleşmelerinde mevcut olup, yukarıda açıklandığı üzere eş muvafakati yönünden de davalıların itirazlarının yerinde olmadığı; genel kredi sözleşmesi kapsamında davacı banka, kredi ödemelerindeki aksamalar üzerine, davacı bankanın hesabı kat edebilmesi için yasal koşulların oluştuğu, davacı sözleşmenin kendisine verdiği yetkiye istinaden kredi hesaplarını 08/10/2019 tarihinde kat ederek davalılara  İzmir Bornova 1. Noterliği'nin 08/10/2019  tarih ve 23892 yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ederek   ... no.lu kredi kartından dolayı 20.767.88-TL, 1190 6298530 no.lu krediden dolayı 10.239.38-TL, 1190 6299989 no.lu krediden dolayı 15.521.99-TL ve 148-TL pos ücreti olmak üzere toplam: 46.677.25-TL’nin  ihtar tebliğinden itibaren 24 saat içerisinde ödenmesini, aksi taktirde yasal yollara başvurulacağını ihtar edildiği, davalıların kat ihtarına konu borç yönünden ödeme yapıldığına dair bir belge sunmadığı;  dosya kapsamında uyuşmazlık konusunda uzman bankacı bilirkişiden alınan 15/01/2021 tarihli raporun  açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu; davalılar vekili rapora süresinde itiraz etmiş ise de itiraz ettikleri hususların yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Belirtilen gerekçeye göre mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olmakla davalılar vekilinin tüm itirazları yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalılar vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2021 tarihli 2020/179 Esas ve 2021/626 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>Davalılardan alınması gereken 3.239,05-TL istinaf karar harcından peşin alınan  809,77-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 2.429,28-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br> 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br> 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  01/02/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db8757b15db3d96b","SID":"a9a0253d6c80d7b8"}}